17 Kasım 2008 Pazartesi

konu mankenleri.. bülbül yuvası.. ya da eskiler..

eski dostlar haftası gibiydi.. geçen hafta..

hızlı geçti..

bir yandan takvimle ilgili gelen resimlerle ilgilendim.. diğer yandan işler buhran görmemiş durumda.. her yer dolu.. her an dolu ..

buna vinziplenmiş gribim de eklenince../hergün üçgünlük peryodlarından birini bir günde  yaşayıp yedi on gün yerine üç günde geçtiği için bu adı taktım/..gezmeler de araya sıkışınca..oturup düşünemedim bile..

oysa atalet naapar..düşünür..=)

dün akşam işte biraz düşündüm.. şarabımı yudumlarken..

ilki nişantaşı meyhanesinde bir yaşgünü kutlaması.. lise arkadaşları arasında.. sırf xxler.. grek müzik.. bu yerler ihtiyaca yönelik açılıyor.. o kadarcık grek müzik bilgisine.. o kadarcık yunan yemeği bilgisi katıp.. açıveriyorlar yerleri.. mavı boyalı sandalye beyaz örtü sızma zeytinyağı sarmısak.. oldu işte.. kuul taverna.. sevmiyorum ben .. özenti gibi..ama gitmek gerek.. bazı topluluklara .. yere değil.. kişilere bakılarak katılınmalı.. bu da öyle işte..

iki üç diyalog var aklıma kazılan..o geceden..

biri öykü yazmaya saran bir arkadaşımla ilgili.. aslında öykülerinde gizlenen kadınla ilgili en ufak bir ipucu vermez..

yaşamında.. pat pat konuşur.. inatçıdır.. her daim haklıdır..inanır buna.. okulda da şimdi de çok yakınım değil.. hep grup içinde.. ama öykü yazmaya başlayınca şaşırttı beni..

eh yazar eserinde kahramanında gizlidir di mi.. "madam bovari benim.." demiş kocaman klasik erkek yazar bile.. ben mi reddedeceğim..

bir öyküsü bir yoğun bakım hemşiresi.. bir kronik bakım hastası.. ve hastanın ailesinin.. uzun bir dönemini anlatıyor..

tanık olduklarıma çok benzer detayları var.. çok gerçekçi ..

sorguladım.. kişiyi nasıl yazıyorsun.. öykü an be an mı gelişiyor..  yoksa önden mi kurgulu.. etraftan..senden bişeyler var mı.. eğitimini aldın mı.. çoğuna  hayır dedi.. anlık.. yaşamımdan yok.. o zaman dedim ki..

öyleyse.. bu öyküdeki hemşire gibi yufka ve sıcak birisin sen.. bu meslekten olsan böyle biri olurdun.. öyle mi?? tuhaf.. her ne kadar cadı görünsen de.. demek sevecen birisin.. birden dondu..

dedim ben seni tanımıyorum.. sadece buralarda görüyorum.. birebir yaşamını bilmem.. ama bu ortamda cadısın sen.. güldü sonra..

bana cadı dedin dedi.. diğerleri de donmuştu.. bana onu cadı anlatanlar =P.. ama dedim ben cadıyı pek kötü anlamda kullanmadım.. aslında.. senin konuların üstünü kapamamana.. karşı tarafa tüm savlarını anlatana kadar.. konuşmayı  sürdürmene.. boş vermemelerine sıcak bakıyorum.. =)

öyküye döndük gene.. ben dedim ressamı eleştiren çizmeci gibi yapmayacağım.. çizmeden yukarı çıkıp diğer öykülere birşey demeyeceğim.. ama bu öykü ile seni değerlendirebilirim.. bence.. iyi bir öykücüsün sen.. hele de yaşamını katmıyorsan..

katmıyorum dedi.. sadece çok okuyorum.. yazmak için okumalısın.. çok okumalısın.. =)

sevdim bunu.. bir yandan kazana biraz daha bakarat katan.. bir yandan iksirlerini etrafa sunan cadı imajına tam oturdu bence..

ikinci gözlem gene o geceden..

ağırlıklı olarak kadın böyle şık yerler.. masalarca kadın var.. tek tük çift.. eser miktarda erkek görüyorum..

nerdeler dedim erkekler..yanımdaki arkadaşa..

ben de kocama sordum dedi.. geçenlerde.. onlar kebapçıdalar dedi bana .. ne işleri varmış erkeklerin çıtır meyhanemside ya da kafede =P

gülüştük.. o arada yan masadan bir hatun.. orta yaşlarda.. güzel vücutlu.. seksi bir giysisi olan ve sarışın elbet.. inanılmaz güzel sirtaki oynamakta.. yedi sekiz kişilik bir kadın grubundan biri.. diğerleri oturmakta.. bir bu hatun bir de onun yanında oturan gene onun gibi güzel danseden biri.. ama bu hatunun giysisi o kadar güzel ki.. o kadar dikkat çekici ki sırt ve ön dekoltesi.. hele de.. uçuçböceği kanadı gibi bacaklarının arasından yukarı yükselen ve uyluklarını her adımda ortaya koyan bacak dekoltesi.. gözleri oraya çekiyor ve orda da kalıyorsun.. yani ben kaldım siz de kalırdınız =P..

modacılar ne derse desin.. birden fazla dekolte de güzeldir..=P ve güzel bir beden ve güzel bir dekolte ve uyumlu beden hareketleri birleşince.. güz alıcı olur..

beden hekimi olarak bir de ayrıca.. bedeninin bu hareketten ne kadar keyif aldığını.. her adımın tadını.. keyfini nasıl aldığını ve ayrıca bu nedenle dansının daha bir özgün olduğunu da eklemeliyim..

bizimkiler oynamaz.. ben de =P ama farklı nedenlerle..onlar hiç oynamaz.. ben bu ritmle =)

gecenin bitiminde çıkışta.. kapı önünde.. beni şoka soktular..

o hiç pistle ilgilenmeyen.. ciğerci kedileri..meğer ha bir izlermiş.. o nasıl bi dansmış.. o nasıl bir kılık ve nasıl bir kadınmış..

biri şık pantalonunun üzerindeki pahalı gri uzun kaşmir yılın modasına uygun.. hırkasını çekiştirip.. bir onun kıyafetine baktım.. bir kendime... iyi ki M.. yoktu.. o da bir ona bakacaktı bir bana .. diyip kıyaslamalı ruh sıkıntısını..

az daha dekolte ama pek ağırbaşlı olan diğeri .. güzeldi ama biraz ucuzdu diyerek sınıfsal sıkıntısını..

biri kendinize gelin .. bakıp öğrendiniz mi.. diyerek .. kendinden ümitsizliğini..

kimi de.. beyaz gömlek yakalarını.. iri yüzüklü manikürlü elleriyle çekiştirip.. bi de halimize bak sınıftan çıkmış gibiyiz diye kendilerine yönelik pişmanlığının eleştirisinin yerine daha iyi olabilirdim ama böyle olmayı seçtim duygusunu  dile getirmekte..

biri daha açık sözlü.. ben de böyle olmak istiyorum.. diye açık açık ifade edecek cesarette gerçi..=)

gruba yakın duran ve aracını bekleyen yalnız uzun boylu ve yakışıklı biz yaşlarda.. gri saçlı .. bu nedenle aslında benim ilgi alanım olmayan.. =P.. ama grubun konuşmalarını duydukça bastırmaya çalıştığı gülümsemesi gözlerinden fırlayan .. bu nedenle.. benimle ortak bir özelliği olan .. xy.. dayanamıyarak uzaklaştı birkaç adım..

tam o anda ben de.. utanıyorum sizden dedim.. ümitsiz vakasınız.. okul çıkışı gibi yaptınız.. burayı.. o zamanlar öğrenmediyseniz daha önce öğrenmediyseniz.. şimdi hiç öğrenemezsiniz.. hadi bakiim sarılın hırkalarınıza.. ancak kozalarınıza kocalarınıza gönersinz bu kafayla.. dedim..

ben mi.. herzamanki gibi.. siyahlarımdan yüksek topuklarımdan bir seçmece giyinmiştim.. ve ben artık beyaz yakanın.. gömleğin ya da.. giysinin kadını kadın yapmadığını.. sadece tablonun çerçevesi olduklarını biliyorum..

tablo neresi mi.. gözlerinden görünen beynin..

sonra yağmur yağmaya başladı usul usul..

haydi ben biraz yürüyeceğim dedim..yağmur çok güzel çok uyarıcı..  gece yarısını biraz geçe nişantaşı bulvarından yukarı..bizle gel bizim arabaya gel.. bizim taksiye gel nidalarından omzumun üzerinden el sallayarak  uzaklaşıp.. yakışıklı uzun boylu hala arabası gelmeyen xy nin önünden.. gülümseyerek ve başımı sallayarak geçip.. yüksek topuklarımın tepesinde.. yağmurun altında.. henüz ıslanıp rengi koyulaşmakta olan parketaşı kaldırımların üzerinden parlak vitrinlerin önünden .. şemsiyesiz.. yürüdüm..

çok güzeldi.. uzasın istedim daha.. aslında.. uzun uzun yürüyeyim..ordan devam etsin gece..ıslanıp çocuklar gibi bir bara gireyim üşümüş.. bir yerlerde bir kadeh şarabın önüne bir tezgahın arkasına oturayım.. bu düşündüklerimi anlatayım .. birine.. kıkırdayayım.. ama iş günü ertesi gün.. arabamı aldım..eve yollandım..

bu kadınlar benim arkadaşlarım belki.. ama .. hayat biçimim değiller.. fazla adanmış.. fazla korunmuş.. fazla kalıpçı.. fazla alışılmış .. fazla düzgün.. haklarını vermeliyim .. süperler..kadın eş anne olma konularında süperler bazıları iş yaşamında ..  ama farklı kulvarlardayız..

onu düşündüm.. kadın dostlarımı..

bazılarının yanımda olmalarını seviyorum.. kökler.. eskiler.. çocukluğumun tanıkları onlar.. ama ilerdeki hayatıma pek birşey katamıyorlar.. katmayacaklar..dostlukları biraz kuralcı o yüzden .. bana karşı biraz meraklı kediler gibiler.. koklayıp.. burun kırıştırıyorlar.. sorularını diyorum canım.. ve o gece.. got kızımın resmine cep telefonumdan  bakarken.. gizlemeyi başardılarsa da.. eleştirilerini.. iç kapakta kıyıp da silemediğini görüverince.. bu ne dememeyi başaramadılar.. o gece ıslanıp gitmeyi hayal ettiğim o barda karşımda onlar olsun istemezdim.. biliyorum.. ama sanırım sizlerden herhangi biri olabilirdi.. bu da çok keyifli bir duygu..

ben mi.. ben biraz üzülüyorum... kuş yuvalarının güvenliğine fazla kısıtlanmış .. fazla sınırlanmış.. bu kadınları.. kuş yuvası derken.. ruhlarını kastediyorum .. kendilerine ruhlarında oluşturdukları bülbül yuvalarını..

bülbül yuvası tam kapalıdır biliyosunuz değil mi.. bir minicik delik dışında.. mideye benzer.. yumurtaları korusun diye.. kartal yuvası gibi de değildir.. martı yuvası gibi de.. açıkta da değildir.. yüksekte de.. birilerinin evinin saçağında  ve dört tarafı kapalı..

uzadı biraz..

iyisi mi ben devamını..  yeşilköyü yarına anlatayım..

resim: paris atelier

ister eski kadın dostlar deyin ister tozlu konu mankenleri..



Image Hosted by ImageShack.us

11 yorum :

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

sana yalnız şunu söyletetim ataletim o sirtaki oynayan sarışın afet bendim bi de o öyküyü ben yazıp veriyom arkadaşına))
iyi bir hafta olsun ataletimmm, ben bu gün biraz aktivite ile başlıyorum haftaya Kadıköy sinema minema alış veriş falan işte. Görelim bakalım ıssız adamı . Öptüm seni çok çok

burdasaklaniyorum dedi ki...

canlandırdım gözümde her anını.
seksi kadını, okul çıkışı modunu, yakışıklı adamı, ıslanan seni.
sen...
iyi bir öykü yazarısın aynı zamanda ataletim.
bi günaydın diyeyim şimdilik.
yine gelirim

Ece dedi ki...

Gri saçlıya takıldım sonunda.Birlikte olduğu kadını bir daha gözden geçirmiş midir acaba diye.Sımsıkı sarılıp öpmüş müdür yoksa arkasını dönüp uyumuş mudur:))

Ben gelmem senle kafeye mafeye..Ürküttün beni.Benden çıkaracağın yazı daha uzun olurdu eminim:))

Seni seviyorum ben.


İMZA;Kendine yeniden bakan kadın..

kayipsimurg dedi ki...

Günaydın
Acıdım onlara. Hatta acıdım değil Pınar Kür'ün "küçük oyuncu" kitabında bir tanımlaması vardır. "Güldü diyemem. Bir anda oldu biliyorum, bilerek ve isteyerek yapmadı, sadece gülümseyiverdi" diye tanımlar o durumu. Ben de öyle işte acıyıverdim.
Sanırım, o gecenin serinliğine sarılıp çiseleyen yağmurda yürüme, ruhunda patlamaya hazır volkan etkisi yapan konu mankenlerinin etkisini serinletme girişimiydi. Belki de ben yanlış anladım. Diyorsun ya her yazar kendini yazar :)

uctemmuz dedi ki...

Kapı önü yorumlarından şunu anladım, kendilerini sevmiyorlar sanırım.
(yani böyle tanımadan etmeden atıp-tutmak hoş olmadı ama)
Kendini sevmeyen kadın ne çok. gizlendikleri yerden çıkanlarını da gördüm bazen...kimisi çok ürkütücü oluyor bu durumda. pas tutmaktan belki. ama kimsenin hakkını yemeyeyim, insanı kendisi olmaktan alıkoyan çok gerçek durumlar da var hayatta.

who dedi ki...

Ben o sarışın olmak isterdim. Ama sonra o barda yanında oturan, usul usul etrafı süzerken seni dinlemek ve demlenmek isterdim.

:)

grip geçmedi mi artık. bilirsin işte heralde.. ilaçla yedi gün ilaçsız bir hafta :)

sevgiler.

Dolphinblue dedi ki...

o bol dekolteli sarışın hatun ben olsaydım eğer dünyanın eeeeennn mutlu kadınlarından biri olurdum sanırım ;) ayrıca neden hayatımın yeşil rengi olduğunu bu yazıyı okuyunca biraz daha iyi anladım :) ve neden bilmem bu yazıyı okurken müthiş keyif aldım... sen hep böyle ortamlara katılsan gözlem yapsanda bizde kolaycılığına kaçıp yalnızca okumuş olsak.... ama napiiim çok güzel anlatıyorsun :) birde senin yazı tarzına alıştım ya ben daha fazla keyif aldım okurken... mucukssss yapıp diğer bloglara doğru uzanayım biraz :)

bitti dedi ki...

nekkaaa güzel yamışsin more buni büle=))))
çokkkk özlemişim bu dem de bu keyifte atalet yazılarını
ben en çok yağmurda yürüme kısmına takıldım
ööle toplaşan hatun kısmının dağıldığı sırada o yağmur olduğunda hep yürüyen olmuşumdur ben
içim çok konuşur ööle zamanlarda benim ve belki bi bara girip sıcak bi şarap içmişliğim yoktur bi başıma ama bi cafeye girip sıcak kahve içmişliğim çoktur=)))

Kiraz dedi ki...

Yazını okuyunca; Je t'aime Paris filmi geldi aklıma. İzlemişsindir belki..( Ben de yazmıştım hani )
Oradaki gibi 5-6 dakikalık kısa bir film çektim hayalimde hemen. İçerideki sahneler, senin duruşun, çıkıştaki diyaloglar..Ve caddede yürüyüşün...İstanbul gecelerinde bir la femme...Süper oldu :)

geçkalmadımki dedi ki...

Yorum kutusunu açınca benden başka talipler olduğunu da gördüm.. ama yine de talibim, o çiseleyen gecede o barda yanındaki tabureye oturup seninle sohbet eden ve içen olmaya...
Sevgiler...

Adsız dedi ki...

Hüzünlendim nedense bu yazını okurken...
Yağmurda tek başına yürüyüş ve belki bir zamanlar sana yakın olan arkadaşların aslında ne kadar uzak olduklarını görmek...

deli kız

Follow my blog with Bloglovin