31 Ekim 2008 Cuma

yaftalama allama pullama saçmalama....


farkındayım..
keyifsiziz..
ben de..

yazılarda yorumlarda keyifsizlik aldı başını..
istenilen gibi gitmeyen kutlamalar..
bekleneni vermeyen.. mustafamız..
pedofilinin gündemden inmemesi..
blogırın bi gidip bi gelmesi..

son zamanlarda..
daha doğrusu.. çocuks ve sknın hayatındaki dalgalar..
tsunami şeklinde tepemden aşağı boşaldığında..
suyla kapışmaktan.. suya direnmekten.. suyu yeniden yatağına iteklemekden öyle yoruldum ki bir gün..
sorun büyüyüp öyle boğdu ki beni..
ilk o zaman yaşadım sanıyorum bunu..
birden yukardan bakmak istedim.. içinde olduğum ortama..boğulmamak için..
denedim.. hmm evet işte bir oda.. bir gereksiz kadın.. toparlayıcı..
birkaç sorun çıkarıcı.. yazık kadına..

az daha yukarı gidelim..
bir sürü oda..
bazıları can .. bazıları gelecek.. bazıları karın tokluğu..
bazıları sefa derdinde bir çok küçük insan topluluğu..
ki bunlara aile deniyor..
bizim kadının durumu bazılarına göre daha iyi..
daha yukarı..
bir ülke..aman içe dışa uçan kuşa.. sorunu var buranın..
daha yukarı.. bir dünya..
suları azalan.. buzulları eriyen.. toprakları kuruyan..
oksijeni tükenen..
yeryer alevlerin yükseldiği..

daha yukarı..
bir atmosfer.. çöplük..
uydular metaller..
delikler ozonda..
aaa bu kadın manyak.. sorun olarak neler varken neler için kendini paralıyor.. dedim..

indim..
odaya geri..
gülümsemeyi başardım..

zamanında verilmeyen ödev..
uzun olduğu için ihtar alan saç..
ilaçlardan.. tanıdan ve herşeyden kıllanmış huysuz sk..
daha ufak sorunlardı şimdi..

bir gün her fani toprak olacaktırdan daha beter birşeydi gördüklerim..
bir gün bu evren yok olacak..
ve hatta..bunlar da dert mi??
iyi geldi..
geçici bir süre için.. servis dışı kaldı kaygılar..

sonra da.. ara ara yaptım bunu hep..
bir sıkıntı hissettiğimde..
ne kadar önemli olduğuna..
sorunun ortasında iken karar veremiyor insan..
ben veremiyorum en azından..
ama böyle olunca..
daha rasyonel yaklaşabiliyorum..
kaygı ile vakit kaybetmeden..
incir çekirdeğine eziyet etmeden..
sitem.. kavga.. sorgulama aşamalarını geçip..
doğrudan "hadi çözelim" durumuna geçebiliyorum..

yani kaderci olmak değil benim amacım..
sadece pratik çözüm üretmek daha kolaylaşıyor..
işte ataletin canıtını..bunun simgesi..

ama bazen..
olmuyor..
mustafamıza dokundular..
mustafa.. diyerek insan tarafını ortaya koyacaklardı..umulan beklenen buydu..
ama bazıları zaten şüpheli idi..ııh bu zaten.. soyu sopu karışık biri.. sponsoru da bi yerlere bağlantılı..
ve çocuklarını göndermeden önce kendi gidip izleyenler de vardı..o kadar şüpheciyiz ..olduk..
ve görmek istediklerini gören.. görmeyen.. gösterilmek isteneni gören görmeyen.. bir çok yorum okumaktayız şimdi..
görmedim ben filmi..

ne farkeder ki.. ardından söylenenler..
mustafamız..görevini yapmış.. devretmiş..
aklını kullanmış.. vizyonunu kullanmış..
doğru bildiği yolu.. döşemiş.. ve hatta kendisi için..
naçiz demiş.. kırılgan.. benim yapamadıklarımı yapın demiş..
doğruları da koruyun..benim adımı koruyun.. anımı koruyun dememiş.. bilge imiş..

çocuğunu yetiştirmek gibi.. yetiştirmiş cumhuriyeti.. ne gibi bir art fikri olmuş olabilir ki..
sürdüğü yaşam tarzı kendi tanığıdır..
hani malı mülkü.. varisi.. hani.. sarayları.. fuhuşu.. hani.. zaten bunları tartışmak.. savlar ileri sürmek ters..

çocuğu ..
yetiştirirken bu doğrudur..kesindir.. sonu süper olacaktır diyemezsin..
yıllar sonra çıkar sonuç ortaya..en sadece en iyi bildiğini en doğru bulduğunu yaparsın..
o zaman da hala .. beğenilmeyen ya da eksik kalan bir şey varsa.. düzeltebilir artık erişkin olan çocuk..
değiştirmeyi akıl etmeyip homurdanıyor ise..
o zaman da daha erişkin olamamıştır zaten..

bence.. mustafamıza dokundular dememeli..
mustafadan devraldığım için.. ben kendi adıma ne yaptım demeli..
ayrıntıda boğulmadan ayrıntılı üretmenin sırrını nasıl çözerim..demeli..
ben günlük yaşam tarzım ile.. nasıl devredeceğim.. bu giderek inişte olan dünyada geleceği.. geleceğe..

ben öyle diyorum..
ama posta kutusu.. ama haberler.. ama sokak ve çevre.. bunları konuşurken..
uçmak zor oluyor..
kenarda duruyorum..
suyun kenarında..
ve bağırmak istiyorum ...
dokunmayın canıtınıma..


***************
bu yazıyı.. akşam üzeri yazmıştım.. ve de keyifsizdim..
sonra 18liğim ile konuştuk..
en taktığım üç konu ile ilgili fikirlerimi söyledim..
insanların şifre çözücülüğü.. yaftalama merakı..
yaftalarken yaptıkları vurgu hataları.. sapık "tenor" çıktı gibi.. bariton mu ummuştunuz diyesim geliyor..
ve bilinen oturmuş çözüm yolları varken.. bilmem nerde ne oldu napicaaz tarzında bireysel yaklaşımları gibi..
sen de kızıyor musun dedim..
bunlar için mi....hayır dedi..
insanlar bilgiyi fikri aklında tutmak için etiketlemek zorunda.. o "leybıl " dedi de.. düzelttim ben..=P
bu da "tenor olan sapık işte.. değilse.. binlerce milyonlarca farklı özellikli bilgiyi ve bireyi aklında tutamaz.. çıldırır..
peki ama dedim.. nedn bu kadar tuhaf ayrıntılara takılıyorlar..
orta zekalılar da ondan dedi.. orta zeka.. düşük zeka aslında.. biliyosun değil mi..
sen soruları soruyosun.. ortada uçuşuyorlar..uzattıkça uzatıyorsun ve seni bozuyorlar..
ben cevap arıyorum.. buluyorum konuyu kapıyorum..
sen gel bakiim dedim.. doğru musun eğri misin bilmem ama.. bana iyi geldiğin kesin..
muahhhhhhhhhhh dedim sonra.. elbette..
ve SON... FİN.... THE END... yazıları geçerken..
canıtın teşekkür eder.. 18liğin şahsında.. onun gibilere..
******************
bi gün kısa yazıim dişimi kıracağım..=D..
******************




Image Hosted by ImageShack.us

6 yorum :

beyaz gelincik dedi ki...

bazan öyle olur işte,
18!likler öyle
cevaplar verirler
hem şaşarsın,
hem hayran kalırsın.
bu benim çocuğum diye...

biz ne kadar
önyargılı bakmayalım diye çabalasak da
bakıyoruz...
sonuçta


öyle yükseklere çıkıp
yukarıdan seyretmek
kendini ve olayları
hoş ,
kendini çekip dışarı
çözmeye çalışmak olayı,
objektif olmak olabilmek
yılgınlığa düşmeden
çözüm üretebilmek
güçlü olmak yani...

ama her yerde vardır onlardan
OZ'lar ve ahmaklar,
bir bakarsın seni de çekmişler
anlamsız bir olaya tartışıp durursun.
ben en çok onlardan kaçarım,
çünkü anladıkları bildikleri kadardır,fazlasını almaz beyinleri ve çaba da göstermezler anlamak için ataletim...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

ah ataletim , şimdi burada kimseler bilemez bu yazıdan çıkan sonuzu, ama ben bilirim sen böyle yazdınmu sonunun nası geleceğini, ama bu sefer yapmaz belki diyom hı??
Mustafayı görmemem kararı aldığımı cümle aleme beyan ederim. Kaçış sendromumu her ne haltsa ondan yapıyomuşum ben. Hiç de değil. Birinin özel hayatının başarılarının önüne geçirilmesine her zaman karşı çıktım. Ha öğrendik, aslında o da zaafları olan biriymiş. Yani şimdi şeyimizde noncuk mu bulduk .

alpernatif dedi ki...

Mustafa
Henüz gitmedim,gidemedim
Ama gitmeli
Kaçmamalı
Onlar Mustafamıza mı dokundu kendilerince ?
Ben de anlatayım benim Mustafa mı kendimce
Youtube kapatma gibi sorunu görmezden gelmektense
Ben onlar için sorun olayım,o daha doğru
Ya da öyle gibi geldi bu saatte içilen şarabın eşliğinde :)

geçkalmadımki dedi ki...

Ataletim be..
Sen benim en sevdiğim filozofumsun..
Tanıdığım, görme ve hatta (bir bahariye cmtsi günü) dokunma şansım olabilecek filozofum...
çıkp yukarıya bakıcam şimdi, evime, aileme, ülkeme, dünyama ve evrene..tam da bunaldığımı, boğulmak üzere olduğumu düşünürken ışık yaktın bana..
Harikasın sen.. seviyorum seni ve öpüyorum...

aysema dedi ki...

Atatürk diye diye Atatürkçülüğü unutturmaya mı çalışıyorlar?

Atatürk de çocuk olmuş, genç olmuş,insan olmuş. Bundan doğal ne olabilir ki... Ancak önemli olan bu mu? Atatürk'ü Atatürk yapan eserlerini gözlerden kaçırmak mı amaç? Yada yaptıklarını yıkanları gözden kaçırmak mı?

Atatürk'ü anlamak, yaptıklarını geliştirerek yaşatmak istiyorlar mı?
Oyyy Atatürk oyyyy...

Şarküteri dedi ki...

Yazıyı blogcuda okuyup yorum yapmak için blogır a geldim. Seçenek çok çünkü.

Öncelikle tenor olayını ben de internet gazetelerinden okudum. Yahu izmirdeki 7 senem çeşitli çok sesli korolarda tenor olarak şarkı söylemekle geçti. Şimdi bizde mi sapık olduk? Zaten çok sesli müziğe öcü gibi bakan insanlar varken şimdi de sapık gözüyle mi bakacaklar? Şu var, bütün erkekler ses perdesine göre tenor 1-2, bariton ve bas olarak ayrılırlar. İster şarkı söylesinler ister söylemesinler...

Mustafa ile ilgili de çok çeşitli yorumlar okuyorum. Kimisi Atatürk ü "Mustafa" boyutuyla algılamaktan rahatsızlık duyuyor. Yani onu insani yönleriyle görmek, görmeye çalışmak bütün büyüyü bozabilirmiş gibi. Daha çok tepkiler gelecek Can Dündar' a... Bu filmi yabancı odaklardan aldığı paralarla yaptığı, amacının Atatürk imajını zedelemek olduğu şimdiden konuşulur olmuş... Filmi izleme şansım şu aralar olmadığı için daha detaylı yorum yapamayacağım... Ama en azından Can Dündar ı cesareti için kutlamak istiyorum.

Follow my blog with Bloglovin