13 Eylül 2008 Cumartesi

frankenştayn feminist bir gönderme mi????



frankenştaynın yazarı bi kadın biliyosunuz di mi..
ama..
sıradan bi kadın değil ve sıradan bi zamanda yaşamamış..

şu fransızların parfümü bulup kullanmasından korkan.. kadınlara süslenirseniz cadı sayarım sizi diyen.. ingilizlerin memleketinde..
ve tam da o yıllarda yaşamış olan .. ilginç bir xxin kızı..

anne meri volstonkraft ..
mütevazi bi ailede doğmuş..
babası hem parasını olmadık yatırımlarda kaybeden hem de..
karısını döven.. içki içen bir adammış..
19unda iken meri evden ayrılmış.. yatalak bi hanıma oper olmaya gitmiş..
ama iki yıl sonra hastalanan annesine bakmak için eve dönmesi gerekmiş..
eski kız arkadaşı fani ile yeniden karşılaşıp..
sıkı fıkı oluvermişler..

bu ikisi.. hem birlikte yaşama hem de..ekonomik olarak özgür olma hayalleri kurmuşlar..
ki o devirde hiç mümkün değilmiş böyle bir şey..
ama bir kızlar okulu kurmuşlar..
sonra faninin kocasından dayak yiyen kız kardeşini de aralarına alıp..
böylece onun hayatını kurtarmış..
ama toplum dışı olmasını da sağlamış olmuşlar..

işte merinin erkeklerden ümit kesmesi..bu dönemde olmuş olsa gerek..
etrafına bakmış..
ve erkeklerin tümüyle aptal olduklarına.. ara sıra seks için işe yarayacaklarına karar vermiş..
ona göre sorunun önemli kısmı..
kadınların bu erkekleri olduğu gibi kabullenip.. tepelerine çıkarması imiş..
böylece.. öğrencilerine.. kendilerine saygı duymalarını öğretmeye başlamış..
ve zamanın radikal yayıncılarından biri de..
"kızların eğitimi ile ilgili fikirler" isimli kitabını basıvermiş.. merinin..

ne kötü ki.. merinin kankası fani işte bu arada evlenmiş..
ve tüberkülozu kötüleşmiş.. ve sıcak iklimlere gitmesi gerekmiş..
meri de arkadaşına bakmak üzere onunla gidince..
batıvermiş okul..
ve fani de ölmüş..

bu ölümden sonra meri..
bir roman yazmış..
adı kendi adı gibi meri olan ama arkadaşı faniden esinlenen..
romanda.. kendilerini duygusal kahramanlar olarak gören genç kadınları eleştirmiş..

sonra başlamış kendini eğitmeye..
değişik diller öğrenmiş..
entellektüel (tek l ile miydi bu=P)
çevrelere katılmış..
ve toplumun dehşet içinde izlediği radikal bir isim yapmış kendine..
fransız ihtilali..
dönemin sıcak gelişmesi..
"kadın haklarını haklı çıkarmak" isimli eseri de bu döneme özgü..
ilk feminist eserlerden sayılıyor bu..

bu arada fransaya düşmüş yolu..
devrimin en kötü zamanları
bir amerikalıyla tanışmış orda ..
özgürlük yanlısı bu adama sırılsıklam aşık olmuş..
beraber yaşamaya başlamışve ondan bir de çocuğu olmuş..
fani koymuş kızının adını..arkadaş sevgisi adına..
bu arada annelik dürtüleri kabarıp.. kızını korumak için evlenmedikleri halde..
adamın adını kullanmaya başlayınca..
aşkı..adamı.. ortadan yok olmuş..
geri gelip onunla evleneceğini söyleyerek..gidivermiş..
ama ne geri gelmiş..
ne de meri kızını toplayıp onun yanına gidince..
onunla ilgilenmiş..
kovmuş hatta..
anneyi ve kızı..

bu dönemde..
meri..önce intihar girişiminde bulunup kurtarılınca..
kurgu aşk mektupları yazmaya başlamış..
çektiği acıyı anlatan..
sonra da bunları bastırmış..

sonra bir kez daha girişmiş.. canını almaya..
ve gene başarısız olmuş..
bunun üzerine aşktan ve ölmekten ümidi kesmiş ve eski radikal hayatına geri dönmüş..
tanıdığı diğer radikal yazar- filozoflardan biri meriye aşık olmuş..
önce dostu..sonra aşkı..
meri hamile olunca da kocası oluvermiş..
ama..
doğumdan sonra..ölüvermiş.. meri..
yeni doğan bebeye..
meri demişler..

bir fani ve meri.. yerlerini yeni iki meri ve faniye bırakmışlar yani..

işte frankenştaynı yazan meri..
bu feminist merinin kızı olan meri..

iyi bir baba olmuş kızlara yazar filozof..
evdeki entellektüel ortam /tek l ile miydi bu ??/
merinin önce iyi bir okur..
sonra da yazar olmasını sağlamış..
çocukken başlamış yazmaya..

babası.. politik adalet isimli..
ve toplumun..
ve kitlelerin etik davranışlarını eleştiren bir kitabın yazarı..
annesi..
kadın haklarının haklı çıkarmak diye bir kitap yazan birinin..
topluma bakışı nasıl olur sizce..??

neyse.. bizim meri ..
evli bir adamla tanışır..
aşık olur ve birlikte yaşamaya başlarlar.. ingiltere dışında..
..
merinin bir kızı olur ama yaşamaz..
sonra kızkardeşi fani.. intihar eder..
peşinden de.. sevgilisinin karısı..
o yaz.. evlenirler..
bir de oğulları olur..

ve aralarında bayrın'ın da olduğu bir isviçre gezisinde..
korku öyküleri yazalım mı? ..
derler..her biri kendi öyküsünü yazar anlatır..
ve ortaya meriden frankenştayn çıkar..
bayrın'ın ödü patlamış dinlerken hatta bağırıp odadan kaçmış diyorlar.. =)

derken üçüncü bi çocukları olur.. bir kız..
ama akabinde her iki çocuk da..ölürler..
böylece hayatı bir kayıplar listesine dönüşür merinin..
annesi.. kızkardeşi.. rakibi.. çocukları..

cesur kadınmış..
bir çocuk ve bir kitap daha gelir bu dönemde..
ama derken kocası boğulur.. denizde..

bir roman daha çıkarır..
son adam diye..
ve ellili yaşlarında..
oğlunun erişkin olduğunu görmüş..
onun dışında herkesi kaybetmiş olan meri de..
ölür..

şimdi..
fazla ayrıntıya girdim biliyorum..
vikipedide değil... atalettesiniz..
hala =P

ama ..
kadın haklarından frankenstayna gelelim..

acaba diyorum..
annesinin kaba ve aptal bulduğu ortalama erkek..
böyle binbir parçadan oluşmuş korkunç ve kaba bir erkeğin..
aşıkken sevecen davranan erkek ..
ise eğitimli ve çekici doktorun..
karakterlerinde mi yansımış..

aslında doktor ve canavarının..
yani.. iki uç kişiliğin..
birbirini tamamladığı..iddia ediliyor da o bakımdan..
hatta..
her bir kişiliğin.. diğerinin ilgisini çekmek için yarıştığı..
canavarın o yüzden öldürdüğü..
doktorun o yüzden müşfik olduğu filan..
ve hatta sırf bu nedenle romanın sonunda.. ikisinin de yok olduğu iddia ediliyor ya....
ondan.. diyorum..
ve bu kavganın ortasında..olan ..
zavallı iyi saf sevgi dolu ve güzel.. elizabete olur hani..

aslında bu roman..
eleştirmenlerin ve inceleyenlerin düşündüğünün dışında..
birşeyler anlatıyor olabilir mi..

mitolojiye gönderme olduğu../promete../
ilk natüralist roman olduğu../değişik yerler.. iyi anlatım.. doğa ortamları../
yazarın sanayi devrimini iyi anlayıp..
bilimsel gelişmenin .. yakında tavan yapacağını tahmin ettiği../organ nakli/
ve sosyal içeriklerle dolu olduğu / hizmetlinin şefkat ile bağra basılması ve frankenştaynın bile bir köylü aileye iyi davranması gibi /
diyen eleştirmenlerden daha uçuk olmayan bi fikrim var..

ortalama /dönem/ erkeklerin..
gizli canavarlığını/ ezici ve kadına kıyasla kendini üstün gören erkek davranışı/ ..
ve aşk ve evliliğin kadınları..
ne kadar zayıf ve aptal ve incinebilir kıldığına mı metaformuş..
da ben bilmiyor muşum..
dedim..

sizce????

9 yorum :

Dolphinblue dedi ki...

yok ben vazgeçtim ilerde kitap yazacak olmaktan... benim yazacağım kitaplar ataletin bloğunda enine boyuna tartışıp düşünüp irdeleyip sorular üretip yazabileceği kitaplar olmaz çünkü... yani anlattığın karakterler gibi bir kafa ve düşünce yokki bende...

herşeyden önce iki yazarın hayatları bir kere roman gibi geçmiş...

olsa ne iyi olurdu halbuki...

ayrıca bildiğim kadarıyla tek l ile yzılacak o :)

uctemmuz dedi ki...

Ben bu romanı okumadım. Sadece ortalama bir fikre sahibim. Bu nedenle Vikipedi'ye değil ama Ekşi sözlük'e baktım biraz.
Son sorunun bendeki cevabı: evet. Aşk ve evlilik kadını zayıf, aptal ve incinebilir kılıyor.
Sanırım aşık erkek de aynı zaafları ve riski yaşıyordur.
Aşk karşı tarafın üstünlüğünü kabullendiğin ve bunu hayranlıkla ifade ettiğin, hatta bunu herkeslere haykırmak istediğin ama çoğu zaman kendinden bile gizlediğin duygusal bir durum. (Tarif değil bu, yanlış anlaşılmaya.)İncinmekten korkmak ve bu nedenle içine kapanmak, hatta sırf bu nedenle aşık olunan kişi tarafından incitilmek mümkün. Evlilikse bambaşka bir bağlılık. İçinde aşk olması şart değil ama yine de aynı ev, aynı sofra, aynı gelecek ve en önemlisi ortak evlatları kapsıyor.
İncinme riski nasıl olmasın bu şartlarda?

Beni yazıda en çok çeken şu oldu: Bu kadınlar bizim bugünümüz için ne çok yol açmış önümüzde.
Bir kadının kendi başına yaşamayı seçebiliyor oluşu aslında ne önemli bir kazanılmış hak.
Bu imkanı kaybetmemeye çalışmak lazım.

Ama incinmeyi göze almalı ve de sevmeyi de ihmal etmemeli atalet. Ne dersin? :)

bitti dedi ki...

ben mevzunun ilk meri kısmına takıldım
nasıl bir feministtirki bu hatun kişi
bir erkeği canından daha çok sevmiş ve onun yoklupunda ölümü düşünmüş
pehhh pehhh pehhh
kişinin sözüyle özü bir olmamalı
erkekleri tanımladığı gibi kaba ve seks haricinde işe yaramaz görüyor olsaydı gerçekten
saçma sapan şeyler yapmazdı
demekki neymiş
ööle boyundan büyük atıp tutmayacakmışsın

buarada çok ama çok alakasız bişi diesim geldi
çokkk özlemişim seni ataletimmmmmmmm

Ece dedi ki...

Okudukça;'tarihte ne çok lânet varmış..Ben bundan sevmezmişim meğer tarihi' dedim:)

Pazar öpücüğü??

alpernatif dedi ki...

E şimdi her şeyi alt üst ettin ataletpedim
(kadın pedi gibi oldu bir yerde !)

Ben Boris Karlof derken,Franky aslında doktorun adı,yaratığın değil diye hava atarkene,işi karıştırdın

Yalnız kadıncağız kendi hayat öyküsünü yazsa daha thriller (çift l miydi bu ? )

shiver dedi ki...

aha buldum ataletimi:)

Adsız dedi ki...

deneme

Çiğdem dedi ki...

beğendim, bayıldım hayranım bi de korktum senden :)

dolphinblue dedi ki...

amanın ben buraya zamanında yorum etmişim! peki niye bir kez daha ilk kez okur gibi okudum??

Follow my blog with Bloglovin