25 Kasım 2009 Çarşamba

özetleatalet…

 

hafta sonu kültür ve kerahat saati değerlendirme çıkartması halinde.. geçti.

özetle bir sinema filmi.. bir tiyatro.. bir sergi.. bir kahvaltı.. iki akşam yemeği ve içkisi sığdırdık.. =9 dım …

pazartesi uslu durdum.. işime baktım.. salı da niyetim öyleydi..

ama geç saatte gelen konsültan.. psikiatr.. psikolog da henüz gitmeden benim odaya uğrayınca.. konsültasyon muhabbete..

muhabbet keyife dönüştü.. eh biz buralarda durmayalım artık.. motivasyonuyla..nişantaşında son buldu..

gecenin tadı damadığımızda..çok güldüren mottoları aklımızda kaldı..

aşk konuşuldu..aşk ilişki.. ve faydalanma..

yan masaya aşk yazan bi gazeteköşeyazarı-yazar ve sevgilisi gelip oturdular..bi süre sonra bizi dinlemeye başladılar..

her iki “ruhumun uzmanları” aşkın bir psikoz hali olduğunda hem fikirdiler../burda iki ruh değil.. iki uzman tek ruh söz konusu /

yalnız onlar değil.. beyindeki oksijen ve şeker tüketimini ölçmeyi akıl eden .. cin fikirliklerine hayran olduğum .. bilim insanlarıda aynı fikirde..hatta çalışıp.. ..psikozda ve aşık durumda.. aynı olduğunu bulmuşlar..

psikoz ne dersen..

”Psikoz, bir kişinin psikolojik algılamalarını ve çevresinidoğru anlama ve yorumlama yetisini değiştiren bir hastalıktır.Psikoz durumunda, sık sık size tuhaf gelen ve tarif edilmesi zor şeyler duyabilir veya görebilirsiniz. Düşüncelerinizi toparlamakta ve açık bir şekilde düşünmekte zorlukçekebilirsiniz. Ayrıca kendinizi eziyet ediliyormuş veya dışarıdan kontrol ediliyormuº gibi de hissedebilirsiniz.”diyor.. bilenler..

..

bi de nöroz var.. karıştırmamak gerek .. o ne dersen.. “Hastaların genellikle bütün davranışlarında aşırılıklara kaçtığı ve bu davranışlar ın genellikle kalabalık yerlerde belirginleştiği durum. Hasta, bu aşırı davranışlarıyla adeta çevrenin ilgisini üstüne toplamak isteyen şımarık bir çocuk gibidir.Bu hastalar “id” düzeyindeki ilkel güdülerini yeterli bir “süperego” denetimine alamaz, bu nedenle dış dünyaya uyamaz ve güç olaylar ve psikolojik uyarılar karşısında onlarla sağlıklı bir savaşıma girmek yerine, geriye çekilip bir konversiyona (hasta olmadıkları halde hasta görünmek.. yürüyebildiği halde yürüyememek.. konuşabildiği halde konuşmamak.. ve bayılmalar gibi) sığınırlar.”

yani algılama bozukluğu aşk..

aşk kursundan konuşuldu.. evet yapmışlar ööle bi kurs.. vaka tartışmalı filan.. beni çağırmamışlar ama..not da almamışlar üstelik..=(..

öyküler konuşuldu ordan meslek etiği ve etikdışılık konuşuldu..  hepsi aşk kadın erkek ve ilişki bazında..

abede kökenli filmlerde.. psikanaliz  diye öğrendiğimiz şeyin aslında dinamik terapi olduğu.. ille de divandan başlanmadığı..onun bile bi girizgahı olduğu.. önce koltuk  aşaması var.. olduğu konuşuldu..

bir akıllı ve uzun zamandır sadece ilaç hastası olan hatunun.. birden terapilik hale geldiği..

“kaç keredir kendisine eş.. gelin.. çalışan kadın seni anladık da.. kadın kimliğinde sen neler istemektesin???” diye sorulunca aradığını bulduğunun  sonunda anlaşıldığı ..

bu yüzden ortalığın karışacağı..

üstelik bu işi bilen işin içinden ruh hastalıkları ekibinden yani vereceği zararın da gayet farkında olan biri tarafından.. “ sen özelsin” kafalamasına uğradığı.. zaten her kadının rüyası “özel kadın olma özlemi” içinde bulunan kadının bu işe kapıldığı.. ama kişilik  yapısı böyle bir ilişkiye hazır olmadığından.. kesin dağılacağı.. bu yüzden sadece.. o kişiyi ilişki öncesinde nasıl bulurdun diye sorulup.. “herkese boncuk dağıtan özel diyen bu yüzden güven vermeyen biri “ olarak tanımlandığı..

hem de yine de aşığım denebildiği..

o kişiyi arayıp..” silerim seni haritalardan diye tehdit” edilse doğru olup olmayacağı..

“bu nasıl yapılabilir.. adam nasıl yanlış okumuş psikolojiyi.. sadece nasıl faydalanırım kadınlardan dersi olarak algılamış” olduğu..

bu noktada.. “eğer ben her erkeği elde etmenin elli yöntemi dersini beş sene alsam beceremezdim bunca ruh bilgimle” diye psikiatrın altını çizdiği noktada..

benim hemen “aha” diyerek.. araya dalıp..

“ bi dakka ben o psikoloğun kadın versiyonundan istiyorum.. neyse bedeli ödeyeceğim.. şu elli yolu bilen ve kullanandan özel ders isterim “diye girişimin ciddiye alınmaması..

benim bu kez.. “insanların beni ciddiye almasını nasıl sağlarım” dersi için başvurmamı.. onu da.. ciddiye almayııp tatlı tatlı gülmelerini..

zaten bi başkasının da.. divanda danışanlarıyla teve izlediği.. o işin orda kesin kalmadığı.. bu noktada benim gene araya dalıp..

“eh dinlenmeyen anlaşılmayan kadının tek dileği bu.. onu verirsen en iyisi sen olursun “ demem üzerine cümle boyunca her ikisinin kafa sallamaları..

son zamanlarda istanbulda açık evliliklerin çok arttığı..nedenleri sonuçları çözümleri..

şeklinde aktif ve dinamik bir sohbetti..

spoilır vermeden buna..

mağara adam tiyatro oyunundan sık sık bahsettiğimizi de ekleyeyim..

istanbuldakiler.. gidin bekamede oynuyor..

hem eğlenin .. hem de beni anın..

mağara devrinde.. kadının “toplayıcı” dolayısıyla “sepetli” dolayısıyla.. bu özelliğini hala sürdürdüğü.. erkeğin avcı.. dolayısıyla hedefe kitlenen ve ulaşan .. kişilik yapısı.. ve bunu hala sürdürdüğü çok güzel işlenmiş..

bi tek spoilırı vermezsem olmaz..

o da..buranın ruhuna uyar..

“takvimi kadın bulur.. gözlemler ve kendi adet görmesi ile ayın döngüsünün benzerliğinden yola çıkar.. lır bir sopa ve 28 günlük 12 aya böler.. çizgilerle işaretler..

onunla geleceği görür ve planlar” /hala öyle/

“bu sopa daha sonra çizgisiz olarak.. büyücü asası olarak varlığını sürdürür.. geleceği planlamak ve görmek büyü gibidir.. zaten.. o yüzden doğru zamanlama ile çocuk yapar bakar diker işler pişirir.. kadın.. mağarayı süsler.. otlar toplar.. kurutur..tuhaf işler yapar..”

erkek de bakar bu işlerden anlamıyor.. avlıyor getiriryor oturuyor..

bari evi koruyayım der..

işte burda benim en sevdiğim yer..

sevecen bişi..

“kadın o erkeğin hiç anlamadığı tuhaf işlerini huzur içinde yapmayı sürdürsün diye.. mağaranın koruyucusu olur erkek..”

 

gerçek mi.. eh..

önce kendinden korusun diyorum elbet kara mizah duygu durumumla.. da..

sevecen dedim ya..

=D..

 

-------------

hala burda mısınız.. ay alemsiniz.. gidin kerahat saati yaklaşıyor onu planlayın hadi..

-------------

6 yorum :

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

ayyyy sanırsam burdayım du bi kendime gelim. Neydi anacım bu, insan ikiye böler, otuziki kısım tekmili birden özetle,Kerahat vakti, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi , ben doğduktan sonrakini seviyom da hehehhe

.. dedi ki...

burdayım tabi 8))
yine bayıldım sana, anlattıklarına.
kerahat saati gelsin evet, hazırım!
8)

Zıvanasız dedi ki...

Ben şimdi çözdüm bazı kadınların neden erkekleri hala avcı gibi gördüğünü...

Sanırım, erkeğin avcı olduğu tarih döneminde o kadınları dondurmuşlar ve günümüzde buzlarını çözmüşler. Erkeğin hala avcı olduğunu sanıp dururlar...

Oysa çit denen şey icat olundu. Araziler çevrelendi. Avladıkları hayvanları evcilleştirdiler. Ve av mav kalmadı, yan gel osmana döndü iş...

Ama bişey daha oldu. Avdayken, hatunun o çocuğu nasıl doğurduğunu çözemeyip, kadını doğurganlığından dolayı kutsal sanan, tanrılaştıran erkek; çiti çevirince ve de yan gel osman yapınca, çocuk yapımındaki katkısını keşfetti. İşte bu kadının kutsallığının bittiği, evinin kadını olduğu andır.

O günden itibaren kadın kısmısı hala çit bulunmadan önceki haklarının peşinde koşmaktadır.

Lafın özeti, günümüz kadını erkeği avcı gibi görüp eleştirir ama kadın altın çağını erkek avlanırken yaşamıştır.

:)

sedencik dedi ki...

demek psikoz:)
bir kaç yıl önce olmadık bir şekilde aşık olan bir dost beni fazlasıyla bunalttığında...
tamamen çaresizlikten
'biraz bekle tatile filan çık geçer'
demiştim...
bilmeden yaklaşmışım :)
halbuki...
o söz yıllardır hala başıma kakılır:)
yetmez herkese anlatır :)
unutmadan güzel bir tatil ve iyi bayramlarda dileyim :)
sevgiyle...

alpernatif dedi ki...

Heh
En nihayet aşık olma durumlarıma birileri bir tanı,bir isim koyabildi
İyi hoş da
Seneler önce İzmir'de bir psikologla girdiğim derin tartışma da çok atıp tutmuştum;insanları sadece okulda öğrendiğiniz kalıplara sokmaya çalışarak yanlış yapıyorsunuz diye
"Nedir durumunuz ?"
"Şöyleyken böyleyim"
"Hımmm,kitap sizin durumunuza şunu diyor"
Demesin
Niye diyor ?
Veya illaki bugüne kadar tanımlanabilmiş kıstaslara mı uymak durumundayım yahu ?
İnsanım ben
Duygularımı tanımlarla sınırlamayınız psiko cular :))

üçtemmuz dedi ki...

okudum.
sonra tekrar okudum.
ilkinde çok etkilendim, ikinci okuyuşumda kendi hayatımla karşılaştırmalar yaptım.
farklar ve benzerlikler gördüm.
düşündüm.

tüm bunların sonucunda:
sanırım profesyonel bir blog okuyucusu olmuşum.:)

farklar var dedim ya...otlar kurutan ve de yemek yapmayı seven bir eşim var.:) ben sabahları kahvaltıyı hazırlamktansa dışarı çıkıp simit ve gazete almaya giden kişiyim.gerekirse kahvaltı da hazırlarım ama çok bayılarak değil.:)ama evi koruyan asıl olarak kadın her zaman. çevremdeki pek çok evlilikte durum bu.
psikiyatristlere gelince.toplam 1,5 seanslık bir deneyimim olmuştu, oraya kendimi anlamaya ve çözmeye gitmemiştim o nedenle hiç açık vermedim. bilinçli bir tercihti. sadece o nki sorunuma yönelik şeyleri her harfine kadar ezberleyerek dinledim, sorunumu halledip oradan ayrıldım. hatta doktor bana: neden sadece mantıklı şeyler çıkıyor ağzınızdan, üzüntünüzden hiç bahsetmediniz" dedi. ben de hafifçe güldüm.
üzüntülerimi sadece beni gerçekten seven, dostlarımla paylaşırım ki ben.sanırım mesleği psikoloji olan sevgili doktorlarımıza ilk anlatılması gereken bu. çok zor meslek ve işe yaramasını gerçekten istiyorlarsa, hastaya kuramın çok dışında...samimiyetle yaklaşmaları lazım.
benim kuzu mesela...tedavi öncesi rutin kontroller içinde psikiyatri incelemesi gerekiyor. saatlerce plan yaptı, var olmayan bir arkadaş uydurayım, bakalım ne olacak şeklinde filan diye.
çünkü yanına gelecek olan doktorun öncelikle gözlerine ve ona yaklaşımına bakıyor. samimiyse bir iki cümleyle açıyor kendini. ama o uzmanların bu kadar vakti yok ataletim. bir ilaç alıyorsun tamam.
tamam mı gerçekten?

ay çok dertleştim.
dostumsun ya, sana döküldüm bak...:)

Follow my blog with Bloglovin