10 Temmuz 2013 Çarşamba

ve ali ismail.. ve ethem ve abdocan.. ve mehmet..

dün hastaneden çıkarken geç bir saatte.. avluda kimse kalmamıştı. tek araba benimki idi.. 
kocaman saksılar var hastanenin avlusunda.. içinde sardunyalar.. alliumlar.. gümüşümsü salvialar..
akdenizi seven biri ekmiş bu saksıları dedim..
zamanında..

ilk geldiğim günü anımsadım sonra..
yürüyerek avluya girişim.. yerdeki parke taşları üzerinde ilerleyişim.. dün gibi..
hatta beynimde bir öykü oluşur gibi oldu.. sözcükler zorladı gene.. çıkmak için.. bir sayfaya dizilmek için..
zamanı.. parke taşlarını ve saksılara çiçek diken birinin öyküsü olabilirdi pekala.. bu..
oturup güzel şeylerden bahsetmek istedim bir süredir ilk defa..

ama..
gece.. 
bir meslek odasının faaliyetlerinin azaltılıp odanın içini boşaltıp..
neredeyse bir mahalle kıraathanesine  dönüştürülmesini duyduk.. 
meclis kararı ile..

ve sonra..
bu sabah..
öyküyü değil ama bir kaç kez başladığım..
kendi çocuklarımdan yola çıkarak.. aldığım bazı notları ekleyeyim dedim.. bari.. 
blog boynu bükük duruyor.. sözcükler her fıratta beynimi dürtüyor..

ve sonra..
ali ismailin ölümünü haber aldık..

önce..
palalı tutuklandı ve yeniden serbest bırakıldı..
aylin kotil yürüyor bir başınaydı katılanlar oldu.. 
mısırda şeriat kuruldu mısırlı yağmurdan kaçarken doluya yakalandı..
zihinsel özürlüye tecavüz eden serbest kaldı..
kuşdiline avm yapılması durduruldu..
bir iyi bir kötü haber.. git gel..

ve sonra..
ve ali ismail öldü..

bu kez ders aldım..
sivas olaylarından.. o zamanlar daha önemli ne bulduysam ilgilenecek.. hangi kanallar bana bildirmediyse bazı gerçekleri..
tanıyamamıştım kurbanları ve öyle üzgünüm ki.. öyle suçluluk duyuyorum ki..
 öyle kızgınım ki kendime.

bu sefer.. her bir gencimizi.. her bir yaralanananı.. komadakini  takip etmeye çalışıyorum..
kendi yakınımmışçasına..
ameliyathane kapısında yoğun bakım önünde.. bekleyenmişimcesine..
her birini tanımaya.. yüzlerini bilmeye.. yaşamlarını.. kimliklerini anlamaya çalışıyorum..
hacettepede yatan dilan  kızımızın şuuru açılınca sevinip..
okmeydanında yatan berkin çocuğa kaygılanıyorum uzadı diye yoğun bakım süresi..
lobnanın konuşma bozukluğunu öğrenince için daralıyor.. 
hele pazartesi günü başından gaz kapsülü  ile yaralanan mustafa ali çocuğumuzun düştüğü anda sara nöbeti geçirdiğini duyunca.. biraz da anlayan olunca.. içim kasılıyor.. daralıyor..
yoğun bakım ruhsuz biyerdir.. bilirim.. bakımı yüksektir ama .. hep aynı ışığın altında durduğunuz  hep aynı ısıda olduğunuz hiç durmadan birilerinin hayati verilerinizi ölçtüğü bir yerdir..
kapısının önü  ayrıdır onun..
duyguların en yoğunu.. acıların endişelerin korkuların en yoğunu ordadır..
bilirim..
sıcaklık olup her birini sarmak..
kol olup kanat olup her birine sarılmak okşamak isterdim..
keşke böyle bir doğa üstü gücüm olaydı..
yine de haklarında bulabildiğim herşeyi duyup öğrenmeye bu sayede..
onları düşünürken isim değil..
kişi olarak bilmeye..
insan sıcaklığımla sarmaya çalışıyorum..
ama fayda etmiyor..
ali ismail öldü..
dünya bir kere daha değişti..

ali ismail öldü..
hem de kötülükler silsilesi içinde öldü...
oysa daha yaşamaya başlamamıştı ki....
lanetten korkar kimi..
ama korkmuyorum..
dilerim.. özgürlük eşitlik adalet ve doğa için yollara dökülen ali ismail...
..ve medeni.. ve ethemin ... abdocanın ve mehmetin 
onları ne pahasına olursa olsun durdurma emri alan ve uygulamaya çalışan..
mustafanın   yaşamının son bulmasına yol açan .. 
herkes..
 en tepeden en alta tüm zincir..
hepsi..
ok ve yay 
ve oku tutan el 
ve oku at diyenler..
ve onların yalakaları..
ve anlamazlıktan gelmeye çalışanlar ve hala ölenlere kara çalanlar..
ve sürekli su testisiydi kırıldı..
ne işi vardı.. diyenler.. 
hepsi..
o karanlık ruhlular..
karanlıktan çıkamasınlar 
dilerim....

bu acılarımızdan.. 
onların analarının acılarından daha beterini yaşarlar......
dilerim ..

yüreğimin en saf kalabilmiş köşesinden dilerim.. 
yaradanım bu çocukları alıp.. yıldız ışığı gibi parlatır göklerde.. 
nurlarda kalsınlar dilerim....

Image Hosted by ImageShack.us
Follow my blog with Bloglovin