4 Ağustos 2008 Pazartesi

...

osman nurettin biraz hastalık hastası..
sık sık ahh ölüyorum başım.. belim.. midem..kalbim diyip yatağa düşüyor..
bir gün gene karnım.. karnım diyorsa da..
kimse sallamıyor.. zaten işgal dönemleri olsa gerek..
tıbbın da çok ileri zamanları değil..
sonunda bir doktor getiriyorlar ama..
iki gün içinde vefat ediyor..
apandisiti patlamış olarak..
ölüm nedeni peritonit ..bugün bile zor tedavi edilen bi hastalık..

cemal bey dokuz ya da onbir yaşında .. sanırım.. yetim kalıyor..
nadide 18inde ..
en büyük abi kemalettin doktor olmuş durumda..
hem dahiliye hem radyoloji uzmanı..

o da isviçreye gitmiş ihtisas için..
radyoloji öğrenmiş.. memlekete dönecekken bir hocası ile karşılaşmış..
ne oldun demiş.. hoca..
radyolog olduğunu duyunca.. ben sana dahiliyeci ol dememiş miydim diye azarlamış..
bizimki de geri dönüp onu da tamam etmiş..
memlekete dönmüş konyada çalışmakta..
radyoloji cihazının motoru kamyon motoru gibi idi derdi halalarım..
çalışmaya başladı mı..
hah doktor röntgen çekiyor derlerdi..çevreden..
aynaya sokmak deniyor biliyorsunuz o zamanlar =P...

celalettin ise..
ve askeri lisede okur iken diyarbakıra okul ile gidiyorlar..
ama neden demeyin bilmem.. senesini de bilmem..
sıtmaya yakalanıyor orada.. vefat ediyor 18inde..
halamn albümünde bir 15 yaşlarında delikanlı olarak resmini görmüştüm.. vesikalık boyutunda..
sarışın ve çok güzel bir erkek çocuk..
saçlar geriye yatırılıp briyantinlenmiş..
bu kim dediğimde..
celal abim dedi.. nadide halam..
e nerde o dedim.. o zaman anlattı ..
sanırım yatılı okulda okuyan ve genç ölen biri olarak fazla anıları da yoktu .. anlatacak..
bir yaşlanmayacak yakışıklı vesikalık olarak kalmıştı halamın albümünde....o da..

sarışın bebek suat bir bahriyeli ile evlenmiş çoktan..
ben tanıdığımda.. eşini kaybetmişti..çok yaşlı çok ince uzun..
bembeyaz saçlarını topuz yapan..
pudra kokan..
şömizye elbiseler giyen.. aksi .. bir hanım idi.. öyle çarpıcı idi ki..
gözüme kazınmış..
bir kaç kere ve çok küçükken görmeme rağmen..
hatta hayal bile ediyor olabilirim..
çok küçüktüm öldüğünde..
ama biz dönelim cemal beyin çocukluğuna şimdi..

osman nurettin ölünce..
bir süre suat hanımın yardımı ile ıstanbulda kalıyorlar bizimkiler..
ama olmuyor..
cemal bey..
askeri ilkokula başlıyor..baktım nette askeri okulu bursa ışıklar olarak hatırladığım için ama..
karıştım biraz..
zira maltepe de askeri ilkokul .. ve tarihler de tam tutmuyor sanki..
yine de..
bildiğime göre.. cemal bey.. askeri ilkokuldan sonra ortaokul lise harbokulu diye devam etmiş.. askerlik yaşamına..



resim... cemal bey askeri orta okulda..

arada leyli/yatılı..
arada.. nihari/gündüzlü olmuş..
ailenin şartları ile uyumlu olarak..
onun durumu saimeden daha iyi..
birincisi erkek..
zaten yaşayacağı yaşamı götürmüş..
ikincisi hala bir annesi var..
ve ablalar var..
ki kadınlardır hayatı hayat yapan..
aileleri aile yapan..
inanırım buna..

cemal beyin o yıllardan bir anısı.. bursadan..
haftalıkları gelirmiş okul idaresine..
o haftalar çarşıya çıkarlarmış..
gelmeyince boynu bükük yatakhaneye geri dönüş..

ve bir muhallebici vardı derdi..
duvarında ahhhhh min el aşk yazan..
aşkın göz yaşları .. yazan..
eski türkçe imiş.. ve aşağı doğru kıvrılır göze dönüşürmüş aşk sözcüğünün sonu..
=P..

biri birini "seviyor" demeyin..
ya da işte "niye o da onu çekiyo .. bıraksın terketsin.. boşasın".. demeyin hemen..
bıyık altı gülerek..
ahhh minelaşkkk derdi..=P

devamı..
sonra..
yarın yani..
********

durum... canıtının durumu ataletten iyi sanki=)...

6 yorum :

alpernatif dedi ki...

Daha önce espri yaptım bizim sülaleyi bilemiyorum diye ama...
Bu kadar kronolojik bilgi hakikaten çok güzel
Eğer yazılı bir şeyler yoksa
Sen toparlıyorsan (ki tahminen öyle)
Ellerine,klavyene sağlık

geçkalmadımki dedi ki...

Benim bilgisayarın başına oturma saatim genellikle saat 23 ten sonra olurdu, artık sabah açıyor seni okuyor kapatıyorum, sonra gece tekrar açıyorum,
beklenmiyor o kadar saat..
Sevgilerr..

burdasaklaniyorum dedi ki...

hafta sonu kaçırıyorum, dönüp sıradan okuyorum öyküyü.
öyküyü dedim, bilerek.
bunu toplu halde basılı da tutmalı diyorum yine.
bi de:
şömizye öğrendim. bilmiyormuşum.
teşekkürler ataletim. öperim kocaman.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

pek severdim bu şömizye elbise sözünü. Geriye bakıyorum ben de , hep seni okudukça. Roman havasında annemi babamı hatırlıyorum. Evlilik yıldönümlerinde annemin aaa ne gerek vardı diyerek aldığı hediyeye nasıl sevindiğini hatırlayarak. Bir de bizimkiler ne çok lades tutuşurlardı. Senin hikayen hepimizi ailelerimiz hakkında daha çok düşündürdü ataletimm.
not. Bizim tatil ayın 10 una ertelendi, koca taş düşürüyor. Neyseki düşmek üzreymiş , geçen seferki ızdıraplı değil ama işte ama yine de sancı var tabii. Öptüm seni çok çok

uctemmuz dedi ki...

Neden bu yazıyı okuyunca benim aklıma Markiz Pastanesi geldi ki...Sevgili beyinciğim nerelerden ne çağrıştırıyorsun, bi yakalayabisem ipin ucunu...:)))
Atalet, bugün tatile çıkmıyor muydun sen? Gittin sandıydım pek sevindim görünce...:)

Oya dedi ki...

yahu ataletim,
pek hüzünlüymüş her iki tarafın hikayesi de..
anneciğinin de..
babacığının da..
yetim kalmalar..
öksüz kalmalar..
of yaa..
üzücü ama ya..

gerçi biliyoruz,
cemalettin beyin saimle hanımla tanışmasını..
saime hanım'ın açısından olsa da..
ve sanırım oraya doğru ilerliyoruz yavaş yavaş..

valla ataletim..
bu yazı serisine doyum olmaz..

keşke bir de saimle hanım'la cemalettin bey bir olduktan sonrasını,
yani senin hikayeni dinlesek aynen böyle..
ne dersin? ;)

Follow my blog with Bloglovin