5 Ocak 2009 Pazartesi

biliyorum hayati önemde.. değil..

hatta toplumsal önemde de değil..

içinde doğal gaz.. bomba.. savaş.. politika karşıtı bişi yok….

ama moral yükseltmek için cepheye de.. mata hariyi gönderdiler..

ve  danseden pinap kızları..

ağırbaşlı düşünürleri değil..

***

 

lale demiş ki..

aşk hiç bitmeyebiliyor..

ben tahtaya vurayım ama bi yandan da araştırayım.. derken..

yardım aşka aşık D2den.. kıdemli yengeçten geldi..

çalışmanın özetini göndermiş..

 

önceki araştırmalarda, aşkın ilk dönemlerindeki duygu değişimleri ve takıntılı ruh halinin 15 aydan sonra azaldığı ve 10 yıl sonra da tamamen yok olduğu belirlenmişti.

20 yıllık ilişkisi olan   her 10 çiftten birinin beynindeki reaksiyonların yeni çiftlerinkiyle aynı olduğu görüldü.

yer stoni bruk üniversitesi yeniyork..

araştırmacı..artur erın..

kanıtlamış.. neyi..

aşkın her 10 çiftten birinde sürebildiğini..

yöntem.. aşk hormonu dopamini ölçerek..

sevdiğinin resmini göster..dopamin faaliyeti artsın..

tanı hala aşık..

bu gruba da.. kuğular denmiş..

yok iki kuğu bi kalp işareti yapıyo diye değil..

hani tekeşliler ya.. ondan sebep..

 

yanılmışım.. sürekli aşk durumu.. mümkünmüş.. özür.. saygı..

gerçi benim için bu sonuç.. yukardaki resimden çok.. aşağıdaki resmi düşündürdü ya..

2846069

 

ama ben bu artur erını merak ettim..

başka neler araştırmış bi bakalım dedim..

 

yirmi yıldan fazladır aşkı araştırmakta imiş..

ve laboratuarında önceden birbirini tanımayan kişileri aşık da edebilmiş..

nasıl yani demeyin..

şöyle..

iki tamamen yabancıyı doksan dakika boyunca..

bir odaya oturtmuş ve hayatlarından duygusal anıları paylaşmalarını istemiş..

anne babalarını kaybetmeleri .. çok utandıkları sıkıldıkları.. kimseyle paylaşmadıkları anları..

iki dakika süre ile konuşmadan birbirlerinin gözlerine bakmalarını istemiş..

her bir deneğe.. diğerindeki hoşlandığı özellikleri söyletmiş..

 

bu denekler ayrı kapılardan çıkıp gitmişler..

baskı altında hissetmesinler diye..

ama altı ay sonra evlenmişler.. laboratuar çalışanlarını da.. düğüne çağırmışlar..

 

yani birine hızla yakın olmak istiyorsanız..

beğeninizi söyleyin..

içinizde sakladığınız size öael duygusal anları anlatın ve gözlerine bakın..

/bu göz işi önemli elbet.. biliyodum ben..=P/

 

normalde insanlar ilk karşılaşmalarda içlerini dökmezmiş.. dökmez..

zira özgüvenlik duygusu zarar görürmüş.. risk almak gibi olurmuş..

bu yüzden gizli duyguları paylaşma.. insanı utandırırmış.. utangaçlık da çekici imiş..

 

risk demişken.. tehlikeli spor yapmaya da götürebilirsiniz..

hoşlandığınız kişiyi.. elele ya da kucak kucağa bitebilir .. korkulu anların sonu..

ya da tersine..

kimi riskli spora götüreceğinize.. kime duygularınızı açacağınıza.. kimin gözünün elifine bakacağınıza..  dikkat edin.. de diyebiliriz..

bir de.. şu hoşlanma faktörü var elbet..

bu deneye katılan kişilere.. partnerinin ondan hoşlanacağı söylenmiş baştan..

aralarda da.. nesinden hoşlandığı söyletilmiş..

bu beklenti.. kişilerin yüzde doksanında.. aşık olmayı kolaylaştırıyormuş..

 

daha ne yapayım..

*kuğular gibi hep aşık kalabileceğiniz ümidini verdim..

*aşk arıyor ve bulamıyorsanız..

*beğendiğiniz kişi size aşık olsun istiyorsanız..

*aşktan uzak durmaya çalışıyorsanız..

nasıl olacağını da anlattım..

 

ben ??

ne mi yapacağım..

bu konuda yazmayı sürdüreceğim arada ..

=P..

gerisi.. bana kalmış….

ama sonumun böyle olmayacağı kesin..

6 yorum :

saklambaç... dedi ki...

hmm evet.
mesela ben sel'in ısrarla bana aşık kalmasını anlayamazdım. iki fikrim oldu.
bir: o aşkı bitmeyen tiplerden olabilir.
iki: gözlerimi pek beğendiğini söylediğinden sürekli bakar ve iltifat etme konusunda da hiiiç cimri değil.
yani adamın aşkı bitecekse de, habire aşığım aşığım diyip durduğundan bitemiyor.
kendi kendini gaza getiriyor yani.
ben?
ben de gıccık bir başak burcu olduğumdan eleştirerek yaşıyorum.
şu da şöyle, bu da böyle, vıdı vıdı...
eee.. sürekli olumsuz şeyleri söylediğimden ben de kendimi etkiliyorum ve ona aşık olamıyorum.
vallaha anladım ben bu işi ataletim. e hi 8)

Dolphinblue dedi ki...

bendeki aşk durumları çok boktan... inanasımda gelmiyor ki artık okuduğuma ispatlanmış olanlara... neyse böyle şeyleri dolu dolu aşkı yaşayan mutluluğunu sürenlere bırkmak lazım...

üçtemmuz dedi ki...

Yüzüme bir gülümseme yayıldı.:) Aşk tiyoları mı desek anlattıklarına?
Düşününce ilave etkenler buldum. Uzaklık, her istediğinde görememe, ulaşamama, kadın kısmına ait nazlanmalar. Bunları da sayabilirmiyiz ki?

Ben bir öneride bulunsam. Evde yapılabilecek minik dopamin testleri olsa mesela...var ya bunu üreten Bill Gates'i sollar gibime geldi.:)
Sevgiler ataletim...:)

lale dedi ki...

kızım bişe biliyos da sölüyos. Desteksiz atmıyoz. Niye korktunuz ki öle heheheheh. Bana hiç de kötü gelmemişti halbuki. Ama hala gülmekteyim bilesin. Suratımda koca bi sırıtmanın izleri var. Öptüm seni

geçkalmadımki dedi ki...

Bak şimdi aşk hormonu dopaminden sözetmişsin.. yani aşk için gerekli diyorsun,
Şimdi Annemin aşık olma ihtimali zaten yok yada ben öyle sanıyorum zira parkison hastası ve hastalığın sebebini araştırınca "dopamin adlı kimyasal maddeyi üreten sinir hücreleri hasara uğramış olması" diye bir bilgi bulmuştum..
üstüne bende de "huzursuz bacak hastalığı" çıktı e o da dopamin eksikliğiyle alakalıymış..dr. parkinson ilacı verdi bana da düşük doz. huzursuz bacak hastalığının tedavisi de o nevi ilaçlarmış, henüz cesaret edip başlamadım ya..
e n'olcak şimdi benim aşk işlerim...
şimdi başka bir bilimsel yaklaşımla bakarsak doktorcum olaya..
gıdalar içinde bir tek bakla dopamin ihtiva edermiş..
şimdi çok bakla yemek çok aşık olmaya neden olurmu ki..
ay karışık işler..
ben öpeyim seni de bu işi erbabına, kendi yaşamımı da akışına bırakayım..

Sevgilerimle...

beyaz gelincik dedi ki...

bir büyük yanılgıdır aşk 'sanmaktan' doğan... ve 'farkına varmakla' kendi ölümüne kavuşan...
jack london

başka bişey demiyorum
ben.

Follow my blog with Bloglovin