19 Mart 2009 Perşembe

..

hayat gibi..
çok güzel bi yazı yayınlamış dün..

masallardan kitaplardan girmiş söze..

ben de hep derim ya masalları sevmezdim diye..
doğru .. yalanım yok..
çocuk masalları hep çok çocuksu geldi bana..
evlenip muradına erenlerle kerevetine çıkanlardan da hep kaygı duydum ya sonra diye..

o düşen elmalardan biri başıma gelecek diye de tırsardım çok..

ama erişkinken okuyup çok sevdiğim iki masal vardır..

biri oskar vayldın mutlu prensi.. bi okuyun .. çok güzeldir.. ve günceldir bence..
diğeri de bir macar masalıdır..

uzun yıllardan sonra savaştan dönen bir asker.. ülkesine kadar uzun bir yolu gitmek zorunda..
günlerce delik çizmesiyle yürüdükten sonra..yorulan.. acıkan ve azığı tükenen askerin yolda bir de ayağı taşa çarpar.. eğilip taşı yerden alır ve atar çantasına nedensizce.. devam ederken yürümeye bir kçy evine rastlar..
anlatır durumunu .. açlığını yorgunluğunu ateşin başında yer verirler de.. yiteceğimiz yok derler hep yağmalandı ne yazık ki..
olsun der asker benim sihirli taşım var.. ben size taş çorbası yapayım..
kazana su koyun yeter..
kazanı doldurur ateşin üzerine koyarlar.. su kaynayınca taşı çıkarıp atar asker..
karıştırmaya başlar.. sonra.. kaşığın ucuyla tadına bakar ımmmm der nefis..
az da tuz olaydı.. var canım der köylü.. tuz gelir.. az daha kaynar.. asker tadar.. az da lahana olaydı der.. lahana gelir.. az da patates.. o da gelir.. havuç.. soğan.. derken bütün istedikleri gelir..
sonunda.. oldu der.. çorba..
herkes içer bayılır..
asker o gece karnı tok.. sırtı ateşe dayalı sıcak uyur..
sabah ayrılırken teşekkür eder.. ve taşı da armağan olarak bırakır ev sahiplerine..

bu masaldır işte sevdiğim..

masaldan kişilik analizi yapılsa.. benimki de belli işte..


sonra birinci masaldaki kırık kalp ile..
yaşlanan asker var bi de değil mi..
hem güvenceden uzaklaşmak değil de belki güvenceNden uzaklaştırmak zordur..belki..

ve masallar biter..
ve masal kahramanları zoru başarmış görünse de.. karakterleri bu ise eğer..

prensi mutlu etmek kolaydır da belki prensi koyvermek zordur..
taşı vermek kolaydır da..taşı alıkoymak zordur

karışık işler bunlar..
akşama..
kırmızı.. oda ısısnda şarap..biraz kyıp çalışalım.. sonra aanlayalım.. sindirelim şarap yumuşaklığına getirelim .. şarap burukluğuna....
nasıl fikir..
????


Image Hosted by ImageShack.us

12 yorum :

geçkalmadımki dedi ki...

Prensin kurşun yüreği ve kırlangıçın cennette huzuru bulmuş olmalarının şerefine..
içelim kırmızı şaraptan, sindirelim.. şarap burukluğunda..
İyi geceler ve sevgiler...

alpernatif dedi ki...

Taş bile yerinde durmazken,prens ya da prensesi bir yere bağlamaya çalışmak niye ki ?
bir zamanlar deyip de gitmiştim ya hani
bu yolcuya yol gerek diye

ATALET dedi ki...

alperim natifim olmadı.. bu sefer..
tutmak değil.. bağlamak hiç değil ki ..

yıllık göç zaten değil konu..

sevdiklerimizle kalmak ya da onları bırakmak ..

gitmek değil .. bırakmak... ya da yanlarında olmak....
*******
geç kalamynı ilk gelenim =)
hüzünlüdür çok..
severim..
prensi..
ama kırlangıca hep içim yanar...

ATALET dedi ki...

deminkine devam..

hatta bırakmak ya da yanlarında olmak bile değil..
kaos..
neyi sevdiği sorguladığı korumaya aldığı bilinmeyen bi kafanın kaosu..
kendi içinde bir yol hikayesi de diyebiliriz..

hep prensesler yok artık.. artık ya varoş.. ya da çalışan kadın var..
diğerlerinin masalı.. öyküsü kalmadı..

kayipsimurg dedi ki...

"Matematik öğretmeni, "Nereden biliyorsunuz?" diye sordu, "Hiç melek görmediniz ki."
Çocuklar, "A, düşlerimizde var ama..." dediler. "

Görmediğin, yerlerde neler olduğunu bilemezsin ama neye inanmak istediğini seçebilirsin.
Masalların böyle bir misyonu vardır belki. Sana inanmak istediklerin için seçenek sunarlar:)

ATALET dedi ki...

simurgum..
inanmışım işte inanacağım kadar..
şimdi inancımı sorgulama vakti..

başka açılardan .. bakıverme vakti..

.. dedi ki...

sabah sabah ağlattın beni.
yok sen değil de
prens hem
hem de kırlangıç
severim ben masal.
o yüzden midir ki, gerçek hayatta hep şüphe duymam?

Adsız dedi ki...

ben de duyuyorum şüphe..
ondan değil demek ki..
=)
öpeyim bi de sileyim güzel gözlerini
atalet..

beyaz gelincik dedi ki...

masallar da olmasa
insanlar,
katılaşmış ,
pas tutmuş,nasırlaşmış
yüreklerini
nasıl yıkayıp arındıracaklar...
umutlarını ,ümitlerini yenileyecekler
yine yeniden,
dört elle sarılacaklar hayallerine..

Adsız dedi ki...

hmm..
işte konu bu..
yıkamalı mıyız.. çıkmayan lekeyi.. yeniden yeniden bi daha yeni markalarla..
kullanan ha bire döküp saçarken.. umutlarımıza..
atalet..

beyaz gelincik dedi ki...

yıkamak için elimizden geleni yapmalıyız,
orada öylecene bırakmamalıyız,
kaybetmemek için um.ve üm.lerimizi

Adsız dedi ki...

=)...dilaram.. sevdiğim bir şiir.. şiir sevmeyen benden olsun..
tercümesini bulamadım.. naçizane benden olsun......

hope....
Hope is the thing with feathers
That perches in the soul,
And sings the tune--without the words,
And never stops at all,

And sweetest in the gale is heard;
And sore must be the storm
That could abash the little bird
That kept so many warm.

I've heard it in the chillest land,
And on the strangest sea;
Yet, never, in extremity,
It asked a crumb of me.
emily dickinson...
*******
ümit tüylü birşeydir..
ruhumuzda tüner...
ve sözleri olmayan bir şarkı söyler
hiç durmadan..

//sözleri olmayan şarkı ..
neden.. ümit söylenenlerle ilgili değildir..çünkü ümit geleceğe dönük bir duygudur..arzu ve beklentileri yansıtır.. peki ümidin hiç kaybolmaması bundan mıdır ??)//

ve boğazındaki en güzel şarkı..duyulur..
fırtına en şiddetliyken..
kuşu şaşırtırken..
ortalığı sıcak tutarken ..

// neden dersiniz.. işler iyi giderken kimin ümide gereksinimi vardır ki??
eğer ümid şaşırdıysa.. fırtına çok büyük olmalı.. peki hangi fırtına etrafı ısıtır.. hem bu iyi mi kötü müdür..??//

onu duydum..en soğuk memlekette..
en yabancı denizde..
yine de asla benden ..
bir kırıntı bile istemedi..

// en soğuk memleket neresi?? peki orda olmayı ister miydin?? oysa ümit seni sıcak tutacaktı..bu durumda.. sıcakta olmak istermiydin..??..ya en yabancı denizde olmayı..
peki kırıntı.. kuşa uygun bir yem midir.. //
atalet

Follow my blog with Bloglovin