16 Nisan 2013 Salı

yirmiüçnisanlar dizisi yazıcak sanki atalet.. öyle gibi anılar doluştu etrafına.. bugün ilki..

yirmiüç nisan geliyor ya..
hep aynı şeyi hatırlarım bugünlerde.. 
 sanırım yazmadım daha önce..

bir yaş ufak gittim ben ilkokula..
evde durmasın çocuk dendi..
yapamazsa alırız dendi..
yaptım almadılar..

o zamanlar veliler yeniden ilkokul okur gibi okula dikilmez isim isim öğretmenlerce bilinmez idi..
o zaman al hocam eti senin kemiği benim denildiği devir idi..
rollere ödevlere mutlak öğretmenler karar verir  idi..
ilk 23 nisanımda ..
rondlarda folklorlarda monologlarda rolüm var..
öğretmen yazmış da yazmış..
bilmem artık  zekamla mı parladım..
güzel bir çocuktum da ondan mı..
ülke fıkara ..imkanı daha çoktur denip anası babası memur  olan çocuklara daha mı fazla rol veriliyordu.. 

ama çeşit kıyafet gereken  çeşit rolum var..
bir sürü hazırlık yapılmış olsa gerek.. 
dikilmiş.. işlenmiş alınmış  olsa gerek.. 
ama hiç birini anımsamıyorum..

saime hanım çok yorulmuş olsa gerek onu da bilmiyorum..
anımsadığım bir kaç şey var..

ilk hatırladığım..
o sabah saime hanım saçlarımı tarıyor.. 
o düğümleri açmaya çalıştıkça..acıyor saçlarım.. 
ben huysuzlanıyorum..
topuz yapılacak çiçekler iliştirilecek.. organze elbise giyilecek..
okula gidilecek yürüyüş var.. 
kortej derdik sanki o zamanlar..
ben mızıldadıkça saime hanım
 "bir dur.. daha seni okula yetiştirip ben de okuluma yetişeceğim.. geç kalıyoruz" diyor..
ben daha çok mızıldıyorum.. 
"bak zaten çok yorgunum.. böyle yaparsan akşam seni gösterine götürmem ona göre" diyor..

elimde dantelden yapılmış.. kolalanmış bir sepet.. 
içinde papatyalar..
yürüyüş sırasında komutu aldık mı o çiçekleri atıyoruz halka..
saime hanımın okulunun önünden de geçti kortej.. 
orda da attık çiçekleri..
saime hanımlar da okullarının önünde mi idiler.. 
bir fotoğraf var.. cemal bey de orda mıymış..
anımsamıyorum ama fotoğraflar olduğuna göre..

yürüyüşten sonra okulda bir sabah gösterisi var..
ona katılmışım.. yine  fotoğraflarım var..
bir de akşam gösterisi var..
işte bundan sonrası..
bir kısmı hafızamdan bir kısmı ise saime hanımın anlattığı..

yıllar sonra bir gün..
bile isteye.. canımı yaktığı için  canını yaktığım bir gün..
"sen zaten ilkokuldayken de böyleydin" demiş ve anlatmıştı..
o zaman hatırlamıştım ..
anı.. biliyorsunuz tek taraflı bir şeydir..
kendi duygularınızı .. algılarınızın kaydettiği şeylerle tamamlar.. ve 
olguyu şekillendirip saklarsınız..bu nedenle.. aynı şeyi beraber yaşamış olanlar..
farklı anımsar.. olayları..


işte saime hanımın anlattığı ve benim anımsadığımla..
aslında bu iki tarafı da belli bir olay örgüsü oldu.. 
ve nerdeyse öyküsel bir anı  ortaya çıktı..
o 23 nisan sabahından  anımsadıklarıma saime hanımın..
yetişememekten.. hayattan .. yorgun olmasının
tek başına gibi çocuk yetiştirmekten.. sıkıntılı olmasının
ve her sabah ama her sabah saçım diye ağlayan.. 
akşamları da saçlarını açıp dağıtıp..
iyice karışmasına düğümlenmesine   yol açan bir ataletin katkısı var..
sonuç olarak  yorucu ve engel olunamaz bir sabah kasveti var..

ama esas akşam dramı..herkesin duygularını  bilmek..
onu ikimizin ortak hali olarak yazmama yol açıyor.. 

"kadın sarı keten kumaş kaplı karton bavula sırmalı şalvarı cepkeni dikkatle yerleştirdi..
bürümcük mintanı koydu..
üzerine organze elbiseyi buruşmasın diye yaydı yerleştirdi..
bavulun bir köşesine burnu yukarı kıvrık.. işlemeli terlikleri ..
bavulun diğer köşesine sarı ipek.. kenarı oyalı örtüyle beraber
tülbente sardığı önünden paralar sallanan başlığı  sıkıştırıdı..
arada sırada kaçamak bir bakış atan..
ve her zamanki gibi sessiz duran kızına seslendi.. 
"hadi çıkalım artık .. geç kalacağız.."
kızı yerinde doğruldu..
gözlerini dikti gözüne.. 
-gitmemiz gerekmiyor dedi..
-nasıl.. e akşam gösterisi??
-ben öğretmene söyledim gitmemiz gerekmiyor..
-ne söyledin öğretmene..
-annem çok yorgun.. sabah da beni zor getirdi.. akşam getiremeyecek dedim..
-nerden çıkardın bunu??
-yorgun değil misin.. öyle demedin mi?? ben de söyledim öğretmene.. peki dedi..
-olmaz öyle şey .. gösteride sorumlulukların var.. yürü çabuk gidiyoruz..

ince trençkotunu giydi.. kızının hırkasını giydirdi kadın.. sarı bavulu aldı eline..
çıktılar..
karanlık sokaklarda hızla ilerlediler..
okul yolu karanlıkta farklı geliyordu..
 okula ulaştılar..
öğretmen annesini ve kızı görünce çok şaşırdı ..
-ama atalet bana sizin yorgun olduğunuzu kendisini getiremeyeceğinizi söylemişti.. dedi telaşla..
ben mi yanlış anladım.. 
-evet.. kendi aklından öyle yapmış.. ama elbette getirdim ben onu   işte..
-ama ben yedek öğrenciye bu gece sahneye çıkacağını söyledim..
çocuk giyindi hazırlandı.. şimdi ona "atalet geldi sen çıkmıyorsun" diyemem.. doğru olmaz..
-siz de haklısınız..
-madem geldiniz.. buyrun izleyin o zaman sabah izleyememiştiniz gösterimizi..
-biliyorsunuz benim de kendi okulumda sorumluluklarım vardı.. bizde de tören vardı..
biliyorum elbette..

oturdular sıraya..
hep suçlu olmak yoruyordu kadını..
kızına yorgunum demekten..
sabah gösterisini kaçırmaktan..
ilgisiz anne gibi görünmekten..
hep suçlu bulunmaktan yorgundu..
sarı bavul kucağındaydı ..
herşeyin simgesi gibiydi o an..

perde açıldı şiirler rondlar.. çocuklar..
yanındaki koltukta oturan kızına baktı..
koltuğun ucuna doğru kaymıştı.. 
önündeki kafanın bir sağından bir solundan uzanıp sahneyi görmeye çalışıyordu..
bir süre izledi kızını..
kendisine dönüp bir tek bakış bile atmadığını farkedince.. 
yol boyunca hiç konuşmamış olduğunu..
öğretmenle konuşurlarken biraz uzakta durup yüzünde..
neredeyse bir gülümsemeyle onu izlediğini anımsayınca birden bire..
beni cezalandırıyor.. 
o kadar çok söylendim ki..
o kadar hevesle hazırlanmıştı ki bugüne..
onun hevesine katılamadığım için..
beni cezalandırıyor..

birden yaşlar dökülmeye başladı gözünden..
hadi kızım evimize gidelim dedi..
-yorgun musun..??.. dedi dönüp yüzüne bakmadan.. 
başını salladı .. evetledi..
hiç itiraz etmedi çocuk sessizce kalktı yerinden.. çıkışa ilerledi..
kadının  gözyaşları akmaya devam ediyordu .. çıktılar..

bilindik okul yolu karanlık çok farklı görünüyordu çocuğa..
annesine baktı ..
gözyaşları içindeydi yüzü..
bir elinde bavul.. bir elinde kızının eli..
hızlı adımlarla ilerliyorlardı..
bir kaçış karesi gibiydiler..

kız aslında biraz memnundu yaptığı vurucu etkiden..
gerçi bu kadar üzüleceğini ummamıştı annesinin ..
o yüzden biraz üzülmeye başlamıştı..
annesi çok yorgundu..
hep yorgundu ..
akşamları koynuna geleyim mi dediğinde yorgunum kızım başka zaman diyordu..
bu gösteriaslında umurunda değildi kızın..
ama ezberlerini tam yapmıştı.. provalarda çok çalışmıştı..
ve  annesi gene yorgundu..

o da vazgeçmişti gösteriden.. 
hem annesi dinlensin diye..
biraz da annesi görsün bakalım diye..
nasıl vazgeçebiliyorum görsün.. diye
ama şimdi annesi çok ağlıyordu..
elini sıktı annesinin..
annesi de  onunkini sıktı..
bakıimadılar.. konuşmadılar..
kadının göz yaşları devam etti yüzünden aşağıya akmaya..
birbirlerine iyice yanaştılar..
adımlarını hızlandırıp.. evlerine doğru..
bir kaçış öyküsünün son karesi gibi karıştılar gecenin karanlığına..."




Image Hosted by ImageShack.us

6 yorum :

Çiğdem dedi ki...

Ağlattın ya beni.. Aşk olsun sana!

Leylak Dalı dedi ki...

Yaa ama bu çok dokunaklı olmuş :(

Nehire dedi ki...

Seviyorum bloğun sözcüklerini bize yazan sahibesinin öylesine güzel yüreğini.Teşekkürler...

beyaz gelincik dedi ki...

yüreğim yüreğinde,
öylece kaldım..
onun için mi çocukların isteklerini ertelemeyişin.

Ece dedi ki...

Ben senin bir batından ablan olsaydım, annenin yorgunluğunu alır, O'nun kendisini suçlamasına izin vermez, senin bugün başka hissetmeni sağlardım.

Sabah öpücüğümü al..

lale dedi ki...

Şimdi ,bizim seninle yorumlaşmalarımız farklı bi şey...Sen yazarsın,karşılığında ben de kendi olayımı anlatırım, böyle bir sürü anı biriktirdim ben bu senin yorum altlarında... Çok yıllar sonra birbirimizi bulduğumuz ilkokul arkadaşım,blog yazılarımı okuyunca hiç benimle ilgili bir şey varmıydı yazılarında dedi...Ben de var ama benim değil bir başka blogcunun yorum altında dedim:)) Sen bir ara harflerle ilgili bir şey yapardın hatırlıyormusun. İşte '' J'' harfi ile ilgili yazıda ben Jale'den söz etmişim. O yazıyı ona göndermiştim çok sevinmişti.

Şimdi benim bu yazınla ilgili anlatacaklarıma gelince. Gamze üniv. sınavlarına hazırlanıyordu gergindi, ben Nazlı uzaktaydı, işten ayrılmıştım,kendi isteğimle olduğu halde sanırım yine de boşluğunu yaşıyordum. Bir akşam Gamze ile kötü takıştık. O da sabah giderken telefonunu özellikle evde bırakmış,akşam saat sekiz oldu yok. Kursu arıyoruz çıkmış. Ben yola çıktım,arkamda Zeki, caddede Kadıköy dolmuşlarına bakıyorum, bir taraftan da kusuyorum. Bir de baktım akrşıdan geliyor.Özellikle yavaş yürümüş,özellikle gelen dolmuşa değil bir sonrakine binmiş falan...

Benim 23 Nisanlarım ise Ordu'nun zaten yağmurlu havasına karışan hiç bir zaman ağız tadıyla yapılamayan 23 Nisanlar.

İşte böle ya...

Follow my blog with Bloglovin