26 Mart 2014 Çarşamba

ataletle kafa karışıklığı .. elbet izlenen ve okunanlar ve biraz da yapılan ve yaşananlarla bağlantılı canıtın arada bir girip çıksın görüntüye..


tuhaf bir günışığı..
olağan dışı bir sükunet mevcut..
ışık binanın öbür yanında aslında.. 
ama olanca haşmetiyle balkonumun karşısındaki duvara vuruyor..
ordan yansıyıp gözümü alıyor ..aydınlık..

blog tozlu son zamanlarda..
yazmak bir keyif ya da isyan benim için..
her ikisini de yapamayacak kadar tutsak ruhum..

post travmatik stres bozukluğu içinde bizim jenerasyon..
daimi bir deja vü hali ile..
sindirilmişliğe karşı çıkma duygusu arasında sıkışık..

kıyılıp yok edilmiş jenerasyonlar..
küresel bir izansızlık..
orda burda eş zamanlı..
savaşların kesmediği..
kendi insanlarını ezmedin günün basit rutini olduğu zamanlar ve coğrafyalar..
tesadüfen ya da kendi irademle seçilmiş..
önümde salınıyorlar..

costa gavras..
üç filmiyle yedi bitirdi beni.
altmışlar yetmişler ve seksenler..
her birinde biz de kendi sokaklarımızı arşınlıyorduk ümitli genç kitleler aracılığıyla..
enerjisiz bıraktı..
romain gary’nin polonyada bir kuş vardısı duruyor masamın üzerinde..
giren çıkan ..
bunu mu okuyorsun yapma ya.. diyor..
bunalım sözcüğünü telaffuz etmiyorlar..
mimikleri yetiyor fikirlerini aktarmaya..
gülüyorum..
alaycı olmasını istediğim bir acı hatta buruk bir gülüşle..
pembe dizi sayılır diyorum..
alt tarafı gerçek savaş zamanının acımasızlıklarını anlatıyor..
barış döneminde yaşadıklarımıza bakarsak.. pembe dizi tadında geliyor..

anlamıyorlar çoğu..
işleri güçleri var herkesin..
benim gibi olmayanların..
örülecek duvarları sıvanacak yüzeyleri boyaları var..
mesela bizim evde bahçede çalışan ustaların..
yapılacak yatırımları.. temizlenecek depoları ve elemanları var..
mesela bizim yeni kurum sahibinin..

dostlarımla yazışıyorum vatsaptan..
ben bunların içinde olmaktan çok utanıyorum ve yoruldum diyor birisi..

oturmuş rezillik çukurunun daha da dolmasını bekliyoruz..
bbg evini bile izlerken ar’ı rahatsız olanlar için pek fena zamanlar..
ama bunu takip etmeyene .. haber yok.. bilgi yok..

eskiden gazetelerin yanında hediye promosyonlar verilirdi..
şimdi de ancak tape izlersen yaşanılanların kurgusunu anlama yetin oluyor..

açıkçası sizi duyamıyorum.. sizi duyamıyorum.. ile..
daha.. daha ne rezillik var gitgeli yorgunluğu..
başka yorgunluğa benzemezmiş..

dedim ya gavrası ben seçtim..
ama elime aldığım her kitap da..
beni bu küre üzerine ayağını basmış olan üreten güzelleştiren seven ve yaşayan sade insanların burnundan fitil fitil getirmeye odaklanmış bir insan grubunun varlığına işaret ediyor..
hem de kal ü beladan bu yana..

hem de aynı basit mekanizmayı yağlayıp ittivererek..
minicik bir ivme ile..

edebiyat ile bilgi veren kitapları okuyanlar arasında ki farkı öğrendim öğreneli..
insanları sadece 2ye ayırır oldum..

farkındalığı gelişmiş olanlar ile..
kullanmak üzere bilgi biriktirenler olarak..

dikkatle seçtim sözlerimi..
duygudan söz etmiyorum..
duygu durum perişan..
havsala karışık zira..
ama farkındalık ve bilgi daha somut daha elle tutulabilesi..

işte böyle blog..
bahar bütün güzelliğiyle gelemedi..
ağaçlarım tomurcuklandı ama..
bir harabe bahçe..
ajugaların üzerinde boya tenekeleri..
cüce nergislerimin üzerine atılmış çimento çuvalları..
bahçede korumayı düşüneceğim herşey..
yangın yeri gibi..
başlayan ve çığrından çıkan herşeyi temsil edercesine..
evimin önünde ve arkasında bir yıkım yapım..
kitaplarda .. tesadüfi fikirsel zedelenmeler..

çekirdekle flört ediyoruz biraz. kısıtlı zamanlarda mutfakta bir korn fleyks atıştırma süresince..
bir gine pige maydanoz yedirme süresince..

sahi berkin'i toprağa verdiğimiz gün..
çekirdek gine piglerden kadın olanı ve beş yavrusu ölü buldu kafeste..
acımız öyle gerçekti ki..
öyle katliam gibiydi ki..
görüntü..
insanlar evlatlarını verirken toprağa sen beş fareye mi ağlıyorsun diyemedim..

şimdilik böyle zaman..
böyle günlerdeyim..
distopia bile değil.. cacotopia içine düşmüş gibi hissediyorum..

ihaneti sevmediğimden..
kendi yaşam biçimimi sürdürmekten aciz..

ne istiyorum biliyor musun feys..
kısa bir süre.. dullar kasabasından masallar kitabı gibi bir yaşam.. 
sorun üretmeye değil..
yaşamaya ve var olan sorunları bitirmeye.. yönelik..
enerjik bir sürece gerek duyuyorum.. 



Image Hosted by ImageShack.us

3 yorum :

Enis Diker dedi ki...

Kimden okudum hatırlamıyorum, Gidens olabilir, zamanımızın insanının baskın özelliğinin yetersizlik hissi olduğunu yazıyordu. Bir yandan her işi uzmanına bırakma, akan bir musluk için bile tamirci çağırma; diğer yandan kaldırabileceğinden fazla uyarı bombordmanı altında kalmayı herhalde yetersizlikten daha iyi tarif eden bir kelime yok.

lale dedi ki...

o bahar gelicek hiç merak etme sen.
Ben o acınızı öyle iyi anlıyorum ki,kaplumbağamız öldüğünde gömmek için yer beğenemiştik.

Geçer diyorum geçmeli bu yıkım günleri...

İf dedi ki...

duyarlılık pratikte çeyreği kadardır saniyenin . beyin , aydınlatıcı enerjisini her zaman bulur fakat beyin ne kadar yaratıcı ve analizciyse o boyutta olur bu enerji , genelde trajik olur ve kaybolunulur gidilir . zikzaklar çoksa motive çizelgesinde , geleceği gören bir algı da vardır hep . bu yüzden çıkıyor böyle yazılar .

Follow my blog with Bloglovin