10 Nisan 2010 Cumartesi

birini bulmak..

birini kaybettirmeyi mi gerektirir ille de..

hmm evet.. hayatımın erkeği ya da kadını dediğin kişi için cevap net ve açık .. evet.. birini buldunsa.. eskisini kırpıp yıldız yapmak durumundasın.. ya da bırak kendi yörüngesini kendi çizsin..

etik değer bu..

tartışılmayacak şeyler vardır hayatta..

mutlak değerler.. bence bunlardan biri de bu..

insanın “bir” eşi olur..

geri kalan her söz.. sadece mazerettir.. bahanedir..

ama diğer ilişkilerimizden söz edelim biraz....

yeni bir insanla tanıştığında onu az ama taa içinden tanıyor gibi olursun bazen..

ve birden hızlanır diyalog .. paylaşım artar..

ille aynı duygu durumunu eşzamanlı yaşamaktan da değildir bu..

sadece yaşanmışlıklar.. deneyimlemeler üzerine de değildir....

olası .. teorik durumlarda da senin gibi biri olduğunu hissedersin..

bazen uzun zamanlar içinde kurulur dostluklar.. deneye yanıla.. karışık bir alanda bir patika oluşturur gibi gelişir..ilişkiler.. sağlamdır..

ama bazen de.. öyle kısa zamanda bu benden diye işaretlemek gelir ki içinden.. belki diğeri kadar sağlam değildir henüz ama öyle olacağını hissedersin..

zaten kimin süre garantisi var ki..

kim herhangi bir ilişkinin yirmi yıl ve üstü sürmesi kesin diye başlıyor ki..

bu bir “birbirini tanımaya.. birlikte yol almaya değer bulması” meselesidir..

son iki üç yılda böyle şeyler yaşadım ben..

birden ve hızla karar verdim “bu benden” dedim..

ve henüz beni yanıltacak bir durum yaşamadım..

yaşları farklı.. karakterleri farklı insanlar.. ama benim gerginliğimi hissedip huzursuz olabilen..benim de sıkıntılarını hissedip elimden birşey gelse de hafifletsem dediğim kişiler..

bir duygularını tepkilerini anlatırken.. ne olduğunu zaten biliyor olmak.. o kadar içinden olmak.. dediğim şey..

pol koelhonun son kitabı gene arkaik zamanlarla ilgili..

altını çize çize gidiyorum..

ordan iki kavram size..

ben çok içselleştirdim..

biri.. reenkarnasyonla ilgili..

der ki.. biz eskiden beri yeniden doğarız.. ama her doğuşumuzda bölünerek birleşerek doğarız.. tek parça kalmayız..

der ki.. evren yaratıldığı günden beri aynı sabit sayıda elemana sahip.. dolayısıyla örneğin insan sayısının artması bu bölünmeler sayesinde açıklanabilir..

ama bir kişiden iki kişi çıkar anlamında da değil bu.. bölünen her zaman dişi ruhtur.. bir dişi ve bir erkeğe bölünür.. bir yandan  sayısal olarak artış yapar.. /biolojideki mayoz bölünme gibi/ hem de karışır başka bölünmüşlerle.. /dna sarmalları kromozom eleşmeleri gibi…

nasıl açıklayayım .. diyelim ki.. hipnoz yapıldı size ve mısırda bir prenses ya da yunanda bir kral çıktınız.. kendinizi bişeyler yaşarken gördünüz..

ayıldınız anlatacaksınız “ben eskiden” diyemezsiniz.. evet o sizdiniz ama aynı zamanda başkaları da o gördüğünüz kişi..

o kişi bölündü ve birçok başka insanda devam ettiriyor varlığını..

bir de diyor ki..

söz tanrıdır..  bunun pozitif düşünce ile ilgisi yok.. düşün ne istersen ama söze dökme.. zira hep olasılıklarla çevriliyiz zaten.. ya iyiye ya da kötüye gidecek yollarla çevriliyiz..

ama söze getirdiğimiz daha fazla enerjiye sahip oluyor..

hah..

tamam atalet kafayı yemiş.. dediğinizi duyar gibiyim..

doğrudur.. =P..

izin verin önce kafayı yeme konusunu açıklayayım..

eğer inandığınız bir doğrunun sizi esir almasına.. size hükmetmesine.. günlük yaşantınızı etkileyecek sizi kilitleyecek kadar güçlenmesine izin verdiyseniz.. kafayı yeseniz de yemeseniz de hayatın bir çok yönünü kaçırıyorsunuz demektir..

benim bu tür inançlarım sadece yaşamı duyguları güzelleştirme etkisi olanlara karşıdır.. hastaya hem şefkat hem de rasyonel tıbbı uygulayabilme becerim de bundan kaynaklanır..

gelelim şu reenkarnasyon işine..

bu durum benim aniden  “tanıyorum ben bu insanı.. bu benden” .. dememe nasıl da uyuyor değil mi..??

isbatlansın isbatlanmasın..

“bu benden” dediklerimle geçmişte aynı varlığın parçası olabileceğim olasılığı bile heyecan verici ve yeterince kabul edilebilir bir kavram benim için..

özellikle benim gibi küstah.. kolay beğenmez.. kolay burun kıvırır ve defo bulucu bir kadın için.. açıklanamayan ani “bu benden” etiketlemesini başka türlü açıklamayı becerebilen varsa denesin..

şimdi gelelim.. başlık konusunda..

yeni bir “bu benden “ bulduğunuzda.. neden diğer sizden olanlar sizi sahiplenecek kadar sevenler.. hemen tepki verirler ki??..

bunu bilemiyorum?? sahiplenmenin koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor olsa.. e sessiz kalıp kollayabailiriz.. objektif olabiliriz.. zaten bin yaşında insanın neyini kollayacağız..kaybetme korkusu olsa.. dost dediğini kaybetmek öyle kolay mı.. ?? öyle algılama hatası yapılabilir mi..??

olası olumsuzlukları dile getirmek neden?? karşıdakinin aklı başından mı uçmuş görünüyor?? bakıyorum aynaya yok öyle bir halim.. yeni kişiden neden hoşlandığım çok açık net.. hızla benimsemem genelde emniyet şeridi bırakırken bırakmıyor olmam kaygısı mı??

modern zamanlarda ilişkilerin çığrından çıkmış.. etrafımızın psikopatlarla kazık atacak sahtekarlarla dolu olduğu saplantısı mı??

bir çocukluk arkadaşım vardı.. lalehan.. aynı apartmanda büyüdük ama aynı değildik.. hatta bir yokluk ilişkisiydi bizimki.. ama onun başka yerlerden başka arkadaşları geldiğinde o.. hemen.. bugün arkadaşım var .. der ve bugünün deyişi ile beni satardı.. ben ise.. onu da arkadaşımla olmaya davet ederdim..

bazen yolda karşılaşırdık .. yanında arkadaşı.. gelirdi bana doğru.. hemen hızlanır arkadaşını geride bırakır yanıma gelir ve

“arkadaşım var bugün” derdi.. tanıştırmazdı bile..

aslında kendi yolumda işimde takılmakta iken bu beni öyle üzerdi ki.. durduk yerde dışlanmak duygusu .. incinirdim..

bazen tam tersi olurdu.. onlara bir misafir gelirdi.. biz aşağıda bahçede oynarken.. gelen ailenin çocuğunu hadi sen de in diyerek bahçeye gönderirerdi.. ve lalehan başını kaldırıp onu gördüğü anda beni bırakır fırlardı.. arkadaşım gelmiş diyerek..

e ben neydim peki.. ??

diyemezdim.. bilmezdim böyle sorgulamaları .. incinirdim.. oyunu bırakıp eve giderdim.. neden geldin derdi annem.. hiç.. sıkıldım derdim..kitaplarıma dalardım.. avunma için..

o zamanlar bu yaşadıklarımı  ne duygu duygu ayırdedebilir ne de mızıldanmadan dile getirebilirdim.. susardım o yüzden .. hem anneme.. hem lalehana.. sitem de etmezdim..

belki de kendi  başka arkadaşlarımı onunla paylaşmam da aynalamak içindir.. örnek alsın da o da bana öyle davransın diyedir.. bilmiyorum..

sürmedi o arkadaşlık elbet büyüdüğümüzde.. dedim ya gereksinimden doğma idi.. aynı apartmanda.. annelerin birbirini onayladığı bir zorlama ilişki idi.. ilk fırsatta bitti..

ama içimde hep çakılı kalan lalehanın beni bodoslayıp .. arkadaşının yanına dönerken sırt görüntüsü ve benim birden dışlanmışlıktan doğan incinmiş.. omuzları düşmüş halim..

bunları tekrar yaşamayacak kadar büyüdüm artık..

duygularımı kolayca dile getirebiliyorum..

ama erişkin olmama rağmen çözemediğim bir ilişki sorunu bu işte..

yeni dostları.. eskilerin arasına yerleştirememe sıkıntısı..

diğerlerinin tepkileri..

önce gelenin “o benim ataletim” demesi.. demeye çalışması..

üzerine bayrak dikilmiş everestin yalnız zirvesi gibi hissediyorum o zamanlarda..

aynı yolda terkedilen kız çocuğu gibi..

birini bulduğumda sevindiğimde bu benden diye anlattığımda.. tüyleri dikilmesin istiyorum dostlarımın..

yeni geleni aralarına almasalar da.. emniyet şeridi bıraksalar da.. tepki de vermesinler istiyorum..

dağ severim denizi de görebildiğim sürece.. deniz severim.. sırtını dağlara dayamış koyları hele..

belki de hem dağda hem denizde yaşadım geçmişte..

ama ikisini de severim işte.. gözümün önünden ayırmadan diğerini..

o yüzden okuyan okumayan.. duyan duymayan herkese seslenmek istiyorum.. yaşamımda var olanlara.. biliyorum en çok beni seviyorsunuz.. anlayabiliyorum.. muhteşem ve eşsizim ben .. tadımı alan vazgeçemez.. biliyorum anlıyorum ama..yeni gelenler hakkında..bir uyarım var..

yerimiz var.. arkalara doğru biraz sıkışalım lütfen..

-----------

dip not bir.. bazen “ bu benden “ dediğim kişinin kendisi bile anlamaz üzerimdeki etkisini onunla tanışmış olmamın.. onu bulmuş olmamın..

-----------

dip not iki.

 JoA ya hoş geldin diyorum..

okudukça bu benden dediğim bir yeni dostum olarak.. ve istemeden bazı dialog çıkmazlarına yol açtım sanırım.. affetsin =P

-----------

dip not üç.. yarın sınav var .. 19luk sınava girecek bense burda nelerle uğraşıyorum.. kötü anne ben.. di mi??..

başarılar dileyin bakayım .. ama içten olsun.. değilse hiç dilemeyin.. daha iyi..

-----------

14 yorum :

JoA dedi ki...

atalet, o kadar çok gülümseyerek okudum ki!

1. ' “bu benden” dediklerimle geçmişte aynı varlığın parçası olabileceğim olasılığı bile heyecan verici ve yeterince kabul edilebilir bir kavram benim için..' demişsin ya hani, bu çok güzel geliyor bana da. reenkarnasyona inanmıyorum. bu kadar vahşi bir hayatı bir daha bir daha bir daha yaşıyor olmanın düşüncesi bile tüylerimi diken diken ediyor:) ama evet, "bu benden" diye bir şey var, ortak bir geçmiş var.

2. "dağ severim denizi de görebildiğim sürece.. deniz severim.. sırtını dağlara dayamış koyları hele.." demişsin. bir zamanlar ben de "dağa yanaşmamış engin bir deniz bana çok ürkütücü geliyor, sevmiyorum" demiştim.

3. hoşbuldum. gerçekten çok hoş buldum üstelik.

4. diyalog çıkmazları yok, üzülme sen. virgilius benim için çok kıymetlidir. bunu pek söylemedim kendisine gerçi:) daha doğrusu, çoğu insan gibi, o tür sözcüklerle söylemedim. ama o bilir. ve ben de biliyorum ki yine beni okuyacak. ben de hem okuyup hem yazacağım. sorun yok yani:)

4. size gelmek için neremin hasta olması gerekiyor doktor hanım? şefkat gösteren doktor bulmak biraz zor da bugünlerde:)

5. 19'luğa yürekten başarılar dilerim. ektiğini biçecektir. sınava onun yerine sen girmeye kalksaydın kötü anne diyebilirdim sana belki, ama şu durumda, ıı ıhhh:)

Adsız dedi ki...

JoA..
karada durup engin denize bakmayı sevmek de güzeldir.. ama ben üzerinde yaşam olan gelen giden tekneler.. martılar yelkenler.. ufukta gecenin karanlığında bir aydınlık .. dolayısıyla bir ışık kaynağı ve bir yaşam belirtisi olanını severim..
=)
bu kıyıda yalnız.. sessiz durup.. diğer yaşam belirtilerini izleyeyim..
varlığın tadını çıkarayım..
=)
ay ben tatile gitmek istiyorum galiba artık

bi de sen hasta olma da.. ben ağrı sızı ve rehabilitasyon işlerine bakıyorum.. bil gene de..

atalet

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

yalnız birine ait olmak, çok kötü bir his olsa gerek... ben hep kalabalıklarda büyüdüğüm ve hep kalabalıklarla yürüdüğüm içim çok yabancı bir duygu bana...

Küçük atalet oldum ve Lalehan diye bir arkadaşım oldu. Ne yapardım diye düşündüm. Önce bir temiz döverdim kesin. Deli Yadigarın oğlunun bile kafasını taşla yarmış biri olarak. Ama biliyormusun Lalehan onu en çok , sen de kendine kalasın diye yapıyordur. Seni paylaşmak istemediğinden.

Yalnız kalmak isteği zaman zaman olmuştur , kıyılardan denizlere baka baka hayatımı düşündüğüm. Taşların yerini değiştirmeye çalıştığım. Ama ataletim çok ağır be o taşlar yerinden zor oynuyor, oynayınca da altından çok derin bir çukur çıkıyor. Dura dura yer ediyor orada.

"dağ severim denizi de görebildiğim sürece.. deniz severim.. sırtını dağlara dayamış koyları hele.." Şu söz var ya benim olsun mu, beni anlat deseler ben buna ihtiyaç duyardım hep. Buldum cümlemi ben. Sen kendine başka bul, ya da ortaklaşa kullanalım.

Paul, Kazanan Yalnızdır derken, doğru demiş. Kazanan yalnızdır ama kazanımlardan çok kişi faydalanır. Sen istesen de istemesen de.

19'luğa ta içimden başarılar diliyorum. Sınavı çok başarılı geçsin. En sonunda da dilediği yerde görsün kendini...

Çok öptüm ataletimm...

Adsız dedi ki...

lalem..
paylaşalım koyu.. razıyım ben.. ama tamamen vazgeçemem ..
ha bi de evet kocaman çukurlar çıkıyor.. ama doğada boşluk kalmaz misali..
bir koydayız ya.. her dalgada biraz eşitleniyor çukur.. hel dalgada biraz doluyor.. bence..
yine de gerekmesin taşları oynatmak.. dursun durdukları gibi .. daha iyi olur öyle..
=)

lalehan.. bilmem benim farkımda mıydı.. daha çok kendinin farkında olanlardandı sanki..
=)

işin en kötüsü ne biliyor musun..
aslında beni kolumdan çeke çeke kitabımın başından kaldırıp.. oynamaya çıkardığı günlerde bazen beni satardı gelen konuğu ile de.. işte ona gıcığım en çok..
ben kafa yaramazdım..
saime hanım işlerin o boyuta gelmeden durdurulmasını sanırım bana beşikte iken öğretmişti..
şikayet etsem.. de dinlemezdi..
dışarı çıkmayı reddetsem de kınardı zaten.. arkadaş satılmazdı.. satarsa da engel olunmalıydı.. her işi benden sorardı..
benim de şimdi kendimden sorduğum gibi..
atalet..

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

halbuki bi yarsaydın kafasını iş bitmişti, hatırlamazdın bile Lalehan'ı.
Senin nasıl biri olduğunu bilmezmiyim ben. Ece şu kermes işini bitirsin bi bira balık yapalım Kadıköy de...

JoA dedi ki...

bence sen kalp kırıklarına da bakıyorsun:) müthiş bir sezgiyle...

Ece dedi ki...

Ben miniğim ya, havanın girebildiği her delikten süzülürüm.Kimse de sıkışmaz benim yüzümden.Şanslı kadınımdır vesselâm:))

Bugün iki delikanlıyı düşünmüştüm hep. İkisi de yarın sınava giriyor diye..
Çooookk içten başarı diliyorum 19'luk için. Tam da dilediği gibi olsun.
Başaracak.. O kimin oğlu!!!

Not..Senin bir kaybın yok ki..Lâlehan düşünsün neler kaçırdığını...
Öpüyorum çok..

Rümuz: Ortaya karışık

Ece dedi ki...

Unuttum; bira-balık için kermesi takar mıyım ki!!!!!

Çiğdem dedi ki...

19 lukla dualarım :)Tanrı zihin açıklığı ve hayırlısını versin.. Diğerleri hakkında.. belki yarına belki çook sonra ama bir şeyler var söylemek istediğim lakin arkadaşımı sonsuza yolculadım mecalim yok.

Sevgiyle..

.. dedi ki...

ataletimm,
hatırladım lalehan'ı. bahsetmiştin bi yazıda. öyle güzel anlatmıştın ki, o "türk filmlerinin gıcık kız çocuğu" tipindeki lalehan arkadaşım gelmiş diye sırtını dönüp giderkenki sahne, izlemişim gibi hatırımda.
kaybetmiş seni lalehan, yazık.
"benden" olanlar o "benden" kümesinin büyümesini sevmez hiç, gerçek bu. hani misafir olarak gidersin bir yere, sen oradayken başka bir misafir gelir o eve. çoğu kez yeni gelen önce gelene, önce gelen de sonradan gelene bi sinir olur. ev sahibini sahiplenme çabası oluşur. "ben daha yakınım ki" şeklinde bi psikolojik savaş bile oluşabilir 8)
kalabalıkla, sayıyla pek ilgilenmiyorum galiba. senden olabilmek duygusal olarak yetiyor bana.
seviyorum seni.
akıllı güzel oğlun hak ettiğini alsın dilerim. bi de yürekten geçmiş olsun 8)

Adsız dedi ki...

niyeyse fıstıklaaar diye seslenmek geldi içimden size..
bu bloğa erkek dayanmıyo ..=9
döküldüler birer birer..
doğama bloğun doğasına aykırı aslında..
neyse..kendime geleyim bir hele..

lalem..
balık bira kadiköy iyi fikir.. yaparız da.. ancak bi pazar olur yav.. bu gariban arkadaşınız..
ctesi bile dolu çalışıyor..
ben bu yaşta da yaramıyorum kafa.. ancak yastık basmak ve sözle bezdirmek becerebildiğim =)

JoA.. kırık kalpleri hissederim evet.. =) elimden geldiğince pansuman da yapmaya çalışırım..

ecemmmmmmmmmmm
teşekkürler.. bu sefer ben de öyle düşünyordum tüm öğrencilik yaşamında ilk defa..
doğru da çıktı..

koya sığışıyoruz dizi dizi di mi =P

balık bira kadiköy için bakınız.. cevap yukarda..

saklambacım.. ay çörediğim.. ucuz bacağım =)
misafir misafiri ev sahibi hiç birini çekemez derler..
ama benim durumda.. ev sahibi bayılıyor ayol..herbirinize.. =)

atalet

Adsız dedi ki...

çiğdem.. sana ayrı yorum altı..
yolculamak hr bir sevdiğini gerçek yaşamda gerçek yolculuğa bile.. zor gelirken.. mecalin de kalmaz elbet.. isteğin de...
başın sağolsun.. huzur içinde yatsın..
sevenlerine yaradan sabırlar versin..

atalet

kayipsimurg dedi ki...

İmtiyaz-ı sabitu seyyarı muskildir hayal. Zannederler keşti- nişanan, sahil-i derya yürür.
Koca Ragıp Paşa...
(Münasebetsiz değil. Eminim :)) )

Adsız dedi ki...

simurgum...
ama bu ataletle canıtını karıştırmak gibi bişey.. şaşkın mı ayol bunlar =)

Follow my blog with Bloglovin