12 Şubat 2011 Cumartesi

tezerveözgürlüğüvegitmekavramıveyıllarve ama içindennedençokdabenolamayanyazı..



her gözüm iliştiğinde..
tezer.. diyorum da..
yazamamıyorum bir türlü..

neye mi ilişiyor gözüm..
şu yukardakine..

göremedin mi..
şuna işte..


çalışma masama..

tesadüfler üstüste geldi..anlatacağım yazının sonunda..işte bugün şart oldu..bu tesadüflerden sonra..yazmak .. atalete tezeri yerleştirmek..
kısa olmasına gayret ederek..

benim geç keşfettiğim tezer.. neredeyse her cümlesini.. ama en çok da.. "okumuyorsanız tartışmayalım" sözünü sevdiğim bir yazar..

çocukluğun soğuk geceleri milenaya mektupları da bana tanıtan dostumun bana tanıttığı .. sonradan benim de edindiğim ama ilk ondan ödünç okunan bir kitap..
okuduğumda yalayıp yuttuğumda..
çocukluğum çok geride kalmıştı..
kitap çıkalı da.. bir beş on yıl olmuştu..

kitabı onca içselleştirmem..
ne çizgili pijama üstü beyaz atletli babalara
ne soba üzeri çaydanlık buharlarına ne de
sokağa bakan pencereden dünyayı izlemeye yakınlığımdan..

sadece onu okuduğumda..iki şey çarpmıştı beni..
ülkemin gerçeklerinin benim ev gerçeklerimden uzak..
bu kitapta anlatılanlara pek yakın olması..

kendimi o nedenle..
yabancı ve yalnız hissetmem..
yakın bulduğum her insana.. ıssız adama yeni gelen bir felaketzede gibi sarılmam ondan..
tezere de öyle sarıldım..
benim gibi yalnız ve yabancı hissediyor.. bu benden.. diyerek..

anlattığı batıl kösnül tozlu buharlı öykülerindeki..
korkular..
kısıtlayıcılıklar ve ufuksuzlukların çirkinliğinin..
türkçenin güzelliği..
okura güzel bir şey okumuş ..
hatta yemiş içmiş olma duygusu vermesi arasındaki tezattı bir de beni çarpan..

fıkara edebiyatı olmayan fıkara edebiyatı..

ümitsizlik iyi tanımlanınca mı ümit verir insana..

biraz fotoğraf gibi mi.. siyah beyaz filmler gibi mi..

şu emek emek kapladığım kitaplık macerasında..
bir sevgi soysal kitabının içinden.. sevgiyle ilgili bir sararmış kupür..
bir de tezerin kitabının arasından tezerle ilgili yine bir sararmış kupür çıktı..

kupür ölüm yıldönümüne yaklaşırken bir gazetenin edebiyat ekinde basılmış..

şimdi.. olanca ihtişamında.. benim yazı masamda..
ihtişamlı..
çünkü taç kondurdum ben başına..
hatta yetmedi bir de kuş kondurdum..
"özgürlüğünü al ve git" başlığındaki özgürlüğe..



ölümünün onuncu yılında.. diye başlamış masamın üzerine koyduğum eski kupür..
şu anda.. yine bir şubat ayı.. ve yine bir gazete ekinde yine bir yazı var..
ben kesince kupür haline gelecek olan..

"hiç kimseyle yaşlanmadı" diyor başlıkta..

tezer.. "babam ölmedi çünkü yaşamaya başlamadı" diyen..

tezer.."uzun zamanım kalmadı.. önümde kalan zaman benim zamanım.. benim can sıkıntım.. benim Hiç'im.. ama benim olacak.. kırk yıldır düşündüğüm halde.. düşünmeye zamanım olmadığı duygusundayım".. diyen tezer..

tezer.."insan ölümünü kendi kendine ölüyor " diyen tezer..

vircinyam gibi.. bilinçakışı tarzında yazan..

çocukluğundan beri içine atıp atıp da sonra aniden ..
ancak oturtmuş gibi parçaları.. ya da yazmazsa oturmayacakmış gibi yazan..
azıcık yazan.. tadı damağımızda kalan.. tezer..

güzel bir kadın.. genç bir kadın..
güzelleştirmiş dünyayı..
ve şubatın onsekizinde ayrılmış..
ekim ayında önemsediğimiz pembe kurdeleli hastalık nedeniyle..

*********

tesadüf.. ayfertunç'un yeşilperigecesini bitirdiğimde..
tezere benziyor yeryer diye kapadım son sayfayı..
elime aldığım ekte..
tezerin yirmibeşinci yıl yazısı..
bu yazı ondan yazılmazsa olmazdı.. buduar tezersiz eksik kalırdı..

o kupürü kesip katlayıp kitabın arasına koymamdan bu yana onbeş yıl geçmiş..
bunu da sarartıp bir başka masaya rafa yapıştırma şansım olur mu ki..

el işi.. böyle yapıldığında..
küçümsenebilir mi ki..


Image Hosted by ImageShack.us

3 yorum :

laleninbahcesi dedi ki...

Tezer Özlünün artık bir anı olması ne garip degil mi?. Onun ölüme kendini hazırladığı bir yazı vardır beni çok garip yapar...Bi de ölmeseydi Tezer Özlü olurmuydu.Ölüm duygusu olmasa öyle yazabilirmiydi. Adalet Ağaoğlu ölmeye yatmakta anlatır bunu ve Bir Düğün Gecesinde ki kahramanlardan birinin adı da Tezer'dir.

''bütün yaşama cesaretimi ölülerden alıyorum.
anlatılarında yaşadığım ölülerden.
bu kahrolası dünyayı, yaşanır bir dünyaya dönüştürmeyi başarmış ölülerden.
dünyanın ihtiyacı olan,her olguyu vermiş,söylemiş yazmış ölülerden''

Öpüyorum Ataletim...El işinin böyle ruhu varken küçümsenebilirmi ki...

hasret senfonileri dedi ki...

Seninle tanışmayı.. konuşmayı.. konuşup paylaşmayı.. hatta hiç konuşmadan saatlerce anlatamadıklarımızı dinlemeyi
gerçekleştiremezsem eğer... yaşamımda büyük bir eksiklik hissedeğimi biliyorum sevgili Atalet..

uctemmuz dedi ki...

"yakın bulduğum her insana.. ıssız adama yeni gelen bir felaketzede gibi sarılmam ondan."
haaaa budur belki de bunca hayal kırıklığının sebebi. onu da dibe çekmek ya da onun "o" olmadığını anlamak..kimse o olmak zorunda değil, o hepimiz için kendimiziz belki. nasıl barışmalı?

Follow my blog with Bloglovin