Aslında blog kurallarına bakarsan asla mim cevaplamam diye yazmışım..
Ama bu farklı..
Biir kitaplarla ilgili..
İki sevgi gibi ve odisi pek bişey istemez kimseden sevgi gibi.. odiyi tanımam.. biraz yapışkan biri sanki.. =).. onlar mimlemiş.. reddedemem..
Ve üçççç
Kütüphanemi göstermek için bir vesiledir..nedendir bahanedir..
Ki ben onu pek çok severim ve de her bir köşesi el emeğim olduğundan göster ve böbürlen içeriğini katabileceğim hiçbir işten kaçınmam..
İş bu yazı böbür yazısıdır….
.....
Mim kütüphanene git..
Gözünü kapat da git..
Kapalı gözle.. el yordamıyla bi kitap seç.. düşün .. duygulan..
55. sayfasını oku.. ama önce aç o sayfayı da okuyabil..
İçinden bi paragrafı seç buraya yapıştır..
Sonra da üç kişiye daha görev ver ..
Diyor..
Kütüphanesinin önüne gidene kadar gözleri açıkmış sevginin..
Ben de öyle yaptım..
Resmi görünce.. zaten aksi halde düşüp oralarda kalacağımı.. asla kütüphaneye ulaşamayacağımı anlarsınız..
Ama kopya çekmedim..
Gözlerim kamaştığından..çekemezdim..
Güzelliğinden kamaştı gözlerim..
/pese.. kütüphane değil aslında sözcük belki de kitaplık denmeli.. ama yukarı gidip tek tek düzeltmeyi istemiyor canım.. affola..//
Sonra kapadım gözlerimi..
Sağa sola doğru gezdirdim..
Biraz korktum gerçi..
Ya biblolarımdan birini devirsem .. ya midye kabuklaımı kırsam..
Konsept konsept yerleştirdiğim objelerim devrilse diye..
Ama sonunda cesaret edip bir hamle yaptım..
Kitaba parmağımı bastım..
Fotoğrafını çektim.. gözümü açıp..
=)
minet voltırs..
Buz odasındaki ölü..
Evet cinayet romanları severim.. bilinir..
Ama keşke şöyle daha havalı daha bura uygun bir eser geçseydi elime..Dedim..
beni daha anlaşılmaz daha çözülmez yapacak birşey..
bu aralar bu fikre takıldım zaten..
bu kadar sofistike şeyler seven biri olarak bu kadar düz olmak.. sırsız açık kitap gibi.. olmak kızdırıyor beni..
neyse..
Şeytan kim bilecek ki..
Değiştir dedi..
Ama ben değiştirmedim..
Minette agahta christie'nin mirasçısı diye düşünülen bir hatun..
Bu kitabı.. "en etkileyici ilk roman" olarak değerlendirilmiş..
Ödül de almış..
Bu kitabı kendim aldım..
onu biliyorum..bana pek kitap hediye edilmez.. almıştır nasıl olsa derler..
bunca yılda..
bir türkçe ile ilgili kitabı çocukların babasından..
bir orijinal haliyle ingilizce stefın kingi 20likten bir de lalemden onun çok sevdiği ve benim okumadığımı söylediğim bir murakami zevkini paylaşmak için verdiği kitabı.. bir de simurgumdan.. rakıbalık ayvalık.. yeniliklerimi ve hayalimi çağırıştırdığı için..
bir ağızda sayabildiklerim bunlar..
kitap.. türkçesi..ayşe gül güreden..gelmiş..
üzerinde masa başında şarap içen ve sohbet eden üç kadını gösteren bir resim var..
Can yayınlarında basılmış.. 2000 yılında.. sanırım işte evde heryerde okudum..
Anım izim bişeyim yok..
Duygusal olarak dingin bi dönemdeymişim..
Arasında notum el yazım kurutulmuş çiçeğim yok..
=9
55. sayfa.. ruhumu bilmem ama böbür konuma uygun çıktı..
Tümünü mü alsam dedim.. bir değil birkaç alıntı yapayım..
“hemen yanı başlarında duran saksılarda büyüyen bitkilerin ışıklarını gölgelediği tek tük masa lambaları vardı orada burada. Dışarıya bakan iki duvar boylu boyunca soluk mavi, uçuk pembe ve ölgün gri renklerde dokunmuş balık sırtı desenli bir perdeyle örtülüydü. Yerde gece mavisi bir halı
Rdı. Odanın içe bakan duvarlarına asılı cıvıl cıvıl yağlı boyalar , neşeyle gülümseyerek, insana hoş geldn diyorlardı sanki. İçleri tıka basa kitap dolu kitaplıklar duvarların boş kalan her bir köşesine asker gibi dizilmişlerdi yan yana. “
“Anne /en/ şöminenin yanındaki koltuklardan birine attı kendini pufff diye ve yan masadaki sigara paketinden bir sigara alıp tüttürerek dumanını tavana doğru üfledi.”
Bu kadar o sayfadan alıntım..
Ama karıştırmaya devam ettim..
“erkekler konuşma ihtiyacı duyunca onları kim dinliyor acaba ? kadınların dostları vardır; görünüşe göre erkeklerin yalnızca içki yoldaşları oluyor. “
“bu kız başkalarının ne düşündüğüne aldırmıyor diye düşündü Başçavuş. Anne’in çevresine verdiği mesaj apaçıktı.. “ne görüyorsanız ben oyum..”ister kabul edin ister etmeyin . bunun inanılmaz bir özgüvenden mi yoksa salt ilgisizlikten mi kaynaklandığını merak ediyordu . Her ne olursa olsun bu özelliğin kendisinde olmasını arzuladı Mc Loughlin “
Evet mimim tamam sanırım.. tamamdır tamam..
Kitabımı yeniden yerine yerleştirebilirim.. =)
Bu arada yine gözlerimle okşayabilirim her rafı..
Çekirdek son zamanlardaki haline bakıp yaşam alanının..
Çok sen oldu burası dedi..
=)
Ortadaki sehpa benim oluşturduğum
bir hafta sonu kolajı..
üzeri eski kitap sayfalarıyla kaplı..
bir köşede.. şanıma güzelliğime ve zekama yaraşır taçlı bir defne halkası var.. “laureate” akademik tabirde bir konuda diplomalandırılma anlamında..
altta yanlış bir tarih..
heyecan heves ve işgüzarlık ile.. ille de hemen şimdi yapıp koyacağım telaşının sonucunda..
parmak hesabında asla defne taçlandırılamayacağımı gösteren..
hatalı bir tarih..
aslında okumayı yazmayı öğrendiğim tarih olsun istemiştim..
ama. =9.. bu konuda bir deha olduğuma.. emeklemeden okurdum aslında verselerdi elime kitabı manasında bir tarih koymuş oldum oraya..
olsun..
olgun görünüyorum bu hesaba göre..
siz fikre bakın esas..
eleştirmeyi gülüşmeyi..
yaşımı hesaplamaya çalışıp ay bu da yaşlıymış demeyi bırakın bakayım..
yeniden dekore edilen ocal ofise bile sehpa olarak üzeri kitap sayfalaı kaplı bir sehpa seçmiş.. abedenin seçkin dekoratörü..
hep benden ilham alıyorlar.. trendi ben belirliyorum..
üzerinde kitaplar.. en üstte yeşil kaplı olan 1948de bir yıl basılıp bir daha çıkmayan bir edebiyat dergisinin.. bir yıllık sayılar.. bir ciltli kitap.. “ouvrages pour dames” Saime hanımdan.. arada rübik küp dümdüz bir hat şeklinde açılabiliyor..
zekamın şerefine..
mumluk kristaller mor çiçekler..süslü beş benzemez.. =)
üzerindeki ütü.. çocukluğuma gönderme.. üzerindeki.. sepet.. çok sevildiği defalarca kopup yeniden dikilmiş deri şeritlerinden.belli..
bu alandaki her bir nesne çok ben..
pese..
istiyorum ki..
tüm sevdiklerim ve dost bildiklerimin evlerinde birer benim gözümden kendi eşyaları olsa..
hani aman bu da pek eskidi ama şimdi değiştiremem .. çünkü.... eşyalarını ben onlara yeniden yenileştirsem..
istiyorum bunu çok..
nasıl gerçekleştirebilirim bilmiyorum bunu..
varsa fikriniz.. söyleyin..
pese gene.. öpücüğü bile .. şaraba borçluymuşuz.. onu öğrendim bu hafta..
pese üç.. seyyahatname yazarıyla bir kader birliğim mi var..
ben inziva dedikçe içtima oluyor hayatım..
pese dört..
alis harikalar diyarındaki telaşlı tavşan gibiyim.. arada yazmaya çalışıyorum ama.. zor oluyor zor..
pese sanırım son.. ben kimseyi mimlemiyorum.. ama üstne alınsanız da..
resim resim ekleseniz.. ne hoş olurdu =)
edit pese .. gene geldim...minet woltırs demiş ki.. "okumayı sevdiğin şeyi yazacaksın.. eğer ilgini çekmeyen bişey yazmaya uğraşırsan.. delirirsin.." sevdim..