2 Temmuz 2013 Salı

içim yanarak .. insanlar hakkında okumak öğrenmek.. ve utanmak kendinden..bilgisizliğinden.

yıllar önceydi..
o haberi aldığımızda..
akşam mı duymuştum sabah mı öğrenmiştim..

elimdeki tek haber kaynağı.. gazeteler ve televizyon..
işin içinde aziz nesin olmasa bu kadar bile duyurulur muydu.. artık hiç emin değilim..
hemen o hafta sonu çb'nın o zmanlar çalıştığı yerin  klinik yemeği vardı..
 bir çok alevi kökenli doktor vardı.. ve hatta sivaslı olan da..
bir noktada konu oraya geldi..
biri bi fikir söyledi..
aman ha dedi arkadaşları çok konuşma.. bak konuşursan yakarlar seni de..

sofrada rakı vardı.. sofrada hiç unutmuyorum şarap olarak muskat vardı..
kavaklıdere muskat..
nasıl hatırlıyorum dersen bütün klinik rakılanırken bir klinik direktörü.. kendisi de almana benzeyen.. uzmanlığını da orada yapmış olan çok kibar pek ehlikeyif biri idi..
ben de sağında oturtulmuştum.. ağır ve havalı konuk muamelesi görmüştüm..
adamın bana şişeyi gösterip.. yan tutarak etiketi önüme sürüp.. çok güzel bu seri demesini unutmam..
her kavaklıdere muskat elime aldığımda aklıma gelir.. şarap güzeldi.. soğuktu.. buğuluydu..
saime hanım o zaman sağdı.. hbç daha bir buçuk yaşında filandı..

ben çok üzgün olduğumu içimin içime sığmadığını handiyse yemeğe gitmesek dediğimi..
ama çbnin daha yeni başladığı klinikte
direktörün yemeğine gitmemek olmaz demesi üzerine gitmiştik..
işte sonra o laf geçti..
biliyor muydum ben onların aleviliğini.. birinin sivaslı olduğunu biliyordum ama..
o cümle ortaya düşünce.. 
bir ben sanırım itiraz etmiştim..
 "bu cümle o insanlarla aynı paragrafta kullanılamaz.. herşey olur ama bunun şakası yapılamaz" demiştim..

biz hep ağır abiydik..
sokaklarda koşarken.. parkalar giyerken..
kurşunlar uçarken..
darbe sonrası.. gözaltılar kaybolanlar varken hep ağır abiydik..

o gün birinin böyle bir cümle kurmasından ne kadar rahatsız olduğumu
ve gözlerimin hemen sivaslı olduğunu bildiğim kişinin gözlerini aradığını..
kardeş acıyı onun gözlerinde aradığımı anımsıyorum...
onun gözleri dipsiz kuyu idi..
o sivaslı idi.. alevi idi.. ve üstelik darbe sonrası işkence görenlerdendi..
gözleri artık sadece derin ve karanlık bir göl gibiydi..
kardeş acıyı bulamamıştım.. ama daha beter bişey bulmuştum..
sustum sonra..

ne zaman bahsedilse..
aziz nesinle hele ne zaman röportaj yaılsa..
"aman bu da çok konştu çok fıkara edebiyatı yaptı"
 der gibi insanlar ve belki de ben..
kulakları ondan yana tıkalı gözleri bu konudan yana kör.. devam ettiler yaşamaya..
yaz başıydı ne olsa..
tatiller vardı gidilecek.. koylar vardı..
mavi turlar vardı.. 

bugün yine yeniden o günleri düşününce..
nasıl kendimi suçluyorum..
asla unutmadım unutmadım ama..
hatırladığımdan birşey çıkmıyordu..
dahası arkasında var olan daha birçok başka şeyi ne yaşamıştım ne de biliyordum..
tarihin karanlık perdesi çok..
bir kısm da ömrümüzün bazı dönemlerine denk geliverdi..
tamam bilgi bunca ulaşılabilir değildi..
ama ya sonra diye kendimi suçladım..

öğreniyorum hala..
isimleri öğreniyorum..
dün akşam tek tek isimleri arattırdım guglanıma..
herbiri ayrı pırıltı kızlar oğlanlar..
semah dönem tiyatro yapan saz çalan şiir okuyan yazan..lar..
isimlerine ve haklarında yapılmış kısacık haberlere.. bilgilere.. röportajlara ulaştım guglanımdan..
yaşamları geliverdi önüme.. insanlaştılar..
birinin dediği düştü aklıma..

adlarını bileceksin.. ve yüzlerini.. insanlaştıracaksın ki.. unutmayasın..

adlarını bildim.. menekşenin  korayın inci nin .. yüzlerine baktım.. 
çoğunun vesikalık fotoğrafları dışında fotoğrafı yoktu.. ama anı defterleri vardı.. şiirleri vardı.. dediklerini anımsayan sevenleri vardı..

umutla.. korkuyla.. geçen sekiz saati paylaşmıştılar..
odalara değil merdiven boşluğuna dizilip arı oğulu gibi geçirdikleri zamanları düşündüm.. 
ben utandım.. bunca bilgiyi daha önce insanlaştıramamış olmaktan..
üzülümüş... ezilmiş.. ağlamıştım.. kan ağlamıştım.. itiraz hatta isyan etmiştim ama..
ben onları dün tek tek insanlaştırdım..

güzel parlak aydınlık insanların tümü..
nurlarda yatsın..
ışıklarda dinlensin.. 
ben bunca utanırken ..
yakanlar onları savunanlar.. olanların arka planında olanlar..  onlar .. sakin.. görünürde bir huzurla dolanıyorlar.. yaşadılar yükseldiler.. seviştiler ürediler.. kazandılar.. 
ama sanırım bir şeyi hiç yapamadılar.. sevmediler.. sevmediler hiç kimseyi..
sevme yetileri olduğunu düşünmüyorum..

can dündarın.. belgeselini izledim sonra..
pek de ayrıntılı değil tabii..
perdeninarkasındakiperdeninarkasını anlatmıyor..
ama.. üç cümleyle çıktım.. o belgeselden..

merdivende oturan üç kişinin fotoğrafı var hani..
biri de metin aItıok elinde bir küçücük uzun saplı yer fırçası..
birimiz ölürse naaparız.. diye sormuş.. diğerleri.. "gidene şiirler yazarız" diyaloğu..

yangından kurtulan..
kendisi kurtulurken arkadaşlarının öldüğünü ancak sonradan öğrenen birinin bir cümlesi var..
 ölülerimizi bırakamazdık..
onlar bize yaşayan herkesden daha yakındılar" cümleri..

ve erdal inönünün istifa etmeyi düşündüm..
ama sonra bir işe yaramayacağını düşünerek etmedim demesi..
en azından onuruna vicdanına..
içine duyguna dokunduğunu anlardık be hocam keşke istifa etseydin..
diye düşündüm ben.. de...

anı defterine "Ayrılmak bir doğa kanunudur,bir gün arkadaslarindan,
yarın ailenden ve son olarak da bu dünyadan ayrılacaksin.
Ama önemli olan zihinlerde bir isim birakmak, ölsen bile ölmemiş gibi yasatılmaktir."
diye yazan handan metin.. bir not daha düşmüş..
"Tüm güzellikleri toplayip uzun ince bir yola çıktım".. ışık olsun yolun kız kardeş..

"eğer saz çalmayi öğrenmeden ölürsem, mezarımı tekmeleyin” diyor
ve Sivas öncesi Musa Eroğlu´ndan saz çalmayi ögreniyor.
Sivas´a gidebilmek için babasindan izin alma imkâni olmayan,
kardesi Ali´ye borçlu olduklarinin listesini verirken"ben ölürsem siz ödersiniz"
diyen."sehergül ateş.. nurlarda yatasın kız kardeş..

odasında kitaplıklar raflar dolusu kitabın arasında bir de lorca bulunan..
ben ölürsen /balkonların kapısını açık bırakın diyen inci türk..
balkonun kapısını her açtığımda.. seni anacağım kız kardeş.. ferah yatasın..

günlüğüne "kendi kilidimi açacağım,
kendimi aşacağım, sıradan biri olmayacağım diye not düşen
 ve "hayat felsefem: Yarin yanağından gayrı her şey ortak"
diye devam eden gülsüm karamustafa..
aştın kendini kalbime kadar ulaştın annem.. hiç unutmayacağım seni.. kız kardeş..

ardlarından anacıklarının..
gecekonduda aynı odada yatan..
geceleri soğuk olunca koyun koyuna yatan..
"koraya sarılıp uyuyunca ben de üşümüyorum anne" diyen menekşesini ve korayını..
rüyasında göremediğinden yakınan anaları..
 "Ölüme de, üşümemek için birbirlerine sarılıp gittiler…" demiş ya..
evlatların evlatlarım menekşe ve koray..
meleklerle saz çalıp semah döner.. sen hüsne bacım ..
biri ondört diğeri oniki yaşında iki bebeyi kaybetmek nasıl birşeydir  kızkardeşim..
yaradanım sabrını versin..
ve menekşecan kızımız da kardeşlerinden esirgenen ömrü güzellikleri yaşasın dilerim..

sürmelimle aynı soyadını taşıyan..
kızına adımı seçip koymuş olan..
şair.. bağlama üstadı.. baba.. insan..  muhlis akarsu..
eşi muhibe.. kızkardeşim.. nurlarda yatın kardeşlerim..

meslektaşım kardeşim..
şair.. behçet aysan..
babamla aynı lisede okumuşsun..
insanları anlamak için psikiatr olmuşsun..
güzel insanmışsın ki şiir yazmışsın..
"sen bu şiiri okurken /ben belki başka bir şehirde ölürüm." demişsin...
kapına gelenler dönmesin diye..
yarım saat sonra geliyorum bekleyin diye not yazıp da unutmuşsun...
beklemişler ama hiç gelmemişsin ya.. nurlarda yat kardeşim..
"bütün derinlikler sığ/sözcüklerin hepsi iğreti"..
ne desem az kalıyor sana ve diğerlerine..

hasret şükrü gültekin ..
yeğenimle aynı okula gitmişsin.. bitirseymişsin..
 büyüyebilseymişsin "abisi" olacakmışsın..
çocuğun ana karnından doğmadan ölmese imişsin baba olacakmışsın..
daha yirmi yaşında gökyüzüne bakmayı bilmişsin..
"her akşam olmadan önce, solgunlaşır gökyüzü ve herşey geçer usulca ve her şey daha yorgun sessiz"..diyebilmişsin..
gönül gözün olmasa kardeşim.. nasıl görürdün.. nurlarda yat.. ışıklarda yürü.. bizi sorarsan..
 "şairler şiirler yazıyor.ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz.peki bütün bunları niçin yapıyoruz? dünya alışkanlıktan değilde,sevgi ve mutluluktan dönsün diye."
demişsin ya hani.. biz bir avucuz .. senin gibi düşünen inanan ..
 sevgi hala azıcık gösterebiliyor yüzünü..
ama olacak diye çabalıyoruz.. hasret kardeşim.
.
nurcan şahin.. o ayrı..  içine doğmuştu sanki diyor annesi..
 " ‘Anne bak' dedi. Baktım, gümüş halka küpe üzerine küçük boncuklar sarmış.
 ‘Ben kaybolursam bununla bulursunuz' dedi.
 ‘Kızım, aklında bir şey mi var? Bizi terk mi ediyorsun?' dedim.
Babası ona ortadireğim derdi. ‘Herhalde bizim ortadirek çöküyor' dedi.
Nurcan ‘Aklıma geldi, attım işte' dedi.  "
 babası gerçekten de küpesinden teşhis ediyor kızını..
kimliğini kaybetmiş meğerse gider gitmez..
fidan anne kızkardeşim sabrın olsun yaşamaya..
nurcanın ışıklar içinde.. adı gibi can ışığı..

yeşim ile huriye (özkan) iki kızkardeş..
yeşimin sözlüsü sait (metin).. canlar hepsi..
 tiyatro yapıyorlar yazıyorlar.. özgürlükçüler..
 canlar.. kardeşlerim nurlarda yatsınlar..

belkıs çakır.. kara gözlüymüş.. gözlük takarmış ve hiç sevmezmiş..
karaymış gözlük çerçevesi de..
uzun ince parmakları varmış kalem tutmaktan bile yara olabilen..
 abisini çok severmiş.. folkloru severmiş..
bir de şiir severmiş.. teneffüslerde şiirler okurlarmış..
arkadaşıyla dolaşırken.. arkadaşı öldüğünü öğrenince..
 evini aramış.. belkısla görüşebilir miyim demiş.. annesi sadece..
"kuzuuummm" diyebilmiş telefonda..
 kızkardeşlerim.. arkadaşını kaybeden..
bil ki ben de özleyeceğim onu artık..

yeter hanımın iki kızı yaseminle asuman..
ben gibi ..daha kendisi çocukken.. kızları doğmadan..
 isim koymuş kızlarına.. semah dönmeye göndermiş kızlarını..
geri dönmemecesine.. olaylardan iki saat önce telefonda konuşmuş asumanla..
ayaklarımız yerden kesildi anne demiş.. öyle güzel döndük..
karnesini abisi almış da.. takdirnamesini de haber vermişler ..
ama haber asumana iletilebildi mi bilinmiyor..
anneleri  yeter.. kızkardeşim.. kızlarının odasını bozmamış..
ben geldim diyerek giriyormuş odalarına..
madımak oteline gitmiş de.. sığındıkları üçüncü kata kadar taşımamış onu dizleri..
yasemin "Annesine “Dantelleri bırak, ben evlenmeyeceğim, okuyacağım.
Bir ev tutup yuvadan kimsesiz bir kız çocuğu alacağım.
Ona 5 sene sen bakacaksın, sonra ben yanıma alacağım” diyormuş.
16 yaşındaki Asuman ise o yıl lise 3’e geçmiş.
Ablasının tersine evlenip çocuk sahibi olmak istiyormuş.
Ama önce okullarını bitirip İngilizce öğretmeni olmak süslüyormuş hayallerini
.kızkardeşlerim.. asuman yasemin (sivri)  meleklerle semahta..
yeter anne kızkardeşim sana da sabır diliyorum..

carina.. (Carina Thuijs) o da sivri ailesinin konuğuymuş..
bin bir israrla gitmiş sivas'a.. yapamazsın edemezsin demişler ama takılmış peşlerine..
yaseminle asumanın..
türk ailesinde kadının yeri ile ilgili öğrenmeye gelmiş..
antropoloji öğrencisiymiş.. o da bir annenin bir kızı imiş..
onun da annesinin bağrı yanık.. kızkardeşim..
 olaylar başladığında üst katlarda odalarında otururlarken..
camlar kırılınca merdiven boşluğuna çıkıyorlar..
biri diğerinin saçını renkli iplerle örer..
menekşe korayı  dizlerine yatırmış saçlarını okşar..
 korktuklarını belli etmemeye çalışırlarken vakit geçirmişler.. kızkardeşler..

 alevler başladığında.. tüm semah ekibiyle beraber..
Yasemin, Asuman, Belkıs, Handan, Gülsüm, Gülender, Huriye, İnci, Menekşe, Nurcan, Özlem, Sehergül, Serpil, Yeşim... ile beraber..
terasa ulaşmaya çalışıyorlar.. ulaşamıyorlar ama.. 
asaf koçak,
 "bizim toplumumuzda bireylerin kendilerini sorgulamaları
ve dönüştürebilmeleri kaygıları oldukça az..
sorgulamak yeterli değil mesele dönüştürebilmekte..
önemli olanın aynanın karşısına geçtiğimizde kendimize ateş edebilmeyi becermemiz olduğuna inanıyorum" diyen kardeş..

hayatın zorluklarına mizahla kafa tutan ..
evinin bu ayki kirasını ödeyebildiği için mutlu olduğunu sivasda dostlrına söyleyen..
ufacık şeyleri büyücük mutluluklar yapan..
genç kardeşleri korkmasın diye onlara son saatlerinde mızıka çalan..
renkli.. onu anlatanların dilinden düşürmediği mor çoraplarıyla mordan da kardeşim..
nurlarda yat..

emin buğdaycı.. kardeşim şairmişsin..
 mehmet atay kardeşim  bulamadım sana ait başka bilgi..
bu da acı verdi bana.. nurlarda yat..

murat gündüz..
sorgulayıcı eleştirici biriymişsin arkadaşların dostalrın öyle diyor..
son ana kadar kurtarılacağınıza inancın tam..
kız arkadaşları yukarı gönderip.. alt katta beklemişsin..
herkese soğukkanlılık aşılamışsın.. kardeşin kurtulmuş ama malesef sen..
yaradanına kavuşmuşsun..
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür..
ve bir orman gibi kardeşçesine deyişini çok severmişsin..
ama yaşatmamışlar seni..
nurlarda uyu..

metin altıok kardeşim...
Ben şimdi biraz da/
Senin için görüyorum;
Gökyüzünün parlak/
Bakış seken mavisini./
Ben şimdi biraz da/
Senin için duyuyorum;/
Gecenin o sarsak/
Yokuş çıkan ezgisini./
Ben şimdi kanayarak/
Senin için yaşıyorum;/
Sazan derisi gibi/
Günlerimi külle soyarak."

 ben şimdi biraz da senin için seviyorum..
kızını..
izliyorum onu.. sevgiyle kızkardeşim olarak..
siz 33 güzel insan...
her biriniz benim için kayıpsınız..
birer birer öğreniyorum isimlerinizi..
aydınlıklarınızı hep bilip hep anacağım...

bir de kurtulanlar var elbet... onlar da kardeşlerim..


Image Hosted by ImageShack.us

4 yorum :

Nehire dedi ki...

Teşekkürler Atalet Hanım,gözyaşım aktı,sevgiyi bıraktım yitip giden canlara,sizin deyiminizle kardeşlerime.Sözün bittiği yüreğin sessizce konuştuğu anlar olur,işte öyle...

hbasak dedi ki...

onlar bu yazıyı okuyan herkes için insanlaştı; teşekkürler.

lale dedi ki...

Kızkardeşlikle Ataletim kızkardeşlikle andık hepsini tek tek sayende ve biraz daha başka yer aldılar artık aklımızın bir köşesinde...

Berfin Yalcin dedi ki...

Onlar sadece nefes alamıyorlar artık.. Ama onları yazarak, anarak, anlatarak insanlaştırmamız ve yaşatmamız bizim elimizde.. Tıpkı sizin yaptığınız gibi. Aydın insanların yeri aydınlıktır diye düşünüyorum.. Bize hala ışık tutabildiklerine göre..

Follow my blog with Bloglovin