4 Eylül 2014 Perşembe

büyüklere masal kavak ağacı kabuğu dokuz kat ve canıtin ile not defteri..

canım sıkılıyordu..
işler bitmiş ama mesai bitmemişti..
bazen oynayasım geliyor..
gerinip bir kahve söyledim..
gofret istiyorum dedim ..
ama üzeri çikolatalı olandan değil ..
dokuz kat olur mu?
evet işte o..

defterim açık sabahtan beri ufak tefek not alıp..
ufak tefek not okuyorum..

kırmızı bir kutu var masamın üzerinde ..
ıvır zıvır kutusu ..
bozuk paralar kalemler ..
bir de kavak ağacı kabuğu..

bir gofret aldım..
telefon çaldı..
gofreti açık defterin üzerine koydum..
not almam gerekti..
kırmızı kutuyu açtım..
kalem ararken kavak ağaç kabuğu elime takıldı..
onu da gofretin yanına bıraktım..

telefonu kapattım ..

bir kavak ağacı kabuğu ile bir gofret..
bir defterin arasında..

neler söyler birbirine..

ağaç yıldız sarayının bahçesinde ..
sevdiğim birini beklerken yerde gördüm kabuğu..
uzanıp aldım ..
bir kaç gün çantamda gezdi..
sonra kırmızı kutunun içine yerleşti..
oda arkadaşı kalemler hep değişti..
bozukluklar da öyle..

o hep orda kaldı..
düşününce gün farkı ile bir yıldır orda..

saray bahçesinin haşmetli ağacının tam göbeğinde kimbilir kaç yıl önce dünyaya gelmiş..
dünyayı görmediğinden geldiğini de bilememiş..
o yıl yağmurdan yana bereketli imiş..
kalın esnek bir katmanmış katmanlar arasında..
sonunda birgün kendisinden önce doğan son katman dökülünce..
kavak ağacı kabuğu olmuş..
boğazın kendisini göremese de kokusunu..
rüzgarı tanımış..
yağmurla karla tanışmış..
ayazı bilmiş..
güneşle gönenmiş.. sıcağı bilmiş..
ağacin altına gelen insanları bilmiş..
sevgilileri aileleri.. öğrencileri.. insanı bilmiş..
heyecanı.. hüznü.. özlemi.. sabırsızlığı.. huysuzluğu bilmiş..

süresi dolunca önce çatlamış sonra kıvrılmış ..
sonunda yere düşüp toprakla tanışmış..

bir ketumluk.. bir sessiz kişisel duruş ve felsefesi varmış..
çünkü uzun zaman diliminde yavaşça olgunlaşmış..
ağacı beslemiş korumuş yıllarca.. sorumlulukları varmış..

toprakta bir mevsim geçirip kendini bir kutuda bulmuş ..

oda arkadaşları hep değişmiş..
çok gezen.. çok bilmiş..
bozuklukların..
manasız ve temelsiz kendine hayranlığı ile..
aşk mektupları.. şiirler.. olmadı yüksek rakamlı çekler yazmak dururken..
hasta dosyası ve reçete yazmaktan bıkmış kalemlerin..
kıskanç mutsuzluğunu dinlemiş.. tanımış..

sonra bir anda ..
kendini aydınlıkta bulmuş..
yanında geçmişte kendi duruşunu anımsatan kat kat biri duruyormuş..

katları çok düzgün.. eşit aralıklı imiş..
biraz tanıdık.. fazlasıyla yabancı..

sessiz kalmış kavak ağacı kabuğu.. ne diyeceğini bilememiş..

oysa gofret kalabalıkların ortasına doğmuş..
aaten doğumu çok hareketli olmuş..
çeşitli malzeme bir araya gelmiş tanışıp kaynaşmış.. o doğsun diye..
karadenizden fındık ..
içanadoludan buğday..
egeden şeker pancarı..
marmarada buluşmuş..
ezilmiş karışmış..
işlenmiş..
ve hepsi çok hızla oluvermiş..
sonra birden karanlığa düşmüşler.. bir pakete girmişler..

ne olduğunu biliyormuş ama..
özgüveni yüksekmiş..
tanıtımı yapılan.. övülen.. sevilenmiş..
çok uzun beklemesi bile gerekmemiş gün ışığını yeniden görmek için..
raf ömrü varmış..
durduğu yerde kimseyi görmemiş..
ama çocuk sesleri kadın sesleri duymuş çoğunlukla..
sevgi sevinç arzu doluymuş çocuk sesleri.. talep ısrar doluymuş..
yorgun bıkkın bazen dertliymiş kadın sesleri..
birbirlerine anlatıyor..
telefonda konuşuyorlarmış..
bazen de erkek sesleri..
soru doluymuş..
gofretler nerdeydi?
bizim oğlan hangisini sever?
kaç tane alayım?
diyormuş..
sonuçta hepsi kendisini istiyor arıyormuş..

paket açılıp gün ışığına alışınca ..
yanında durana bakmış..

a ! sen tek katsın..
benim dokuz katım var..
uzuun zamandır bugünü bekledim..
çok tatlı çok çıtır olduğum söylendi hep bana..
şimdi sana bakınca..
gerçekten de öyleyim..
beğenilip istenmek için geldim buraya..
bir de kendine bak..
şeklin de bir tuhaf..
kavruk kuru görünüyorsun..
tam şuranda bir çatlak var hem..
oysa ben nasıl düzgün'üm ..
derken..

aniden havalanmış..
yine bir karanlığa düşmüş..
ezilmiş ıslanmış..
yoka karışmış..

kavak ağaç kabuğu öyle kalakalmış defterin üzerinde..

o anda o da havalanmış..
2 göz ona dikilmiş..
bakıyormuş..
sonra özenle okşanmış..
ve masanın üzerine yerleştirilmiş..

defter..
hepsi şaşkın bunların diye iç geçirmiş..
kapıdan giren rüzgara kaptırmış yapraklarını ..

kesinlikle ..
diye cevaplamış onu..
yapraklarının arasında Uzun zamandır barındırdığı martı tüyü..
posted from Bloggeroid

3 yorum :

lale dedi ki...

ne güzel sohbet etmişler, ben de olaydım o kitabın arasında :)

Adsız dedi ki...

=) bi dahaki sefere seni de defterimin arasina sıkıştıracagım.. lalem..
atalet

Mari Antrikot dedi ki...

harika harika bir yazı, niye gözlerim dolarak okudum onu bilmiyorum ama ...

Follow my blog with Bloglovin