10 Ağustos 2010 Salı

odtovircinya..



vircinya anlatacağım dedim ya..

“erkeklerin kadının insan haklarını kazanma çalışmalarına muhalefet edişlerinin öyküsü.. kadınların bu savaşımlarının öyküsünden daha ilginçtir..” demiş..

Bak bunu ben bu çabayı hala görüyorum .. etrafa baktığımda..vircinyadan yüzyıl sonra..

vircinya..
Aslında edebiyatçı.. ama .. işte düşünebilen ve kısıtlanmaya tepki duyabilecek kadar omurilik sahibi bir kadın olduğundan.. bir de kadının insan haklarına ulaşması konusuna da emek vermek zorunda kalmış..
önce yaşamındaki temel taşlarına bakmak lazım..

Aslında doğum tarihi.. sevdiklerinin ölüm tarihleri ki bunlar ağır depresyon ataklarının da tarihleri oluyor aynı zamanda..
ve kendi ölümü şeklinde bir basit liste yazılabilirdi..
eğer o vircinya olmasaydı..

bilemedim önce yaşamını bir basit liste olarak yazmak..
sonra edebiyata ve hayata bakışını mı yazmak daha doğru olabilir diye.. ama hepsini bir araya kattım sonuçta.. varsayın bir masanın etrafındayız.. hava serin.. rüzgar keyifli.. akşamın üzeri saatler.. sohbet ediyoruz ve ben bir dostumu anlatıyorum size.. biraz karışık..anlatıyorum.. öyle çok seviyorum ki.. dostumu hem biraz kayırıyorum hem iyice anlayın istiyorum .. ısrarla bazı şeyleri yine anlatıyorum belki biraz savunuyor gibiyim.. ve siz de beni sevdiğinizden.. dinliyorsunuz..=p

neden mi böyle düşünüyorum..
ben hep böyle hissettim.. ne zaman vircinyadan bahsetsem bazı kadınların savunmaya geçtiğini hissettim..
bazı kadınların feminizm sözcüğünden korkmaları gibi..
daha iyi şartlarda ve haklarına sahip olarak yaşamanın nesinden korkulduğunu yıllarca anlamamıştım artık biliyorum sanırım..
emeğinden korkuyorlar..
bir başkasının üzerinden kolayca var olmayı benimsediklerini .. o nedenle bazı haklarından vazgeçtiklerini.. bunun adını da sevgi aşk ve aile bağları koyduklarını.. kendilerine hatırlatan kadınlardan da hoşlanmıyorlar..
işte bu nedenle..
virginyayı anlatırken bir yandan da savunuyormuşum gibi..hissederim.. abartırsam affola..
işte benim vircinyam..
“annesi de babası da daha önceki evliliklerinden ikişer çocuk sahibi olan virginia.. çiftin bu evlilikten olma üçüncü çocukları.. /1882/
erkek kardeşleri gibi üniversite eğitim alamamış vircinya. babası bu konuda tutucu davranmış.. istememiş.. ama babası bir biografi yazarı olduğu.. vircinya okur yazarlar arasında büyüdüğü ve babanın kallavi kütüphanesi sayesinde genel kültürü pek yüksek olmuş engellenememiş entelektüel gelişimi.. çok erken yaşta karar vermiş yazar olmaya.. kız kardeşi vanessa da.. ressam olmaya.. ikisi de başarmış .. onu baştan söyleyeyim.. yukardaki resim.. vanessabelin resmi.. benim en sevdiklerimden biri..

vircinya daha çok babasına düşkün..
ama annesi erken ölüyor.. /1895/ babasını daha çok sevmenin suçluluk duygusu çıkıyor başına.. bir de babasının bu ölümden yıkıldığını farkedince..çelişkileriyle başa çıkamıyor.. depresyona giriyor vircinya.. sesler duyuyor.. bu bir başlangıç..

sonra en büyük üvey abla evin yönetimini ve anneliği yükleniyor.. derken o da ölüyor..
vircinya gene hastalanıyor ve ilk günlüğünü o zaman yazmaya başlıyor.. sonrasında düzenli günlük tutuyor birçok fikri.. yaşadıkları değil de duyguları orada kayıt altında.. böylece "duygu biter anı kalır"akapılmıyor.. açıyor defterini görüyor yazdıklarını romanlarındaki düşünce akışları ayrıntılı duygu durum betimlemelerinin altınca bunca iyi bir günlük tutucu oluşunun da katkısı kesin bence..

bundan sonraki yıllarda..
yazar olma kararı pekişiyor..
entelektüel çevresinde tanıdığı..
kişiliklerini güçlü bulduğu yazar kadınlara hayranlığı artıyor
bu kadın tipleri daha sonraları romanlarında kahramanlarına yansıyor..

başarılı bulduğu kadınlara olan hayranlığına bir de toplumdaki erkek egemenliğinden nefret ekleniyor ..
bu arada..
bu nefretin .. kendisinden ondört yaş büyük üvey erkek kardeşinin..
hatta iki üvey erkek kardeşlerinin tacizlerinden de kaynaklanabileceği söyleniyor gerçi..
..
kendisi dokuz on yaşlarında iken onu defalarca taciz ettiklerinden bahsediyor bir dostuna.. ancak orta yaşlı bir kadın olduğunda .." ellerinin baskıcı bir şekilde giysilerimin altında ilerlemesini hatırlıyorum..durması için nasıl dua ettiğimi hatırlıyorum.. kasılıp ..kıvranıp kaçmaya çalıştığımı ama onun nasıl devam ettiğini.. durmadığını hatırlıyorum ".. diye yazıyor mektubunda.. bu tacizler yirmili yaşlarının başına kadar devam etmiş hatta..

bak ne dedim yukarda... bu erkek egemenliğe nefretin abilerinin tacizine tepki olarak çıktığı düşünülüyor .. muş..
hayır bu taciz elbet önemli bir travma da..
kadın belirli bir erkekten kötülük görmeden de..
etrafa bakıp.. ya ben neden oy veremiyorum .. bir mahallenin delisi bir ben..
ben neden seçilemiyorum..
ben neden mirasımı alamıyorum ..
paramı yönetemiyorum..
neden kembricin çimlerine basamıyorum..
babam izin vermedi diye okuyamıyorum..

diyemez ki..
ben onu anlamıyorum..
o kadın hakları için çalışmış dendiği anda alttan bir ince ses..
e tabii erkek düşmanı o bak.. abilerinden dertli.. ondan..
ne kolay di mi..
etiketlemek.. ne kolay..
kendi yaşam haklarına sahip olmak demek neden "erkeklere düşman olmak"la eş anlamlı eş kavramlı olur ki..
her kavram tersiyle varsa.. (simurg bak eskitiyorum ben bunu..=P)
o zaman demek ki.. gerçekten bir sistemli "kadın düşmanlığı" var.. demek..ki buna karşı olan da erkek düşmanı olsun..

geri dönelim vircinyama..
yirmili yaşlarının başlarında /1904/
babası da ölüyor..ikinci ruhsal yıkılışı bu dönemde..
hatta intihara da kalkışıyor.. pencereden atlamaya kalkıyor üç defa.. ama kurtarılıyor..

ya başaramasalardı.. kurtaramasalardı..
ya bu duygusal alt yapısı
ve kendinden ondört yaş büyük birinin tacizleri nedeniyle yaşamına o yaşlarda son vermeyi başarsaydıi..
ne kadar çok şey kaybederdi..
toplum.. insanlık kadınlar.. edebiyat..


devamı olacak da..
gene dizi yazı oldu..
vircinya hobilerimden biridir..

bir sürü minik minik notlarımı bu sayede elden geçirmem gerekti aslında süper oldu..
..
ama dizi olarak yayınlayayım da....
heyecan olsun dedim..

11 yorum :

beyaz gelincik dedi ki...

bekliyorum devamını,
heyecanla...
rüzgar da güzel güzel esiyor
bu arada...
dinlemediyim

.. dedi ki...

bişey yazmak için değil, bi sarılmak için geldim.

Adsız dedi ki...

Günaydın Ataletim,
Yazıyı okurken düşündüm de; kültür, sanat, edebiyat dergim-sitem filan olsa sana orada yazma teklif ederdim
kesin :) Keyifle okurken bir yandan da Vircinya'nın o şartlar altında nasıl evlendiğini ve senin bunu nasıl anlatacağını düşünüyordum ki yazı bitti :) Neyse ki devamı gelecekmiş sevindim :)

Feministlik halen daha erkek düşmanlığı olarak algılandığı için
onların neyin savaşımını verdiklerini
anlamaları da zor maalesef. Etiketlemek işin kolayı....ve de yanlışı tabi...

sevgiler ve güzel bir gün diliyorum

Ada

Sevgi Gibi dedi ki...

başarılı kadınlara sıkça uygulanan bir şey şu etiketleme işi. iyi 1 iş çıkarıyorsa, bir kenarda bekletilen o yaftalardan birinin yapıştırılması da uzun sürmüyor.
toplumsal geliştik güya ancak kadın açısından çok fazla bir şeyin değişmediği de ortada.
sabırsızlıkla bekliyorum devamını.
ellerine sağlık Virginia'nın kadim dostu atalet :)

annemineli dedi ki...

Paylaşım süper,ellerine kollarına sağlık,sevgilerrrrr.....

Adsız dedi ki...

dilaram.. beyazgelincikolmak istemeyenim..
hoş geldin..

saklanbacım.. ay çöreğim..
sarıl tabii.
=9

adam.. kıyım.. senin dergin olsa ben de keyifle yazardım ..=)
yaratan üreten kadını etiketlemek zor ama..=) isteseler de.. tüm etiketlerden sıyrıldığını farkediyor insan bir deyişleri ile yıkıveriyorlar ..kalıpları..

sevgi gibim..
kadının geişmesini kadının istemesi gerek..

bir kesim kadın yerinden tarzından memnun oldukça.. diğerlerini de kendi gibi isteyecektir..
o zaman da.. erkeğin kısıtlayıcılığının bazen maşası bazense uyarıcısı olcaktır..

olsun.. kalan sağlar bizimdir.. ve devam edecektir.. yollarına..

atalet..

laleninbahcesi dedi ki...

Ataletim benim... Çelik Manolyaları izledin mi??? izlemişsindir mutlaka ama bu yazını okurken aklıma hep O film geldi... Yazını bir kez daha okuyacağım... yoldan geldim yorgunum:))) Ama yeni yazını görünce dayanamadım geldim...

hasret senfonileri dedi ki...

Ben bile fırsat yaratıp okuyabildiysem sonuna kadar yazını ... hem de geçmişi yâd ede ede... demek ki çok güzel anlatmışsın vircinyayı sevgili atalet..
Edebiyat hocamız hem şiire hem nesire hem de tiyatroya örnek olarak Virginia Woolf'u gösterdiğinde kıs kıs gülüp hocanın başka isim bilmediğine hükmetmiştik 16 yaşımızın dandik aklıyla.. Yıllar sonra "dalgalar" romanını okuduğumdaki sarsılışımı ve beni etkileyişini hiç unutamam..
Keşke yüzme bilseydi demek geçiyor içimden. :)

Adsız dedi ki...

annemin eli.. yorumunu görmemişim..
teşekkür ederim..

........

lalem .. ne diyeyim ki..
eh su yorar dieyim ben. en iyisi.. =)

........

sevgili hasret senfonisi..
teşekkürler..

vicinya güzel anlatılmayı hakeder..
bir de.. onaltı yaşın bu tarzı.. bence kadına gereken alaycılığı öğretiyor..
sağlam durabilmenin temel taşlarından biri..
bu..

atalet..

Adsız dedi ki...

düzeltme..
vicinya değil vircinya elbet..

bi de..

yine hasret senfonilerine..
naaptın ev işini..

sevgiyle..

atalet..

uctemmuz dedi ki...

ikisini birarada okuyacağım, bu iyi.:)yazıların yani.

Follow my blog with Bloglovin