20 Temmuz 2010 Salı

cennethanımbenimle yaşıt

erken başlamış kadınlık yoluna çocukları kocaman..
holandaya göçmüş biri.. yanına gitmiş cennet hanım..
az durmuş.. sonra bana iş bulun demiş.. duramam ben çalışmadan..
bir soğan serasında işe başlamış.. mevsimlik işçi olarak..
lale tarlalarında çalışıyormuş..
cennet hanım toprağa alışık..
bir de şu servis yolunda gitmeyi başarsaymış..
ama kayıvermiş yoldan dışarı.. takla atmış..
cennet hanım.. holandadan bize rehabilitasyona geldi.. hollanda dilini ya da fransızcayı bilmediği için.. orada uyum sağlayamamış..
iki yıldır.. haftada üç kez ziyarete gelebilen kızı ve yılda iki üç kez izne gelen oğlu dışında.. bir kez de bir erkek kardeşi gelmişti o da yakın zamanda..
ziyaretçisi yok.. iki yılbaşı geçirdik birlikte.. klinik partisinde..
kendinden sonra gelip partide oynayabilenleri izledi.. ama ses etmedi.. yüzünün hiç ifadesi yok cennet hanımın..
bazen gözleri içine doğru kaçar gibi olur.. o zaman anlarız morali bozuktur.. ama nedenini bilmeyiz.. ketumdur cennet hanım..
bir tek  kez o da son zamanlarda tedavi salonunda.. kendisinden sonra gelip paralelbar dediğimiz yürüme alanında yürümeye başlayan bir hastayla ilgili öyle bir kıskançlık tepkisi verdi.. ki.. şaşırdık.. kıskaçlık insan yüzü olarak kalıba dökülse.. o andaki cennet hanımın yüzü olurdu işte.. şaşırdık elimiz ayağımız karıştı.. bulamadık diyecek bişey..
cennet hanımın odası ferah geniş.. yatağı rahat geniş..
televizyonu var..
personel de hemşireler de ekip seviyor onu.. tekerlekli sandalyede hemşire bankosuna çekip sohbete katıyorlar.. bazen ben de bankoya dayanıp hastalarla ilgili bilgileri denetlerken onun gözlerini hissediyorum üzerimde.. cennet hanım nasıl diyorum.. hemşirelere.. iyi diyorlar.. dönüp gülümsüyorum.. evet o her zaman iyi.. öyle olsun..
ama ne var ki işte biz oturtmadan oturamıyor..
eline doğru aparatı bağlamadan yemeğini ufak lokmalar halinde  önüne koymadan yiyemiyor..
ama o yemeği nasıl keyifle yiyor.. olmuş olmamış tuzsuz.. yağsız demiyor..diğer hastalar gibi bir kez şikayet etttiğini duymadım..
aparatı özel dizayn ettirdik de.. içine çatal bulamadık.. uzun süre
piyasada kolay bükülen okul ve hastane yemekhanesi tipi çatal kalmamış.. onu farkettim..
özel bi açıda bükülmesi gerek.. hafif olması gerek onun çatalının kaşığının.. nihayet kalın ama haif bir taneyi bizim teknisyen büktü eğdi yaptı da.. başladı işte kendi yemeye..
bi kadını yedirmiyo musunuz demeyin.. re- habilitasyon.. yeniden beceri kazandırma.. amacı hastanın yapabildiği her şeyi yapması anlamına gelir.. ellerini kollarını kullanamayarak geldi bize.. yüzün kaşınınca başka birinin gelmesini kaşımasını  beklemek ne zordur.. bilemzsiniz.. aklınıza da gelmez.. gelmesin de.. gerek yok.. hayatla.. canlı olmakla ilgili genel memnuniyetinizi çok düşük tutmayın yeter ..
bir başka hastam aynı aparatı kullanarak yemeğe başlayınca.. oh demişti.. başkası yedirince böyle olmuyor.. çorba bitene kadar çorba veriyolar.. sonra diğer yemek sonra diğeri.. insan kendi yerken biraz köfte atıyor ağzına biraz salata.. değil mi ya..
kitaplarda yazmaz bu.. hastaları dinlerken öğrenilir..
o zamandan beri biz sorarız hastalara hangisinden vereyim diye..
işte cennet hanım da.. artık burnunu kaşıyabilince.. yemeğini kaşıklayabilince.. kendi yapıyor.. yapmalı.. televizyon kumandasını da kullanıyor.. kanal değiştiriyor..
bir gün odasına girdiğimde..aparat tepsinin yanında.. tepsi hala önünde..
ama önlüğü de önünde ve üzerinde yemek lekeleri vardı..
personel çıkardı aparatı ve onu da bakımını yapmadan gitti sandım.. ki asla olmaz öyle birşey ancak başka bir odada acil bir sorun olursa olur..
bıraktılar mı seni dedim.. üstünü düzeltmeden..
ben çıkardım dedi..
gülümseyerek.. elini ağzına yaklaştırmış.. aparatı sabitleyen cırbantı dişleriyle tutup açıvermiş..
nasıl muzur bi başarı ifadesi gözlerinde.. bir tek kez ifade gördüm.. cennet hanımda.. yok iki..
cennet hanımın kazada yaralanan yeri boynu.. hem çok yukarda hasarı hem de çok ağır..
kızı bir kez sordu .. annem düzelir mi diye.. kendisi hiç sormadı..
hastalarım düzelecek miyim demez zaten.. ne zaman yürürüm derler..
onlar hep emindir yürüyeceklerinden.. tek bilmek istedikleri zamanıdır.. yakınları sorar. yürür mü diye.. onlar şüphelidir.. zaman ve para hesabı telaşındadır..
cennet hanımın saçlarının beyazı burada arttı.. kumral beyaz tenli bir kadın aslında.. biz yaptık ilk saç boyasını koleston bilmemkaçla..
cennet hanımın aynası biziz..yeni pijamalarını hemen farkeder beğeniriz.. çoraplarını.. bazen bileğinde bir maşallahlı bilezik belirir.. bazen bir kolyemsi muskamsı bişey.. onları da saçının boyasını da.. biz görürüz.. söyleriz..
süslenmişiz cennet hanım pek yakışmış.. derim ben yüksek sesle neşeli olmasını istediğim bir tonda.. dahiliye uzmanı da.. cennet hanım her zaman şık bakımlı der.. cennet hanım gözlerini kaçırır.. tişekkür ideğrim der..
cennet hanım bir de her vizitten sonra aynı tonla.. tişekkür ideğriiim der.. her vizitten sonra ben odadan çıkarken teşekkür eden başka hiç hastam olmadı benim..
böyle hastaya günlük vizit de zordur..
bir değişiklik bulmak.. bir iyiye işaret bulmak yorumlamak zordur..
ben bile takılıp şakalaşacak bişey bulamam..bazen..
bir kez.. nasılsın dediğimde hastayım ki burdayım dedi.. ters..  felcini kastederek .. o zamandan beri..
ufak tefek sorunları severim o yüzden çözecek bişey .. çabuk hallolacak bişey.. ama aynı zamanda tutunacak birşey.. bileğinde hafif bi şiş.. poposunda minik bir kızarma.. alnında ufak bir sivilce.. olsun.. düzeltelim sevinelim..
cennet hanımın tedavisi artık sonlandı. ilerlemekaydedemiyoruz…
bir bakım evine nakledilecek işlemleri bitince.. holandada.. beklerken yine tedaviye devam ediliyor elbet.. hem de hiç sallamadan.. onun inanılmaz azimli bir fizyoterapisti var..
saatini bile şaşmıyoruz..
geldiğinden beri bir kez çok ateşlendi.. solunum sıkıntısı da eklenince başka bir hastaneye nakledildi.. düzeldi geldi..
üç gündür çok ateşi var cennet hanımın..
inmiyor..
soğutuyoruz.. ilaç veriyoruz.. odasında hiç yalnız bırakmıyoruz.. ama bu kez nedense ben tedirginim.. tetkikleri sürüyor.. tanısı konulamadı daha..
da düşündüm.. kadın öyküleri yazardım ben.. ama cennet hanımı yazmayı hiç düşünmedim.. onun öyküsünü öğrenemiyorum.. ketum ya.. onun öyküsünün arkasını bile yazamıyorum.. yakınları da ketum..
mesela kocası nerde.. öldü mü.. ne zaman .. bilmiyorum..
bu kadar uzun zaman kalıp bu kadar kapalı kalan tek hastam cennet hanım..
o yüzden en azından varlığı bilinsin diye yazdım..
***************
“bazen başına böyle şeyler gelir.. sonra da hayatının geri kalan kısmını sürekli bunları düşünerek geçirirsin.. eğer kafandan atmaya çalışırsan daha beter geri dönerler.. sana hiç rahat vermeyen bir huzursuzluk veya cevabı olmayan bir soru halini alırlar ve hepsini yeni baştan tekrar yaşamak zorunda kalırsın”
hannahtinti..insan çatlatanhayvanöyküleri..
***************
buldunuz mu cennet hanımın öyküsünde.. hayatla .. araba kazası oladan elimiz kolumuz çalışırken de.. yaşadıklarımızdan bir iz..

11 yorum :

Leylak Dalı dedi ki...

İnanılmaz etkilendim ve ellerime bakarak kıpırdatıp "Çok şükür" dedim, varsın Carpal Tunnel Sendrom'dan arasıra yorulunca uyuşsun ne gam.
Çok teşekkürler silkelediğiniz için ve sevgiler...

Sevgi Gibi dedi ki...

ben bunu dillendirmeyi hiç sevmiyorum hatta atalet sevmez bu tür şeyleri diyorum ancak bugün yazasım geldi...
ölümle pençeleştiğim bir üç gün var hayatımda. bu süreci çok iyi hatırlamasam da hastaneye kaldırılmadan önceki durumu, özellikle artık nefes alamama ve ben artık ölüyorum durumunu çok net hatırlıyorum.
ve uyandıktan sonraki hayal kırıklığım... ve "ikinci yaşam" hikayelerini, azim öykülerini okurken bunlardan hiç mi hiç etkilenmiyor oluşum. çok net bunlar, belki de hayatımdaki en net duygular. elim kolum tutmasaydı benim, çok zor bir hasta olurdum eminim. bak elim kıpırdadı, kolum oynadı diye sevinmez, bunu yapmamı sağlayan herkesin burnundan getirirdim muhtemelen.
yani işte demek istiyorum ki deminden beri hayatı sevmemek çok zor, bunu itiraf etmek ondan da zor.

JoA dedi ki...

ne biçim bir zamanlama oldu bilemezsin. elimde raporlar... neyse... sadece, bu hep dalga geçtiğim, "her şey çok güzel olacak" bıdıbıdısı değil. işte bu gerçek. cennet hanım yani. bize düşen pay. öpüyorum seni.

sakıncalı düşünceler dedi ki...

özlemişim senden bu tarz hüzünlü kadın hikayeleri dinlemeyi... Cennet hanımın kendine özgü ketum haline mi yanayım yoksa bulunduğu duruma mı? Bu tarz acıları kendi içinde yaşıyor olmak dışarı ışık sızdırmadan olayları kabullenmeye çalışıyor olmak pekte kolay olmasa gerek... Allahtan şifa diliyorum kendisine... yazacak çok şeyim var buna dair.. lakin şimdilik bu şekilde ifade edeyim düşüncelerimi....

Ece dedi ki...

O kadar cok var ki.. Ama bu kucucuk yorum kutusuna sigamayacak benimkiler.
Iste bu yuzden sayfamda cevaplamaya karar verdim.Uzerimdeki aci huzunu aksama kadar atabilirsem yarinki yazim bu olacak sanirim.

Senin bizim doktorumuz olmani ne cok istedim bilsen....

beyaz gelincik dedi ki...

neler hatırlatmadı ki
bu yazı,ilk önce de
bir aşk ahlakı tartışmasını...
arkadaşım,belden aşağısı felç,
trafik kazası sonucu,
tek başına mücadele ediyor
15 yıldır...
hiç umudunu yitirmeden,
yıllar önce kök hücre naklini
daha kimsenin dilinde bile
yokken araştırıp onu bekleyen..
kocanın bırakarak .....
ekonomik anlamda çocuklar ona bağımlı olduğundan
babayla yaşayıp,
yalnız....
bir başına...
kollarının sağlığına dua eden
bir arkadaş...

.. dedi ki...

ufacık açsan makarna paketinin ucunu. dökemezsin ya makarnaları. bir anda hepsi yığılır ve tıkanır delik. bi sürü şey söylemek, hissettiğim bi sürü şeyi yazmak istedim ama... içerisi kalabalık,makarna çok, delik küçük, dökülemiyor.
cennet hanım için de dua ettim. aklıma geldikçe de edicem. mucizelere inanmak isterim ben.
şimdiyse
sahip olduklarıma, bi de seni tanıdığıma şükrettim.
o kadar.

Adsız dedi ki...

leylak dalı.. hoş geldin..
geçmiş olsun karpal tünele.. akşamları dinlendirme ateli fayda eder... zorlu günlere..

*************
sevgi gibi..
benim sevip sevmememin önemi yok..
biliyor musun..
saime hanım " yaşamı yaşayanlar olduğu kadar bi de onu taşıyanlar vardır" derdi..
bunu seçiyor muyuz.. seçmeden doğumumuzla mı geliyor..
bilmiyorum..
ama ben gerçekten her noktasında değil yaşamak.. kutlamak.. festivaller düzenlemek sevinmek için nedenler arayarak gezenlerdenim..
bu demek değil ki.. geçenlerde..
yok arabayı suya sürmek iyi fikir değil.. biri bulur kurtarır filan diye düşünmekte iken buldum kendimi..nerden çıkmıştım yola.. nasıl vardım o noktaya bilmiyorum..
bildiğim.. çok korktuğum .. kendimi o noktada bulunca..

***********
joa..
bazen kişi.. elindeki şeye bakar.. tartar.. düşünür.. ve ezici ağırlığını hisseder.. ve bazı kişi..evet şimdi neresinden tutup düzeltirsem daha kolay hallederim der.. basitçe.. kimi.. bu elimdeki çok ağır yardım.. diye bağırır.. o yardımı alır almaz farklı..almaz alamaz farklı.. kimi.. elindeki ağırlıkla dalar derinlere..
aslolan herkesin bir gün elinde bir ağırlıkla uyanabilme olasılığını unutmamak galiba..
**********
sakıncalı =)..
bazı şeyler hem paylaşılamıyor hem de paylaşılsa da faydası olmuyor..
şifa diekleri için teşekkürler..=9
***********
ecesiiii.. balkonlu kadın..
eğer bu ruh durumuna minicik bi katkım olduysa.. klavyem kırılsın..
ben yardımcı olabilmeyi dilerdim.. size zorlu yolculuğunuzda..
ama sen hiç bir yardıma gerek duymadan kalkabildin o savaşın altından.. azıcık yükünü alabilseydim ne iyi olurdu..
************
dilaramm..
özür dilerim.. gerçekten..
arkadaşın için de.. üzgünüm..
kazası için ayrı.. sonunda yalnız kalması için ayrı üzgünüm..
ama belki aklına düşürmüşüdür onu.. aramışındır.. sevinmiştir sesini duyunca benim sevindiğim gibi.. diyerek teselli ediyorum kendimi..
*************
saklambacımmm..
makarna paketine de hüzün bulaştırdım ya.. bravo bana..
ayol makarna kolay yemek diye sevine sevine alıyorduk onu elimize..
******

seviyorum ben sizi..
teşekkür ederim öyle sebepsizce..
öperim de..

atalet..

beyaz gelincik dedi ki...

biz de,
biz de...
yok sakın özür dileme,
araşırız biz arkadaşımla,
giderim oturur ,konuşuruz,
dertleşiriz....

laleninbahcesi dedi ki...

bir kadın hikayesi değil bende ki ama o kadar benzer bir hikayeki eniştemin hikayesi...
Bir bilsen bir tanısaydın O'nu sanırdın hayatta hiç acı çekmemiş... öyle şen şakrak hayat dolu... sevmeyi bilen... paylaşmayı seven biri... Şimdi gözlerini sana dikip bir hüzünlü bakışı var bilemezssin... Cennet Hanım değil adı bir tek...geri kalanı aynı O...Ha bir de çocukları karısı tüm sevdikleri etrafında pervane...
Hep kocamın , bir arkadaşım vardı aynı böyle, bir gün iş yerinden içeri koltuk değnekleri ile girdi hikayesine tutunduk hep birlikte...

ipekc dedi ki...

merhaba
herkese o kadar tanıdık belkide yaşanılan ama tam olarak tanımlanamayan harika tasvir edilmiş bir kadın ve hayatı, travmalı kadın hikayeleri fiziksel olmasa bile ruhsal olarak ne kadar benzer, teşekkür ederim gerçeklerle yüzleşmek yakından görmek ve neticesinde öğenebilmek yaralayıcı, çok zor ama çok güzel, en zor olan şeyi ''şükretmeyi'' unutmamayı bir kez daha idrak ettim, candan teşekkür ederim
Not: mutsuz kadınların-insanların yanında görebilen,bilen ve şefkat duyabilen bir kadının olması benim için çok sevinidirici.şükürler olsun.

Follow my blog with Bloglovin