27 Şubat 2015 Cuma

tek ipliğe çarpı işi.. kaptanın seyir defteri.. kristal ve yuvarlak pencereler..



yürüyordum kendi halimde.. takılıverdi gözüme..

yuvarlak pencereleri hep çok sevmişimdir..
lumbozu .. gemiyi .. gitmeyi mi cağırıştırırlar da ondan mıdır..
yoksa yoldan gelecek olan kaptanı.. gelip anlatacaklarını.. sesindeki martı çığlıklarını camın ardındaki sıcacık evde beklemeyi çağırıştığından mı.. bilemem..

terkedilmiş..
şehir planlamasına mı kurban verilmiş..

ama dizi dizi yuvarlak pencere..
bir pencereden sarkan jaluzi ipi..

oluyor bu bana..
birden..
bir araba var mesela..
markasını filan bilmiyorum..
ama bej rengi tavani var ve siyah gövdesi..
bej renk kapılarda.. camın etrafinda da dolanıyor..
bana iyi dikilmiş tayyör etkisi yapıyor..
arabalarin chaneli benim için..
geçmişi özlüyorum aniden..

nostalcia izn't glem..
evet.. ve bence de..
ama geldiğimiz zamana bakınca..
geçmişin kendisi glem..
glamorous güzel bir sözcük..
altın gibi pırıltılı ışıklı gösterişli ve çekici..

ama gösteriş artık..
inceliksiz varaklarda..
sahte kristallerin ışıltısında..
taklitlerde..

yaşı otuzun altında olup polonya kristalini duyan var mı?
kristalin havanın yağlı buharını çektiğini..
ipeğin ıslakken yırtılabildiğini..
yünün yakılınca boynuzsu bir koku yaydığını..

kristalin her daim parlayanı..
ipeğin ütü istemeyeni makbul..
az is çok lâf günlerinde yaşam..

elişinin kaba saba yapılmışlığa mazeret olduğu zamanlardan..
insanın insana hangi inceliğini beklersin..

porselenlerin ışığı geçirecek kadar ince olduğu zamanlar vardı..

nakışın tersinin düzü ile karışabileceği kadar temiz..
iyi dikişin.. iyi terziliğin dikilenin etek ucu.. astarı ve yan dikişinin tersinden kontrol edildiği zamanlar..

askıda satışa sunulan giysiye alıcı gözle bakmak ..
benim için askıyı elime alıp bakmak değildir hala..
dört parmağımı giysinin düzüne başparmağımı içine yerleştirip.. bileğin bir hareketiyle.. iç dikişleri.. kumaşın kenarı atmasın diye yapılan sürfileyi.. seçilen ipliği.. bırakılan payın düzgünlüğünü avcumun içinde yayıp.. göz önüne sermektir..

insanlara da uygulanabilse keşke..

ama özenli üretimin geride kaldığı gibi..
iyi hali tâ içinden gelen insan da çok azaldı..
çoğu askıda sallanan giysinin yamuk yumukluğu gibi..
çoğu insan da geçemez ki o testi..

köşe dönen fayansı özleyen yazar/mimarı öyle iyi anlıyorum ki..
susup sarılasım.. uzun süre sırtını pıtpıtlayasım var..
birbirimize iyi geleceğimiz kesin..

ne demisti saramago..
iyi ile vasatın ayrımının yapılamaması kargaşa yaratır..

kargaşa ortasında bir dizi yuvarlak pencere..
bir sallanan jaluzi ipinin rüzgarda salınımı..
bir elişçiliğinin tek iplik çarpı işinde takılı gözüm ..
posted from Bloggeroid

4 yorum :

Baron von Plastik dedi ki...

O apartmanın yaşar halinin bir fotoğrafı, (hatta iki) şurada var.

http://baronvonplastik.blogspot.com.tr/2014/06/taksim-hikayeleri.html

nalan dedi ki...

Bir Suzanna Tamaro okurken bir de sizi okurken ;düşünüp de dile getiremediklerimi ya da düşünseydim bunları söylerdim diye içimden geçirdiğimi bilmenizi isterim

Adsız dedi ki...

biz kadinlarin ne cok anlatilacak oykusu var aslinda..
dinleyen .. okuyan birilerinin olmasi ise odul..
tesekkurler..
atalet

Adsız dedi ki...

tesekkur ediyor hemen bakiyorum..
atalet

Follow my blog with Bloglovin