9 Ekim 2012 Salı

haberler sıkıntılar utanmak arlanmak rikkat kahve ve diğerleri..hakkında


ilk zamanlar.. blogculuğa yeni başladığımda .. her türlü felaket haberi..
günlük fikir ve duygu dünyamı altüst ettiğinden..
küçük hayatımın beni ben yapan ayrıntılarını yazmak zor gelirdi..
çok uzun zaman böyle oldu bu..

konuyu bir kaç kez yazdım..
alışmalardan akomodasyonlardan bahsettim..
sabah terör vurgununu izleyip.. ağlayıp..
nasıl sonra işe güce gittiğimizden..

gerçi yaşamın parçası bu..
söylemek insanca gelmese de.
insanoğlu var olduğundan bu yana yanlış davranışlarla içiçe yaşamı sürdürmeyi başarıyor..
aşık da oluyor.. savaşın ortasında..
seks de yapıyor en rasgelesinden..
bozulan kırılan şeylere de öfkelenebiliyor..

bir yandan dünya hep yıkılıyor diğer yandan..
yeniden yapılıyor..
makrokosmos da böyle..
mikrokosmos da böyle..

bedenimizde her an yeni hücreler oluşuyor..
birileri ölürken..
dünyada birileri ölürken diğerleri doğuyor evleniyor.. buluşlar yapıyor..
ama yine de elbet..
insanın bir saygısı bir içtenliği bir empatisi ve üzülmesi var..

herşey dozunda..
belki daha ketum daha edepli oluyorsun..
hani eskiden okullara muz vermezdi anneler beslenme saatinde alabilen var alamayan var diye..
böyle bir incelikten söz ediyorum..

yaşam devam ediyor..
etmeli..
bir yandan tezkere haberi izler beklerken bir yandan örgü örebilmek..
lezzetli bir şeyler yiyebilmek..
bundan..

yaşamak.. var olmak.. canı ve soyu sürdürmek.. en ilkel içgüdü..
örgü.. belki giyilemeyecek olan kazağın örgüsü ondan devam ediyor..
ha belki..
ay dün akşam bir kazak rmüşüm.. şööyle dekolte.. böyle seksi diye anlatmıyorsun..
ama örmeyi sürdürüyorsun..
işte bundan topluca gerilim yaratan yaratacak olan şeyler olduğunda..
yıkımlar ölümler.. topyekun yoksunlukların beklentisi gibi şeyler olurken ..
programlarda oynayan gülenlere kızıyoruz..
göstermemek gerek.. yaşamın devam ettiğini.. nisbet gibi..

yoksa..
iş çıkışı ayy yazık ya gencecik şehitlere .. içi yanmıştır anacıklarının ahç.. nasıl bir acı  dediğinde..
burnunun direği sızlaya sızlaya çıktığında dönüş yoluna..
evine giderken yol üstündeki vitrindeki mor’a kaymazdı gözün..
ama ay bi mor gördüm .. demezsin eğer bir “rikkat” varsa içinde..

şimdi..
ben ev düzeltiyorum..
“faynıl taç”.. mastır’s taç.. benim durumumda mistrıs’ taç..
ama yazmıyorum buduara neden..

savaş çıkacak diye..
güneydoğu karışık diye..
evimizi tepemize geçirirler mi ki acaba diye..

ama karar verdim..
yaşam devam ediyorsa..
iki yönlü reaksiyonları  
anımsamak ve ←-> oku unutmamak gerek..


her kavranın aksiyle geçerli olması gibi..
japonyada kelebek oynasa güney amerikada deprem olması gibi..
eylem karşı eylem gibi..
bu yaşamın bir parçası.. o zaman.. ve bundan sonra..
bu açıklama her zaman için geçerli olacak.
ve bu blogda yapılanlar yapıldığınca anlatılacak..
utanmayacağım artık.. utanması gerekenler utanmazken..

zira günü yakalayayım derken ahlakın içini boşaltanlara gıcığım..
hedefsiz amaçsız.
olmaya gıcığım..
geleceği düşünmemeye.. sistemleri göz ardı etmeye gıcığım ama..
yaşamın devam etmesi ile ilgili tüm özlü sözlere inanırım..
sürer yaşam ..
ve sürdükçe.. kimi kuyruğundan ..
kimi de daha anlamlı bulduğu yerinden yakalar yaşamı...
benim yakalamam genelde.. beynimi ve yaşam alanımı donatmak..
ve bunu kendime ve yakınlarıma bir keyif olarak sunmak şeklindedir..
o yüzden buduarda yayına verdiğim arayı bitiriyor..
artık savaş muhabiri gibi..
yapılan yazdığım ve çizdiğim her bir şeyi ekliyorum” bilouma..” bundan kelli.. biline..
pese.. itiraf ediyorum..
evin işlerinin bitti gibi olduğu yıllardır listemde yapılacaklarda not edilmiş halde duran şeyleri tamamlandığında..
almışım kahvemi.. ağız tadlarımı..
çıkarmışım  havalı servislerimi..
tadını çıkarmışım.. bitirilmişliğin..
daha doğrusu.. bitirilmişliğe en yakın halin..
ol fotoğraf onun kanıtıdır..
Image Hosted by ImageShack.us

2 yorum :

beyaz gelincik dedi ki...

tamam

beyaz gelincik dedi ki...

önceki yorumum kayboldu gitti.
ataletin özellerinde kelebek ve dalgıç başlığı yazını okudum.
samizdat tanımını yapmışsın yıllar öncesinden.
tevafuk
inadına yaşamak gerek diyoruz,ama ne kadar uyguluyoruz .

Follow my blog with Bloglovin