27 Temmuz 2009 Pazartesi

=D

sevgi içinde bir cezalandırma barındırır mı diye hiç düşündünmemiştim..
barındırırmış..

birini sevdiğimizde onun hem bizim ödülümüz hem de cezamız olması haklarını de eşit ağırlıklı olarak veriyoruz ya o kişiye..

diyelim sevdiğin sıkıldı üzüldü.. alındı bişeye.. sana da değil üstelik.. kendi yaşamında birine..bir nedene..ve
artık sevdiğin kişi gibi davranmıyor..
yakıt yok yol bitti diyor..
harç yok yapı paydos diyor..
kafasındaki saplantılı üzüntüsü ve gündelik yaşantısı ancak devam edebiliyor diye..
iletişimi kesiveriyor..

olur ya diyelim sevdiğin düşünceli..
ama toplumsal öelliğimizin aksine..
habire derdini anlatıp çevresindekileri sıkası yok..
teselli edilebilemeyecek.. sadece kendisinin çözebileceği bişey var aklını kaplayan..
acık da edepli kişi..
en iyisi susmak diyor konuşacak bişey yok ..

bunu ister haber versin.. sussun..
ister yalan yanlış yüzeysel bir dialog düzeyine geçsin..içine bişi kaçmış gibi ol dinlerken kim bu ya diye sor kendine cık cık yap hatta....
ister söylemeden bişey.. kapansın içine..

sen habire bir duvara çarp dur..
sevdiğin kendisini senden alırsa saklarsa.. ceza olmaz mı..

olur.. bence..

neyse... demem o ki siz bu yazıyı okuyabildiğinize göre...
benim ruhum bedenime döndü.. ben de buraya..

onu söyleyeyim dedim..

ruh yirmi yıllık paralel yaşamlar şokundan çıkıp..
saçaklı mantığın tüyleri arasından kurtulup..
bedene döndü..

hatta dün akşam..
ben neydiiiiimmmm nolmuştum özledim seni canım kendim...bile dedi..

laf aramızda..
bu ruh bu sefer.. sarışın bi bedene döndü..

nerden çıktı demeyin..

ruh gezinmem sırasında..
kolej yıllarındaki.. o karmaşık dört dilli konuşma diline de döndü..
kirli türkçeye.. şimdiden olacak olabilecekler için özür..

şu sarışınlık işinin anlam ve önemi bir başlıbaşına blog yazısı haketse de.. kısa geçeceğim..

hani nası derler..
impact..
ay dilimin ucunda..
hah... darbe.. evet..
darbe tesirli.. parça değil..
sarışınlık..

bazı show-man'lerin bile isteye uzata uzata bağıra çağıra yaptığı tanıtım konuşmaları gibi..
o biiiiiiir simge..
ama marilin değil bizim kahveci nedim ne derse desin..
aptallığın zaten simgesi değil..
doli partonun dedii gibi..
sarışınım diye aptal sanıyorlar değilim.. zaten sarışın da değilim..

sarışınlığın atalet için oluşturduğu simge-durum..
hiç olmayacağını düşündüğü ...
olanı da mor gibi yeşil gibi hatta dibi sarı ucu rengarenk gibi..
dışavurum olarak görmediği...
bu nedenle en çok "boyama sarışın mavi yeşil lens gözlü türk kadını etnik tipi" ve onun
beklentileri ile ulaştıkları nedeniyle dışladığı.. dalga geçtiği..
negatif örnek olarak kullandığı..
bir simge..

o yüzden
"bana yapılan ve/veya kendi yaptığım bundan kötü ne olabilir ki..
hiç..
al sana en alasından yabancılaşma..ve yabancılaştırma.." diyerek.. uygulamaya geçirdiği..
"kendine kötü davran zaten bu senin hakkın " şeklinde bir davranış olan sarışınlaşmanın..
bazı yakın çevre kişileri tarafından okunuş ve algılanışı çok farklı oldu..

işte sarışınlığın darbe etkisi bunda gizli ataletin hayatında....
ve sarışınlığın toplum algısındaki yerinin önemi nedeniyle..
üzerine uzay gemisi düşmüş gibi bırakması o yakın çevre kişisini..
ve saplantılı tepkiler yaratması..

bu onun diş diş gülmesine yol açan tek şey oldu ..
arkası geliverdi.. sağlam kadın atalet =D..

saçını eski haline getir baskı .. istek.. rica ve yalvarmaları arasında..
ruh bedene dönüverdi..

sarı buklelerle birlikte..
ego tarandı .. spreylendi parlatılarak şişirildi..
derinlerde biyerlerde saklanan.. çevreye dikkat.. algıda açıklık..
algılananlara mizahi ve imoşınıl ayh duygusal tepki verebilme kapasitesi..
daha da altlarda.. biriktirilmiş anılar ve bilgilerin magması..
hareketlendi..

yanardağ patladı sonunda..
ve sonuca.. amaca.. hamalın yükü bırakıp soluklandığı noktaya ulaşıldı ..
yük yerinde atıl.. atalet yeniden canıtının kanatlarında....

yaklaşık 36 saat geçti..
dün sadece bunun huzurunu yaşadı atalet..

bugün de haber vereyim bari dedi..

ha bu arada..

ben mola demeden önce..
bilouna uğramayan ve fakat ben gider gitmez.. günlük yazı eklemeye başlayan sizlere de.. bi çift lafım var..
teşekkürler..

eğer sizi okuyacağım diye redırdan habire blogspota zıplamasaydım yine yeniden yazasım olur muydu bilmiyorum..

ama döndüm şimdilik..
yalnız sarışınım.. acık da hercai.. hem istanbul istanbul olalı hiç görmedi beni böyle..
ne kadar düzenli olabilir bu sayfanın apdeyt edilmesi bilemiyorum..
ona göre.. fala heveslenilmesin..
=)


Image Hosted by ImageShack.us

11 yorum :

Sevgi Gibi dedi ki...

sayfayı ne sıklıkla update edeceğini düşünme bence, kendini updatelemişin ya sayfa kusur kalsa da olur :)

Şarküteri dedi ki...

Bence hergün olur... Hoş geldin Atalet! "Kendine kötü davran zaten bu senin hakkın" deyip sarışın olanı da ilk kez görüyorum. Sarışınlar duymasın...

Çağlar dedi ki...

hey maşallah.
birşey demem.
sadece, buradayım diyeyim yine...

hayat gibi dedi ki...

ben de vedanın geçici olacağına içten içe inandığımdan mıdır nedir bilmem,
sürekli gelip gderken bugün yeni yazıyı buluverdim işte..

çekirdeğin sayfası yok ama artık.
neyse..

yılların sarışınından sevgilerle..

.. dedi ki...

çok özlemiştim seni!
ve,
sarı da yakışmış aksi gibi ama, sebeplerin daha güzel.
iyi ki burdasın.

alpernatif dedi ki...

vaaaaaay
hem atalet
hemide sarışın

kremalı pasta gibi oldu :))
hoşgeldin

oya dedi ki...

vaaayy ataletim..
"dönüşüm muhteşem olacak" dedikleri tam olarak bu olsa gerek :)

valla dün yoktum..
bugün görünce acaip sevindirik oldum..
ruhunun seni özlediği kadar,
ben de yazılarını özlemişim valla..
önce onu bir şeediyim de :)

gelelim yazıya:
"sevgi içinde bir cezalandırma barındırır mı"
örneklediğin gibi barındırır bence de..
hatta kimi zaman bilinçli bir cezalandırma da olabilir bu..
susmak, edepli olmak amacıyla değil de..
bildiğin, can yakmak, canını acıtmak gayesiyle..
o ne biçim sevmek dersen?
valla ben gördüm öylesini de :)

sarışınlığın toplum algısındaki yeri ilginç hakikaten bizde..
yabancı filmlerde esmerler kötü karakterken,
türk filmlerinde şarışın olurlar aksine..
hatta bahsetmiştin sen bir ara bundan yanılmıyorsam..
teyzeleri, kuzenleri, en sevdikleri hep sarışın biri olarak,
bu önyargı bende hiç oluşmamış olsa da,
sana yakın çevrende oluşan saplantılı tepkilere gene de şaşırdım ben..
baskılardan dolayı saçını eski haline getirmeyeceğini biliyorum az çok..
ama gene de bu kadar özgür bir kadınken,
ve rahatlıkla diş diş gülebilirken,
kendine kötü davranma hakkı olarak sarışın olmana da pek anlam veremedim işin gerçeği..
böyle bir şeye ne ihtiyacın olabilir ki?

ancak nedeni ne olursa olsun,
ben gene de çok beğendim..
hem dönüşünü..
hem sarışınlığını..
hem hercailiğini..

ve keyfine göre takıl ataletim..
hasretle öperim :)

Adsız dedi ki...

Dönüşüne çok sevindim Ataletim :))
Sarışın halini biraz geç görmüştüm ve fb'ye girince pc'ler sapıttığından yorum yazamadım bir türlü :( Çok da güzel olmuş bence...Baskılara boyun eğme :)

Kendine kötü davranmak için sarışın olmanın, sarı rengi sevmemekle ilgisi vardır belki :p
Ben de hiç sevmiyorum ama o tondaki bir sarı saçı günün birinde denemeyi düşünüyorum :)

"sen habire bir duvara çarp dur..
sevdiğin kendisini senden alırsa saklarsa.. ceza olmaz mı.."

Evet bence de en kötü cezalardan biri bu...

apdeytlerin arası çok uzamasın çünkü sen ne dersen de heveslendik işte :))

öperim...

Ada

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

gel gel sarışınım gel
gel çok karışığım gel...
seviyorum sen ataletim yav hem de en harbisinden(kaçıncı baskı hehehe).

ben de döndüm, yine aynı zamanda döndük başka başka yerlerden ama olsun yav. Döndük ya
, öptüm çok çok

Zıvanasız dedi ki...

Burada zaman yok demişsin.
Zamanın olmadığı yerde, ara vermiş olmazsın ki. Hep buradaymışsın haberin yok:))

Bir insan bu kadar mı hoşgelir ya:)
Hoşgeldin:)

kumhavuzu dedi ki...

gel gel sarışınım geelllll:)
öpüyorum..sevgiyle

Follow my blog with Bloglovin