20 Kasım 2008 Perşembe

tamam tamam konuşabilecek hale geldim..

of of çivi gibi..

ben bebeklerle oynamazdım..çocukken..

nedeni bir çocukluk travması olabilir..

daha üç yaşındayken bir ankara bebeği getirmişti.. annem.. bana.. 40 gün gittiği ankara kursundan dönerken.. bez bebek büyük.. iki sahne var aklımda..

biri ben sedirin üzerinde ayakta duruyorum.. elimde bebek.. nerdeyse ben kadar.. ordan bırakıyorum bebeği boylu boyunca düşüyor.. alıp tekrar bırakıyorum.. gene yüz aşağı sedire kapanıyor.. alnında altın paralerı.. başından boynunun etrafından çaprazlanıp arkaya bağlanmış kırmızı yemenisi var.. kenarları pullu...

şıkırdıyor paralar.. bebek düştükçe.. zaten boyu bana yakın sayılır.. yumuşak değil bişey değil.. anca paraları pulları şıkırdıyor..

zaten kırk günlük ayrılığın.. hiç tanımadığım halalrın .. diyarbakırdan istanbula göçü hazırlayan ev tutan.. eşya yerleştiren babamı da görmemenin karşılığında verilmiş bi bebek bu .. yükü ağır yani...

S3700080

ikinci anı.. babam evde.. ben öğlen uykusuna yatıyorum.. ilkbahar.. annem okulda.. bebek koynumda.. uyandığımda bebek yok.. babam bir sandalyenin üzerinde.. elinde bebeğimin kafası.. benim uyuduğum odadaki soba deliğine tıkıyor.. bebeğin kafasını.. mevsimi gelmiş.. soba kaldırmanın.. daha uygun bişey bulamamış.. deliği tıkayacak.. xy pratikliği.. korkuşumu korkudan yataktan çıkmadan sessiz ağlayışımı hatırlıyorum.. bir cinayete tanık olmuştum.. annemin gelip olayı duyduğu zaman.. e be cemal e be cemal.. hiç mi düşünemezsin böyle şeyleri deyişini.. bi dahada bebek filan istemedim.. ta ki..

ama dur arada ben neyle oynadım onu anlatayım...

benim favori oyuncağım.. ayı.. eski ayılar hafif tüylü bi kumaştan dikilmiş.. içi saman dolu.. gözleri cam.. ağızları kalın siyah iplikle üç iri  dikişten oluşan.. ne yumuşak ne sıcak şeylerdi..ama insan sevdiyse.. bi kere gözü görmez hiç bişey..

boyunları sabitti başları filan dönmezdi....

kol ve bacakları ayrı parçalardı.... ve dipleri kalın mukavva ile sertleştirilmiş.. sonra gövdeye dikilmişti.. kısmen oynardı.. genelde otuur biçimde ve elleri hafif öne uzanmıştı..

S3700077

ilk ayımın adı naci.. sonra naci iki ve üç..

naci küçük eniştem.. çok sevdiğim.. yakışıklı bi adam.. bi de açıklamışım ona dört yaşımın çekiciliği ve utanmazlığı  ile..

bak bu naci.. çünkü seni çok seviyorum.. bi seni bi de onu seviyorum..onun için senin adını verdim demişim..

gülerek anlatırlardı..

bu kadar ayrıntısı ile anatomisini nerden biliyorum.. şurdan sevgili abim benden on yaş büyük.. baba gibi abime bırakırlardı beni.. bazı geceler.. dışarı çıkarlarken.. ve biz de bazen.. onunla birlikte.. oturur minicik kumaş parçalarından bir kare iki orta boy dikdörtgen.. iki ufak dikdörtgen keser.. ve yelek dikerdik..

kare parça arkası.. iki orta dikdötgen ön parçaları.. iki ufak dikdörtgen de.. askıları olurdu yeleğin..

ama sonra bi gün abim kirlenmiş naci diyerek yıkadı..

ve kış olduğu için.. samanları kurumadığından naci çürüdü..

çürümeden önce de zaten.. kol ve bacaklarının dibindeki mukavvalar yamulduğu için.. zaten talidomid kurbanlarına benzemişti..

benim paniğim karşısında annem anlatmıştı neler oldu ayıma.. nacime.. hatırlamıyorum tepkimi.. neler olduğunu.. ama bir diğer naciyle devam ettim sanırım..

bir daha yıkanmadılar ama daha kötü bişey oldu..

bir gün bahçede oynuyorum.. altı yedi yaşlarındayım..

kapıcı gelip naciyi alıp.. gözümün önünde.. çöpe attı.. babam söylemiş.. benim korku ve üzüntüden ateşim çıkmıştı..onu hatırlıyorum.. hasta yatmıştım birkaç gün.. var evet tıpta böyle bir hastalık psikojenik pireksi..

gene annemin e be cemal.. e be cemal.. ben yenisini alıp.. o uyurken değiştirecektim.. diye söylenişini..

sanırım bu olayla hiçbir oyuncağın.. kontrolüm altında olmadığını.. koruyamadığımı.. ayı ya da bebek farketmediğini anlamışım ki.. o sıralar amerikaya giden /meb müfettişi dayım nam-ı diğer pöti feti bana ne istersin dediğinde.. bebek demişim..

benim erkeklerimin sıradanı düzü yok..

dayı tutmuş bana dokuz yaşında kız çocuğu boyunda bir bebek getirmişti.. karasaçlı mavi gözlü.. ben öğlen uykusuna yatırıldığımda gene.. uyandığında dayın gelmiş olacak deyip yatırmışlardı o gün.. ve ankarada yaşayan dayımın üç oğlu ve eşi de bizde misafir olduklarından.. annemin yatağında uyutulmuştum.. uyandığımda ayak ucumda dikine tabut gibi bişi duruyodu.. gözlerimi ovuşturup salona gitmiştim.. kutuyu kendim açamamıştım o kadar büyük.. içinden ... bu koca çocuk çıkmıştı..

sağ eli yukarı doğru çekilince.. belli bir açıda yaklaşık 160 derecede filan sabitleniyor ve basit bir mekanizma sayesinde.. sol bacak ileri atılıyor.. sonra hafif yana eğdiğinde sağ bacak öne atılıyor.. sarkaç gibi..  yürüyen bebek..

erişkinler elinden tuttu ve yürüttüler.. ben??? hayır.. zira benim boyum bebekten kısaydı.. yani o kolu yukarı kadırıp sabitleyemiyordum.. olsa olsa.. o beni elimden tutup yürütürdü.. ben değil..

o bebek de oturamıyordu.. üzerinde kocaman dikkat oturtmayın yazıyomuş kutunun.. mekanizma kırılır bi daha yürümezmiş..

gene bir abimle evde kaldığım gün..

ben bunun dayısı isem.. bu bebek oturacak dedi.. abim.. etme yapma desem de ayırdı bebeğim iki bacağını.. oturttu..

oturuş o oturuş.. kaldırdığımızda bi daha dik duramadı.. kalçalarında öne doğru eğik.. yerde cüzdan arayan bir bebek..

elimin yetişmediği kol ayarlaması işlemine bi de.. kalçalara arkadan destek olma işi bindi..

hiç şansım kalmadı.. geçiverdi gönlüm..

bu bebeğin sonu ilerde ayrııııbir öykü..

ayıların da...

nerden aklına geldi atalet..

delici kesici cisimlerden buraya neden geçtin..

bir meyl geldi dün..

"ikinci hayatımda eğer hayvan olarak gelirsem.. ayı olmak istiyorum diye yazılmıştı ve nedenleri şöyleydi..

*ayılar kış uykusuna yatan hayvanlardr.. yaklaşık altı ay uyurlar.. bana uyar..

*ayılar uykuya yatmadan önce ayı gibi yerler .. şişmanlarlar.. bana uyar..

*ayılaruykuda iken golf topu büyüklüğünde bebeklerini doğrururlar.. bana uyar..

*ayılar uyandıklarında baya büyümüş oldukça yeterlilik kazanmış duruma gelmiş olur yavruları.. bana uyar..

*tüm dünya bilir ki.. ayılar çocuklarına zarar vermeye kakan kişi tepelerler.. bana uyar..

*çocukları da eğer sınırı zorlarlarsa.. çocukları da bi güzel tepelerler.. bana uyar..

böyle diyordu .. posta.. güldüm ve onayladım.. bana da uyar dedim.. gülerek..

sonra sabah çivi gibi çivi gibi.. çak çak çak çak.. durumu peydah oldu..

sakinleşmek için orda burda dolanırken..

bir başka ayıydı beni karşılayan..

abedede yangın vardı hafta sonu sahil kesiminde duydunuz belki.. vir oralı blogcu yangını ve korkularını anlatmış ve bu resmi eklemişti..

fi17

 

altında da.. bu ayıcık kurtuldu..  ev sahini annesi ikinci dünya savaşında yıldırım hava saldırıları sırasında onu kuluçka gibi saklamış..

diye yazıyordu.. ve ben de..

ordan kendi ayılarıma / ikinci dünya savaşından değil ama bizim evdekilerden koruyamadığım oyuncaklarıma geçiş yaptım..

ve iki sonuca vardım

1- ben ayı olmak istiyorum.. mümkünse hemen.. bi dahaki hayatı beklemesem süper olabilir..

2-rehabilitasyon uzmanı oluşumun ve hastalarımı böyle bağrıma basışımın nedeni.. çocukluğumda saklıymış.. bak farkedememişim..

************

resim.. bir..http://blog.liverpoolmuseums.org.uk/graphics/steiff_teddy_bear.jpg

iki.. bebek bulamadım ama geleneksel ankara giysisinin başı gerçekten hatırladığım gibi.. http://www.2023bilgitoplumu.com/resimler/geleneksel-.bmp

üç..e verdik ya bağlantıyı yukarda.. tıklayıverin bi zahmet..

*************

bu arada resim ararken.. kitre bebeklerin artık yok olmaya başladığını..

el yapımı bez bebeklerimizin avrupayı sarstığını.. ve batmanda hiç oyuncağı olmadan yaşayan bir çocuğun büyüyünce nasıl kırık bebek parçalarında süper bebekler ürettiğini ve bunların sanat eseri olarak kabul edildiklerini.. öğrendim..

seviyorum seni gugl.....

***********

yazıyı aktarmadan önce bloa.. birden aklıma bu kendi resimlerim geldi acayip eskiler zaten.. ama bi de benim kötü bir teknikle dijital ortama atışımla iyice flu.. gene de bir fikir veriyorlar diye ekledim..

11 yorum :

geçkalmadımki dedi ki...

yine çok hoş.. duygusal bir film izlemişimde sinemadan çıkıyormuşum gibi oldum..
yazılarının çoğu bende bu etkiyi yaratıyor..
kalkiim de mısır patlatiiim..
sevgiler sana...

Adsız dedi ki...

e be atalet e be atalet
ağzım açık okudum :)=)
oyuncaklarla...ivit sizin ev halkından oynamaya sıra gelmemiş nerdeyse, hatta aynen öyle... Cemal Bey'e çok güldüm :) Bizimkiler gazete tıkardı, allahtan hiç öylesi bir manzaraya şahit olmadım :)

scan edildiğinde değer kaybetmeseydi şu resimler de, bi bakabilseydik doya doya

herkesin mutlak bir ve daha üstü anısı var dur iyi ettin bende bir kaç bir şey yazayım xy pratikliği ile ilgili olarak, zira o xy abi olunca sonuç daha vahim olduydu da neyse, yazarım artık :))

ayı deyip geçmemek lazımmış di mi, hemen diil biraz sıkıliim bende tercih edebilirim...

bir de oyuncak müzesine gitmeli, zaman tüneline girmeli diyorum
pek keyifliydi atalet eline sağlık :)

HERA

burdasaklaniyorum dedi ki...

bebeğin kafasını kopmuş ve soba bacasına tıkıştırılırken görüp de travma yaşamayacak çocuk olur mu ki?
"cinayete tanık olmuştum" çok doğru bir tanımlama o sebeple.
bir de,
yazının genelinde sepya bir hava var ama,
şu kalça çıkığı olan bebek ile ilgili kısım sesli sesli güldürdü beni burda. abiye ayrı güldüm, senin kadersizliğine ayrı 8)))
bi öperim de giderim ataletim.
çok sağol.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

kızımmm oyuncak bebeklerle problemi olan sen değil, senin sülalenin erkekleri. Gamsenin de bir bebeği vardı , Nazlı oturtmaya kalkınca bir daha başı secdeden kalkmamıştı:)).
Benim en sevdiğim oyuncağım bir kanguruydu , kauçuktan yapılmış. Bir gün burnunu ısırdım ısırdım koparamayınca makasla uçurdum. Sonra da oraya parmağımı sokup tin tin gezdirdim. O yatakta uyuyan atalet var ya bittim ona ben. Öptüm seni. Kıs neydi o kesici ve delici aletler insan sayfaya gelmeye korkuyordu. Öptüm seniii

uctemmuz dedi ki...

insan tüm çocukluk anılarını hatırlayabilse nasıl bir şey olurdu acaba? Senin zihin bugün algıda seçicilik yapmış belli. Hadi bir de çikolata yediğin ve blogu çikolatalı, şekerlemeli fotoğraflarla doldurtacak anıları getir aklına. Çok var eminim.
Fotoğraflar çok güzeldi...
Öperim ataletim.:)

kayipsimurg dedi ki...

ben yormıycam bugün. Haber veriim dedim :)

delikizinturkusu dedi ki...

Oy oy oy,
senin hızına yetişemiyorum Ataletim yahu:)))
Gündüz bir türlü yorum yazamamıştım diğer yazılarına derken akşam bi girdim bloğa ohooo delici aletlerin 2. bölümü ve ardından bir tane daha yazı.
Zevkle okuyorum:)
Anılarını hafızanda bu kadar canlı tutabilmen ne kadar güzel.Keşke hafızam seninki kadar kuvvetli olsaydı.
Benim iki tane oyuncak bebeğim vardı ki onları da neredeyse otuz yıl kadar sakladım.
Ancak senin ayı ve bebeklerin başına gelenler feciymiş cidden.Bütün olanlardan sonra kızına bebek alırken eminim ki çok seçici davranmışsındır:)

Sevgiyle...



deli kız

sedencik dedi ki...

hakikaten çivi gibiymiş...
şu soba deliğindeki bebek kafası yarattı bende o çivi etkisini...

sabırlı,sakin her ailenin sahip olmayı isteyeceği uyumlu bir çocukmuşsun demek ki :)
gerçekten bravo...

bir tepkiden çıkardığım sonuca bak :))

ve evet ayı olmakda iyiymiş...
kararsız kaldım şimdi kediyle ayı arasında ...
sevgiyle....

kumhavuzu dedi ki...

biliyomusun..aynı olmasada benzer bir bebek hikayem var benimde..
Amcam..kısa süre kaldığı Almantyadan gelirken getirmişti sarı saçlı mavi gözlü bir bebek..
annem bana ne diker yada örerse onada aynısını yapardı..
ama ben hiç bebek falan oynamadım nerdeyse..yada evcilik..
Tekirdağdayız..ve birgün..
okuldan eve geldiğimde kızkardeşim arkadaşlarıyla küçük odada..ses vermiyorlar ve kapı kapalı..
ilk aklıma gelen..bebeğimin saçlarını kesiyorsunuz oldu..kapı açıldı ve evet..saçları kesilmişti bebeğimin..
onunla ilgili son karem..Erzurumda..
mahallenin çetesi..ateş yakmışlar..ve benim bebeğimin kafası oradaydı..
sonra..
yıllar sonra aldım bebek..
90 yılından bu yana yanımda olan tek sarı saçlım mavigözlüm..
buraya gelen ilk kartondanda o çıktı.Şimdi başımın ucunda.

Yazgüneşi dedi ki...

Canım annecim geldi aklıma.. Dedem rahmetli badan ustasıymış ve çok yetenekli aranan bir ustaymış İngiliz sefirinin evini boyamış onlar da nefis bir taş bebek vermişler çocuklarına götür diye
en küçük dayım erkek onun bi büyüğü annem
ona vermiş dedem bu sana diye
teyzemle dayım büyükler oyun yaşını handiyse geçmişler
ama çocuk nihayetinde kıskandılar zaar anneannem evde yokken bir gün biri bir bacağından tutmuş bebğin diğeri öbür bacağından ayırıvermişler ikiye cart diye
sonra da bebğin öldü deyip anneme gömmüşler bahçeye bi güzel
ağlamaktan içi dışına çıkmış anneciğimin
anneannem gelince eve teyze ve dayı okkalı bir sopa yemiş lakin ne fayda bebk ölmüş bir kere..
belki bin defa anlattırmışımdır bu öyküyü anneme..

bebk travmaları öyküleri diye kitap çıkarsak bayağı bir şey toparlayacak gibiyiz sanki ..:)

Yazgüneşi dedi ki...

haaa bir de
fark ettim ki
ayı olmak bana da uyar yahu :)

Follow my blog with Bloglovin