28 Haziran 2011 Salı

ay yazmak gerek bu dönemi de kayıt altına almak gerek....

Çok kızdığımda.. içinde bulunduğum durumdan nefret ettiğimde..
Dayanma sınırıma dayanıp da karşımdakini paralamak üzere olduğumda..
kısık ama duyulabilir sesle ve hışımla şiddetle kahretsin ya da dava dilekçelerine sin ve kaf olarak yansıyan diye birkaç kere tekrarlamak genellikle soğutur beni..
içimdeki şiddete dönük tepkileri bi susturur..
akıl yoluyla tepki verebileceğim.. daha uygun ortama kadar sabredebileceğim.. dayanma sınırından azıcık gerileyebileceğim noktaya getirir..
son günlerde bu daimi bir laytmotive dönüştü..
tik tak tik tak..
altta iki neden var..
biri memleket meseleleri..
ki bu blogda pek bahsedilmez..
çünkü bu blogda mümkün olduğu kadar sıkıntıdan uzak durmaya çalışır günlüğün sahibesi..
ve yine çünkü söylenmenin bir işe yaradığını hiç görmemiştir bu bloğun sahibesi..

ikinci neden ise ise kişisel ve kronik bir sorun ki.. yine vızıltı dırıltı sevmeyen blog sahibesinin sansüründe takılıdır..
bu durumda.. blog ve canıtın ve okuyan kimse varsa.. hala bu izbeyi.. onlar bilmeyecekler nedenleri..
ama bunca kahretsin sin ve kaf arasında nasıl düzgün güzel bişey yazılır veya üretilir..
ya da dost hatrı sorulur ya da keyifli program yapılır..
dert dinleyemiyorum.. so vat demek istiyorum Amerikan filmlerindeki gibi..
keyif dinleyemiyorum.. bu dönemde bu durumda ha.. seni gidi .. diyuor içimde bir ses..
bu bloğun sahibesi şu anda sevenleri ve sevdikleri tarafından ulaşılabilir olmak istemiyor..
ha ama ulaşılabilir kalmak zorunda..
görev insanı atalet..
o yüzden eh bari yazı da yazsın ..
kitapyurdundan bir mesaj geldi perihanım mağdenimin hazır imzalı kitabı satılıyormuş.. en promosyonundan.. imza günlerine gitmek gibi bir lükse henüz sahip olamadığımdan hafta sonu da bazen yumuş koltuğum pek israrcı olup beni bırakmadığından.. pek hoşuma gitti bu teklifleri.. kaptım bir tane..
adı “yaz” kitabımın..
bu arada oluşturduğum bir liste vardı özellikle leylak dalımın bloğundaki kitaplardan..
herkesin yaşam koçu var.. benim okuma koçum .. hem de iki tane birden lalem ve leylekdalım teşekkürler.. size..
elimdeki listeden.. yazçılgınlığı..huysuzun teki.. ve Bizans sultanları ve babalar ve kızları ve ama bir de kandi seçtiğim lütfen anneme iyi bak.. ki benzer bir cümle bana kurulmuştu Saime hanım hastalandığında.. daha tehditkardı ol cümle.. “sakın annemi öldürme”..
geç atalet geç.. derinlerde tortular var dalgalandırma bulandırma..
“bazı kadınlar alis munronun öykü kitabı.. yeni bitirdim.. bisiklete binen kadınlarla paralel okudum ama bu bir atak yaptı ve önce bitti.. şimdi bisiklete binen kadınlarla hanımların dikkatine eş zamanlı olarak okunacak..
Evet evet farkındayım. Ben sözcüklerin gücüne inanan ben..
Kadınların kadınca duruşlarını sevmeyen ana sahip oldukları derin gücü bilen ve sükunetle kullananlara bayılan ben.. kadın kitapları seviyor ve seçiyorum..
Şu durumda yazı da seviyor ve tatile gitmeyi istiyorum gibi görünüyor.. yeni aldığım kitaplara bakılırsa..
Uzun giriş aslında alis munronun kitabına getirdi bizi çakıl döşeli iki yanı ağaçlı araba yolundan geçirip..
Öyküler güzeldi..aralarda bir çok kıvrık sayfa bırakıldı.. ama son öykü..
En sonuncu “aşırı mutluluk” isimli öykü diğerlerinden ayrılıyordu okurken öykünün kahramanını çok canlı buldum.. sanki zler gibiydim bazı sahneleri..
Sonra anlaşıldı gerçek bir kadının gerçek yaşam öyküsünden esinlenilmiş..
Hem de ansiklopedide bulunan bir kadın olarak .. alis munronun dikkatini çekmiş.. peşine düşürmüş yaşam öyküsünün sonunda gerçeğe dayalı bir öykü çıkmış.. bir yolculuğunda o ilginç kadını öyküleştirmiş.. bence pek de güzel olmuş..
Bu kadının ben de düşeceğim peşine.. ama şu cümleyi alıntılamadan olmaz..
“epey geç bir yaşında görünüşe bakılırsa çevresindeki birçok kişinin biliyor olduğu şeyi öğrenmekteydi Sofya – hayatta büyük işler başarmadan da mutlu olmak pekala mümkündü. Seçebileceğin.. seni çalışmaktan bitap düşürmeyecek bir dolu meşgale vardı………
Şimdi derseniz ki bu ne..
Bu benim ümitsiz vaka oluşumun imgesi..
Bir yandan derin anlamlı ve içerikli dolayısıyla sorunlu ya da felsefi durumlar bu aralar bünyemi tırmalamakta..
Üstüne bir de bu yukardaki alıntılanmış cümledeki yaşam biçimini.. hafif konulu.. günlük sıradan yaşamdan mutlu olan.. yemek iyi düştü.. bluz tam oturdu.. nişan partisinde hiç sarhoş olup olay çıkaran olmadı.. düzeyli sıkıcı yaşam mutlulukları da.. içimi bayıyor..
İki hafta sonudur.. nişan doğum evleniyoruz mutluyuz.. eşlik edin armağan getirin .. sınırlı aktivitelerinde bulundum.. da.. yaşam ne hoş çünkü çok boş’un da bana göre olmadığını fark ettim..
Durum vahim..
İlk fark edişim 2oli yaşlardı.. şimdi gene..
Yerim yurudum yok blog..
Kategori dışıyım.. oldum kalacağım da.. sanırım..
Asosyalim ama sahne sevierim.. zira sahne anlıktır geçicidir dahası rol yaptığını bilirsin..
En iyisi kendi içindir.. kendi içinde kendine yarattığın yaşamdır.. ondan da pek söz etme.. iyi bir şey sanıp.. ille ben de orda eşlik edeceğim sana diyenler olabilir.. şşşt.. sessiz..
Diyorum bu noktada kendime.. ve alisin de pek hoşlandığı bu Sofya kadının yaşam öyküsünü bulmak almak ve okumak üzere.. amazonnoktaya doğru ilerliyorum..

Ne anlattım.. hiç.. kadınsı bir tatminsizlik.. hiçbir yola gelmezlik içinde.. güvenilmez.. dost bile olmayı bilmez.. fütursuz şen ve şakrak görünen dipte derin ve örtülü depresyon halini anlattım.. ne anlatıcam?? ..





Image Hosted by ImageShack.us

11 yorum :

hasret senfonileri dedi ki...

Gerçekten en güzeli sahne!!! En azından rol yaptığını bilirsin!!!
Zaten güzel olan anlık oluşu ve geçici oluşu.. Ama tereddütüm var.. önemli olan karşındakinin rol yaptığını anlayamaması mı, yoksa anlayıp sana hayran olması mı???

Ben bütün yüreğimle sana katılıyorum sevgili Atalet.. en güzeli kendi içinde yarattığın yaşam ve sadece istediklerinin girebileceği bir kapı!!

Ah... bir de okudukların arasında benim kitabımı görsem :)))

Leylak Dalı dedi ki...

Beni mi anlattın ne kardeş? Resmen enerjimi sıfırladığım bir evredeyim. Ben ki kendimi sabırlı, hoşgörülü, empati kabiliyeti yüksek, iyiniyetli ve herşeye aldırmaz sanırdım. Geçelim değilmişim ya da aslında öyleymişim de ettiğimi kendime ediyormuşum. O sin ve kaflardan bolca tüketmekteyim bu ara, ben zaten keyifliyken de tüketirim o sinkafları pek de severim. Kitap okuyamıyorum bu ara, film izleyemiyorum, yapmam gereken zilyon iş varken hiçbirini yapamıyorum, sokağa bile çıkmak istemiyorum. Örtülü bir depresyon sergilemekteyim örtülü olduğu için kimse farkında değil. İnsanlardaki şişkin egoya, aldırmazlığa, cimriliğe ve özenti duygusuna da şaşıp şaşıp kalmaktayım. Neyse, bir dokundun bir ah dinledin. Kitap koçun olmaktan pek bi mutlu oldum, şu Alis Munro hakkında da bilgi reca ediciiiiim herbişeyden olduğu gibi sıkıntı ve stresten de kardeşim, öpüldün...

Ece dedi ki...

'Hayatta büyük işler başarmadan da mutlu olana bir örnek ver' derlerse adresimi ver :)

Lütfen Anneme İyi Bak'ı Leylâk'ta görmüştüm, Antalya'da okudum ve çok beğendim.Bütün kocalar ve evlâtlar okumalı aslında.

Bisiklete Binen Kadınlar'ı mutlaka alacağım:))

'Bu bloğun sahibesi şu anda sevenleri ve sevdikleri tarafından ulaşılabilir olmak istemiyor' demişsin, aramaya çekiniyorum:)

Neyse seni kızdıran,bıktıran, çabuk hallolsun.

Çok özlemle öpüyorum Atalet'im.

laleninbahcesi dedi ki...

Ataletim canım benim, seviyom seni ta derinden...Keyif falan benim de dinleyesim yok. Çünkü; keyfim yok...Dertte dinleyemem çünküme çünküt dertliyem hasteyem...
Bisiklete binen kadınlarla pedal çeviren kadınlar aynı kitap mı? bu arada...Pedal Çeviren Kadınları okumuştum.
Son günlerde Tagore ve Nil'in Kelebeklerini okuyorum. İkisi de ruhuma iyi geliyor.

Çok öpüyorum seni.

Adsız dedi ki...

hasretim senfonim.. seyirciye komut vermeye gerek mi var.. ister gerçek sansın hayran olsun.. ister rol yaptığımı bilip hayran olsun.. yeter ki hayran olsun ve didiklemesin.. zira en çok beğenmedikleri.. halimi .. ruhumu.. ya da davranışımı özetle sahnemi beğenmedikleri zaman didikliyorlar.. demek ki.. sahnede başarı olsun.. seyirci memnun kalsın.. ve sahne mümkünse kısa sürsün..

senin kitabın da okunacaklar listesinde.. =) okuduğumda paylaşacağım elbet.. onunla ilgili duygulanımlarımı da..

atalet..

Adsız dedi ki...

leylak dalım..o saydığın içinde özenti duygusu da olan liste var ya.. ona bir de hayatı başkaları üzerinden yaşamayı ekle..
işte benim de takıldığım liste bu.. ama ben sadece şaşmakla kalmayıp abartık sinir de olmaktayım.. hadi nefret demeyeyim..

herbir kardeşlikten memnun ama keşke sıkıntı ve stres kardeşi olmasaydık diyen.. atalet..

Adsız dedi ki...

ecem başımın tacı..
önce son cümleye cevap.. sen kategori dışısın.. hayatımdaki tek oğlaksın.. hani damardan damara kan nakli alabilirim senden.. öyle..

bisiklete binan kadınlar aslında senin beyin yıkamanla o ada büründü.. doğrusu pedal çeviren kadınlar.. =P..
bi de hoş geldin..

atalet

Adsız dedi ki...

lalem ya geçmiş olsun yaz gribi hüzün yol hazırlığı hüzünlerin katmanlanması..
bilmem mi ne haldesin..

elbet pedal çeviren kadınlar onun adı.. imrozdan istanbuldan bağlılık ve ayrılıklardan kadın ve erkeklerden söz ediyor.. sanırım sonunda atinadan dem vuracak..
az kaldı bitecek..

iyi ol ve keyifli ol dilelerimle..
atalet..

E S M İ R dedi ki...

İlâhi Komedya-vari!!!bir ruh halinden enstanteneler olmuş adeta:)) Dante’nin Cehennem, Araf ve Cennet’e yaptığı hayalî bir seyahatin öyküsü gibi!usun ve ruhun gel-gitleri arasında, hayran kalınıl/mışlığın eteğine tutunulmuş!cennetten kovulan şeytan/ların yeryüzüne düşerken açtıkları çukurların içinden çıkan toprakla Araf Dağına yolculuğa öykünerek düşe koyulan!.. Bir de güneşi ve yıldızları yanına alacak olan Dante nerdesin!!benim yorumum da pek bir kozmik olmuş demek ki yalnız değilsiniz! :)

üfff-lüyorum tüm şeytanları gitsin hepsi!!..gelsin güneşin sımsıcak enerjisi!turkuaz rengi derin sularda yüzmek!deniz kokusu ...

esenlikler dilerim...

Adsız dedi ki...

bahar.. bu bloğa en güzel aşk sözleri bağlantısını vermek cesaret isterdi.. sende varmış.. tebrikler..

atalet..

Adsız dedi ki...

esmir..
güzel dileklere teşekkür.. araf evet.. tanımsal olarak.. =)..
bu arada üffflemen bi iyi gelsin bi iyi gelsin.. =) şaka bir yana.. gerçekten sanki bir enerji yumağı gibi olup geldiğimde senin yorumunu okumak.. çok hoşuma gitti.. sanki gerçekten oradan sen üfledin.. ben burada okuduğumun tadına vardım ve arındım denk gelişi gibi oldu..
sevgilerimle..
atalet..

Follow my blog with Bloglovin