4 Eylül 2008 Perşembe

yaşam evimize mi esin verir.. biz yaşamı mı şekillendiririz..hı?? ne dedi??


yaşam evimize esin verdiğinde..
evimiz bize esin verir demiş biri..biyerlerde okudum..

ben olsam..
yaşam bize ne oyun planladıysa .. biz o rolü oynarken..
evimizin de dekoru sahne dekorumuz olur.. derdim..

dekorun gelir ile..
eşyanın sayısı.. şıklığı ya da pahası ile ilgili değildir..

o lafı söyleyenin demek istediği..
evinizde mevsimlere göre dekor değiştirin..=P
saime hanım.. yapardı bunu..
mevsimlere göre evini düzenlerdi..

o zamanlar bir çok insan böyle yapardı.. hala da yapanlar var..
amacı çevresel şartlara uyum olsa da..
saime hanım ..
dekoratif sanatla uğraşan biri olarak pek incelik katardı buna..
az ve değişmez eşyasına..

yazlık keten perdeler.. takılırken..
kışlık ağır dokuma perdeler kaldırılırdı.. yıkanıp..
mantıklı neden..
kışın ısınma..
yazın mümkün olduğunca ışığı içeri alma olsa da..
onun perdeleri hep..
ya bir örtü ile.. ya yastıkları ile uyum içinde idi..

yastıkların kılıflarını da değiştirirdi..
bu durumda..
yazın keten yastıklar..
kışın yünlü ya da kadife..

koltukları kılıflamazdı gerçi..
ama üzerlerine keten örtüler atardı..
yazın sıcakta yakıyor bunlar derdi..

halılar kalkardı sonra..
ufak ve ince.. bir iki tane.. kalırdı..
sadece..
amaç gene.. kışın ısınmak ve yazın..
hem sıcaktan kurtulmak hem halıları güvelerden korumak .. olsa da..
saime hanımın halılarının renkleri de..
yazlık ve kışlık doğaya uygundu..
yazın daha açık renkler yeşiller kremler..
kışın bordolar.. şarap renkleri..
insanın içini ısıtan renkler..

sehpalara yazın incecik iğne oyası beyaz örtüler koyardı..
kışın kalın keten takımlar..

bibloları bile..
yazın doğaya uygun malzemeler .. ve şeffaf camlar kristaller..
kışın gümüş.. kalın ve gene sıcak renkli camlar.. seramikler..

su koyardı bir kasenin içine..
en çiçeksiz mevsimde..
ve içine iki sap olsun tomurcuk atardı..
hercai menekşe başları yüzerdi sonbaharda..
kışın sarmaşık yaprakları.. kırmızı top meyveli sarmaşıklardan..

örtüleri kıvırırdı..ya bir vazonun ya bir kasenin ya da..
bir biblonun etrafında..

gelen konuklar.. hemen bir düzeltiverirdi örtüyü yanlışlıkla kıvrılmış sanarak..
kibarca çaktırmadan gider düzeltirdi.. bi süre sonra..

iç mimarların aç kalacağı düşünülürdü..
dekorasyon dergisi filan yoktu o zamanlar..

evde savaşlar olurdu bazen soğuk savaşlar..
saime hanım bir vazoyu alır sehpanın üzerine koyardı..
cemal bey..
alır.. vitrinin üzerine taşırdı..
saime hanım gene taşırdı yerine..
cemal bey de hemen gene vitrine..
takip ederdik ses çıkarmadan..
komedi gibiydi..
onların hali..

ama meğer ne derin bir anlamı varmış.....
düşünüldüğünden... göründüğünden ne kadar da farklı imiş..

şimdilerde dekorasyon dergileri var..
renkleri değiştirin..
dekoru değiştirin..
aksesuarları değiştirin..
diye önerileri var..
o suda yüzdürdüğü tomurcuklar..
dergilerde boy boy resimlerle dekoratör önerisi..

amaç ise..
evi yuva yapmak..
evi koza yapmak..
yaşadığın yere kendi izini damganı basmak..
saime hanımda da amaç buydu..
dergi önerilerinde amaç bu..
bize bir yuva vermek..
bu anlaşılır bişey elbet..
her ev bi koza ..yuva..
güvenlik duygusu..
özgüven vermenin en kolay yolu..
yetişirken güvenlik vermek..

ama saime hanımın evinde..
eşyaların da yerleri habire değişirdi..
şakalaşırdık..
gözü kapalı gelip.. otursak ..koltuğun olduğunu bildiğimiz yere..
küt popo ütü yere oturucaz kesin derdik..
o kadar sık değişirdi..
konuklar iki kez üstüste gelip aynı şeyi aynı yerde bulamazdı..

üstelik yediotuz ondokuzotuz çalışırdı saime hanım..
yani evde oynaşacak vakti yoktu..
sorarsan saime hanıma..
neden diye bu kadar eşya değiştirme..
"huzursuz insanlar çok değiştirirmiş eşyasının yerini derdi"..
ben de ışıklı grimavi gözlere..
bu sözü söylerken gülümseyen yüze bakardım..
ve şaşardım..
neresi huzursuz bu kadının diye..

sonra erişkinlik geldi..
ben de değiştirir---dim çok eşyaların yerini..
çocuklar okuldan gelince..
teftiş yapardı.. bugün ne eklenmiş çıkmış diye..
bu değiştirme işinin tavan yaptığı zaman..
kocaman bir büfeyi..
gece saat onbirotuzda..
sk ve çocuks uyurken..
kıdemli yengecimle beraber..
boşaltıp da...
salonun öbür ucuna taşıdığımız gündür..

benim..
biri ilkokul birde.. yani altı yaşında..
diğeri iki yaşında iki velet ..
yarım zamanlı yardımcı..
şehrin öbür ucunda iş yeri..
ve tam gün çalışma zamanlarımda..

sknın bu yoğun ve sorumlu kadından ..
artık bir umudu kalmayıp..
istanbulu birlikte yaşamak umudundan vazgeçip..
kendi başına bir sosyal yaşam kurmaya başladığı..
benim klasik xy olmama uğruna..
çenemi kapalı.. yüzümü gülümser..
evimi işimi çocuksumu süper düper tutma saplantısında olduğum yıllardan biri..
belki de sonlarına doğru..

büfe gece ikide buldu yerini..
içi silindi yeniden yerleşti..
ama ne benim eve tıkılmalarım..
ne sknın uçuşmaları değişti..
büfe yer değiştirince..
başka şeyler değişmeye başladı ama kafamın içinde..

bak aklıma geldi de..
o büfe var ya..
çok çekti benden..
evlenirken yemek takımı ile beraber geldi..
üstte iki cam kapak..
altta iki çekmece ve bir de iki ahşap kapaklı dbölümü olan geniş alt..
bildiğin büfe işte..
ama..
beni yansıtırdı tepesi..
yuvarlak bir üstü vardı..
dümdüz şeyleri sevmem ben..
kıvrımları severim..
o da bulduğum en "ben" büfe idi.. zaten o yüzden aldım takımı..
geri kalanlardan kısa zamanda kurtuldum.. büfe kaldı..

önce saime hanım öldüğünde..
cemal bey komada iken.. annemin bana verdiği abi ile..
köprüler gereksiz atılmış iken..
terapi niyetine..
içimi susturup..
kendimi uyutamadığım zamanlarda..
salonun ortasına çekildi..
boya sökücü ile sıvandı..
rengi.. akajudan cevize dönsün diye hazırlandı..
ceviz rengi cilalar sürüldü..
olmadı..
sonunda patine boyalarla saldırıldı..
günlerce..
ne renk olsa daha iyi olur diye..
düşünüldü..

gece yarısı arkadaşım benim..
o büfe..
oniki dört arası oyalanmalarım o büfe ile..
iki kat cila..
üç kat boya..
iki kat vernik..
aralarda saatlerce zımparalama.. silme kurutma..
ile görüntü değiştirdi..
her eve taşındı benle beraber..

bir kadın kaç kat işlem ile örter uyumsuzluğunu..
leydi delani.. ki ayrıca blog konusu edilecek bi kadındır..
bir çarkıfelek çiçeğine.. 230 kağıttan kesilmiş petal yapıştırmış..
onun durumu benden daha vahim olsa gerek..

işte en sonunda da..
demin anlattığım gibi..
yerini değiştirdim.. bir gece yarısında terapi niyetine..
rahat ettim..

yeni eve taşınırken ilk o büfenin yerini hayalledim.. tasarladım..
ama eve geldiğimde bir baktım..
sk benim büfe koyacağım.. koyabileceğim tek yere..
kocaman bir radyatör taktırmış..
elde büfe.. kalakaldım..

sonra mı..
üstünü söktüm büfenin..
koydum kapının önüne..
üstü diyorum..
kıvrımlı yeri..
en sevdiğim yeri..
onu seçme nedenim..i..
attım..

pek sevindi..
eski eşya toplayan adam..

şimdi düşünüyorum da..
iki başlı iki karar verenli ev olmayacağı gibi..
iki katlı büfe de olmasındı madem..
bilinçaltım bunu böyle anlayıp..böyle değerlendirmiş olmalı..
giden de bunu tek farkeden ben olmalıydım o zaman..
öyle karar vermiş..
bilinçaltım..

büfenin ..
altı.. ben olmayan tarafı da.. bir süre ortada dolandı..
şimdilerde..
benim eski hobi depomda..
sürünmekte..
onun da atılması yakın eli kulağında..=P..
ama sk bir şekilde büfenin öyküsünü anladı galiba..
her atacağım dediğimde..
bir gerekçe ile .. engel oluyor..
battı mı sana diyor.. =P..
benim esas sevdiğim bölümü çoktan gitmiş..
kalan parçada emeğim olsa da..
duygusal bağım çoktan kopmuş.. hatta hiç olmamış..
ben kıymetli olanı..
uyum adına gözden çıkarmışım..
işte sanırım bunu tam anlamıyor..

dolap öyküsü araya girdi..
anlatmak istediğim şu idi.. aslında..
aradan geçen zaman içinde..
sanırım..
ben eşyaları düzelterek..
evi yaşanabilir.. hoş ve sıcak görünen ..
davetkar..
halde tutmanın..
yaşamımı düzenleyemeyeceğimi anladım..
el çektim.. evden ..
kendi duygu ve yaşamımı.. tedaviye aldım..
süper de oldu..
ev düşündüğüm gibi reyting kaybetmedi..
benim de reytingim tavan yaptı.. =)

biri derse..
sen eskiden..
hemen ben " eskiden çok eskidendi.. hayallerimiz vardı nırınım"
diyorum o kişiye..
bak şimdi gerçeklerimiz var..
daha iyi durumdayız..

ee sonra?? diyosunuz di mi..??
ben evi bırakıp kendimi düzen koyunca mı??
dolaptan sonra mı..??
bişi olmadı..
öyle yer filan oynamadı yerinden..
kimse aniden değişime uğramadı..
önce sitemler geldi..
benim yaptığım özenli soslu süslü yemekler istendi..
benim kurduğum.. süslü sofralar istendi..
evde pişmiş kekler börekler istendi..
ama kararlıydım..
en güzeli.. kolay olan hazır olan dedim..
ne kötü ve katısın atalet..!!!...
evet..
sanırım..
ama her hareketin yakıta gereksinimi var di mi..
birileri o sofraların o yemeklerin o zamanların emeklerin tadını çıkarmalı..
farketmeli..
dışardaki hayatı farkettiği gibi..
yakıt bu işte..
yapılanın tadını çıkarmak..
öyle teşekkürden filan bahsetmiyorum..
frketmek ve tadını beyler gibi çıkarmak..
hazırlayanın tadını kaçırmadan..
daha sonra..
çocuks mesela..
dekorasyonla ilgilenir oldu..
bu koltuğu buraya koysak..
bu biblo burda olmamış..
hıhı dedim dalgınca..
siz koyun nasıl istiyorsanız..
sonra sk başladı ..
eşyalarla oynamaya..
dağıtılanı farkedip toplatmaya..
ama en hoşu..
sknın eve benden erken gelmelere başlamasıdır..ki..
pek yadırgadım bu dönemi..

sonra sk hastalandı zaten..
sonra ev kendi haline terkedildi bi süre..
kaprisli değilimdir ben..
ne de.. kindar..
ne de gereksiz beklentili değilimdir..
sırayı önemi bilirim..

şimdilerde..
arada giriyorum .. o "ben" yemekleri yapmaya..
"ben" sofralar kuruyorum arada..

bi köşeyi "ben yapıyorum örneğin..
ama sadece bi köşeyi..
dizi dizi oraya yerleşiyolar..
sonra dağıtıveriyorlar..
gülümsüyorum..

ama bu aralar tepeden tırnağa..
gene evi elleyesim var..
korkuyorum..
kozam yuvam.. prangam olduğundan beri..
ben olan şeyleri kapıya kolayca koyuverdiğimden beri..
korkar oldum evden..
fazla hareket ettirmekten..

oysa ev..
hareketsiz cansız bişey.. ruhu olsa da..
bizim yüklediğimiz anlamdan başka anlamı yok..
ama nedense korkutuyor işte beni..


***********
resim
http://www.bhg.com/decorating/home-accessories/accessories/decorating-with-natural-elements/
den

5 yorum :

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

bu yazını sindire sindire okudum.Sen azcık eski ehlikeyifi özledin. Korkma yap. Nasılsa artık yolu biliyosun , olmadı yeniden dağıtırsın.Bi gece yarısı öpücüğüne ne dersin he

Çocuk dedi ki...

Konu ile ilgisiz olacak ama okur da gerekeni yaparsan çok sevineceğim..

http://kalemhane.blogcu.com/lt-font-color-red-gt-tekerlekli-sandalye-lt-font-gt_23355221.html

beyaz gelincik dedi ki...

ben,
anladım seni...

Ece dedi ki...

Bugünkü deneyim,birikim,zevk,düşünce ve gereksinimlerle, dışarda rastlanacak ve edinilecekler daha başka türlü yansır evin dekoruna belki. Ya tamamı değişir, ya da bir bölümü..:))
Sevgiyle...

sedencik dedi ki...

evet farketmek önemli...
kuru teşekkür yetmez...
ama
zamanında farketmek önemli herşeyi...
büfeyi hatırladım...
eski blogdu sanırım...
ve son derece samimi ve etkileyici bir yazı olmuş...
ellerine sağlık...
svgiyle...

Follow my blog with Bloglovin