9 Ocak 2009 Cuma


istanbuldan bir saat kadar mesafede bir yer poyrazköy..
sahili ile ünlü şimdi.. ilk gittiğim zaman ..döküntü bi köydü..
köyün en tepesindeki fenerin arkasından dolaşıp bir iki köy evinin arkasında da bir yol olduğunu keşfettiğimizde..
hele de kenardan.. bir yarın denize doğru indiğini gördüğümde..
aşık oldum ben..
yanımda aşkım vardı gerçi zaten..
ama.. gel de diren..
karadeniz deli gibi vuruyordu yarın dibine.. kasım ayı ve poyraz fırtınası şeklinde..
puslu soğuk.. çelik gibi bir hava.. o grinin tonlarındaki kaya deniz gökyüzü görüntüsü.. beynime kazındı..
o kadar yüksekte olmamıza rağmen.. dalgaların kükreme gibi kırılma sesi bize kadar geliyordu..
o soğuğu yiyip de.. içimiz titrediğinde.. ne oturacak bi yer.. ne ısıtacak bi içecek bulamamıştık.. benim arabadaki kahve termosuma.. koltuk altından ballentin katmıştık bir kaç kapak.. =P..
sevgilinin ısıtası vardı da..
ben heyecandan zıpzıp..
hayalimde.. bir ev konuşlandırmıştım o yarın tepesine.. ayrıntısıyla onu anlatmıştım.. gri granit ya da mermer olmalıydı zemini.. ayrıntılarla bayıltmıştım yanımdakini..



köye arkasını dönecekti..
çıkıntılı olacaktı.. küpeşte gibi..
içerde dip frizim.. şöminem .. kitaplarım..
böyle bir fırtınada.. camların zıngırdamasını bastıracak kadar yüksek sesle betovın dinlemek.. ya da..lizstin piano eserlerini.. üfff...
köyden kişilerden bağımsız bir yaşam biçimi..
istanbul bir saat.. dilediğin konser sinema bar senin.. süper..
dönüşte..yanımda.. öyle bir manzarada bile romantik yapamamış asık suratlı sevgili..
ve aklımda..
çalış ki bu yer yerin değildir..
dünyaya gelmek hüner değildir..
böyle bir ev edinmek için elbet..
neden olucak başka..

datça yolu..
kıvrım kıvrımdır..
araç biraz uzunsa.. önü başka.. arkası başka virajın içinde kalır..
aşağısı yar..
işte bi küçücük adacık vardır yarın dibinde..
adacık filan değil de az yeşilli bir kayacık..



hep o adacıkta bi ev..
hayallerim.. evet hala..
tek katlı taş ev.. bir de minicik kayık..
kıyıya gidip gelmek için..
zeytinler.. kuyu.. biraz kaba biraz doğaya uygun..malzemeden..
orda ne dinleyebiliriz??.. bir koloratür soprano.. neden olmasın..??
serin serin beyaz şarabın yanında.. ohh..



bir de tepede ev isterim hep..
ama vadiyi göreyim sonra gene karşı tepe olsun orda da bir minicik yapı olabilir..
var öyle bir yer.. kırklarelinde.. köyün dışında.. zamanında nakmaya gitmiştik alır mıyız diye..
yemyeşil alanların ortasında..
işte öyle tepede bir ev..

karşı tepenin eteğinde bir taş ahır var.. sevimli bir bina..
buraya da.. nedense.. kocaman bir yaşam alanı devasa pencereler.. ve bach yakıştırdım..
monet tablolarındaki gibi.. dizimden yukarı gelen otlar arasından yürüyeyim.. amaçsız..

bende boşluk ve yalnızlık saplantısı var..
öyle geçiyorduk uğradık olmayacak..
birden ziyaret edilemeyecek..
dışarsı fırtınalı.. içersi sakin .. sıcak olacak..
tepeye yerleşecek.. hakim olacak..
az konuşulacak..
ama anlaşılacak..

günlük dilde kullanışım.."espas"....
espas boşluk mesafe uzay demek ..
ama benim kastettiğim..
kendi dilinde kullanıldığı gibi.. deyimsel bi anlam..
ferah.. derinliği olan..

böyle bırak gözün dolansın gezsin ama oyalanacak bişeyler de olsun..

hem uzak ol.. hem yukarda..
hem de sevdiğin herşey elinin altında olsun..

oldu bir tepede evim aslında sonunda..
kartal yuvası gibi..
arkası orman önü deniz..

ama hem yerleşik hem kalabalık .. çevresi..
öyle olmasa gitmeye kalmaya korkar mıydık acaba.. bilemiyorum..
benim bağ saplantımdan.. dokuz adet de bağ kütüğü ektirdi sk.. bağcık..oldu..
iki yaşına geldi kütükler.. geçen yaz.. destekleri çakıldı.. telleri gerildi.. üzümler verdi.. ve ben gidip göremedim.. bile..
göremedim mi??? görmedim mi.. orası karışık biraz..
tozu dumana katmayalım..burda..
ama var yani öyle bir yerim.. şeklen..

aslında ..
benim hayalim..
yalnızlığı da olan biryer..
ulaşılmazlığı..
benim için gitmek kadar..
bilinmezlik kadar.. çekici..

ha ne yapıcam o da ayrı..
maksat hayal işte.. bişeye yaraması gerekmiyor..

bağı da olan şarabı da olan denizi de.. dağı da olan ev hayalim..
gelişerek .. sürmekte..
bir yandan bağsız.. evsiz.. ama hep şaraplı.. manzaralı hayallerimin yanında..

tarihi şehirlerin tüme yakınını gezdim ben..
akdeniz ege marmara bölgesinde .. taş taş elledim..
ama....
bergama da başka bişey oldu.. sanki..
ordan ayrılasım gelmedi..
elli derece sıcakta.. millet bayılırken ben dört döndüm..
evet kütüphane kapısı filan süperdi.. perspektif ilk orda kullanılmıştı da..
beni o yüksekte tepsi gibi yerleşim çok etkiledi..



ufukta toz bulutları oluşacak..
her an bir şeyler olacak gibiydi..
acaba.. ben eskiden bergamalı bir tapınak rahibesi mi imişimmm?? =P..
espas diye tutturmam ondan mıdır ki..?? yükseklere aşkım..

sanmam ama onlar zeusa taparmış =P..
ben olsa olsa.. rhea'nın rahibesi olurdum.. üretkenliğe ve yaratıcılığa tapardım..

resimler.. rasgele..
gugl görsel aramadan
anlattığım yerler şeyler değil ama.. pek yakın özelliklerde..
***********
not..çekirdek ilk kez.. fırını kullandı..
evi yakmadı..
=P

yok canım önemli bişi değil.. .. hazır pizza ısıttı..=P..
bildiği yemeklere bir yenisini eklemiş oldu..
hazır çorba makarna.. sosis.. hazır pizza..basitsalata , süper kahvaltı tepsisi..
omlet ve sahanda yumurta... ve kuki.. kurabiye değil.. kuki.. çağlaaarrr mönü fena değil hı?? ne dersin...



Image Hosted by ImageShack.us

7 yorum :

alpernatif dedi ki...

iki lafımın birisi "gün olur alır başımı giderim" cümlesi olan birisi olarak
aslında ev aramıyoruz,
yalnızlık arıyoruz gibime geliyor

kendi seçtiğimiz dostlar,arkadaşlar,eşler
bir türlü yalnızlık hissimizi bastırmıyor gibi sanki

illaki uzakta (ama alışkanlıklara çok uzakta değil) bir yer olacak
bir ev
bir barınak
bir kaçanak (kaçılan yer,kendim uydurdum)
ve illaki o ütopyada yaşayacağız ileride

enteresanı
ki sen de yazmışsın
öyle bir yer olunca da gidilip gidilmeme mahkemesi yapılıyor

belki yalnızlık bir hayal
hayal olarak kalması gereken

veya bu adam sabah sabah yazılanlardan yanlış yorumlar çıkartıp kendi içindekileri döktü yoruma :)

caglar dedi ki...

sen veriyosan benim almamak gibi bi lüksüm yok sultanım. sosisi eğer menüden çıkarırsak... ve kahvaltı, içeriği ne olursa olsun kahvaltı oldu mu adı öğünün... beni mest etmeye yeter de artar bile.

Adsız dedi ki...

Poyrazköy - Kilyos tarafında ise bildim orayı:)arabanın kapısını açtığım an savrulmuştum. önce rüzgardan, sonra manzaradan :)
Bir kaç kahpe elektrik direği manzarayı eşsizleştirmemi engelledi ama olsun, keşfettiğim için çok sevinmiştim


hayal kurmak iyidir ataletim kaliteli nefes almamızı sağlar :)

günaydın der,öperim

Hera

kumhavuzu dedi ki...

dün akşam birfilm izledim..tabii yine sonuna kadar değil:)
oradaki ev..hayır kesinlikle bana göre değil.
kocaman.kat kat
şehir dışında yeşiller içinde
büyüklük o boşluk korkuttu beni..
benim evim eğimli bir tepede olmalı:)
ferah olmalı dağlar ve ormanlar kesmemeli etrafımı..onlar arkada kalabilir..ve ev düz ayak olmalı:)sadece dışarıdan 3-5 basamak
ve kalabalığada çok uzak olmamalıyım

çekirdekte ilerleme var:)

lale dedi ki...

Ataletimm hatırladınmı yayla evimizin resmini koymuştum. Yatak odası balkonunun içinden çam ağacı geçen.Bir çam ormanının içindeydi. Şehre yani eğri çatılı eve 15 denize 45 dk idi. Bağ diyosan Türkiyenin en iyi şaraplık üzümlerinin yetiştiği bir bölge. Adım başı bağ. Ama bu İstanbul bela bi şehir. Hiç bir yerde mekan tutturmadı bize.
Aferin çekirdeğe, benim koca danalar da aynı onun kadar yapabiliyolar zaten. Çokkk öptüm seni

sedencik dedi ki...

hayallerime savurdun beni :)
öyle bazen hayallerdede ortak noktalar oluyor...
poyrazköyü severim...
ve özellikle kışın severim...
yazın çok kalabalık,çekilmiyor :)

datçaya yıllar önce ilk gidişimde ..
arabadan indiğim anda sandaletimin bantı koptu...
bakkalın önünde yaşlı bir adam oturuyordu...
''amca bu sandaletlerden satan dükkan varmı burda nerde''
dediğimde...
''napıcan ''dedi...
''koptu yenisini alıcam''

kafayı iki yana salladı...
''evladım ziyankarmısınız yeni nesil şu arkada tamirci var gidip yapıştırtsana''

bir ton söylendi cık cıklayıp...

orda sevmiştim insanlarını ve datçayı...

sonra knidos yolunda kavga ettim sevmedim...

bi sevdim bi sevmedim :)

bi ara anlatırım kavgayı :)

ama ...
söylemeden geçemeyeceğim...
şu üzümleri görmemen kötü etkiledi beni...

sevgiyle...

sakla... dedi ki...

bu hayallere ekleyecek tek bir şeyim olurdu.
evde bir kedi, bahçede bir köpek 8)
götürdün beni oralara.

Follow my blog with Bloglovin