1 Ocak 2009 Perşembe

...

geriye dönüp kendi bloglarınıza bakar mısınız bazen..

üç değil yirmiüçgünlükmüş atalet.. yeni bir yılın ilk yazısını eklediğinde..
tepkili.. kabullenmiş.. üzerini örtmüş de duygu cesedinin.. bir ucu açıkta kalmış.. gibi..
ipuçları varsa da.. tam tanınamıyor "jeyn do duygu ölüsü"..

bir yıl daha geçmiş..
bu sefer gene birlikte geçirilmiş zamanlar nedeniyle.. fazla düşünmüş..
dile getirmek istediklerinden çok.. üzerini örtmeye çalıştıkları sanki..

ilginç bişi bu..
kan kusup kızılcık şerbeti demek..
kol kırılsa da yen içinde tutmak..

istediğin kadar susma sustukça'ya gönülden inansa da..
demek ketumluk ön planda hep..

dilediği kadar açık değil..
kendisi anıyor ve anlıyor ama..
her satırın altındaki gizi..

en çok o zaman canı şarap çekiyor..
buruk eski olgun kırmızı şarap tadında..
o satırlar..
belki bir yandan yazarken bir yandan içtiğindendir..

sevindirik kadın modeli olmadım ki ben asla..
içten aaaa uuuuu süperrr.. hiii filan ..
asla..
sakin duraklamalı düşünüp de tepki veren..
oldum..
**************
yılın başı izi olsun gene..
seneye dönüp bakayım diye.. bu yazı..

bir kadını andık gene.. dün..
hem çok seven ve düşkün..
hem de çok hakkı yenmiş olduğunu düşündüğüm birini..

xyler de vardı aramızda..
biri dedi ki.. o kadının kocası hakkında..
ben ilk yemeğe gittiğimde evlerine.. kocası..
ben eskiden öyle huysuzdum ki..
sofrada istediğim gibi olmayınca birşey.. masa örtüsünü çekiverirdim.. dedi.. çok şaşırdım..

sen de ona.. aa pek iyiymiş ben de o zaman gözünüzün bebeği kızınızın kafasına geçireyim kurduğu sofraları deseydin dedim..
bakakaldı..

bana da anlatmıştı benzer bişey..aynı koca..
bir protokol ziyarete gdideceklermiş birlikte..
akşam ulusal içkimizden içesi gelmiş..
kadın o zaman yeni evli gencecik..
kokarsın ziyarete gittiklerimize..demiş.. içmesen..
o da alıp masayı yerlere atmış..
ben dedim yalanım yok..
bravo dedim ne güzel yapmışınız..
alın siz birinin gözbebeğini kızını..
getirin evinize eş yapın.. sonra da ilk fırsatta masasını yerlere atın..

hiç böyle düşünmemiştim dedi..
haklısın.. kötü davranmışım..

ne fayda...

bir başka xy.. o da kolay bi kadın değildi dedi..
ben dokuz yaşında bilye oynadım sokakta..
çocuğun birinin tüm bilyelerini aldım..
o da kızdı.. bana o.. çocuğu dedi.. duymuş meğer balkondan..
ben eve geldiğimde.. sen nasıl küfür ettirirsin de tepki vermezsin dedi..
ben mecbur tekrar sokağa çıkıp.çocuğu dövdüm..
hayır bişi deil çocuk da anlamadı neden dayak yediğini....

ben dedi sofrada bir xx.. onun morarmış kollarını hatırlıyorum.. uzun kol giydiğini..
huysuzdu evet.. ama ben hep o morları hatırlıyorum..
sorunca da bişi demezdi ki..

ben bi kez kocasının onun başına çay bardağı attığını gördüm.. dedi..
bir xy.. çok ufaktım yerde oturmuş oyuncak araba sürüyordum..
çay getirdi .. yanına sehpaya bıraktı..
sonra da giderken mırmır söylendi..
adam da aldı fincanı atıverdi kafasına..
denk gelmedi ama ortalık çay ..cam kırığı..
bi de onu temizledi ..
neden ki dedik.. bilmiyorum herhalde olmuştur öncesinde bişey
çok söylenirdi..

gencecik bir xx dedi ki.. ne zaman beraber bi yere gitsek..
saat dört olduğunda hadi birazdan gelir.. toparlan evimize gidelim derdi..
bi rahat oturamazdık gittiğimiz yerde....
dedi..

egoistti dedik adam için bakmayın şimdi ahı gitmiş vahı kalmış..
her şey kendine göre olsun isterdi..

hiç anlatmadı ki..
dediler..
hadi canım dedim..
hiç sordunuz mu..
unutmayın.. ne renk sevdiğini bile ben sorana kadar bilmiyodunuz..

ben bi kez dedim dedi.. xx..
bu kadar sıkıntın varsa bıraksaydın dedim..
o da arkama dönüp baktığımda üç çocuğum vardı dedi.. nereye gidiyorsun??.. diye cevap verdi..

demek düşünmüş ama..
yoksa arkasına neden dönüp baksın....

bilinmeyen yol daha zorlu mu gelmiş... da kalmış..
neden ben tanıyana kadar acı.. sitemkar.. sert.. yargılayıcı bir kadına dönüştüğü belli..
herkese ve özellikle xxlere karşı..

bir bana değil..
çünkü ben ona hep bir hemcins gibi yanaştım..
bir kadın gibi..

kadın olma özelliklerini kaybetmiş.. bir görev ve sitem makinesine dönüşmüş olduğu halde..
beni görünce gözleri çapkın ışıldardı..

bi sevindim.......

masadaki diğer xx iki kadehle inanılmaz sarhoş oldu sonrasında..
cıvıtmadı ama..
sarılabileceği ilk şeye sarıldı .. kedim de kedim.. kedimi verin bana..
sabaha kadar sürmüş.. gece de uyanıp kediyi çağırmış habire yanına..
kocası söyledi..

ertesi gün yine beraberdik..
orda anlattı.. koca..
o kadar da içmedi ama.. çok çarptı dedi hayretle..
konu çarpar bazen dedim..
anneciğinden bahsettik ya ondandır dedi..

bitti bu kadar..
ne diyebilirim ki..
zamanın geri alınamazlığından.. ve eğer bişey yapmak gerektiğini düşünüyorsak hemen yapmak gerek.. yoksa.. hiç yapabilemeyiz.. ve bu ağır gelebilir bünyeye.. dışında..


Image Hosted by ImageShack.us

10 yorum :

filiz dedi ki...

yeni yılınız kutlu olsun
yazılarınızı takip ediyorum aar bugünde ne güzel anlatmışınız elleriniz dert görmesin
sevgiyle kalın
hamdiyefiliz

lale dedi ki...

Nazlı iki yaşındayken çok büyük bir kaza geçirdik , tam altı ayımıza mal oldu. Ertesi gün hayat yeniden başladı bizim için , artık eskisi kadar uzun hesaplar yapmıyor çok derin düşünmüyoruz. Ha hayat bu gün o da bu gün hesabıyla yaşadığımızı da sanma sakın. Ama içinden çıkılmaz hesaplar yapanlara da anlamsız anlamsız bakıyoruz sadece. Sadece hayat daha bi anlamlı daha bi kutsal.Karısına ya da kocasına senin yazdığın gibi davrananlara acırım hep, zavallı dünyada ne çok yer kapladığını sanıyor diye, Senin yazdıklarına yorum değil bu hatta sil hayatımın bu dönemini. Öptümmm seni

Dolphinblue dedi ki...

yılın ilk yazısı azıcık oturdu mu ne mideme?

hayatı bozuk para gibi yaşıyoruz... birgün yaşlanabileceğimizi ya da küt diye ölüp gidebileceğimizi düşünmeden...

alpernatif dedi ki...

bazen löp diye bir şeyi söyleyiveriyorum
seni seviyorum gibi
seni sevmiyorum gibi
gibi gibi

onden sonra karşıma geçip ayıplıyorlar "hiç zamanı ve yeri değildi" diye

aksine
her an zamanı
hatta geçmiş zamanı

ben ne söyleyeceğimi düşünüp de konuşana kadar dahi zaman geri alınması mümkün olmayan şekilde geçiyor

herkes döksün eteğindekini
eteği olmayanlar bile :)

zeya dedi ki...

öyle davrananlara değil de kendine öyle davrandırılana şaşarım ben.

mutlu 2009'lar :)

geçkalmadımki dedi ki...

Yaa anneciğinden bahsetmişiniz ondanmış.. nasıl emin...
Evet zamanın geri alınmazlığı nedeniyle yapılacakları hemen yapmak gerek demişsin.. umarım bu yıl herkes gerekeni, gerektiği zaman, gerektiği kadar yapar karşılığında hakettiğini alır...
uzatmamam gerek ..
Sevgiler...

caglar dedi ki...

buradayım.

üçtemmuz dedi ki...

Ya ben yorum yazdım ama cık, gitmedi yorumum. Tekrar etsem anlamı olmayacak.
İyisi mi:
Yok ketumluk değil o bence. Kendine saygı, kendini kontrol, disipline etme isteği. O yüzden sızdırdıklarım oluyor yazılar.:) Ve o yüzden tadı başka.

Sevgiler çok. :)

Hera dedi ki...

ben daha yeniyim :) geçtiğimiz yıl yok ama geçtiğimiz aylara bakıyorum arada
zaman geçsin bende zenginleşeceğim
bakarım o zaman...
düşünüpte tepki veren sakin bünyenden bambaşka bir konuya
geçiş
biraz sarsıcıydı, biraz ürpertici bir o kadar da benzerini tanıyorum diyebileceğim cinsten...
henüz 18'likken yaşça oldukça büyük bir dost demişti, geç alınmış kararlar ne kadar doğru olsalar da yanlıştır diye. AN zaman önemlidir diye...
heleki yazdığın yaşanmışlıktaki givi manevra kabiliyetini kısıtlayacak kadar geç kalmışsan, işte o kötü...
buruldum azıcık...

iyi geceler öpücüğü bırakıyorum...

beyaz gelincik dedi ki...

güzel bir yazı,
bazan sofralar
can acıtıyor,
nedense biriktiriliyor herşey,
ortaya dökülüyor böyle anlarda,
artık alkolun etkisi mi
duyguların yoğunluğu mu,
orasını bilmek zor....
ama bildiğim bir şey varsa
belki başkalarıyla mutlu olabilecek insanların beraberliklerinin
devamı konusunda inatçı olabilmeleri...
"inat da bir murattır "derler.
karşındaki insanı
değiştirmek istersen
önce kendini değiştireceksin gibi büyük bir laf dururken orta yerde,
insanın
karşısındakini düzeltme isteği ve bunun için umutsuzca mücadelesi çok can acıtır...
acaba bilemediği ,ayrıldıktan sonraki hayat mı korkutuyor da insanları devam ediyorlar ortak hayata,
ya da başka nasıl yaşanır bu hayat...deyip bilmedikleri ile uğraşacağına bildiği ile yola devam ediyor...
yaşamak zor zanaat demiş düşünen biri...
konu beni de çarptı atalet
ama en çok da kadının uzun kollu giymesi acıttı içimi...

Follow my blog with Bloglovin