11 Ağustos 2010 Çarşamba

odtuvircinya2


















Vircinya babasının ölümünden bir süre sonra kardeşleriyle birlikte bir eve yerleşiyor..
erkek kardeşinin kembricden arkadaşları ile birlikte..
bir sanatçılar grubunun oluşumuna katılıyor..
modern zamanların başları..
ressamlar.. yazarlar var grupta..
biraz uçuk kaçıklar..
ama hepsi zamanlarının en iyi sanatçılarından ..
ve kalıcı olarak yaptıkları sanatın tarihine isimlerini yazdırıyorlar..
soru soran yanıt arayan ve insanlık adına getirilen kısıtlamalara başkaldıran kişiler..

kısa süre sonra erkek kardeşi tifodan ölüyor..
kız kardeşi.. ressam olan ..
erkek kardeşinin arkadaşlarından birine aşık olup evleniyor..
vircinya tek başına kalıyor..teyzesinden miras olarak kalan .. bir yıllık geliri var..
çalışıyor da..
edebiyat dergilerine makaleler yazıyor.. eğitmenlik yapıyor..ve yazıyor..
bağımsız olmanın iyi bir şey olduğunu o zaman anlıyor..

1912 de .. arkadaş çevresinde tanıdığı..bir edebiyatçı ile evleniyor..
"volf" soyadı o zaman geliyor..
lio volf onun ruhsal iniş çıkışlarını dengeleyen..
gerek duyduğu sağlam zemini oluşturan biri..
vircinya onun edebi yeteneğine de güveniyor..
evlilikleri bir ortaklık gibi..
romantik bir ilişki değil..
virciya aşkın iniş çıkışlarını kaldıramayabilirdi sanırım..
bu sağlam ve güvenli dayanağa karşın ..
çok iyi gitmiyor sağlığı..

1913 de bir atak daha geçiriyor..
dengesiz ruh durumu nedeniyle doktorlar çocuk yapmamasını tavsiye ediyorlar..
/ bence bu işi biliyorlar =P../
ama o çocukları çok seviyor..
kardeşinin çocukları ile çok vakit geçiriyor ..
/vircinya şekerim.. bir çocuğun en iyi yanı.. al annesi diyebilme özgürlüğüdür../
bu nedenle kocası bir basım evi kuruyor..
çocuklardan sonra en çok sevdiği şeye ..
kitaplara aktarsın ilgisini diye..
tıp o zamanlar bu kadar..
sessiz sakin kal.. temiz havada yürü.. iyi ve düzenli beslen düzeyinde..
neyse ki elinden kalemini almamışlar..

bazılarına göre..
cinsellik de yok aralarında..
ama çocuk yapmaktan söz edildiğine göre bence lionarda haksızlık ediliyor..
lionard aslında silik .. kılıbık bir insan değil..
o aslında değerli bir kadını anlamış ve onun daha çok parlaması için..
var olması için kendini.. kendi özelliklerini gölgeleyip sadece gerektiği kadar kullanmış biri..
lionard olmasaydı belki vircinya yine olduğu gibi olur..
ama bunu bizlere yansıtacak bizlerle paylaşacak kadar.. yaşayamazdı..
yazamazdı.. teşekkürler lio..



ilk roman.. "dı voyıc aut" (ben olsam bunu “dışa açılmak” olarak çevirirdim).. bu dönemde yazılıyor /1915/.. aslında bir yıl önce bitiyor kitap..
ama savaşın bitmesini bekliyor basımı için..
ilk basımı sekiz bin nüsha satıyor..
çok bilinen ve artık tanınmış bir yazar olduğu dönemde yazdığı kitaplarından bile çok..
kitapta babasının gemisiyle güney amerikaya giden bir genç hanımı anlatıyor.. kapalı bir ev ortamından entelektüel insanların arasına karışan genç kadının bundan etkilenişi.. aslında vircinyanın.. babasının evinden sonra . kardeşleriyle birlikte yaşadıkları döneme geçişinde hissettiklerinden izler taşıyor..

yazar olarak yenilikçi bir tarzı var ve ..
aslında bu eser.. daha sonraki eserlerinin tarzının ilk belirtilerini taşıyor..

kadın bilinci.. cinsellik ve ölüm..den söz ediyor..

bir de bizi daha sonra misis dalovey olarak tanıyacağımız kahramanla ilk tanıştırışı..

bilinç akışının ilk örnekleri.. yaşananların yanı sıra.. düşünceleri.. inik göz kapaklarının arkasını bizlerle paylaşması..

konukları beklerken..
“medeni bir insanın başka medeni insanlarla ilk karşılaşmasını beklerken hissettikleri şeyleri hissediyordu.. bir fiziksel rahatsızlık duygusunun gelişini beklemek gibi.. sıkı bir ayakkabının ya da karşılıklı açılmış pencerelerin verdiği rahatsızlık gibi.. onları beklerken doğal olmayacak kadar sıkılmış bir korsenin içindeymiş gibi hissediyor.. ve kendini bıçakların yanına çatalları düzgün bir şekilde yerleştirerek oyalamaya çalışıyordu”
erkeklerin sofra sohbetini anlattığı bir sahnede..
“kadınların her biri kendi cinsiyetlerinin çağrısına uyarak ve aldıkları eğitimle.. kendilerini ele vermeden erkekleri dinler gibi görünüp .. düşünüyorlardı.. çocuklarının eğitimi.. operada sis düdüğünün kullanılması gibi şeyleri düşünüyorlardı..” diye yazmış..

O dönem kadınına bırakılan yaşam alanı içinde.. kadının çaktırmadan hayatı yönetmesi..
altı pembe ispirtolu kalemle çizilmiş kadar belirgin..
yönetmek derken.. =)
örnek ..
“hiç annesine benzemiyor .. diyor adam.. tabağını uzatırken..
karısının telaşla su bardağını takırdatması.. sesini maskelemeye ve bu sözü duyan genç kızın yanaklarının kızarmasını engellemeye yetişemiyor”..

Bu ilk roman çok ses getiriyor.. hak da ediyor bence..
yazarlığı modern..
eserleri de sarsıcı..
1900lerde romanlar.. karakterlerin ve çevrelerinin ayrıntılı tanımlamaları olan..
kurgusu önceden belirlenmiş romanlardan oluşuyor..
vircinya.. dış olayları ve kişileri değil..
kahramanların iç dünyalarına dayalı olarak kurguladığı..
zaman.. anılar ve farkındalıklara dayalı romanlar yazıyor..

gerçekçi ingiliz romancıların konulara yüzeysel yaklaştığını ..
o yüzden diyalogların daha çok tek düzeyli.. ve öyküsel olduğunu ..
derine inebilmek için duygu durumlarının da yansıtılması gerektiğini düşünüyor..
yaşamın daha ayrıntılı ele alınması..
iç monologların ve farkedişlerin de altının çizilerek verilmesi gerektiğine inanıyor..
"bilinç akışı" onun başlattığı bir tarz..

bilim insanlarının kadının davranış biçimini inceleyip kongrelerde sunması..
bunun eksiklik değil farklılık olduğunu anlamaya başlamalarından uzun zaman önce..
kadından söz ediyor.. önce edebiyatçı olarak..

bence.. kendine baktı vircinya..
tacizlere kayıplara rağmen nasıl hem ayakta hem dik durduğuna..
ve bunlara ve hastalığına rağmen yapabildiklerine ve ..
içindeki varolma.. düşünme.. yaratma gücüne baktı..
arkadaşlarına baktı..

teyzesinden kalan para sayesinde yaşamına nasıl istediği gibi yön verebildiğine baktı.. bazılarınında parasızlık nedeniyle tabi yaşamları seçmelerine baktı..
çocukları nedeniyle belli sınırlaarda tıkılıp kalmalarına..
herkim ki bana sınır koyacakmış şaşarım noktasına kolayca geliverdi..
ve o meşum cümleyi kuruverdi..

" bir kadının kurgusal edebiyat yazabilmesi için.. parası ve kendine ait bir odasının olması şarttır......"

işte bence bu nedenle.. kadın hakları denilen harekete destek vermek istedi..

bu da yarın olsun mu..
******
pese..
bugün sabah koridor manzaram.. köşeyi dönüp.. koridora kavuştuğum an..
iki yanında iki fizyoterapist.. elinde dirsek destekli baston.. bacağında uzun bacak yürüme cihazı.. altta parlak pembe desenli eşofman spor ayakkabı.. üstte beyaz penye.. yetmişe merdiven dayamış kadın hastam ile ve onun şarkısı ile yüzyüze geldim..
"Giydiğim atlas
İğneler batmaz
Yar bensiz yatmaz hacı cavcav
Canıma değsin"
beni farkedince .. 
gülerek durdu.. 
"nasılsınız" dedi.. 
"sizi böyle görünce nasıl olunursa.. süperim" dedim.. 
 "siz de.. çapkınsınız bakıyorum bu sabah.. demek yar sizsiz yatmaz hı ??" 
gülümsedi dişi dişi.. 
iki aydır refakatçisi olan eşi de hemen arkasında.. 
o da güldü diş diş..
yanımdan yavaş ve zahmetle geçtiler tam ilerleyeceğimde.. 
bir kapı açıldı sol yanımdan.. 
otuzbeşlik kadın hastam.. 
gözleri kıpkırmızı.. tekerlekli sandalyede.. 
sandalyenin arkasında bir yanında bir erkek personel.. 
bakıştık.. ne oldu anlamında bir mimikle sessiz soruma.. 
böyle işte anlamında ümitsiz bir mimikle cevap verdi.. 
biri.. doğru odaya dedim.. 
yok tedavi salonuna diye cevapladı beni ve hızla sürdü arabayı..
çantamı bıraktım.. seğirttim peşlerinden.. olanı hafifletmek için..

hayatım hızlı geçişlerden örülü..

******
pese iki.. fotoğraf.... çalışma masamın üzeri.. sağ üst köşe.. 
dıvoyıcaut üzerine bir martı kondurmadan olmadı.. =) yakıştı bence..


8 yorum :

Sevgi Gibi dedi ki...

zamanının çok ötesinde bir kadınmış Virginia. Ya da hiç bir zamana uymayan bir kadın...
"bilinç akışı" tarzında etkili olan iç dünyası çok tanıdık bir de.
bir de... bu kadar :)

hasret senfonileri dedi ki...

Beni meşgul eden insanları severim.. Benim beynimi doyuranlara ise hayranım.. Çok ender bulunan bu tip dolu insanlara, "keşke öğrencim olsaydın" derdim.. Ama sen sevgili atalet ... seni tanıdıkça "keşke öğrencin olsaydım" diyorum..
Teşekkürler canım..
Umarım mutlusundur.. umarım bu ulaşılması zor hasletlerinin kıymeti biliniyordur..

uctemmuz dedi ki...

bu hayat hikayesini okurken kendiminkini düşündüm. ama benim ayrı apayrı iki hikayem var onu farkettim. bıçakla keilmiş gibi iki ayrı öykü. yıllardır o değişimin nedenini anlamaya çalışıyorum.
kadın kardeş edinmek için ister hayali ister gerçek olsun, kadınlara inanmak ve güvenmek lazım, kendini sevmek lazım. hiç kimseyi yargılamadan anlamaya çalışmak lazım. zor yol seçmişsin atalet. zor yolu seçenlere hayat istediğini sunuyor olabilir mi? yani dilediği engelleri? bence mühim soru.

Adsız dedi ki...

sevgi gibim..
vircinya.. şey gibi.. dağ başının sisi gibi.. hani her nesil şair yazar o sisi.. yani sis hem uçucudur.. ama hem de asırlardır ordadır..
di mi..

********




hasret senfonim =)..
kıymet derken ..
sen geçenlerde sedenime.. ayrık otuma bi yorum bırakmıştın.. iki manda ile uğraşmak zor diye..
işte ben o yoruma çok katılan ve de gülenlerdenim canım.. anın şapkası var ama.. saygılı a..

bi de ben öğretmen olamazdım asla.. benim gibisine.. olsa olsa meraklı denir .. merakımı gidermek çok eğlendirir.. keyiflendirir.. keyfi de paylaşmayı severim..

dedim ya oturduk sahilde masaya..
rüzgar da var ben anlatıyorum .. =9

************

ünsüm temmuzumun üçü..
bıçakla kesildiye.. iyi..
o zaman bir karar mekanizması işleterek yaptın demek..
ya da ani bir durum tepkisi..

daha acıtanı ne biliyor musun..
ne zaman olduğunu bile saptayamayacak farkı farketmeyecek şekilde gelen değişim..
zira fare tükrüğündeki anestezik canının yanmasını engeller de.. kemirildikten sonra sen..
gözün açılmış ne fayda.. =P
diyoruz.. ve vircinyayı seviyoruz..

atalet..

Sevgi Gibi dedi ki...

kesinlikle öyle atalet ;)

bir de şunu düşünmeden edemiyorum, Allah o yeteneği bahşetmemiş olsaydı ona, yani evet Virginia ruhsal açıdan aynı kadın olurdu gene ancak zihnindekileri ifade edemiyor, bir araya getirip yazamıyor olsaydı.
ulaşamasaydı hiç birimize. zihninin duvarlarına dar bir alana hapsedilmiş kuşlar gibi çarpıp çarpıp dursaydı o duygular, düşünceler.
daha korkunç bir şey var mı bilmiyorum.
salt edebiyat dünyası adına da değil üstelik bu "ya öyle olsaydı" kaygısı.
insan ruhunu pare pare eden bir şey bu...
en azından bu açıdan bahtlıymış Virginia..
keşke ben de olsaydım.

Adsız dedi ki...

sevgi gibim..
aslında bilinç akışı var..
sende bende..
hatta en saf ve sade hatunda bile..
ama dile getirmek ve fikir akışının bilincini oluşturmak.. işte bu kendinize sahip çıkın mesajı..
..
o ruhu
n parelenmesi..
berelenmesi..
hiç girmeyelim ona..

senin de duygularını.. akışlarını pencereden martı kanadına takıp uçurabilmen.. hafiflemen dileğiyle..

ve sevgiyle..
atalet

Sedencik dedi ki...

virginia okula gönderilmeyip evde eğitilen çocuklardan...
erkeklere serin duruşunu -taciz var ya da yok -anlamak mümkün...
-hatta nefretini-
ee sonuçta zeki kadın ve iki ileri bir geri her insan her sisten onu ya fizyolojik ya ruhsal hasta edecek elbet...
ve fakat...
baba yazar...
abi çevresi ve kendi entelektüelliğiyle yanında...
derya deniz bir kütüphane evde...
koca basımevi ile arkasında her daim...
ve karşımızda virginia :)
erkeklerden beslenerek feminist olan tarafından :)
neyse neyse...
hakikaten severim kitaplarını hatta birazdan bir ikisini çıkarıp karıştırmayı düşünüyorum...
aklıma gelen başka birşeydide çok felsefi olacak ve çok sıcak...
bir sonrakine :)
ellerine emeğine sağlık ...
sevgiyle...

Adsız dedi ki...

sedenim ayrık otum..
teşekkür ederim..

"erkeklerden beslenerek feminist olan tarafından"..

ama haksızlık ediyorsun vircinyaya..
kadınlardan beslenemezdi..
zira o devirde.. annesi çalışsa kazansa bile.. ya da babasından miras kalsa bile .. kocasına vermek zorundaydı yasaya göre ingilterede..
hatta çifliği olsa.. gelirini kocasına vermesi gerekirdi ki..
bu durumda yasal olarak her çocuğa babası bakıyordu..

ha kocası yoksa da sanırım vasi tayin ediliyordu en erkeğinden..

zaten bu yüzden kadının parası olmalı demiş yavrucak..

şimdi en kendi parasına sahip olduğu halde.. haklarını bilemeyenlerin yanında pek masum ama..
=9

senin felsefelerini severim bekliyorum.. =)..bir dahakinde..

öpüyorum serin serin..

atalet..

Follow my blog with Bloglovin