3 Mart 2010 Çarşamba

ne alakasızbirçağırışım

 

-neden rEca ederim derlerdi ki..

dedi..

-kibarız daha da kibar olalım diye mi ki ??

-nayır nolamazlar da vardı ya..

-onlar daha etkileyici olsun diyeydi.. yoksa öyle konuşan kimse yoktu.. ama biliyor musun eski deyişler hep yok olmakta.. mesela o eski filmlerde o yıkık dökük ahşap evden biri fırlardı ve birşeyler söylerdi.. unutuldu hepsi.. akıntı çağanozu mesela sadece istanbullulara has bir deyişti.. kalmadı unutuldu..

-evet teatora da derlerdi..

-obiraz buradaki rumların etkisiyle idi.. hafif bozuk bir yabancı dil..

-iskorpit gibi..

-e ama skorbut demek de zor tabii..

-istop oynardık bi de.. =D.. aslında stop işte.. bi de iiiiisssstoooop diye bağırırdık.. diğerleri de dururdu..

-ne diyordu o hasta florens naytingeyl hastanesine..

-floewsan naytingeyl..

-eh der elbet.. öyle isim koyarsan..

eski zeki müren filmleri sipariş etmiş.. derdi.. eski diyalogları yakalamak..

dedim ki..

bu kadar yıllık sohbetlerimizin acaba ne kadarı bizans ne kadarı da sözcükler alışkanlıklar gelenekler ve çıkış noktaları üzerine..

derken aklıma biri sarı diğeri yeşil boyaları yer yer silinmiş iki tahta harf geldi..

bir şifoniyerin dik bölmesine benim çocuk elbiselerimi  asabilmek için yuvarlak uzun bir sopayı.. bak o da eski bir oklava olabilir.. bir C bir de O harfi çakmıştı babam..

O harfi olduğu gibi idi de.. C harfinin ağzı yukarı doğru bakardı..

oklavabenzeri sopanın bir ucu  Onun tam ortasına yerleşir.. C nin ağzından içeri sürülür.. böylece takılıp çıkarılabilirdi de gereğinde..

eski bir oyuncak alfabenin iiki harfi..

gerisi neredeydi hiç hatırlamıyorum.. hiç benim olmuş muydular.. bilmiyorum..

ama açılan bir kapaktan o iki harfin nasıl göründüğünü hatırlıyorum dün gibi..

3-4 yaşında olsan gerek.. yerden yukarı bakmam gerekiyordu o taş çatlasa birbuçuk metrelik yüksekliğe..

neydi dönüşümün üç sözcüğü.. hatırlayalım..

re-use.. yeniden kullan..

re-cycle.. dönüştür..

re-duce.. azalt..

 

sahi mart geldi değil mi..

benim halkalardan biri daha kapanacak ..

7 yorum :

Çağlar dedi ki...

öyle göz göz bakıyorum. tam konsantre olmuş şekilde okuyorum. yok, hiç bi halt yok, anlamadım yine :)

Adsız dedi ki...

e yok anlaşılacak bişey.. dümdüz yazı..
doktor odası sohbeti.. serbest çağırışım.. tamamen unuttuğum bi görüntnün arkasındaki anılar..

atalet azıcık iyi mi ne..

hem yazı ekleyip duruyor..
hem çağırışımları hoş..
itiraf edeyim.. guglda resim bile aradım benim tahta harflere benzerinden..
eh daha ne olsun çağlarım bilirim..
=)
öp bi de..

atalet..

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Reca ederim derdi Munise Hanım Teyze. Munise Teyze desek kızardı:))))teatora da derdi ve akıntı çaganozu diye bir lafta vardı töbe töbe kıs nerden geldi aklına bunlar.
Serbest çağrışım günündesin galiba :)))

Öpt6üm atalatimm

Adsız dedi ki...

öp lalem..
benim halalar da peraya iner teatoraya giderlerdi..=D..

ama reca etmezlerdi ve melahat hanım teyze de.. melahat teyze denince kızardı =P..

serbest benim herşeyim..
çağırışımım.. okumam.. yazmam.. yaşamım da hatta serbest .. ya da daha asri ifade olsun..
özgür anacım..

atalet..

.. dedi ki...

geldi benim gözümün önüne o c ve o harfleri. bir c, bir o, ve bir oklava. ne kadar şık. görüntü de güzeldir muhakkak ama, asıl fikir ne kadar şık. sıcak.
reca etmek, rica etmekten daha mı etkiliydi acaba gerçekten.
hani ince ve zarif "bayan"lara bayan derken, biraz daha hacmi geniş olanlara "baağyan" diyen tramvay biletçisininkine benzer bir jargon mu acaba?
atalet iyi olsun.
azıcık değil çok çok iyi olsun hem.
öperim sıkı sıkı.
8)

hayatgibi dedi ki...

ben sadece,
buralardaydım,
sana da uğradım,
mis gibi bi atalet havası aldım gidiyorum demek istedim..

sevgiler..

üçtemmuz dedi ki...

yok ben de tam olarak anladım diyemeyeceğim.:)
kendi serbest çağrışımlarımı söyleyeyim yazıyla ilgili...
insanlar kendilerini yeniden sevmeye başlasalar belki kullandıkları dil de daha özenli olur ne bileyim.
iki akşam evvel müthiş bir oyun izledim Karşıyaka'da:Felatun Bey'le Rakım Efendi...:)
Oradaki İngiliz küçükhanımların deyişi aklıma geldi
"""ayyyhhh nnnee yyyaazzzıkkk"
:)bunu söylerken ellerini kibar bir şekilde alınlarına götürüyorlrdı. çok tatlıydılar.:)100 yılda her şey değişmiş. sanırım solduğumuz hava bile farklı.:)

Follow my blog with Bloglovin