17 Ocak 2009 Cumartesi

..

herkes dinliyor.. bu ara..
favori şarkı..
herkesi ıssızadama..
beni.. eski günlere götürüyor..

evet..
o kadar yaşlıyım..
o şarkının en çok satan olduğu zamanlardan kalmayım...
bir sevgiliin olmadığı günlerdi..
ama nasıl da aşık olma duygusu verirdi..
al başa... bi daha..
al başa... bi daha..

saime hanımın delirmesine yol açan şeylerden biri..
şarkıyı ezberleyene kadar..sözlerini çıkarana kadar..
al başa bi daha..

çok iyi hatırlıyorum..
birden oda kapımı açıp.. sustur artık şu adamı .. kadını.. çıldaracağım..
dediğini..

yok öyle kapakta şarkı sözleri..
parmak ucunda gugl.. hayat zor daha..
elde kalem.. kulaklar pür dikkat..
yanda duruma göre redhauz..
ya da adı küçük kendi büyük pötilarus..
aksanı da fena ise şarkıcının..
onu mu dedi.. ne dedi..o harfle başlayan..
anlamı uyan sözcük avla..
bi daha..

al başa bi daha..
hep beraber..
al başa bi daha..=P..

şimdi bizim evde yapıldığında.. ses çıkarmıyorum..
damdan düşen bilir damdan düşenin halini..

iki duvarı pembe iki duvarı mavi odam..
pembe düz halı..
yeni çıkan sistre cam cila parkelerin üzerinde..
yatak örtüm mavi pembe kareli..
tüylü..
benim değil.. cemal beyin dekoru..
pikabım.. gene onun armağanı.. yerde..
ben de öyle..
erken yaz.. ya da geç ilkbahar zamanı..
elimde kitap..
kulağımda bu şarkı..
pencere açık..içeri doğru kabarıyor tüller arada..
esintiyle beraber..
ne güzel bi özgürlük var şarkıda..
aşık olmak istiyorum..

fotografik benim hafızam..
beş duyusal ya da..
evde bir meyve kousu olduğuna yemin bile edebilirim..
reçel pişiyor olabilir..

ev ev.. işte..
basmayan tarzda..
sadece keyfi çıkarılan..
hayal kurulabilen..

********
güzel bir roman..
güzel bir öyküydü..
bugünün romantizmi..
o evine dönüyordu sisli yerlere..
kız aşağı iniyordu.. güneye .. güneye..

yol kenarında karşılaştılar..
tatil otoyolu üzerinde..
şanslı bir gün olmalıydı..
ellerinin ucunda gökyüzü..
o bölgenin armağanı..
o zaman neden yarınları düşünsünler ki..

geniş bir buğday tarlasında saklandılar..
kendilerini akışa bıraktılar..
başlayan yaşamlarını anlattılar birbirlerine..
şanslı bir gün olmalıydı..
çocuktular daha.. sadece çocuktular..
yol kenarında buluşan..tatil otoyolu kenarında..
avuçlarına gökyüzü toplayan..
kaderi toplar gibi..
yarınları düşünmeyi reddeden..

sabahın kıyısında.. ayrıldılar..
tatil otoyolunun kenarında..
şans günü bitmişti..
sonra her biri kendi yoluna gitti..
kaderi selamladılar..
birbirlerine el salladılar..

o yukarda sisli yerdeki..evine döndü...
kız aşağı indi güneye..
güzel bir romandı..
güzel bir öyküydü..
bugünün romantizmi idi..

*********
şarkının sözleri..
bunlar..
aslında anlık aşkların yeni başladığı döenmleri anlatıyor işte..
bir yol öyküsü..
bir geçicilik.. duygusu veriyor..
yani öyle büyük ve adanmışlık yok..
kelebek ve çiçek ilişkisi..
bülbül gül değil.. =P..
*********

dilediğince zaman ayırabilirdin o zaman herşeye..
o zamanlar zaman sorunu yoktu..
insanlar hakettiğince özen görebilirdi..
zamanım yok mazereti yoktu..
dolu dolu konuşurdun..
alışverişe gitmek bütün gün sürerdi..
çay için sofralar kurulurdu.. tadı çıkarılırdı..
alternatifler azdı..
birşeye tam olarak adayabilirdi insan kendini..

hayaller .. küçük ve ulaşılabilirdi..
hayal kadar hafiftiler..
gerçekleşmeyeceği bilinirdi.. birçoğunun..
zaten ondan değerli idi..
tek tuşun ucunda değil..
kredi kartının ucunda değil..
entırda değil..
tezgahta değildi..

hayal bile emek isterdi o zaman..

şimdi ne hayale vakit var ne de hayal kurana bir çeşit saygı..

********
nostalji çağı diye yine plak yapıyorlarmış..
ve pikaplar..

beyoğluna tranvay konduğunda
ferhanşensoyun sorduğunu sorasım geldi..
hani içinden cahidesonku da iner mi ki?? demişti..

peki bu plaklar.. bizlerin dinlediği gibi dinlenir mi???





Image Hosted by ImageShack.us

9 yorum :

caglar dedi ki...

dinlenir. yani öyle dinleyen bulunur ama daha çok tüketeni bulursun. zira tüketim nesnesi olarak çok daha geniş bir alana yayılabiliyorlar artık.

alpernatif dedi ki...

dinlenmez
(yukarıdaki yeni yetmeye inat :) )

geçenlerde 20 li yaşlardaki birisine 33 lük plak dedim
içinde 33 şarkı mı var dedi !

ben şimdi bu nesile nasıl anlatayım,plakın önce kadife ile silindiğini
sonra iğnenin plak kenarındaki boşluğa konduğunu
sonra müziğe eşlik eden çıtırtıları
şarkıyı tekrar dinlemek için ne zahmetlere katlanıldığını

dinlenmez
tüketim malzemesi gibi bile dinlenmez
hele bizim gibi hiç dinlenmez

jidotakafu dedi ki...

Bİ sn ya..
Neden dinlenmesin ki ...
Dinlenebilir..
Alperin bahsettiği
işin teknik kısmı ..
Kadifyle silinir de
iğne kenara konur da..
Bunlar öğrenilmesi
imkansız şeyler değil...

Ben inanıyorum
en üstteki
yeni yetme arkadaşımın da
dile getirdiği gibi dinlenebileceğine...

Hala içimizde
katışıksız, saf, duru, salt insan olmayı becerebilenler var..
Misal ben :P...
Dinlerim ulen...
İçimi çeke çeke..
Aşık olmak istiyorum ulennn
diye diye...
Gözlerimi kapatıp,
kah acı çekerek
kah dolup taşarak ..
kah tebessümle...
Dinleyebilirim ...

Hali hazırda yapacak kudrette olmasam dahi
Bu Natife inat çabalar yaparım be :D

lale dedi ki...

karşılıklı iki yatak , sarı mobilyalı, duvarlar sarı zemin üzerine çiçek sepetli duvar kağıdı,(sen sarı sevmezdin dimi) pencerede sarı jaluze, yatağın birinin başı tavana kadar kitaplık, diğerinin ayak ucunda kitaplık.Zuz la benim odam. Ablaaa iyi geceler, birazdan ablaa iyi geceler yeniden.Pikap aynen seninki gibi, Hep Demis Rouses çalıyor ya da şu an aklımda o FOREVER AND FOREVER çalıyor. Nilüfer yeni çıkmış dünya dönüyor sen ne dersen de diyor.
Bilmem şimdikiler o şarkıları dinlermi ama ben o dönemleri çok sevmiştim.Şimdi hatırlamak bile çok iyi geldi. Seni seviyorum be ataletimm

geçkalmadımki dedi ki...

Yok..
Yazık ne bilsinler ki..
Biz yaşadık o güzellikleri ve ne yazık gençlere bırakamıyoruz güzel şeyler..hergün daha fena bir dünyaya doğru..
ne bilsinler.. o tranvaydan cahide sonku değil ben bile inmiyorum artık.
çok mu kararttım bu güzel yazıyı..Pardon ..
birden gençler için üzüldümde..bizim yaşadığımız güzellikleri yaşayamıyorlar diye..
bu güzel yazı için teşekkürler ataletim..
ne güzeldi..
Sevgiler...

By Nester dedi ki...

Lale devri çocuklarıyız biz...
şimdilerde oraya buraya lale ekerek o dönemi geri getirebileceğini düşünen bir lale belediye başkanımız var sadece.

oraya buraya pikap, plak, kadife de bırakabilir diye ümid ediyorum.

dinlenir mi?
e dinlenir.
jido nun yazısının altına imza atmak isterdim. ancak yukarıdaki ukalalıkları yapmaktan kendimi alamadım.

beyaz gelincik dedi ki...

ben o günleri
hatırladığımda
burnuma o günlerin
kokuları bile geliyor...
pikap deyince,
istanbulda gazetecilikte okuyan Savaş ağabeyimin bir kaç plakla birlikte getirdiğidir.
sonra harçlıklarımızdan biriktirip
almıştık diğer plakları.
şimdi benim kızımın ve oğlumun
anne bu şarkıların sözleri çok güzel,yıllar sonra bile aynı güzellikte dinlenebiliyor demeleri
ve dijital kayıtlarda sıkıştırılan
seslerin monotonluğu,plaklardaki seslerin genişliği ve seslerin doğallığı...
geçip gidiyor hayat
avuçlarımızın arasından...

Şarküteri dedi ki...

Bazen nostalji yapan ya da yaşlandık diye derlenen yeni yetmelere kızardı atalet, daha yaşın kaç başın kaç diyerekten...

Haklıymış ama... böyle güzel nostalji yazısı okumamıştım uzun zamandır. "Zamanım yok" mazeretinin olmayışı büyülü birşey. Sohbete, alışverişe, müzik dinlemeye herşeye tam olarak adanabilmek... Haklı olarak yad edilecek şeyler bunlar. Bakalım bizim kuşak ne bulacak yad etmek için? Bu hebelehüphüpler olmadan önce biz gerçek insanlarla konuşurduk, beraber sinemaya, kafeye giderdik falan mı diyeceğiz?

Yukarıda beyaz gelinciğin yorumunda dediği seslerin sıkıştırılması önemli bir konu hakkaten. Bugün yaygın olarak dinlediğimiz mp3 formatındaki müzik, daha az yer kaplasın diye kırpılmış bir dosya türü. İnsan kulağının duyamayacağı frekanslardaki tüm sesler silinmiş durumda. Ama ya biz o sesleri kulağımızla değil ama bir şekilde ruhumuzla, 6. hislerimizle falan hissedebiliyorsak! Kedi ve köpekler bizim duyamadığımız frekansları da duyuyorlar ya... Al işte onların müzik zevklerini de kesip attık... Sahibinin sesi diye plak markası vardı, ambleminde de plağın başında bekleyen köpek (yok benim yaş yetişmedi buna ama biliyorum) Acaba kedi ve köpeklerin plak sesini daha aoyurucu bulmalarıyla alakalı olabilir mi bu resim?

der, kaçarım...

sedencik dedi ki...

hatırlamayı seviyorum...
hafızamda saklamayı...

tüketmeye teşnelerden değilim ...
ama ...
yeniden canlandırmayıda sevmiyorum...
bence dinlenmiyor sevgili Atalet...
1-2 saat ilgi çekici oluyor...
gerisi yok...
f.şensoy doğruyu söylemiş...
bir baksana nostalji diye kurulan herşeye...

hayallerimizdeki haliyle hafızamızda kalması bile söz konusu değil artık...

çoook güzel bir yazıydı...
sevgiyle :)

Follow my blog with Bloglovin