23 Kasım 2008 Pazar

bir devir...

 

ondokuzuncu yüzyıldan önce..

gemiler kıyıya yanaşmazdı..

sandalcılar taşırdı yolcuları açıkta demir atan gemiye..

 

bindokuzyüzlerin başında..  şirketihayriyye..

gemilere yolcu ve yüklerin sandallarla taşınmasından kurtulmak için..

iskeleler inşa etti..

ancak 1914den sonra.. bu iskelelerin yanı başına da.. yolcuların beklemesi için binalar.. yapıldı..

karşı tarafta oturan halalarıma gitmek için her hafta kullanırdık.. bu iskeleyi..

eminönüne uğrayan vapur kaçırıldıysa.. köprüden yürüyerek geçip karaköy iskelesinden biniş.. benim yoruldum mızıldamalarım..

yeşil deri kanapeler.. pirinç kül tablaları.. ahşap kollara gömülmüş.. inen çıkan illa ki.. sıkışmış pencereler.. azıcık araladığında.. illa ki itiraz eden teyzelerr...amcalar..

babamın hovardalık günlerinde.. lüks mevkide.. tek kişilik koltuklar ve sehpalar olan oturma grupları.. bizoteli kristal çcamlı kapıları.. garsonları.. türk kahvesi..

güzel havalarda.. dışarda oturmalar..  ayaklar geminin kenarındaki demir tutamaklara değsin diye kayarak oturmalar.. nihayet değdiğinde.. bir büyümüşlük duygusu.. indir çocuum ayaklarını.. ne ayıp şey denildiğindeki.. bozum olmalar.. daha yeni kavuşmuştuk...

geri dönüş yolunda.. benim uykumun gelişi..

mızırdadığım zamanlarda.. babamın beni omuzlarına alıp.. eminönündeki tren istasyonuna kadar taşıyışı..

babamvayla götürürüm ben kızımı deyişi..

büyüdükçe.. iskeleye gemiyi bağlayan halatlar yeni bağlanmakta.. çımacılar daha tek tarafı tutma yerli yaya iskelelerini gemiyle vapur iskelesi arasına atmadan havalı bir şekilde.. atlanıverildi.. iskeleden vapura..

kocaman lastiklerin arasından.. suyun köpürüşü yeşil mavi beyaz... helezonlanışı havaya saçılan tuz iyot kokusu.. yüze vuran sprey gibi tuzlu su nemliliği..

beynimde.. burnumda..

martılar bi de..illaki..

aşk öyküm yok..

bir iki vapurla sınırlı bakışma kesişme.. eminönüne kadar takip edilmem var.. laf atılarak.. önemsiz..

vapurda.. ama çok anım var..

istanbullu olmak demek..

şirketihayriye ile flört demek..illaki..

bu battı.. haydarpaşa kapatıldı.. artık beşyıldızlıotel olacak.. denizle kara bağlantısı kesildi.. anadoludan.. eminönü bağlantısı dul kaldı.. eski siyahbeyaz filmler.. belgesel oldu gitti.. elde tahta bavulla.. gelen.. anadolulu fakir delikanlı ..artık bir belgesel yıldızı..

hepsi yok olmadan.. ruhsuz proforma .. biletçi.. kontrolör ..insan ruhu olmayan geçiş mekanları yerleşip.. biz de unutmadan.. burada da bir zaman kapsülü olsun..

ey yolcular.. deyin bakayım siz de .. vapur.. iskele anılarınızı..

6 yorum :

alpernatif dedi ki...

Ankara da denizle ilgili anılarım say say bitmez :D

Ama resimelr enfes
sabah sabah uykumu açtı

e bi de günaydın :)

geçkalmadımki dedi ki...

Olmazmı Ataletim..
Özellikle Karaköy iskelesinde..
Emekli olduğum güne kadar her gün Kadıköyden binip, Karaköye oradan da Tünelle İstiklal caddesindeki işime gitim, akşam da aynı yolla eve döndüm.
yani yıllaaarca günde iki kere Karaköy iskelesinden geçtim, gişedeki görevlilerle, çımacılarla artık tanıyorduk birbirimizi..
..bir çoook anı.. buraya sığmayacak kadar..
ama bir gün önden mor saçlı şık giyimli, ince yüksek topuklu ayakkabılı bir kadın görüp heyecanla yetişmeye çalışıp, sen ataletmisin diye sormak istemiştim yetişememiştim.. ama değilmiş :)) şimdi o geldi aklıma..
öperim sevgiyle...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Ah ataletim hep aynı yolları yürmüşüz seninle.İstanbul demek Şehir Hatları demek ne güzel demişsin ne güzel dile getirmişsin.Seni okurken benim aklıma yazarken gelmeyen bi sürü anım hücüm etti. Önce seni okumalı sonra yazmalıymışım. Babamvay sözünü hiç unutmamalı, çoçuklarına anlattın dimi.Kadıköy vapurunun Kadıköy den önce Haydarpaşa'ya uğrayıp yolcu bıraktığını ya da aldığını kim hatırlayacak.Bir şehre ruhunu veren yapılar bir bir gidiyor iyice ruhsuzlaşmadan ne bilim yav. ÇOK ÖPTÜM SENİ

Hakan-Korsan dedi ki...

Atalet hanım duygulanarak okudum yazdıklarınızı. Ruhsuzlaşan şehirler var artık günümüzde. Belkide ruhsuzlaştırılan demek daha doğru. Değerlere sahip çıkmak her birini kucaklamak anmak paylaşmak gerekiyor. Sevgiyle

Ece dedi ki...

Vapur,iskele anıları deyince, ilk aklıma gelen Salıpazarı yolcu salonu geliverdi aklıma..Babamın çalıştığı gemiler oraya yanaşırdı.Haftalarca,bazen aylarca görmediğimiz babamızı getiren geminin limana girişini izlerdik camdan.En yeni kıyafetlerimizle..Ben o yolcu gemilerini özledim en çok..Kardeş gemilerdi onlar Akdeniz-Karadeniz,Ege-Marmara gibi..

Şehir hatları vapurlarını çalışmaya başladığım ilk yıllardan beri kullandım.Anılar çok tabi.Biraz geciksen, iskele memuru kapıları kapattırmaz sen gelene kadar:))Öyle tanışıklıklar olmuştur.
Hangi birini yazacağımı bilemedim ama yok oluşlarına içim yanıyor.Karaköy iskelesi yanmıştı bir sene hatırlar mısın..Perişan olmuştuk.
Ben eskilere düşkünüm ya, hiçbir şey eskisinin dışında yenilensin de istemiyorum.Orijinaline sadık restore edilmeli. İstanbul bu kadar hızla ve bu kadar çirkin değişikliğe uğramamalı.
Bi de çok konuşmadan,susup,gitmeli.Ama öpmeyi de ihmal etmemeli..

Kiraz dedi ki...

Koskoca iskelenin batmasına ben de çok üzüldüm :( İnsanın aklı almıyor..

Her gün karşıya geçen biri olarak, vapur-iskele anım çok demek isterdim ama çok değil..Az da
değil gerçi. Ben Beşiktaş'a geçtiğim için motoru tercih ediyorum. Eminönü tarafına gidersem vapur saati yakınsa vapura, değilse motora biniyorum.

Vapurdaki en son ilginç vukuatım geçen ilkbaharda olmuştu. Beşiktaş'tan Beylerbeyi'ne 2 küsür saatte gitmeyi başarmıştım :)
Bunu bloga yazarım yakında..

Bir de eski bir sevgili ile olan
anı geldi aklıma ama yazmıycam,
kendi salaklığımı hatırladığım için :)
sevgiler Ataletim..

Follow my blog with Bloglovin