25 Kasım 2008 Salı

...

dün akşam..
vinonanın filmini izlediniz mi..

o nasıl bir güzellik ..
bu kadar mı güzel olur kemik yapısı bir insanın..incecik.. naifçecik..
bitl cus da demiştim ..ilk..
ve sonra her seferinde dedim..saydam bi güzellik..
ben erkek olsam sanırım benim aşık olacağım kadın böyle biri olurdu..

ama sabah altıda kalkacakken.. bu saatte oturup.. bloa yazmamın nedeni bu değil..
bunu söylemek değil..
değişik bişey yaptım düşündüm...


akıl hastanesi bir grup kız çocuk mu.. erişkinimsi mi..
ne diyebiliriz..işte öyle insanlar..
biri karar veriyor sonunda iyileşmeye..
"dışarda herkes kaba ve kötü de olsa.. dışarda olmak istiyor" artık..

kaba ve kötü insanlara dayanma gücü mü akıl sağlığını düzeyini oluşturan şey..

"içindekileri yaz.. ya da doktora anlat.."
içinden çıkar diyor..bir hemşire..
bir zamanlar.. bana da sisteminden at demişti biri.. birisini..
sonra.. onları artık göm demişti bir başkası..

sevdiklerimiz için acı çekmemek.. anılarını içimizde canlı tutmamak mı..
onları çöp torbası gibi dışarı koymak mı..
akıl sağlığını korumanın bedeli..

o da yazıyor defterler dolusu..
hiç durmadan ..
sonra o defter.. diğerlerinin.. arkadaşlarının eline geçiyor..
haklarındaki düşüncelerini okuyunca.. önce çok tepki verselerde.. film ya bu..
hepsi hemen etkilenip iyiye doğru kayıveriyorlar..
film ya ondan..

ama esas sondaki söyledikleri..
beni şimdi notpedin başına oturtan..
eğer kendinle konuşuyorsan.. sen de delisin..
eğer büyümek istemiyor.. içindeki çocuğu saklamak istiyorsan..
delisin diyor..

bir çeşit kendinle konuşmak budur işte..
yazmak..
başkaları okusun.. konu hakkında fikrini belirtsin..
ama esas olan.. kapalı açık..
kendinle konuşmak..
ve eğlenmeye devam etmek istemek..
çocuk gibi..

deli miyim o zaman ben de.. ben biliyorum cevabı.. evet..
tam değil ama var bi bordırlayn durum..
ne güzel dedim..

ya siz .. farklı mısınız.. sanki..
yanınızdakilerle konuşmak değil..
yazmak.. burdan havayı hareket ettirmek.. gravyere delik açmak.. benim yaptığım..
ama gerçekte hiçbişeyi ..
değiştirmemek..

değiştirip isteyip istemediğini bilmemek..
değişimin bedelini ödemeye cesaret edememek.. etmemek..
ödetmeye de..
istediklerini kontrol altında tutmak..
tutarmış gibi görünmek..
istediklerine uzanmaya cesaret olmadığı için..
yandan dolanmak ana kapıyı tekmelememek için..
burdan kötü olmak.. demek ama olamamak..onu bile..

kaba dünyaya dayanma gücünü elde tutmaya çabalamak..
bazen yıpranmak erimek. sonra bi hamle ile yamanmak..
yama tutmaz derler.. eskiler.. o nasıl oluyo peki..
bordırlayn sınırı aşınca..

yangın merdiveninden son hız inerken.. gene birden sıcaklığı hissetmek.. ..
ne dersem diyeyim..

değişmeyen tek şey..
bazen bı zıpzıplar eğlenceli de olsa..
bazen çok yorucu..

kendi kendinle konuşuyorsan..
ki yaptığım budur.. ağzım oynamasa da..
parmaklar klavyede dolaştıkça..
ve o çocuğu saklıyorsan arkanda.. arada bir damdan sarkıtan kötü ebeveyn gibi..
sallandırıyorsan da.. deli sayılıyor musun....................
yoksa sadece.. delirebilmek için.. sorumlulukların bitmesi midir beklediğin...............

bu şartlar altında..
olsa olsa sınır bekçisi.........


Image Hosted by ImageShack.us

13 yorum :

Adsız dedi ki...

01:49 itibariyle ben de uyanığım,
buralardayım..

ama benim için her zaman böyle bu..
uyuyabildiğimin en uzunu 4-5 saat uyku..
karakter işte..
benimki de " hayat kaçıyor! " deliliği.
az uyu,
uyku yarı ölümdür hadisesi.
acısı iş yerinde çıkıyor oysa..

filmi yıllar önce izlemiştim.
angelina jolie' ye oscar kazandıran film..
beğenmiş,
etkilenmiştim.

bi de robert de niro' nun "uyanış" filmi vardır ki nefistir..

neyse..
hayat ne garip di mi vapurlar filan??

likelife.blogcu.com

Şarküteri dedi ki...

Kendi kendine konuşmak ve içindeki çocuğu hiç doğurmamak...

İnternet diye birşey olmasa biz yazıp yazıp kendi hard diskimizi dolduruyor olsak o zaman fena. Ama başkalarının okuyabilme ihtimallerini seviyoruz ya, buradan yırtabiliriz. Dışa dönük bir çaba çünkü.

Çocuğu içeride saklamak çok beylik bir laf. Herkes söylüyor da çocuk hep denetim altında ki! Yani canı istemediği için işe gitmemek çocukça bir tutum da hangimiz yapabiliyoruz? Ya da yapsak iyi mi olur? Delilik işte çocuğa hiç mani olunmadığı zamanda başlıyor. Yani tuvalate kadar yorulacağımıza cadde ortasında salıvermek gibi...

Biz normaliz :) Yani sınır nöbeti tutanlar olabilir aramızda ama sınırın yetişkin mantığı tarafında.

alpernatif dedi ki...

Bırak içindeki çocuk dışarı çıksın geyiği yapmayacağım :D
Zaten bizim içimizdeki çocuklar dışarıda
Bazen teneke trampet gelir aklıma
Hani büyümeyi red eder
bizim deliliğimiz,çocuğumuzu içimizde tutamamaksa...

ben halaaaa deliyiiiim,hala sevdaaaalııııı :)

caglar dedi ki...

sabah geliyordum, inanmazsın düşünüyordum gelirken.
beyin anlamsal(Semantik) ilişkisel bir veritabanıdır, ya da daha iyidir de, ben daha ona uygun daha karizmatik bir isim bulamamışımdır dedim kendi kendime. şimdi senin "nasıl patlamaz" paragrafını okuyunca ilişki kurdum ;)
eğer geride bırakmazsak, pas geçmezsek, ya da arka planda çalışan eskitici görevlere bırakmazsak acı veren konuları, bir başlığa -anlamsal olarak- bağlayabileceğimiz alt konuların üst sınırını aşarız, kulaklardan damlatmaya başlarız... diye kimsenin doğrulamaya ya da yanlışlamaya uğraşmayacağı bir hipotenüs ( :P ) atıp çekileyim.
ama bir yazı daha var, benim blogda alıntıladığım Serdar Turgut... sağda biryerlerde vardı. o da diyor, kutuları kapalı tutmalıyım akıl sağlığımı korumak için diyor. öyledir herhal.
viyona mı.. yalarım, evet.

burdasaklaniyorum dedi ki...

evet kendi kendine konuşmak.
bu bloglardan önce, yani okunabilirlikten çok önce,
sürekli konuşurdum kendimle.
delilik mi?
yoo...
bilakis, akıl sağlığını koruma yolu bence.
vinonayı ben de çok güzel bulurum. 8)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

ben bu yazıyı okuduumda daha sabakın körüydü ve sen yazalı 6 saat olmuştu annaaa dedim bu hiç yatmamış. Sen şimdi kestrmeden diyosun ki hepiniz deliniz. Akıl hastaları özellikle de şizofrenler dışarı çıksalar bile hemen geri kaçıyolar neden dersin)). Kendini akıllı sananlardan daha iyilerr de ondan. Bir şizofren tanıdığımız vardı. Bak bunlar üç kız yaşarlardı. Şimdi bi tanesi kaldı O da 60 küsur yaşında olmalı. Bir ziyaretim sırasında en büyükleri olan Sabiha Abla bana dediki- lale bak bak cücewler geldi yanlarında anneleri babaları da var, bak bak sobanın üstüne tırmanıyolar- Ben tabi mel mel bakarken. -Korkma , ben de biliyorum olmadıklarını ama , görüyorum kız işte dedi. Yani görmek ve aslında olmadığını bilmek bu nasıl çizgi sen izah edersin bunu. Hla zaman zaman düşünürün. Vionayı ben de severim.Mermaids de hatırladınmı onu. Cher ile birlikte. Öptüm seni çok çoook

who dedi ki...

Deli olmak..
Delirmek iyidir arada sırada..

tabi çok sık kullanmamak kaydı ile :)

sevgiler.

uctemmuz dedi ki...

Bizim sibobumuz bloglarımız olmasın?

Olsunnnn...
Olsun...

:)

delikizinturkusu.blogcu.com dedi ki...

Ben yazsam defterler dolusu,
sonrasında düzelmesini istediklerim de düzelse,
ne güzel...ne kolay olurdu.

Üçtemmuzun'da dediği gibi bizim sibobumuz da bloglar bence.
Yazmasam kimbilir ne halde olurdum şimdi.Sen biliyorsun ya eski bloğu,o dönemde yazmak beni kurtaran,yok yanlış kelime,rahatlatan şey oldu.

İçimden de çok konuşurum ben,
ve bazen içimden konuştuklarımı da gerçekte söylediğimi zannederim oysa onları kendi kendimle düşünmüşümdür...ne delilik:)))


deli kız (adı üstünde)

Oya dedi ki...

"değiştirip isteyip istemediğini bilmemek..
değişimin bedelini ödemeye cesaret edememek.. etmemek..
ödetmeye de..
istediklerini kontrol altında tutmak..
tutarmış gibi görünmek..
istediklerine uzanmaya cesaret olmadığı için..
yandan dolanmak ana kapıyı tekmelememek için..
burdan kötü olmak.. demek ama olamamak..onu bile.."

böyle yazıyorsunuz.. damardan giriyorsunuz.. sonra soldan soldan geliyor diyorum.. kızıyorsunuz.. suç benim mi ayol?!?

evet.. insanlar kötü...
evet.. insanlar kaba...
ama benden daha fazla değil..

olmak istediğin gibi olacak cesareti gösterememek
acı veriyor..
ama daha ziyade yük..

yorgunluk..
bitmek bilmeyen bir yorgunluk..
bitkinlik..

içimde bir çocuk vardı benim bir zamanlar ataletim..
cıvıl cıvıl böyle..
sus dedim ve odasına gönderdim ama..
arada ağlıyor,
duyuyorum..
içim acıyor, gidip odasından çıkarayım diyorum..
korkuyorum..
gerçi son zamanlarda,
arada oyun oynamaya başladım onunla..
dudağımın kenarına bir gülümseme konuyor gizliden..
çocuğun öptüğü yerden..

deli miyim ben?
ne münasebet!
en az sizin kadar deliyim işte :)

sedencik dedi ki...

anılar,avılar,kabalık ve kötülük...
sistemden çıkarmayı zor ama tut ki başarıyla çıkarıldı sıfırlandı diyelim...
tehlikeli buluyorum...
yeni anıların üstelik aynılarınnın oluşması için oluşmuş kalkanda ortadan kalkacaktır...

yay gibi düşün...
hani elllerimizle gerip ,bırakıp çalıştığımız...
ister göğüs bölgesi için ister sırt için kullanırsın...
kimi en az çaba ve en uzun süreli göğüs üzerinde çalışabilir kimi sırt...
doğrusu hangisidir :)
ben sırt çalışırken rahat edip yorulmuyorum diye böyle mi devam etmeliyim...
yoksa göğüste yorulduğuma göre zayıf bölgemdir oraya mı çalışmalıyım :)

valla konuya dair...
uçmadım yani,anlarsın sen:)
sevgiyle...

kayipsimurg dedi ki...

Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Yani, başkalarından farklı olanlar...

Hera dedi ki...

viyona, piyano filmi vardı seneler evvel... dram...
gözlerini severim :)

o kadar derinlemesine bilemem...akıl sağlığı için az düşünmeli çok konuşmalı bir o kadar da yazmalı...derim

Follow my blog with Bloglovin