11 Eylül 2012 Salı

koltuk kanape dizi puf dönem viktoria sergi ve diğerleri hakkında



dedektif murdoch izliyorum..
dönem filmleri hoşuma gidiyor..
o zamanlarda da vahşet.. çıkar.. savaş.. ezme.. ezilme olmasına rağmen nedense daha naif geliyor bana.. belki kitle katliamı olmadığından.. belki bu kadar ötekileştirme olmadığından..
belki de tamamen yanılgım bu benim.. yine de ..
bu yüzden izliyorum..
bu dönem lafını ilk duyduğum ve anlamaya çalıştığım zamanı anımsıyorum..
dekorasyon dergisi okuyordum..
ingilizce ve ingilteredeki evler hakkında idi.. edward stili.. viktoria stili. bir de sık sık geçen period "dönem" sözcüğü dolayısıyla dönem stili diye bir şey var olduğunu sanmaya başlamıştım..
dönem ayrıntıları isim tamlaması yüzünden. =)..
naiflik bende de vardı..

murdoch'taki doktorun çalışma alanı ilginç.. ince doğramalar kocaman camlar..
camlı bölmeler arasındaki çalışma okuma alanı.. gramofonu.. kitap okuduğu o aydınlık ama yine de loş bölmeli alan.. yeşil aydınlık.. sanki bir seranın içinden süzülüp geliyor ışık.

dün akşamki bölümde..
erkek kılığına giren kadınlar vardı..
bu kılıkta buluşup yemek yiyor ve geziniyorlardı..
bunu anlayan erkeklerin..
"erkek olmak için onun kıyafetlerini giymek yetmez..
çok daha fazlası gerekir" gibi kaba ifadeleri vardı..
kadınlardan biri ifade verirken.. 
"öğlen yemeği yedik.. ve yollarda yürüdük.. erkekler gibi her yerde saygı gördük" diyordu..
doktor da sinirlendi biraz. erkek kılığındaki kadınlara tepki verenlere.. ve murdoch'un da ona destek olmasını bekledi.. olmayınca da kırıldı..
sondaki cümleyi sevdim ben..
"sana destek veremezdim.. çünkü bu senin kavgan.. ayrıca seni tanıdığım kadarıyla sen destek çıkılmasından pek hoşlanmazsın"..
aslında en kadın haklarına saygılı tutum bu..
ama cevabı.. yine bir dönem filminden.. poirot'lu agata christie filminden..
siz erkekler gözlerinizle aşık olursunuz ama biz kadınlar kulaklarımızla"..
duyduklarımız.. konuştuklarımız önemli..
bir yalnız bırakılışı anımsıyorum..
elbette o tartışmada karşı tarafla başa çıkabilirdim.. hem de nasıl çıkabilirdim..
ama o zaman sk olan çb'nin.. nasıl durup da beni izlediğini görünce pek kırılmıştım..
yalnız bırakılma durumu..
aynı doktorun ki gibi..

doktor ancak sorduğu zaman .. öğrendi murdoch'un bu konudaki fikrini.. yani kadınların toplum içindeki yeri ve bunu değiştirme girişimleri ve kendilerine biçmeye çalıştıkları durumlarına olan saygısını.. ayrıca kendisine neden destek olmadığını da o zaman öğrendi..

fark o ki..
ben sormamıştım asla..
duruma bakıp..
yalnızım demiştim..

demem o ki..
insanlar sormalı alacağı cevabı tahmin etmemeli..
ama bunun sonucu değiştirmesi gerekmiyor..
zira doktor da ayrıldı murdoch'dan..
hem de dedektif onunla evlenip çocuk yapıp onu düzenli bir eşe.. kavuşturmak istediğinde.. =)..
doktor özgür yaşayası bir ruha sahip..

hercule poirot'lu bölümde ise..
bir yazar kadın var adını anımsamadığım .. ama o da bir düzenli karakter aslında..
delişmen birşey..
birilerini takip ederken bir yandan okur gibi yapıyor.. habire..
elindeki kitap virginai woolf'un the voyage out'u.. 
filmin geçtiği yıl.. 1919.. 

bu ayki.. ev için all style dergisinde kadınların kendilerine ait bir yer isteklerinden bahseden bir bölüm vardı..
bu konuda bir resim sergisinden söz ediliyordu..
dairesanat'ta iki sanatçı 12 eylülde başlayan bir sergide kadın emek kapitalizm konularında illüstrasyonlarını sergiliyormuş.. dikiş makinesi üzerinde rodeo yapan kadını sevdim ben yazıda kullanılan örnek fotoğraflar arasında..

yaşam durgun ve dingin değil asla bu arada..
fazla hareket ve sonlanması gereken fazla süreç olduğunda..
daha uyuşuk oluyorum ben..
ondan işte bu yazı..
yoksa ben istemez miydim..
şöyle elma marmeladı pişirdim..
böyle şarap rekoltesine gittim..
aman da nasıl bir börek yaptım da dostlarımda sarı kanarya no2 çay eşliğinde tükettim diye yazmayı..
ama yok..
koltuk ve pufumla bütünleştim..
biliyorsunuz artık kanape yok.. gitti..
attım..
o yüzden boş alanda koltuk ve pufla bütünleşmedeyim..
kurtarılmayı bekler gibiyim..

bu eylülde..
altısında başlayan sahaf festivalini ve bu sergiyi gezmek niyetindeyim ama göreceğiz bakalım nice başarılı olacağımı..



Image Hosted by ImageShack.us

5 yorum :

carpediem dedi ki...

kanappeyi ne yaptın ataletim.
gitti diyorsun da
kaçırdığım ne var
diye
bak üzüldüm şimdi
nasıl atladım ben...
hiç reçel falan yaptığım yok,
yaptıklarım da kaldı öyle,
her şey karışık da
çözümlenemez değil.

carpediem dedi ki...

kanappeyi ne yaptın ataletim.
gitti diyorsun da
kaçırdığım ne var
diye
bak üzüldüm şimdi
nasıl atladım ben...
hiç reçel falan yaptığım yok,
yaptıklarım da kaldı öyle,
her şey karışık da
çözümlenemez değil.

laleninbahcesi dedi ki...

ister kanepeni anlat, ister izlediğin diziyi, istersen de kızdığın bir şeye sonuna kadar küfür et seviyorum seni okumayı... Şimdi diyorum ki elma marmelatı mı? yapsam, sonra şu fırsat sitelerinde bağ bozumu şenlikleri gördüm orlara mı? gitsem...
Bende de var kallavi bi kanepe , ama atamam akşamları nasıl yayılıyorum üstünde kimsecikler kapmasın diye hemen koşup kapıyorum da herkes yerleşene kadar yerimden kımıldamıyorum bilemezsin:))

Öpüyorum çok Ataletim canım benim

Selgin GB dedi ki...

Mr. Nobbs u seyretmeni öneriyorum. Ben bir türlü bloga yazmamadım....

Adsız dedi ki...

@selgin.. izlemeye başladım.. kadının kadınlığının ortaya çıktığı sahenedeki ezilmişliğini ve bunu keşfedenin peşinde elinde çaydır yemektir dolanmasını unutamayacağım sanırım...


@lale.. benim kanape.. popoma batıyordu .. madden değil de.. simgesel olarak.. lanet şey.. =)..

@dilara.. sadece kanape gitti.. maalesif dilaram.. izlenecek kaçırılan bişey yok..

atalet..

Follow my blog with Bloglovin