14 Ocak 2011 Cuma

deri..

bir reklam var hani..
deriniz diyor..
ilk banyonuzdan beri su geçirmedi.ama yok o değil..
bir çanta aldım.. yıllık demirbaş çantam..
benim tüm alışverişlerim gereksinimle başlar ve aşkla biter..
siyah çanta gereksinimi ile çıktım alışverişe..
herşeyde aradığım özellikleri arıyorum..
emek verilmiş olacak.. ayrıntılı düşünülmüş olacak..
göz zevkimi okşayacak.. temas duygumu mutlu edecek..
sonuçta şu yeni renkten..
şanelin bulduğu gri-bej=grej renkte bir çantaya değdi gözüm..
ve onunla çıktım..
tamam itiraf ediyorum..
bir de mor buldum dayanamadım onu da aldım.. ama konumuz o değil..
sonuçta bu aşk şimdilik her günde sürüyor..
bir kez yağmurda çok kısa bir mesafe yürüdüm.. yağmur damlalarının değdiği yerlerde renk koyulaştı..
neyse ki kuruduğunda düzeldi..
derken bugün çekmecede kullanma talimatını buldum..
çok şık bir etiket gibi katlanıp zarf şekline sokulmuş.. içine de kalite belgesi olduğunu belirten bir kart konulmuş..
türk malı olduğunu da belirtiyor aynı kart..
turkualiti.. diyor kartta ve türkuaz renkli..
merak edip okudum..
“ilk günkü şıklığı ile uzun süre kullanabilmeniz için bu noktalara dikkat etmenizi öneririz” die başlıyor..
önce “en iyi kalite deri ile üretilmiştir diyor sonra deriyi tanımlıyor.. “ doğal bir malzeme olan derinin cildindeki izler ve kırışıklıkların oluşturduğu benzersiz  doku derinin natürel güzelliğini ve eşsizliğini temsil eder” diye..
sonra.. temizlemek için su kullanmayın..
ılık ve havadar yerde şekli bozulmayacak şekilde saklayın..
solmayı engellemek için uzun süre güneşte terketmeyin..
sağanak yağmurda kullanmayın..
yağmura yakalanırsanız korkmayın.. doğru kurutursanız zarar görmez .. kurulayın normal kurumaya bırakın ani sıcak uygulamayın..
parfüm saç spreyi deodoran gibi kimyasal maddeler deriye zarar verir..
iğneli ve yapışkan şeyler deriye zarar verir..
zımparalama işlemi sırasında ince bir toz tabakası derinin üzerinde kalabilir.. etrafı boyayabilir.. ilk kullanımlarda benzer renk giysilerle kullanın..
yok delirmedim..
şu kullanım kılavuzundan deri sözcüğünü çıkarsak da yerine ilişki.. / aşk.. aile.. arkadaş.. / ya da insan ya da kadın.. ya da atalet koysak.. hiç de saçma olmazdı diye düşündüm..
kullanım kılvuzsuz olduğumuz için mi.. ilişkilerin bir anda raydan çıkması..
ya da zamanla aslında farklı güzergahlarda ilerlendiğinin ortaya çıkması..
bilemedim bak..
diyorsam da bilemedim değil tabii.. tevazudur yanılmayın..
gayet iyi biliyorum..

zamanında bilogcuda yazarken de..
bir etiketimi değiştirin yazısı yazmıştım.. merak edenler buraya tıklayabilir..
onunla bir bütün oluşturuyor sanki..
ama yazı dilim değişmiş..
ve hatta.. daha mı üşengeç oldum.. kendimi mi anlatasım çokmuş o zaman şimdi yok..
ya da.. okuyanlar artık dilimi çözdü diye mi..
satır altı açasım kalmamış şimdilerde..
kullanım kılavuzlarına..
dikkat kırılır ibaresi eklensin..
hatta bu ibare her yere herkese eklensin..
güzel ve size kırılacak eşya gibi davranılan.. bir hafta sonunuz olsun..

6 yorum :

Adsız dedi ki...

yazı dillerimiz ve isteklerimiz değişiyor.
neden devam ediyoruz acaba.
yazasım yok diye yazmak aslında ilginç bir yaklaşım.

yok, sana demiyorum, kendime diyorum.
sevgiler.

-caglar

laleninbahcesi dedi ki...

benimde yazı dilim değişmiş , geçen gün blogcudaki bir yazımı okurken farkettim...
O yzınıda çok sevdim arada benimde değiştiresim var... mesela dün çok değiştiresim geldi, evden çıkmak zorundayken herkesin yapabileceği ama benim yaptığım bir işi yaparken... Aslında bıraksam yaparlar... söylesem yaparlar ama yok etiketin hatrı var.

Benim kocaya bi bot aldık... Şu aynı zamanda motorsiklet markası olanlardan... nubuk aldık... Geldik evde etiketine baktık, karda , yağmurda giymeyin diyor...

Öptüm çok ataletim benim

hasret senfonileri dedi ki...

benim kullanma klavuzuma baktım, "son kullanma tarihi" geçmiş!!

dolphinblue dedi ki...

yazı dili değişimi konusunda çok haklısın. en azından benim için öyle :) blogtaki seni anlayacağım diye göbeğim çatlardı bazen. ve evet ilk dönemlerde kendimizi anlatacak çokça birikimimiz mi vardı yoksa kendi kendimizi anlatacak yer bulmanın mutluluğundan mı neydi... yazarken tuhaf bir coşku vardı içimizde...

bende bazen insanların kullanılma kılavuzu olsa diye düşünüyorum. neye üzülür, ne mutlu eder, alınganlık seviyesi ne derecede, çabuk mu biter ilişkinin boyutu, mayası sağlam mı, birbirimizle olan uyumumuz ne kadar uyar ne kadar uymaz... gibi... o zamanda ilişkiler çokça kolay olur yeni insan keşfediyor olmanın bir manası olmazdı gibi geliyor...

uff yaa... illa herşeyin zoru gelsin başıma istiyorum galiba :)

.. dedi ki...

3.5 sene olmuş...
sanki daha yakınlarda bahsettim bundan gibi hatırlamıştım.
bi baktım taa 2007.
noluyor yaaa 8(

http://burdasaklaniyorum.blogcu.com/insanlar-icin-kullanma-kilavuzu/2296177

öperim. çok.

Adsız dedi ki...

saklanbacım ayçöreğim..
zaman.. akıyor.. göreceli.. bitmesin istediğinde hızlı bitsin istediğinde durağan..

öperim çok çok ve hatta gürültülü gürültülü..
*****

dolfinim tilkim..
evet.. ben gene anlamadım diye kızardın bi de..
ama ben zaten anlayabilenlere şaşardım..
anlaşılmasın diye gömüp dururdum bazı şeyleri fazla gömmüşüm şimdi bakınca ben de bilemiyorum.. =)

***********
hasret senfonilerim..

eminim sen sonsuz garantili ürünsün.. kesin kılavuz öyle diyordur..
üreticiliğin ve özellikle de bunu üretme disiplinin başka türlü açıklanamaz zira..

*******

laleee..
bir de " ama siz bununla suya girmişsiniz " dedikleri bir bikini sarmışlardı arkadaşıma =D..

*******

çağlarım bilirim..
.. bir nevi değişim süreci tutanağı olmasın bu bloglar..

sevgiyle..

Follow my blog with Bloglovin