18 Ocak 2011 Salı

gözlükkılıfimdakuştüyüvar

gittiği bir hafta sonu gezisinden çektiği fotoğraflarda.. birlikte yaptığımız gezilerde geliştirdiğimiz sistematiği .. ayak izlerini.. taştan işaret kulelerini.. ayrıntıda kçük anlamda büyük herşeyi.. görmenin sevindirdiği kadar sevindirdi beni..
çantasından çıkarıp elime verdiği tüy.. beyaz ipeksi yumuşak bir martı tüyü..
o an için en güvenli yere yerleştirdim tüyü.. gözlüğümün kılıfına..
havalı bişi kılıfım .. taşlı pırıltılı siyah satenden .. ve kapağı da üstten.. mıknatısla tutunuyor ana gövdeye..fazla erişkin.. fazla kokoş ve fazla kadınsı.. kendisi için fazla.. benim için değil ..=D..
sonra açtığımda o siyah saten karalık içinde öyle güzel göründü ki gözüme..
çıkarmadım içinden..
hani mümkün olsa üzerine iki üç damla da deniz suyu ekleyebilsem.. biraz da tuzlu esinti..
tuhaf olan haftalardır ordalığına hala alışamadım.. her açışımda aynı muzur gülücüğe neden oluyor..tüy..
peki siz de öyle geliyor mu..
böyle yeşile yağmur sonrası toprak kokusuna.. ya da ayak altında çıtırdayan çam iğneleriyle sabah çiğinin büyüsü gibi..
dalga sesi tuz ve nem ve rüzgar gibi.. sahip olamayacağımız sadece üzerimizdeki iyicil etkisini hissedebileceğimiz ..ve bu yüzden tam da bu yüzden.. çok özlediğimiz şeylere ulaşıp kavuşunca.. onların tam olarak tadını çıkar/artıeksia/mıyormuşuz gibi geliyor mu..
acaba özlediğimiz yaşanan anların kendisi değil de.. ..
öyle ortamlarda yaşanmışlıklar mı  acaba..
kendi adıma hayır.. öyle ortamlarda keyifli yaşanmışlıklarım olsa da..
hiç bir seferin aynı kişi ile bile aynı olmadığını bilecek kadar deneyimim var.. ilkleri de kastetmiyorum.. ilklerin ayrıcalığı ilk olmalarıdır..
tekrarlananlarda ise.. tekrarlanmaya değmelerini sağlayan özellikler vardır..
bak şimdi de..
aklıma.. sık sık lokantaların kapısı .. sergilerin önünde .. karşılaşıp dalga geçtiğim şu cümle geldi..
“en kısa zamanda yine yapalım..” veda cümlesi.. ve genellikle bu en kısa zaman .. asla gelmez.. o cümleyi kurduran sadece ilk olmanın verdiği heyecandır.. sıradışıdır o yaşananda herhangi bir şey.. ilk kez gidilen yer.. ilk kez yalnız annesiz kocasız sevgilisz gidilen.. bir “ilk kez”.. bişeyin tadıdır .. kalıcı değildir..
ama gerçekten çok keyif alındıysa.. dile bile gelmeden bir bakarsın aynı şeyi yeniden yapıyorsun.. kalıcı olmaya aday durumlar.. elde mor fosforlu kalemle.. en kısa zamanda yeniden listesine eklenmezler.. nedense..
şu özlediğim tuz rüzgar yağmur kokusu toprak yeşil ortama dönersem..
yalnız olduğum zamanlarda çekiştirilip güdülmediğim.. ben ilgimi çeken birşeye odaklanmışken.. gel bak ne buldumlarla bölünmeyen zaman dilimleri benim için en kıymetlileri..
bunun için ya gerçekten yalnız olmam ya da bencileyin kendi çemberinde kapalı kalmaktan.. kendi fikirlerinin sesinden düşüncelerinin çağlayanından tedirgin olmayacak biriyle olmam gerek..
tüyverendost.. öyle bir yol arkadaşı..
o da kendi yalnızlığı içinde kendi odaklandığı ile bütünleşebildiği için.. sonra bir noktada yeniden bir araya gelip o aynı yer ve zamanda.. ayrı ayrı odaklandıklarımızı paylaşmak ..  bazen hiç farketmeden yanından geçtiklerimizle.. bazen de aynı ayrıntıya aynı ya da farklı bakış açısıyla sahiplenmemizi görüp.. alan genişletmek.. bizim sırrımız bu.. zorlamasız olması..
kuyruğum öyle sıkışık ki.. değil kaçış.. kaçamak planlayacak halim kalmadı ..
hatta tuzlu bir esintinin bile epey kuvvetli üflemesi gerek..enerjisizliğimi gidermek için.. ismimle uyum içindeyim el ve eldiven gibi..
ve aman yanlış anlaşılmasın.. evren enerji böcükleri yaradan ve/veya  akıllı programcılar periler .. fırtına istemiyorum.. adrenalin kokteyliyle kendime gelesim yok..
lafımı doğru anla.. şöyle okşana özenile.. yavaş geçiş olacak gerek duyduğum  enerji depolanması..
batıl inanç diyeni vururum ..
benim..genel yaşam biçimim.. iti an sopayı hazırla  .. aklına gelen için hemen şemsiye hazırladın.. hazırladın.. değilse.. kesinlikle doluya yakanma.. şeklinde seyredip duruyor cumartesi günü.. bir izlediğim .. bir hatta iki okuduğum bir de cemal bey 20lik ve dayısı ile ilgili ipliklerden birden bir pırıltı oluşuverdi.. araba kullanırken ve hemen not almak istedim..iner inmez.. arabadan..
sizle değil de 20liğin dayısıyla paylaşmak için.. nooldu bilin bakalım .. ertesi sabah 02.30 kadar devam eden bir karmaşalar silsilesi nedeniyle.. ki ona bazıları yaşam diyorlar..
uçtu gitti.. aklıma tüm gelenler..
o yüzden martıtüyü .. iyi geliyor bana..
yoksa asla umut küçük tüylü birşeydir.. diyen şiirden değil.. =)
bir kaç da gözlemim var..yaşamın türlü çeşit kaçırılışı ile ilgili..
ama ben kim olup da kaçıranlardan söz edebiliyorum.. bir kuş tüyüne sığdırmışken bütün isteklerimi.. deyip yazmayıverdim işte..
pese bir.. merak edenlere.. birinci haftanın sonunda atacağım diye ahkam kestiğim şeyler yerlerinden bile kıpırdamadılar..
ilk hafta geçti mi ki.. duygusuyla beraber.. etrafımdan akar gibi zaman.. benim için değil başkaları için akar gibi olduğundan..
pese iki.. atalet aslında nasıl iyi niyetli nasıl cici bir kadın.. düzenli yazmak arzusu nasıl kuvvetli ki.. kedilerin düşmemek için tutunmaları gibi beşer tırnak .. çizgi filmlerde.. öyle kalem ve kağıt harcamakta.. notlar almakta. yaşamla ilgili.. ama..
çekirdeğin dediği gibi..
kader..

8 yorum :

beyaz gelincik dedi ki...

yetişemiyorum
sana
yazdıklarına...
iç ses duyuyorum yazdıklarında,kolayca yazılmış gibi...
kader ne için,
yaşadıklarımıza mı, yaşayamadıklarımıza mı?
yoksa eskide kalıp ,sonra yeniden ortaya çıkanlara mı ...
sevgiyle.

laleninbahcesi dedi ki...

yerde ne zaman martı tüyü görsem aklıma sen geliyorsun... Alsam mı? almasam mı? derken , almadan yürüyorum ama bir daha alacağım..

Benim gözlük kılıfımda çok havalıydı... mor laleler vardı üstünde ama Cancan p..tu dişleye dişleye mahvetti...
Okuduğun kitaplara baktım da Marc Levy hiç okumadım galiba...

Öptüm çok

Adsız dedi ki...

lalem..mark levi azcık baygın yazıyor.. ama basit ve güzel benim de ilk okuduğum.. diğerlerini de okumaya karar verdim..

****
dilaram.. iç ses.. çok..
alt yazı da diyebilirsin.. satır altı da.. ama o sesler habire değişiyor..
bazen yeni deneyimlere göre.. bazen yeni yaşanılanlara göre..
işte o yüzden..
iç sesler paneli bile oluyor bazen =)..

hafif olsun haftanızın sonu..
öper atalet..kocamanından..

laleninbahcesi dedi ki...

haftasonu mu git dimek istiyon he?? Önümüzdeki hafta sonu gidim miii, Ece^yi de çağıram miii?

Adsız dedi ki...

yok hafta içi git diyom lalem =)..
kalabalıktan ariii ol diye..
=)

hafta sonu eceye gidersin.. beni de çağırabilersin =P

atalet

hasret senfonileri dedi ki...

"hiç bir seferin aynı kişi ile bile aynı olmadığını bilecek kadar deneyimim var.. ilkleri de kastetmiyorum.. ilklerin ayrıcalığı ilk olmalarıdır..
tekrarlananlarda ise.. tekrarlanmaya değmelerini sağlayan özellikler vardır.."

cümlesini benim kulağıma fısıldamışsın gibi sevgili Atalet... Altına milyon kere imzamı attım!!


"yalnız olduğum zamanlarda çekiştirilip güdülmediğim.. ben ilgimi çeken birşeye odaklanmışken.. gel bak ne buldumlarla bölünmeyen zaman dilimleri benim için en kıymetlileri.."

Yok bunu imzalamam işte.. ah!!! bazen gerçekten bulduğum şeyleri "bak ne buldum" diye seslenecek kimse olmadığı için ağladığımı niye hatırlatıyorsun şimdi bana???
O bölünmeyecek zaman dilimlerini harcayacak kimse olmadığında o zaman dilimleri neden değerli olsun ha atalet?

Sanma ki yalnızlıktan şikayettirbu.. bunu düşünüp ilk geleni bile kovarım evden.. Kendimin efendisi olmaya bayılıyorum ama işte bazen bir kuş bir martı tüyü... ah atalet ah...

kayipsimurg dedi ki...

Çantadan diil, montun sol üst cebinden:)))

Adsız dedi ki...

hasret senfonim..
yalnızlık yaradana mahsus..
ben kaçamak zamanlarımda çekiştirilmekten söz ediyorum.. lüks dert anlayacağın..
ev henüz kalabalık..
ama az bi zaman kaldı ..
örneğin misal nmesela.. bu hafta sonu çekirdek yolculukta.. 20lik.. da yok..
ev boş sesim çıkıyo mu bak =)..

****
kayıbım tüyverendostum..
öyle miydi o.. =)

atalet

Follow my blog with Bloglovin