18 Kasım 2008 Salı

fikrim geldi..

 

aslında simurgun yazdığı mini teori.. başlattı.. düşünürken elbet insanlara ve eh tabii ordan da nereye olcak kadınlara kayıverdi.. ama o yazının harekete has.. düşünce konusu duruyo kenarda .. o da ayrıca yazılacak..

oyun parklarını düşünün..okul kantinlerini.. hatta üniversiteleri.. hatta şu kocaman binaları gökturmalayanları..  çocukların belli gruplarda oynadıkları.. herkesin bi en sevdiği.. en çaktırmadan beğendiği..iç çekip göz süzdüğü.. bu devirde.. evet hala.. ve bir de mecburen oynadıkları vardır.. ya da konuştukları..içten dışa çemberlerdir bunlar.. ve içten dışa sırlar yaşam sevgiler paylaşılır... bu çemberler arasında..

aynı apartmanda oturduğunuz arkadaşınız.. yazın en iyi arkadaşınızdır.. devamlı beraber olabildiğiniz..

okul zamanı onun da sizin de.. okuldadır en iyi arkadaşlarınız..

ama ne olursa .. okuldaki en iyi arkadaşın... yazın apartman arkadaşınızı ziyaret ettiği zaman olur..

hevesle oynamaya çıkarsınız bahçeye.. ya da hevesle ararsınız hadi gel diye.. o "yok" der.. "benim arkadaşım var bugün gelmem".. sen ne isen arkadaş değilsen eğer..

"sen de gel".. demez.. çocuklar sahtekarlık bilmez.. sosyal cila sahibi değildir.. o yüzden eğer annesi duyup da "aaa.. ne ayıp arkadaşını da çağır beraber oynayın" demezse.. siz poponuza baka baka uzaklaşırsınız..

ha dese nolucak anne.. siz orada konu mankeni bile olmazsınız.. sevilmediğinizi istenmediğinizi biliyorsunuz artık.. yanlışlıkla bir bakışsalar.. bi fısıldaşsalar bile alınganlık yapıp ağlayarak evin yolunu tutarsınız.. ki  yanlışlıkla değildir.. bu fısıldaşmalar.. onu da bilirsiniz..

en kötüsü gelmişti başıma.. apartman arkadaşımla yürüyüşe çıkmıştık.. 13-14 filandık.. o zamanlar piyasa denirdi sanırım buna.. hala deniyor mu bilmiyorum.. işte vara yoğa gülerek saçma sapan konuşarak yürürken arkadaşım koşmaya başladı bi anda.. ve biz yaş bir kıza sarıldı.. okuldaki en iyi arkadaşı onlara gelmiş.. annesi de.. bizim olduğumuz yeri tarif edip göndermiş yanımıza.. yanlarına gittim yavaşça.. bi süre dikildim.. kıkırdaşırken beni görmediler bile.. hatta tanıştırmadı bile.. sadece bana dönüp biz gidiyoruz dedi.. ve ben orda öylece kalakaldım.. sanki tüm çevre bana bakıyordu.. diktim çenemi havaya.. sanki ayrılıp giden benmişim .. sanki gideceğim ve acele yetişeceğim bir yer varmış gibi.. saatime bakıp.. hızlanarak.. ordan uzaklaştım.. eve arka yollardan döndüm.. onur bu.. kolay mı.. koruyacaksın.. sen korumazsan kimse korumaz..

ertesi gün hadi oynayalım diye geldi.. yok dedim benim işim var biraz.. bir iki gün öyle hem onu hem kendimi cezalandırdım.. ama yaz uzun.. sıkıntı ağır bastı bi süre sonra.. gene oynamaya başladık..

üniversiteye yeni başlamışız.. aynı apartman arkadaşı.. iki fıstık.. aynı plajda gün geçirmekteyiz.. yeşilyurtta çınar otelinden denize girilir o zamanlar.. biz de giriyoruz.. spor ya da güneşlenmek değil tabii derdimiz.. bir de grubumuz var.. biri bizden büyük.. evi de yakın ona gidiyoruz.. öğlen yemeği yapıyor bize.. laf aramızda hala yaparım ondan öğrendiğim kaşarlı yumurtayı.. bir de grubun.. fırlaması var yakışıklısı.. bir de onun kuzini.. ve bir de sessiz ve sakin olanı.. ben sessiz olanla hafif flört halinde.. diğer herkes fırlamanın peşinde.. zengin çocukları.. rahat tipler.. bizi alfasıyla eve de bırakıyor bazen.. bazen plaj sonrası kafede oturuyoruz.. fırlamanın kuzini herkesin en arkadaş olmak istediği kız.. benim değil.. fırlama bana göre fazla saldırgan..

birgün annem su koydu.. yeter artık nedir bu sefahat hayatı otur kitaplarını düzenle okul açılıcak /ilkokuldayım ya =P/ bak bakalım neler var bu sene filan dedi..

eh annelerle itişmemek gerek.. o günü evde geçirdim ben..

akşam üzeri kapı.. benim ap. arkadaşı.. "kuzin geldi" dedi.. "ehliyet almış.. babası da araba almış.. bize bi tur attırıcak".. "ben gelemem" dedim.. "ben gidiyorum" dedi.. "sen bilirsin"..

17 yaşında nasıl bir meydan okumadır bu da diğer taraf direkt tehdit altında hisseder .. ve hemen sahip olmak bile istemediği şeyi korumak için karşı hamleye geçer.. bilmem ama öyle oluverdi işte.. anneme gittim "ben de gitmek istiyorum" diye..annem nasılsa izin vermez diye babana sor dedi/izin vermeme nedeni.. ben hiç babamdan izin almazdım da.. annene sor der diye düşünmüş olsa gerek annem/ ama yanıldı.. babam kendisine kaldıysa karar.. "e giiiit" dedi.. hala gözümün önünde.. şaşkın bakışı..

fırladım ben.. fıss.. duymadım bile.. annemin "ataletttttttt! " diye çığlığı basışını.. ve 20 dakika sonra takla atan arabanın içinden çıkmaya çabalıyorduk.. üç gün sonra o kız arkadaş.. geçmiş olsun ziyareti alıyodu fırlama oğlandan.. ben bi burkuk kol ve bi sürü fırça dışında bişey yazamamıştım kar hanesine..üstelik tam yasak çıktığından sonrasında hüzünlü bakışlı sessiz çocuğu da göremez oldum..

fakültede.. sac ayağı grubum oldu.. birimiz hepimiz için.. bir de kızlardan birisinin aşık olduğu çocuğun da içinde olduğu..  bi erkek grubu var.. bir şekilde tanışılıdı.. şekil de şu.. o erkek grubundan bi şaşkın da bana aşıkmış.. en iyi kız arkadaşını ben de tanıyorum ..onun aracılığı ile tanışıldı.. ben saf "of istemem ben bu şaşkını" diyene kadar.. benim sacayaklar beni kurban edivermişlerdi bile.. o erkek grubu ile tanışılmasının tek olanağı bu.. bizden büyükler.. kala kala başları dönmüş.. ben gene nadan.. yanıma gelip oturduklarında ortadan kaybolmayı beceriyorum ama..grupken mecbur onlarla beraber olmakta.. şaşkının hayranlığına tahammül etmek zorunda kalıyorum.. bir film var.. gitmek istediğimiz.. sacayaklarla beraber..laboratuar grubum ayrı onlardan.. çıktım geldim kantine .. yoklar..öbür kantine bakmak için caddeye çıktım.. arabaya binmekteler.. hoo nereye dedim.. biz sinemaya gidiyoruz dediler.. ya dedim.. iyi eğlenceler.. sonra bir takside idim.. eve dönmek üzere.. ertesi gün.. sacayaklarla da.. o grupla da tanışmamıştım ki zaten..

onur bu korunması gerek.. başkasının korumasına bırakılmaz..

e sonuçta salak değilim elbet.. üç kez yedik.. farklı modellerini.. bi daha yersek aptalız demek.. ki zeka da onur gibi.. korunmalı..=)

bir daha pek sacayağı modeli seçmedim arkadaşlıklarda.. kimseye yaramaz bence.. kalabalık gruplar daha renklidir.. ama genel etkisi ne oldu derseniz..

temkinli oldum ben..

birden dost da olmam.. birden red de etmem.. kişi az sabırla kendini belli eder zaten.. yaaa şaşırın elbet.. burdan ööle herkeslere öpücük.. sevgi.. kucak.. aa atalet bizi kandırıyosun sen..

hayır.. aslında hemen belli eder kişi kendini.. bir süre geçip.. belli edemiyorsa.. o daha fena..aman uzak durmalı..

çok belli ediyosa..  çok anlatıyosa.. çok herşeyden anlıyor .. çok herşeye yetişiyorsa.. çok beğeniyorsa.. gene öyle.. amman ha.. derim ben..

korkaklık mı.. bilmem.. keyif zor elde edilen bişey.. korunmaları gerek.. onur gibi.. ve doğanın yasaları var.. ve yasalarla oynayınca sonuçlar iyi olmuyor.. bakınız nükleer bomba.. basitçik elektron oynamalarından.. çekirdek patlatmaya.. kısa bi adım.. unutulmaz etki.. doğanın denge yasaları da korunmalı.. onur gibi..

halkalar dedik değil mi.. oyun halkaları.. insan  halkaları.. o halkalar dıştan bakıldığı gibi değildir.. kadınların bulunması ile.. halkalarda hep hareket vardır.. atomlar gibi.. elementler habire enerjik yer değiştirir.. dış etkenlerin etkisi altında.. fizikte bunun sonucu bir enerji oluşmasıdır..  titreşirler .. ya da  kendi etrafında döner ..  bir de halka atlayanlar var..  hepsi de bi şekilde çevreyi etkiler..

demem o ki.. atomlar öyle kağıt üzerinde durduğu gibi durmaz.. iki atom bi molekül yapar da o da pek uslu durmaz.. genelde bunlar içinde  habire elektron oynamaları vardır.. işte bunu.. kadın gruplarına uygula..

kadın ilişkileri de böyledir.. hareketlerin nedeni o halkaların oluşturduğu grubun değil.. sadece bir kadının bir hedefi seçmesi olabilir.. ya da sadece hareket istemesi.. ya da daha hoş görünen bi halkaya geçme arzusu ama bi kıpraşır.. mecbur tüm elektronlar şööle bi hareketlenir..

bazen de başka bir şey olur.. bir elektron fırlar.. yerinden..kopar gider.. ona ne deniyor çağlar.. o ne oluyo?? peki.. elektronu yerinde tutan çekirdek çekimi mi.. =D.. biri gidince.. geride kalanlarda etki ne oluyo.. peki ya elektronlar arasına bi tane pat diye dalınca.. onun etkisi nedir.. çağlarrr.. çalışıyorum işim var dinlemem .. cevap isterim..

deyip deyip diyemediğim.. o ki..

ben genelde bu elektron harketlerinden pek hazzetmem.. ben sabit bişeyim.. beni itiştirip yerimi değiştirmeye kalkanlara da pek takmam.. başkasını itiştirip ısı enerjisine yol açana da.. sonuçta kendi sınırımda bi elektronum..en fazla hedbeng severim.. hadi oyanın hatrına pogo da olur.. ama rak barda =P.. günlük  hayatta.. hafif bi heyecan yaratsa da.. sonucu belirsiz bi kere.. amaca yönelik değil..

aman ya.. işte bi garip elektron değil miyim ben.. fırlayıp gitsem de.. orda sabit dursam da değişen bişi olmaz.. benim için.. derim..

peki  ben ne anlattım ki..

bilmiyorum..=D..

hayır bi de fizik sevmem.. zaten bi olasılık hepsini karıştırmışımdır.. =P..

21 yorum :

kumhavuzu dedi ki...

Allahım.. atalet..yav nerden nasıl hatırlıyosun bunları bide anlatıyosun..bide yorumluyosun..
ben hiç hatırlamıyorum ne çocukluğumdan doğru dürüst bişey ne bişey:)
zaten parça parça yaşamışım :)hangi birini nereye birleştireyim..onun için bırakıyorum dağınık kalsın:))

geçkalmadımki dedi ki...

yine soluksuz okuyup gözümü kapatıp yazıyı düşündüm...
"onur bu.. kolay mı.. koruyacaksın.. sen korumazsan kimse korumaz..
zeka da onur gibi korunmalı"
diye tekrar ettim senin sözlerini..
bide çocukluk ve gençlik anılarım içinde yaşanmış benzer olaylar da geldi aklıma :))
sevgiler sana Ataletimm..

üçtemmuz dedi ki...

arkadaş grupları ürkütür beni. kendiliğinden oluşup, üstünden zaman geçtiyse ayrı tabi de, yeni başlanmış bir okulda, işyerinde tehlikeli ve kaygandır zemini. tetikte olmak, kendini korumaya almak gerekirmiş gibi gelir bana ve bunu yapamayacak kadar tembelim.:)üstelik samimiyet severim.:)
sen öyle dur atalet ve bizler de.
her blog bir elektronsa eğer itişip kakışmadan, birbirimizi değiştirmeye uğraşmadan, kendimizi de gizlemeden dönüp duralım blogspotta. :)
zaten öyle yaptığımız için her gün birbirimizin peşinde değil miyiz?

who dedi ki...

bunları düşünecek en son kişisin herkesin ataleti.. bence bişi seni rahatsız etmiş.. anlık bişiymiş gelmiş geçmiş :) iyi geceler olsun.. yarın için ise güp güzel bir gün :)

sedencik dedi ki...

hatırladığımız zamandan itibaren halkalar hep var sanırım...
olmalıdırda...
rahatlıktır :)
isimleri değişir ...arkadaş,dost, tanış,iş,zorunlu iletişim,can akraba,zorunlu akraba gibi :)

çakışmadıkları sürece sorun yok :))

ilk-ortada gruplar lider merkezli birarada duruyorsada...
sonraları...
insanoğlunun elektron gibi çekimle hareket etmediği etsede buna devam etme garantisi olmadığı anlaşılıyor :)

sorunsuz götürmenin ilk koşulu ki bizde böyle ...
herkesin belirgin özelliğinin,yeteneğinin altının çizilmesi ve o konudaki sorumluluğun üstüne yıkılması :))

şaka değil he...
mesela yemek buluşmasını hep aynı kişi yapar...
rez.-yer-yol vs...
tut ki beğenmedi kimse fiyasko...
iyi ya işte ...
hepimiz birbirimizi yiyeceğimize...
toplanıp bir kişiyi yiyoruz ...kolay oluyor :))


bu arada...
iyi yapılmış bir topik muhteşemdir...
kurtuluştaki açıksa hala kaçırma :)

sevgiyle...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Atalatimmm, benim bi Kızılelama grubum vardı bi de Kumburgaz. Kızılelma oturduğumuz caddenin ismi biliyosun artık. Okul da aynı semtte. Okulla oturduğun ev aynı semtte olunca benim çete ile aynı çevrede oturuyoduk haliyle. Beş kız, hepsi dik kafa. Yenikapı sahilllerinin tüm öğrenci kahveleri bizden sorulurdu. Bilardo milardo hak getire. Bi kaç da oğlan var aramızda . Hatta Emanuele bile giderken o oğlanlarda gelmişti bizle, öle sallamıyos yani onları. Biz aynı okul aynı cadde derken yıllarca hiç ayrılmadık. Kumburgaz grubum ise yazdan yaza ma üç ay olunca , gece gündüz kumda balkonda denizde onlarla da sıkı bi gruptuk. Olmuştur ama şimdi hatırlamıyorum kırgınlıklar. Flört edecek yaşlarımsa yürüyüşlerde ülkenin çalkantılı dönemleri az buçuk biliyosun o yılları nasıl geçirdiğimi sokaklar , kaçmalar kovalamalar falan. Sonra gözü açılmadık sığırcık yavrusu gibi yeşil parkalı mavi gözlü adama aşık oluş ve o oluş işte. Yani anlayacağın seninki daha renkli geçmiş. Ne o otomobilde takla atmalar, Saime Hanıma ben gidiyorum demeler falan)).Ama onur hakkında söylediklerinle tam onikiden vurmuşsun. Senin korumadığını kimse korumuyor. Korunması gerekenler de korunmalı. Öptüm seni sabahın köründe

caglar dedi ki...

ulaşmaya çalıştığın çıkarımı anladım sanırım ama bunu gerçekten bi kimyacının, bi fizikçinin ya da ne bileyim bi astrofizikçinin(hani havalı civalı uçuşan kaçışan şeyler ya) yorumlaması daha sağlıklı olur zannındayım.

zira atom dediğin uslu puslu(radyoaktif olmayan, nötr felan...) olanındansa neden elektronları kaçsın ki durduk yerde.

e iki uslu atom da kendi kendilerine tokuşmazlar kadınların aksine. dışarıdan şöyle aalllternatif bir enerjinin katılması gerekir en erkeğinden. de ki tokuştular, aha işte o zaman artık ortaya ne çıkacağı belirsiz. elektron da oluur, mutant çocuk da. (bu paragraf füsyon)

oturduğu yerde duran bi ablayı sağlam dürtüklersen yine abaza bi enerji olarak, ama iyi dürtüklersen, ortadan yarabilirsin evet. zor ama. çok güç lazım(allahım güç dememem lazımdı)
o zaman da yardığınla kalırsın, pişman da olursun. (fisyon)

ha bi de zehir atomlar var. keskin sirke niyetine, kaplarınaa, etraftaki erkekleree, kadınlaraa.. hepsine zararlar. onları da bomba niyetine yine bi aynştayn kullanırız demiş. bunlar sakin sakin oturamıyorlar. oraya buraya sataşıyor, artık ne varsa, elektron, proton, nötron osuruyorlar. mum değil ama bunlar. kendileri yanarken etrafa fayda felan değil. anca mersini ya da sinopu patlatırlar. (radyoaktif elementler)

ööff.

alpernatif dedi ki...

heh
önce yazı
sonra yorumlar
(normal sıra)
sonra Çağlarımın yorumu
ve orada kendime uyan tanım
belki de durduk yere yakıştırma

zehirli atom
yerinde duramayan
sataşan

yazıdaki durağan kütleden daha yakın bir tanım oldu kendime

hayatım boyunca bir devinim olacaksa ben yaratayım dedim
ne kadar kımıl zararlısı görünsem de benim için önemli başlatıcı olmak
grup neşelenecek mi ?
itele
kavga mı çıkacak ?
itele
en azından olayları çıkaracak atomun harekete geçmesini sağla
küçük bir iteleme ile

doğru mu dedim ki ?

Adsız dedi ki...

kumum havuzum..
manyak hafıza..
biliyorum..
bi gün uyanıp..
hiç bişi hatırlamayacağım günü bekliyorum..
bazen alzheimerli bi hastama bakıp yüksek sesle söyleniyorum..
koltukta sonsuza kadar oturasım..
boş bakasım var diye..
hemşireler kıkırdıyor..
oysa ben içtenim..
=)

geçkalmayanım..
sevgiler sanaaaaa...
öperim yavaşça..

üçümtemmuzum..
ben duruyoryum.. sabitim =P inanma hiç bişi yapmasam yerimde titreşiyorumdur..
öyleyiz değil mi..
öyle miyiz??

hu..
en son kişi??
hahaha..
ben hep düşünmede ilk.. olay anında son olurum =P..

saol iyi dilek için.. gün herkese güzel gelsin..


sedenimmmm ayrık otummmmmm
bence de rahatlıktır.. güven verir..

gereğini yerine getiren elektron kavramı.. bunu düşünmeliyim..
ama şu liderlik fıkarsını anımsatayım hani organlar lider arıyomuş.. =P
bi de ayaklar baş oldu deyişi var..
ay ne diyorum..=D..

kurtuluştaki duruyoooor...
ve hala süperrr.....

lalemm..

kızılelma.. =) benim yolumdu 10küsur yıl.. ne olsa ucunda cpaşa var =)
oğlanlar heba etmiş emanueli sizle giderek =)
o zamanlar da dost .. güvenilir ve denenmiş olmalıydı..
sonu şimdikinden daha kötü bitiverirdi..
değilse..

sevgiyle sana

çağlarım..
seni sevdiğimi biliyosun değil mi =)

kararsız oluyo di mi.. bir elektron da girse.. bir elektron da çıksa..
ve hemen kararlılaşmak için uğraşmaya başlıyo.. ya birine verecek.. ya da alacak illa ki..

demek mum değil..
eh zaten o da dibini aydınlatmıyor yanarken..
en iyisi karanlıkta görme gözlüklerinden edinmeli.. açık görüş için =)..
öfffünü severim senin.. =)

alperim natifim..
aman da..
aman..
diycem ama nedenini söölemiycem =P..
bence sen translasonelle rotasyonelin birleşmesi gibisin..
zararlı olabilecekken faydalı olan.. ya da.. doğan fayda..
ama doğru elde.. ve doğru dozda ve doğru hedefe =P..

sor bak gugla ikisi birleşip ne çıkıyomuş ortaya =D...

ha bi de itelemek.. ötelemekten iyidir diyiim filozof gibi görüniim..
=)

atalet.. mod.. korunma gözlüğü ile gece görüş gözlüğü arası bişi =D..

Dolphinblue dedi ki...

Atom falan demişin, konuya azıcık bilimsellik katmışsın…

Buna istinaden en çok Çağlar’ın yorumu hoşuma gitti, ama benim anladığım tarzda yorum yazan Temmuzumun söylediklerine aynen katılıyorum :) Bu bloğa ilk başladığımda itiraf ediyorum kendimi şu anki kadar tam oturmamış bir grubun içine hönk diye atıverdim.

Herkesi takip ettim, yorumlar yazdım, blog şablonuna dair bilmediğim ne varsa çekinmeden sordum, yardım istedim. Ama bununla birlikte kendi bloğuma da emek verdim.

Kimse beni görmedikleri kaşım gözüm yüzünden durduk yere sevmedi zira. Yazdıklarımla, düşüncelerimle, saptamalarımla bazen taraf olundu bazen de karşı... Ama her şey saygı çerçevesi içinde gelişti. Beni bağrına basan herkesin gelir gelmez sevgi ve sempatisini kazanmadım...

Atalet kısaca söylemek istediğim şudur. Ben yeni blog açan ve uzaktan bizi takip eden tüm blogcuların aramızdaki samimiyeti üzerlerine alıp birden bire hepimizin can ciğer arkadaşı blogdaşıymış gibi tavır sergilemelerine hakikaten de sinir oluyorum. Yani emek olmadan ekmek olmaz hesabı... Önce arkadaş bloglarımızı gezsin, yorum etsin, fikirlerini beyanda bulunsun.

Sonra hakikaten de biz onu merak edelim, yazdıklarını okuyalım, eleştirelim, tebrik edelim... Ondan sonrada samimiyet ilerlemesi gerektiği şekilde ya gelişir devam eder ya da hiç bişi olamadan bitmiş olur...

Evet doğrudur öncesinde oluşturulmuş bir gruba kendini kabul ettirmek zordur... Bunun ceremesini en iyi ben çekmiştim. Yurt dışı sonrasında yeniden okula dönüş, yeniden tanımadığım ve kendi aralarında gruplaşmış olan tüm bölüm arkadaşlarımla iletişimde olma çabası... Kimse bana “ seni istemiyoruz aramızda! “ falan demedi, ama ben tavırlarından anlamıştım kendi oluşturdukları çevreye çokta alınmaya hevesli olmadığımı. Kötü niyetten değil yanlış anlaşılmasın sakın. Ama yeni birini kabul etmek zordur ya da zaman alır. Onlarda kendilerine göre haklıydılar yani... Eee ben ne yaptım herkesin dostu oldum. Ortada kaldım. Her gördüğüme selam verdim, fırsatını buldukça ortamlarını paylaştım bazen uzaktan seyrettim gözlem yaptım... Kimseyi gerecek sivri çıkışlarım ya da aniden oluşan samimiyetim olmadı... Olamadı değil bilinçli olarak olmadı...

Demem o ki, bu arkadaş grubuna balıklama atlayıp derin dalgalanmalar yaratanlara hakikaten de çok fazla hoşgörülü olamıyorum. Zira biliyorum ki, hepsi anlık sarsıntılar... O yüzden lütfen biraz emek ve gayret edelim... Önce birbirimizi tanımaya çalışalım ya da karşı taraf onu tanımamız için azıcıkta olsa bize zaman versin...

Blog sonrasında Çağlar’la ilk tanışmamızda bana yeni blog sahipleri için önce onu bir süre uzaktan takip edip anlamaya ve yazdıklarını özümsemeye çalıştığını söylemiş ondan sonra yorum yazmaya başladığını dile getirmişti. O zamanlar “ canım blog işte! Ne var ki insanlara karşı bu kadar tedbirli ve de dikkatli çalışılıyor olmaya? Hepside sanal sonuçta! “ diye kendi kendime muhakeme etmiştim. Ama zaman sonra demek istediğini ve ne denli doğru bir düşünce olduğunu anladım. Ve sonrasında hoşuma gitti böyle bilinmeden elemelerden geçip onun tarafından kabul ediliyor oluşum... Bence bu daha özel ve daha kıymetli :) ( Öpeyim bide burdan Çağlarımı mucuksss diye :))

Sonra sen... İlk yorumlarını hatırlıyorum da ne kadar resmi ve ne kadar bilinçli olarak azıcık kendini uzak tutularak yazılmış yorumlar, yorum altı cevapları. Ama zamanla, anlatmaya çalıştığım o zaman süreci sonrasında şimdi gerektiği yerde tatlı tatlı senin tarafından azarlanmak ya da uyarılmak... Bunlar bana koymaz, koymamalıda zaten...

Zemin sağlamsa kelimelere farklı şeyler yükleyip boş yere üzülmenin bir anlamı yok çünkü... Neticede ben biliyorum, az çok seni tanıdığım için gerçekte ne demek istediğini :)

Bu yazıyı ben yazmışım gibi mi oldu nedir! Amma uzun yorum etmişim yav! :)

Öper, koklar en acele şekliyle işe giderim… Mucukssss

Hera dedi ki...

yorumları okumicimm
bu kez

ne anlattım şimdi ben demişsin ya

bide dün simurgun yazısını bende okudum ve yorumladım ya

nerden nereye gitmişsin yaşadıklarını katarak
bakmak görmek düşünmek yaşamak cebe bir şeyler atmak bakıp geçmek apayrı şeyler... senin kattıkların da newtoon teorisinden sonra...

ben kıskançtım.. biri bana daha az ilgi göstersin ya da gruba yeni biri girsin suratlar ona dönsün hiiiç hazmedemezdim
becerebiliyorsam devam ettirir beceremiyorsamda kimseye yar olmasın diye grubu lav ederdim :)

birde benim samimiyetimde nefretimde zaman- paylaşılmışlık gerektirir...

karman çorman bir yorum oldu
idare et :P

Hera dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
alpernatif dedi ki...

doktor civanım
beyinde hasardan başka bir şeyi bulamadım :D

bir de

aman da...
aman..
????
benim gibi meraklı adama yapılır mı bu ?

kayipsimurg dedi ki...

Tek rakamlı ilişkileri sevmem. Aslında bakarsan kolay kolay ilişki de kuramam.
Evdeki üstü açık(tenha saçlı) spor model delikanlı 6-7 ay uğraştı da bişiiler oldu yoksa hala birinci tekil şahıs olarak dolanıyodum ortalarda.
Arkadaşlık ilişkilerinde de hep geride durup izleyen oldum. Daima nazik, yumuşak, destekleyen ama biraz mesafeli. İzler, gözler, tanır, rengini ve biçimini kafama kazır ondan sonra bende beyazdan başka renkler olduğunu gösteririm. Ama daima bir acil çıkış kapısı da vardır.
Ha bu kadar hesaplı kitaplı olursa bu arkadaşlık mıdır dersen Bu tartışılabilir derim. Ama bu yüzden tek rakamlı ilişkilerden de uzak durmayı becerebildim hep.
Bu sayede pek üzülüp kırılmadım. sağa sola zıplayıp dengeleri karıştıran kalanlara bir denge arayışı yaratacak biri de olmadım.
Ben ne anlattım ki ben de bilemedim :)

Adsız dedi ki...

ahahahahahahahaha...
simurg ya..
bi grup kafası karışık..
davinçikriptologu gibiyiz =)...
neydi o hani kutu gibi bişi de.. içinde belge var da..
doğru şifreyi girmezse.. içindeki asid şişesi kırılıyo da..
belgeyi imha ediyo da..
ortaçağdan beri kullanılıyo da..
ama adını diyiveremedim..

senin dediğin.. de ayrı bi boyutu işin.. ona bakarsan ..
o da var elbet.. ben de israr ederim iyi dans ederim diyenlere yâr oldum yıllarca.. =P .. yani kültürlüüü.. akıllı .. fikirliii ve ayrıca da.. bi de israrcı olcak.. o da gelip bende istikrarlı israrlı davranacak da..
=)
ikili ilişki olacak.. beklersin..

ama gençleştikçe.. şimdi.. canlı keyifli hevesli esprili olsun.. ben ayrılmam dibinden durumu başgösterdi =P.. sürmekte..=D..
*************
alperim meraklım..
aman da amann
meali..
hepimizin bi tanesi.. paylaşılmaz adam.. alper gelmiş de..yazıda ve
yorumlarda kendine pay çıkara çıkara.. ZEHİRLİ atomu çıkarmış..

idi..

bulamazsın tabii.. çok derinlere gömdüm mealini.. ama özetle.. şööle desem..
hani kafasına darbe alıp göze açılanlar yok mu ?? ööle bi etki olabilir =D...
**********
hera.. süperdi..
açık ve net..
di mi ben de hep ööle yapmak istemişimdir..
ama işte ha ööle mi peki o zaman gittim noktasında .. da o grup pek var olmuyo.. zaten..
lav oluyo yani..
=P
olsun zaten..
benden sonra lâv =P...
ha bi de bi bakıyosun farklı yer ve zamanda.. o eski grubun bazı unsurları gene kümeleşivermişler.. çekirdek grup yapmışlar =P..
oluyo yani..
elektronlar bunu da yapar mı çağlaaaarrr..
yapar biliyorum =P..gezenti elektronlar..
=D..

***************
yunusum superim..
fizik dünyanın tüm kargaşalarını çözebiliyor.. hem de insan ilişkileri gibi zor bi konuyu.. dile getirmeden..

bu yüzden fizikçiler sakin kuul ve çok çekiciler.. =) hovking haric.. hem ben mastır ve doktora yaş grubunu kastettim =D..

sanalın gerçeğin farkı yok.. gerçek yaşam daha kolay..
çünkü.. sözün yanında iki unsur daha ekleniyor..göz.. ve deri.. giyim kuşamından tut.. beden dili .. göz hareketleri.. dokunması el sıkışı sarılması.. herşeyi ile.. insan kendini ifade ediyor bütünleşiyor..
bunu konuştuk.. yazdık..
gerçek yaşamda yanılmamak.. daha kolay.. bu yüzden..
biri sana aptal derken.. bi yandan sahiplenir gibi sarılıp bi yandan da gözünün içine bakıp.. bi yandan da kocaman gülümsüyorsa..
yaptığın şey aptalca olsa da.. seni kabul ediyor.. seviyor bağrıma basıyor ve hatta gülüp geçebiliyorum anlamına gelirken.. uzak durup.. gözünü kaçırıp.. ağzını yarı kapalı tutup.. bir omuzunu silkerek.. dudaklarının arasından aptal derse..
salak geldin salak gidicen... benim de buna ortak olasım.. hiç bilip duyasım yok.. anlamına geliyor..

ama yazınca..
baştan sona da yazsan.. sondan başa da.. aptal diyor işte dümdüz..
=P
ancak çok uzun dönemde kuruluyor ilişkiler.. bis de aloeverakavgası yapmıştık biriyle.. ay ama o rolü ben hala sevemedim ya..=P..
..
ve ben seviyorum bu iki elin parmağı hadi bi de üç dört tane komşunun elinden ödünç alalım grubu..=)
herkesi.. kendi farklı karakterinde.. türkçesinde sıcaklığında.. gizeminde ve çapkınlığında..=) ayrı şekilde seviyorum.. okurken yüzümü görmeniz gerek..
aslında bi süre sonra karşıdan bakıp.. kimi okuduğumu tahmin edebilirsiniz =D..

bu mudur budur =)...
önemli midir.. değildir..
keyifli midir... süperdir..
haklı olmak ennn kahraman rıdvan olmak şart midur.. değildir..
esas etki..nedir.. e ne olucak...antieyyycing..........=D..


atalet..

**************

who dedi ki...

Bir sürü şey yazmıştım ama :) vazgeçtim.. minik bir yanlış anlama var ise düzeltmek isterim.

Kastım düşünme yetiniz değildi.. Sadece bu duruma (bknz. şekil 1 a) düşecek en son kişi olduğunuzu düşündüğümdü.

Umarım anlatabildim şimdi :)



sevgiler.

who dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

hu..
yok yanlış anlama..yok ..düşünme yetisiyle ilgili diye düşünmemiştim..
dooru anlamışım.. zaten..
=P
ama düşünebilme .. ve uygulama becerilerim denk değil..
onu belirtmek istemiştim =)..

atalet..

burdasaklaniyorum dedi ki...

önce uzun yazı,
sonra uzuuun uzuuun yorumları okudum.
bi şunu diycem:
saç ayağı pek sağlam değildir zaten.
eşkenar üçgen gibi eşit açılar olmaz arada.
ve,
o sap gibi kalma durumunu yaşama fobisi olan bir tiptim zamanında.
ne zaman ki yalnız kalabiliyor olmanın gücünü keşfettim, fobim kalmadı.
daha da bi dolu diyeceğim var ama,
yoruma sığacak bir mevzu olmadığını fark edip, hemencecik öpüp, gidiyorum 8)

Oya dedi ki...

senin kalabalıkların var,
benimse içinde bir elin parmağı olan minicik bir çemberim var ataletim..
o çemberin sınırlarında koskoca duvarlar..
parolayı söylemeyen içeriye giremiyor..
ha bazen birkaç tuğlayı söküyorum duvardan..
iyice bakmak, görebilmek, kendimi gösterebilmek için..
bazen dışarıdan içeriye yeni misafirlerim oluyor..
kimisi geçici,
ama çoğu kalıcı..
çemberin dışına çıktığımda,
kalabalıkların arasına karıştığımda,
çok yanlız hissetsem de kendimi,
korksam da,
yüzümde bir gülümse,
öpücükleri dağıtıyorum,
uçuşuyor havada..

o yüzden belki de,
benim "hareketlerim" daha çok çemberin içini etkiler..
faydası da zararı da ziyadesiyle kendimedir..
kendi kendime hareketlenirim,
kendi kendime etkilenirim..
kimseciklerin ruhu bile duymaz..

ha bazen,
titreşir bazı moleküllerim..
titreştirmem gerekir..
dalga etkisi yaratmadan,
titretir,
geri çemberime dönerim..

esas ben ne anlattım ki ataletim?
valla billa ben de bilmiyorum? :))

hamiş: taptım: "onur bu.. kolay mı.. koruyacaksın.. sen korumazsan kimse korumaz..
zeka da onur gibi korunmalı.." müthişsin!

Adsız dedi ki...

ayh şımarasım geldi.. oya..
teveccühünüzzzz diyesim geldi..

zaten sonuç şudur..
herkesin titreşmesi kendine..
=P

atalettt....

Follow my blog with Bloglovin