25 Temmuz 2008 Cuma





önce istenen resimleri verelim di mi..
elde sadece.. sırrı beyin bir bastonuyla ayakta bir de cüppesiyle masasında resmi mevcut..


bu da saime hanım..
ankara yıllarında..
yandaki omuz.. abilerinden birininmiş..
üçlü grup resmi imiş..
ama ..
sonradan nedense.. tek portreye çevrilmiş..
ben grup resmi hiç görmedim..
**************

bizim hanım bi kez.. hafta sonu okuldan çıkıp..
habersiz abisine gidiyor..
bekar evine.. abisi bir saat sonra geri getiriyor onu..
evde başka bekar arkadaşları da var diye..

bizim ev bilmez..
lüksü bebekliğinden sonra görmemiş..
saime hanımın bir lüksü var bu arada..
ekmeğin bile iyisi yok ama hanım ille de seylan çayı içecek..
ya da içmeyecek..
ona çay alınıyor bir minik paket.. kendi demliyor okulda çayını..
ölene kadar sürdürdü bu lüksünü..
hiç bir yerde çay içmezdi..evinden başka..
ince belli.. ince camdan .. dar ağızlı küçük çay bardağı.. incecik bir çay kaşığı..
çayı sıcak olacak.. çabuk soğutmayacak tüm önlemleri alırdı..
altın kaplı benim ağzım derdi..
ve 2 lüksüm var benim derdi bi de..
çayım ve çocuklarım..

karıştırmayalım ama sırayı..
daha henüz çıtır genç kız saime hanımdayız..



hafta sonları abi gidiyor.. saimeyi alıyor..
çarşı pazar geziyorlar alınacak bişey varsa alıyorlar..
çayı bitiyse seylan çayını da alıyorlar..
abi ödüyor.. paketleri taşıyor..
biryerlerde oturup sohbet ediyorlar..
sinemaya gidiyorlar bazen..

getirip saimeyi okula geri bırakıyor..

derdi ki.. abimi anlayamazdım hiç..
kaldırımdan yürürken.. hadi.. gel.. karşıya geçelim dermiş..
tam geçeriz yürüyoruz gene..
hadi gel karşıya geçelim..

ya abi noluyor bize.. bi o yana bi öte yana.. demiş sonunda..
napayım bakıyorum karşıdan fakülteden arkadaşım geliyor..
şimdi rastlaşsak.. tanıştırmak zorunda kalacağım seni..
sonra da al başına belayı..
ben de karşıya geçiyorum demiş..

ama engel olamamış gene de.. bir gün bir tıp fakültesi öğrencisi ile karşılaşmışlar..
selamlaşıp.. bir yerlerde beraber limonata içmişler..
bizim meslektaş susamış mıdır.. artık saime hanımdan dolayı ağzı dili mi kurumuştur bilinmez..
ilk bardağı bir dikişte içip bitirip.. diğerini istiyor..

sonradan abisi baskıdan mecbur kalıp..
nasıl buldun arkadaşımı..
o seni pek beğenmiş..
tanımak istiyor.. ciddi akıllı çocuktur ..
düşünür müsün demesiyle..
yok diyor saime hanım çok kaba.. görgüsüz..
nerden anladın diyor abisi..
e bardağı hemen kafasına dikti.. olur mu hiçç
ııh olmaz hayatta..
=P

ah akılsız başım derdi..
zarif diye bu adamla evlendim sonra..
=P
çok sofralarda aç kaldım..*

o zamanlar abileri kadar devlet de başında bekliyor.. kız öğrencilerin..
bir gün eteklerini belden kıvırıp.. da çarşıya firar ediyorlar..
ankarada..
bir bakıyorlar arkalarında hasan ali..
kendilerini bir bonmarşeye atıyor ve etekleri aşağı çekiştiriyorlar..
yeterince oyalanıp gitmiştir nasılsa diye..
çıkınca kapıda buluyorlar bakanı..
bastonuna dayanmış.. parmak sallıyor kızlara =P...
sonra mı..
kızlar başları yerde.. önde..
hasan ali peşlerinde..
okula dönüyorlar mecbur..=P

daha sonraları öğretmen olarak da karşılaşacaktır hasan ali ile..
kahraman bir türk kızı diyecektir.. saime hanımın gıyabında eğitim bakanı..
çapkın adamdı.. derdi..
gülümseyerek..

başbakanın .. ve cumhurbaşkanının eşlerinin iç çamaşırları ..
onların atölyesinde dikiliyor..
bir milletvekilinin eşinin iç çamaşırı..
ölçü olsun..
diye okula gönderiliyor da..
yıkanmadan geliyor.. =P.. tutmak istemedikleri için..
azıcık da abartarak tüm öğrenciler gibi..
cetvelle askısından kaldırıp..
öyle bayrak gibi elden ele geçirirlerken kadının provaya gelişini..
ve nasıl kıkırdadıklarını anlatırdı..
ben onların kirli çamaşırlarını bilirim derdi..
=)

bildiği tek ev yatakhaneler..
oradaki yatağı ve dolabı da tek özel alanı..
onlar konusunda çok titiz davrandı ömür boyu..
kimse onun yatağına oturamaz.. dolabını karıştıramaz.. dı..

nerden bulduysa..
bir sepya kartpostal koymuş dolap kapağının içine..
bir yeşil alan bir çit.. üzerinde iki çocuk..
sarışın çocuklar..
birine pınar.. diğerine çınar diye isim koymuş..
benim çocuklarım diyor..
bir yandan da mutaassıp.. tutucu yani..
arkadaşları kızıyor..
hem kendi çocuklarının bile resmini koy.. hem bizi kısıtla erkek arkadaş konusunda diye..=)

yıllarca kıskandım o çocukları ben..
resim dururdu.. albümünde..
sonra onların sanal biz olduklarını anlayınca rahat ettim =P

saime hanımın bir kadınsı öyküsü o devirden..
geceleri saçlarını kağıtlarla sararlarmış..
simon dedikleri bir saç modeli..
(simone sinyoreden ilham olsa gerek)..
bir de.. vag derlerdi.. o da rita heyvort modeli..=P..
dalgalı saçlar olsun diye.. ama yasakmış..
gece yatakhane kontrolü olurmuş bazen.. derdi ki..
yatakhaneyi bir hışırtıdır kaplardı..
ipek böceği yatağı gibi..
herkes acele saçındaki kağıdı çıkarmaya çalışırdı =)..

sonraları kısa saçlar moda olmuş..
o da kestirmiş.. elbet..
bir de kendi küstahlığını..anlatırdı..
saçlarını kestirdiği o hafta sonu..
okula gelmiş..
öğretmen..
çok mu güzel oldun sanıyorsun..
maymuna benzemişsin demiş.. ona..
saime hanım..
kalkmış..
sınıfta provalarda kullanılan boy aynasının önüne gitmiş..
bir sağdan bir soldan bakmış kendine..
dönüp..
şu halimle bile sizden daha güzelim demiş öğretmene..

nasıl yaptın dediğimde..
o da öğretmenliğini bilecekti..
böyle şahsi hakaret edemezdi.. öğretmenim diye..
ama olgun davrandı..
beni disiplin kuruluna verebilirdi.. vermedi.. diye eklerdi..
kadın heryerde kadın işte..

böyle zigzaglayarak geçiyor yıllar.. bitiyor.. okullar ..

bitirme sınavında..
ülkede malzeme kısıtlı.. hala savaş dönemi ipek neyse de..
altın ve sim hak getire..
saime hanım..
bir öğretmeninin en sevgilisi..
bitirme sınavında..
bir motifi belli sayıda..
verilen ölçülerde..
eksiksiz tamamlamaları gerek..
saime hanıma..
bir sap altın iplik veriyor..
o da simi kenara koyuyor.. motifi bitirip de..
simi kullanmak üzere..
ama tam kullnacak..
arıyor tarıyor..
sim yok..
masaların altına.. sağa sola..
sim yok..
bir bakıyor yanında oturup nakışını işleyen öğrenci almış da işlemiş o simi..
inanamıyor..
nasıl kullanırsın diyor BENİMdi.. bana vermişti.. hoca..
kız da cevap vermiş..
neden sana verdi..
neden senin benden daha yüksek not almana izin vereyim..???...
her zaman bunu anlatırdı..
o hiç evi olmamış..
hiç birşeysi olmamış bir kadın olarak..
isyan ettiği tek şey buydu..
yıllarca sınıf arkadaşımdı.. yatakhane arkadaşımdı..
ama son anda BENİM simimi almakta beis görmedi..
benim daha başarılı olmamdan korktu..
dikkatli olun ilişkilerinizde derdi..


gider gider gelirken saime hanımın okuluna..
sacayağı arkadaşlar ile tanışmayı ihmal etmiyorlar ama abiler..

büyük olan..
ta orta okuldan beri arkadaşı olana.. aşık oluyor..
saime hanım rasyonel bir kadın..
abi yapamazsınız diyor..
sen yaşamayı seviyorsun değişik ve huysuz bi adamsın..
o kapalı kapanık bi kız..
mutsuz edersin arkadaşımı..
peki diyor abi..
ama meğer mektuplaşmaya başlamış o hanımla gizliden..
bu arada abi.. evde gramafondan fransızca öğreniyor bi hışım..
kafasına koymuş..
isviçreye gidecek..
hukuk doktorası yapacak..
diğeri..
fakültede okurken..

abimin altı ayda taş plaktan öğrendiği dil..
diye küçümserdi..
benim 8 yıllık okulda aldığım kırık notları duyunca..
ve ben ama anne çok zordu sınav diye ağlaştıkça.. =P..

ve isviçreye gidiyor abi..
ama son vuruşu da yapıp.. arkadaşla mektuplaşmayı sürdürüyor ve 1945 de..
savaş sonrası gelip..
melahat hanımı.. eş olarak alıp.. geri gidiyor.. isviçreye..

saime hanım bu arada..
öğretmen oluyor.. 1944-45.. diploma tarihi..
arkadaşının aksine..
o öğretmenliğe başlıyor..
abisi saimeyi ayakta dursun.. hayatta kalsın diye donanımlı yetiştiriyor da....
kendisi bir gün bile çalıştırmıyor aynı okul mezunu öğretmen diplomalı..
analı babalı kardeşli teyzeli.. karısını..

ankara beşinci noteri oluyor bizim büyük dayı..
/onun öyküsü ayrı bir tarz kazanıyor sonra../
ortanca dayıyı.. edebiyat fakültesine kaydettiriyor..

saime hanım.. izmire.. tesadüf bu ya..
gene kendi okuduğu okula öğretmen olarak atanıyor..
sene 1945-46 da ilk öğretmenlik yılına başlıyor..
***********************
azimli insanlar.. değil mi aile..=P
adil de.. sırayla her biri yüksek okulları bitirdiler..
ufak kardeşe ne oldu derseniz o hep kim çalışan ise onun yanında yaşayıp zamanı geldiğinde o da iktisat fakültesini bitirdi..
ama saime ile en yakın zamanları orta okulda sınıf arkadaşı oldukları zamandı..
yaz tatillerinde bir büyük abinin evinde denk gelirlerdi birbirlerine..

sonrasında .. egede.. bir bankada müdür oldu ve evlendi..
4 çocuğu oldu.. biri tekne kazıntısı..
manevi açlığını doyuracak kadar.. kalabalık yaptı ailesini..

huysuz ve kocasını kendine isteyen bir kadındı karısı..
saygıda kusur etmediyse de.. sevgisi yeterli değildi..
o yüzden pek az görüştüler.. saimesi ile..
yaşamının tümünü orada geçirdi.. aynı bankadan emekli oldu..
emekliliğinden sonra izmirde yaşamaya başladı..

büyük kızı aynı halasına benzerdi..
saimeye..
onu 17sinde liseden alıp..
bir subayla evlendirdi..
fazla güzel diye..
annemin nasıl delirdiğini hatırlıyorum..
küçüktüm daha..

acaba saime okusun diye abilerinin fazla yırtınmasına mı tepki..
yoksa.. benim kızım analı babalı.. okumasa da olur diye mi???..
ama iki kızı da.. liseyi yarıda bıraktılar..
oğulları da..
mutlu ve keyifli kişiler ama..
günümüz anlamında başarılı.. titre kadroya değer veren kişiler değiller..
hatta biri boğaziçi üniversiteli amma.. işi gücü terkedip.. bodruma yerleşti =P..
6 ay kadar oldu küçük dayıyı da.. kaybedeli..
************************
*aç kalma mecazi.. çok rafine adam ..
babam.. o kadar güzel yemek yerdi ki..
bazı şeyleri.. örneğin şeftaliyi..
annem çatal bıçağı onun kadar iyi kullanamayacağım diye..
yememeyi seçermiş =P..

geçenlerde.. mine kırıkkanatın bir yazısında anlatılan bir kadın vardı..

ve kadının onlara kadın olmanın bir başka şeklini gösterdiğini.. ufuklarını açtığını yazmıştı.. arada bir ayrıntı vardı..
oğluna şeftali soyuşunu anlatıyordu bu hanımın..
babamı andım o satırlarda.. =)..
**************
ankaralılar..
bu okulun binası..
neresidir ben çok merak ettim..
bir resim isterim.. biline..
**************
alperimmmm teşekkürler burdan da katkıya..
okul şu anda..
gazi üziversitesi.. meslek eğitim

fakültesi
.. imiş..

ve beklenen resim de geldi..
ve teşekkürler de gene alperime gittiiiiiii kocaman atalet öpücükleri ileeeeeeeee...

15 yorum :

alpernatif dedi ki...

Valla anladığım kadarı ile Gazi üniversitesi bünyesinde
Ama bina hala duruyor mu gidip de bir bakmak lazım
Bugün görüşmeleri erken bitirebilirsem,üniversitede birilerini bulabilirsem gider bakarım söz
Ama ne bulurum kısmet :)

alpernatif dedi ki...

Ahan da buldum galiba

http://www.mef.gazi.edu.tr/

Doktoğ civanım
Tarihçesinden anladığım kadarı ile burası

JiDoTaKaFu dedi ki...

Çok güzel bir kadın...
Adettendir birine benzetmek lazım ya..
Ben bakar bakmaz
aklıma Vivien Leigh geldi ...:)
Bi de halam ..
Çok benziyo ona da Saime Hanım :)

Buraya kadar genel olarak zorluklarla mücadele dinledik de. Ben babayla başlayan kısımları bekliyorum büyük bir sabırsızlıkla :)

Bi de doğmamış çocuğa
isim takmak aileden gelen
bişey galiba :D
Anadan kıza..
Bakalım çekirdek
devam ettirecek mi bu adeti :)

ÖPerim :)

burdasaklaniyorum dedi ki...

yaaaa.. ama ilk resimden sonraki iki resmi göremedim ki...
cicom görmüş, ben de mi sorun var?

hbasak dedi ki...

Saime Hanım'ın fotoğrafını kıskandım. Bizdeki eski aile fotoğraflarını kıskandığım gibi. Bakıyorum da giyinip, süslenip stüdyoya gidip poz vererek fotoğraf çektirilen devirlerde herkes ayrı bir güzel, yakışıklı, şık görünüyor. Şimdi elde dijital makineler şak şak binlerce fotoğraf çekiyoruz da hiç bu kadar güzel fotoğrafımız olmuyor. Geleceğe saklanacağı yok hiçbirinin, dijital çöplüklerde yok olacaklar herhalde.

dolphinblue dedi ki...

ne güzel bir kadınmışsın sen saime hanım! bence atalet burun ve ağız yapısını saime hanımdan almış...

roman gibi bir hayatı varmış saime hanımın. hani yazılıyor ya kendisinden önce yaşayan önemli akrabaların hayatları... bence atalette saime hanım ve dayılarını ilerde birgün bu şekilde kaleme almalı. sadece blogta değil kitaplardada hayata aktarmalı.

ben mesela bu dünyalar güzeli annenin hayatını yazmış olsaydın mutlaka alır ve sıkılmadan bir solukta okuyuverirdim :)

kumhavuzu dedi ki...

zaman zaman kendi sıkıntılarımdan kaynaklanarak sıkılsamda
acaip keyifle okuyorum be atalet.
Nurlar içinde yatsınlar..
Seni okurken bir taraftanda kendikilerimi düşünüyorum
oldukça farklı yaşamlar
ama..
eğitime önem veren ve destekleyenler olmuş
iyikide olmuşlar.
Ama onlardan bişey alamayanlar..ne yazıkki yok oluyor ve yok ediyorlar.

Oya dedi ki...

saime hanım'ın hikayesini anlatırken,
"evlenicem" dediği zamanlarda,
korkmuştum okumayacak diye..
ama dün okuduklarım,
çok sevindirdi beni..

sanki bir roman okuyorum da ataletim,
heyecanla bekliyorum neler olacak diye :)
neyse..

babaannem ve dedem de,
cumhuriyetin ilk hocalarında..
babaannem fen,
dedem matematik öğretmeni..
ve o zamanların insanlarının,
Ata sevgisi,
vatan sevgisi,
insan sevgisi
ne kadar güzel değil mi?
çünkü dediğin gibi,
yokluğu görmüşler..
kıymet bilmişler..
saime hanım'ın da dediği gibi:
"o ekmeğin yokluğunda ancak anlaşılır açlık nedir"..

ve güzel saima hanım..
toprağı bol olsun..
namı sen de yürüyor ataletim..
eminim seni görsem,
"bakışlarını,
dudaklarını,
ifadesini,
ama bundan da öte,
hayata karşı duruşunu,
annesinden almış" derdim..

bir de şu okul meselesi..
natifcan çözmüş gerçi..
biz ankaralı olarak geç kaldık bu sefer..

hamiş: yahu ben daha çok uzun yazmak istiyorum yorumu da.. ayıp olur diye çekiniyorum..

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

bi kere önce şunu söylemeliyim ki Saime Hanım güzellik kraliçelerini kıskandıracak kadar güzel. Şu yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla sen bir yol açtın. Bu yoldan çook babaanne , anneanne , annne hikayesi akacaktır eminim. Bizi çok güzel hikayeler bekliyor. Ben aynı arkası yarın hikayesi gibi koşuyorum buraya. Öptüm seni ataletimm

burdasaklaniyorum dedi ki...

ne kadar güzelmiş Saime Hanım.
bu haliyle sanki iyice roman karakteri oldu.
ve nasıl şanslısınız siz.
benim iki lüksüm var cümlesindeki lükslerden biri olmakla. ne gurur.
bu romanın her paragrafına ince ince yorum yazmak gerek.
yazı dizisi bitince, hepsini baştan tek seferde bir kez daha okumak gerek.

Adsız dedi ki...

alperim.. ne diyim ..
düştüm ocağına ..

aman ben bunu nasıl bulamadım guglla türkçe anlaşamıyorum sanırım =P

jidom..
ben daha çok ingrid bergmana benzetirdim annemi..
yav siz bana bütün öyküyü anlattırmadan rahat etmeyeceksiniz he.. ???
çekirdek..
ben çocuk filan yapmam diyor şimdilik yaş 14 ama ..
daha bi isim yok
varsa yoksa.. saç baş.. tom bill ?D..

öperim ben de..

saklambacım..
yettim bekle..

başakım ben de aynı şeyi düşündüm..
benim çocukluk fotolarım var..
mesela.. stüdyodan =)..
ama sonra bi tek diploma için çekilenler..

dolfinim..
güzel kadındı evet..
ve sade bir kadındı..
ve yaşlılığı zor oldu..
mesela hiç resim çektirmezdi..

=)

kim kime çekmiş acaba. he??

kumumhavuzum..
keşke sıkıntın olmasa..
hep keyiflerin olsun bundan sonra diyorum gönülden..

yaşamlar hep farklı..
ama ortak kötüde buluşanlar çoğunlukta diye de..
bırakmayacağız pabucu ortada di mi ???

oyam..
yav şımartmayın roman nerde..
öykü işte..
kısa kısa..

öğretmenlik ne özel bir meslekmiş o zamanlarda...
ay o beni beğenmezdi ki..
hem şimdi de okusa ne kızardııı..
hele de kaz çobanı bölümüne =P

yaz çekinme.. ben okurum =)

lalem...
güzelmiş evet..
e hadi herkes yazsın.. acık ucundan analım bir dönemin kadınlarını..

saklanbacım yine..
evet.. lükslerden biri olmak..
ama yükümlülükleri de var her komplimanın olduğu gibi..
bunun da sorumlulukları var.. dı.. var..

atalettttttttttt

geçkalmadımki dedi ki...

yarın olmasını bekliyorum devamını okumak için..
söylenecek her şey önceki yorumlarda söylenmiş,
en başından romanlaşmalı ve haberimiz olmalı, almalı okumalı ve saklamalıyız..
lütfen Atalet yaz..
Diğer herkes gibi ben de çok seviyorum seni...

Adsız dedi ki...

geçkalmayanım..
canımsın..
ne emek o ..
roman yazmak..
saime hanım detayda..
çok incelikli..nakış hocası..
kabaca bişeyi ona atfedemem..
roman çok zor..
ama asla asla deme demişler..
ne bilinebilir ki gelecek =)
ben de seni seviyorum
ataletinnnnnnnnn

Kiraz dedi ki...

Kaç gündür merakla okuyorum Saime Hanım'ı. Ara verişin de hoştu ama
devam etmesini diliyorum.
Mesela 3 gün Saime, 1 gün Atalet şeklinde gidebilir :)

Onu okurken karakterinde biraz seni, biraz çekirdeği görür gibiyim...Dönemin şartları ve okul
kısmı babaannemi hatırlatıyor bana..İkisi de aynı jenerasyondan çünkü. Babaannem de nakış ve elişi öğretmeniydi ama o zamanın eğitim sisteminde herşeyi öğrendikleri için matematik ve edebiyat derslerine bile girermiş. Bir de şimdiki öğretmenleri düşün!

Burada en büyük abi'yi de kutlamak gerekiyor. Kardeşlerini bir arada tutup onları okuttuğu, babalık ettiği için.

Eline sağlık Ataletim. Kitap olmalı diyen arkadaşlara katılıyorum. Aradaki boşluklar kurgulanınca tamamen onların hikayesi olmasa bile çok güzel bir
roman ortaya çıkacaktır.

sedencik dedi ki...

limonata olayı muhteşem...
ahhh ya bizde de var böyle dikkatli gözler...
hep düşünürdüm bu bir tek bize mi ait diye...
içimi rahatlattın :))
sevgiyle...

Follow my blog with Bloglovin