31 Ocak 2011 Pazartesi

uzunamainangüzeleski günlerdekigibi..

nû yorkta.. morgın müzesinde..
ocağın 21inde bir sergi açılmış..merak edenler bakabilir..
nû yorkta ikamet edenler
gezebilir..

son üçyüz yıldan bazı ilginç günlükler sergilenmekte imiş..
adı güzel..
"günlükler sergisi.. özel yaşamın üçyüz yılı"
kimi adel aş.. viktor hügonun kızı gibi.. filme konu olacak kadar ilginç.. ama aslında sıradan bir kişinin..
kimi.. ünlülerin.. brontenin tenesiviliımsın..hatta bobdilının..

ştaynbek “eskiden günlük tutmayı denedim” demiş.. bu günül yazma becerisi konusunda..
“ama dürüst olma mecburiyeti yüzünden istediğim gibi olmadı..”

doğru demiş..
hangimiz anlamaz bu duyguyu..

tutabilenler de dürüstlüklerinden değil..
ya da saklanacak bir şeyleri olmadığından..
sütten çıkma akkaşıklıklarından değil..
kişisel sırlarını.. utandırıcı olayları ..
üstü örtülü yazabilmelerinden dolayı.. tutmuş günlüklerini..
adel aş.. satır altlarına gizlerken..
kimi de.. hiyeroglif kullanmış..
hehe tabii o zamanlar gugl yok..
alfabeler tek tıkla farenin ucunda değil..
kimi.. aynaya tutularak okunan yazıyı kullanmış..
bunu da çözeriz..
karakitabı okuduk biz..=9

ama ben merak ettim bu yazıları kullananların neler yazdığını şimdi..
hayır onca çaba ile çevirip baktın bi giz.. bi gizem yok..
nasıl bir incir çekirdeğine işkence duygusu yaşar insan..
kötü şeyleri bulmuştan daha beter düşer gözünden o zor zahmet okunan günlüğün sahibi kişi..

neyse..
demem o ki..
nataniel hautorn mu desem.. sofia pibadi hautorn mu desem..
efendim henri deyvid toro mu desem..
hepsinin günlükleri konmuş..
toro örneğin.. "günlük hayatın gereklerini yerine getirmek .. yüzyüze olmak için tutmuş günlükleri..
ama anaisnin hep her an elinden alınıp baskıya verilecekmiş gibi editleyerek yazmış..
hoşuma gitti.. orda olsaydım ya da burda olsaydı kesin giderdim..

çukulatayı yazan yazarın başka bir kitabında..
yemek kitabını aslında gizli günlük gibi kullanan bir anne vardı..
iki yıl önce benim de öyle bir günlüğüm oldu..
iki yıldır bloğu onunla boynuzlamaktaydım..
attığım her adımın.. yediğim içtiğim hissettiğim nerenin nesini beğendiğim..herşeyin notları paketleri biletleri.. tüyler tüyler .. alıntılar dolu..

bi de.. şey geldi aklıma..
peradaki.. sergideki..
herkesin..
ay ne güzel renkler .. muhhhteşem .. diye gezdikleri..
meksikalı hırslı kırık belli..
benmerkezci ya tamamen narsistik ya tamamen kompleksdenferioriteli kadının.. günlüklerinden sayfalar kimsenin dikkatini çekmiş midir acaba.. dedim..




bu hafta birkaç konum var..
gagalayıp didikleyip koklayıp patilemek istediğim..
zira benim yaptığıma başka bişey denmez..

depresif yazı gibi görünen listeye gelince..
önce bir küçük bilgi..
kuş biblosu topluyorum..
yazılı damgalı =P..
antikacılarda öylesi makbul ..=P



şaka bi yana..
rengi şekli hoşuma giden her kuşu topluyorum..
iki yıl önce .. tam avcuma oturuyor
hem de mor
hem de şaşı diye.. eğlenip..aldığım..
mor cam kuşun ardından geldiler diğerleri..



genelde benden başka kimsede heyecan uyandırmıyorlar..
bazen de tam onikiden bişeyler yakalıyorum..
bunun gibi..



her tüyü saklıyorum..
gözlük kabımdaki dışında.. defterlerin arasında.. duranlar da var..
ama bir de..
bunun gibi..
gözümün önünde tuttuklarım var..



yazı takımları topluyorum..
cam ve veya porselen hokkalar..
hele biri var ki hem kapaklı hem inisialli.. D.R.P. yazıyor.. inisiyalde..
divitler divit uçları..
pahasına göre değil..
aşık oluşuma göre..



koleksiyoncu ruhum var.. biliniyor..
koleksiyonerlik perfeksiyon saplantısı ile paralellik gösteriyomuş.. eski yazılardan birinde bahsetmiştim..
hatta bir de paradoksuna dikkat çekmiştim..
perfeksiyonistlerin sonu.. çöp ev mi acaba diye..
ama var işte.. ikisi de bende..

yine de bu biriktirdiklerim genelde.. kutularda aralarda duruyor..
ve derken..
her şey bir trafik ışığında durmamla başladı..
çiçekçinin önündeki ışıkta.. yeşilin yanmasını beklerken..
gözüm takıldı bir rafa..
kafes gibi şekil verilmiş.. toplam 24 bölmeli muhteşem bişi..
tam dedim benim ıvır kuşlara uygun..
hem yeri de hazır kitaplığımın yanındaki kolon pek çıplak.. oh..

dönüşte arabayı parkettim sormaya koştum..
dekor mu satılık mı..
dekorsa nerden aldınız satılıksa kaça..
onu çok isteyen var dedi adam..
e kaça..
verdiği rakamla muhtemelen mufağı yenilerim..
hani yenileyesim olduğundan değil..
altıyüzellilira dedi bir solukta..
dayak mı yemedin hesap mı bilmiyosun demedim..
ama bunun ederi bu olmaza dedi içimde bir şey..
ayıp.. dedi..

kafamı çalıştırmaya başladım..sonunda bir kafesin de bu işi göreceğine karar verdim..
bir mavi kafesim oldu..
birkaç mavi bişeyim daha oldu bu aralar..
bir eyfelim bir sütlükcumvazom..çiçeklerim için bir mavi cam balon suluk..
içimdeki mavinin dışa vurası gelmiş sanırım..



boyayayım diye düşünmüştüm ama olduğu gibi sakladım..
kitap kaplı bir rafı var..
kuşlarımı değil..
söz hürdür .. kalem esir konseptimi koydum kitaplığımın yanına..
daha hem tamamlanmadı .. hem de..
değişir zaman içinde..
şimdilik böyle..

ama çok mavi bu..
fazla mavi.. di mi..



tezer anlatacağım yarın..
çarşambaya da başka bişey..
kopuk kopuklukları size bağlattırasım var..
ben bağlama ve koparma özürlüyüm.
bi tek konseptten anlıyorum sanırım =D..

masanın üzeri hala aynı..
dağınık ..
klasörleri de ayırmadım..
ama kafes yerinde..
etiketlerin bir kısmı da tamamlandı sayılır..

Image Hosted by ImageShack.us

7 yorum :

dolphinblue dedi ki...

ben gelir toplarım şekerim. boşuna arşivcilik okumadık o kadar... şaka bir yana böyle tarz sahibi olan insanlara bayılıyorum. çevremde bir tane bile göremediğimden mi dersin? annem dışındaki tüm kadınlarda düzeltme hastalığı var. evlerinde sehpaları dahi milim kıpırdamıycak. onlara göre gözü yoran hiç bir nesne kalabalık yapıyor diye orda burda durmayacak. aileyle yaşam sonrasında takıldığım insanların evlerine yaptıkları işkenceler sonrası ayrıntılarda kaybolup gidebilme yeteneğim köreldi gibi sanki... senin kuşlar azıcıkta olsa kendime mi getirdi beni nedir.

PS: senin kafesin çok daha güzel bir kerem... :))

uctemmuz dedi ki...

çok iyi geldi seni okumak.

gülme ve üzülme..tekrardan bir evim olsun istedim.
aslında sevin: bu kız daha dürüst olmya karar vermiş demek..bunu söyldiğine göre.:)
günlükler bana göre değil.
epey zamandır değil.

burda dur..mükemmelliyetçiliğin ve de zıdlıklarınla, yinginle yanginle..burda dur, güvenli bir liman gibi geliyor.:)

Adsız dedi ki...

Hah, sen yazdıktan sonra artık yazı bizim...
Ben filin en başından tuttum, orada kaldım. Otosansürde.
Tutabiliyorum sanıyordum, bıraktım.

-caglar

Leylak Dalı dedi ki...

Birsürü ortak nokta yakaladım. Altyapıdaki Doğan Kardeş katkısından olabilir mi acaba:)))
Kuşlara bayıldım, bende de raflar dolusu kurbağa var. Sonunda oğlum isyan etti, yenisini almayı bıraktım. Kurbağa düşmanı bir evlat doğurmuşum:))
Ha bi de günlük durumları var, bende de cilt cilt:))

Sedencik dedi ki...

bir dönem vardı günlüğüm...
şifreli,şifresiz yazardım arada...
sonra bıraktım...
arada unutulmasın dediklerim için var bir dost defter hepsi o:)
fazla mavi değil bence...
yinede öyle geldiyse sana
alttaki çekmecelere
bir iki küçük mavi dokunuş kıracaktır rengi...
sanılanın aksine :)
sevgiyle...

hasret senfonileri dedi ki...

BA - YIL - DIM!
yanisanainatayırıpyazdım..

Ama ben sanal da bayıldıklarımı bir de gerçek sıfatları ile görmek gibi bir delilik içindeyim haberin ola..

Leylak Dalı dedi ki...

Sayfamdaki son posta bir göz at istersen...

Follow my blog with Bloglovin