2 Eylül 2008 Salı

şanelin uçurtması.......



işim gücüm gözlem/düşünce..
bu durumda..
doğru rüzgarı bekleye uçurtma gibiyim..

buldum mu rüzgarı.. artık ipin elverdiği kadar..
gittiği yere kadar..

dün vizit..
önceden söyleyeyim.. rahat okuyun..
hastalığı hafif.. ama ..
yaşı ileri hatun...
ilk anda ya anlaşırsın.. ya anlaşamazsın yaşlı kadınlarla..
ya ilelebet yaranamazsın ya da ilk görüşte karşılıklı aşk..
aşk olursa.. işimiz daha kolay yürür..
güveni tam olur..
empatiye inanır..
daha uyumlu daha motivasyonlu (hedefli) olur tedavide..
o yüzden her ilk muayene..
pek önemlidir..
sahneye girer gibi..
prömiyer gibi..

hatuna dönersek..
güler yüzlü.. tombul..
beyaz saçlı..
saçlar siyah bir file ile toplanmış.. filede beyaz inciler var..
üzerinde.. bej rengi saten çin modeli pijama..
bu ne şıklık dedim..
gelini atladı ordan..
evet dedi.. ben de yadırgadım.. neden bunu seçtiyse..
=P
ben yadırgamadım ama.. dedim.. çok şık ..
kliniğin en şık hanımı oldu tek hamle ile..
mutlu oldu benim hatun..

farkedilmek görülmek önemlidir.. kadınlar için..
yaş kaç olursa olsun..
yırtınır didinir.. ille bulurum bi farkedilecek şey..
ama bu zaten farkedilmeyecek gibi değil..
yüzünde güller açtı..

bugün..
tam çıkıyorum..
başucundaki dolabın üzerinde birşişe..
şanel numara beş..??*
mı acaba..
bir kedi gördüm sanki.. gibi oldu...
ama hamle etmişim artık kapıdan çıkmak üzere iken gördüm ..
dönemedim bişi diyemedim..

şanel numara beş..
tüm zamanların en kadın parfümü..
ben mesela hiç o kadar kadın hissetmedim kendimi..
yani parfüm sürerim..
ama reklamında..
maceracı kadının kokusu..
yok efendim.. şehirli kadının kokusu..
farklı kadının kokusu filan denilen modern notalardan ileri gidemem..
seçemem..
taşıyamam..

bu şanel var ya .. bu şanel.. ondokuz numaraya benzemez.. kokoya benzemez.. bu bir efsanedir..
benim diyen sürmez yani..
acıdır.. yanıktır.. dişidir..
marilin monronun parfümü..
hani yatarken bi tek onu giyermiş =D..
demedim bişi.. kadına..

koridorda..
hemşireye sordum.. hala bir kedi gördün sanki modundayım zira..
o bir şanel numara beş miydi dedim..
kıkırdadı evet dedi..


ben de böyle olmak.. olabilmek istiyorum..
ne hastaneye kendim yatarken ne de farklı refakat durumlarımda..
ne giysem demedim ya..
ne koysam çantama..

bu kadın evlenmiş.. temizlik yapmış.. çok çalışmış..
çocuk doğurmuş.. büyütmüş evlendirmiş yorulmuş.. felç geçirmiş..
ama hastaneye gelirken bile şanelini bırakmamış..naturası şanelmiş..
yaşamı da naturasını bozmamış..

benimle bu kadın arasındaki ..
fark ne biliyor musunuz..

fark benimle şu arkadaşımın arasındaki fark..
yeni doğum yapmıştı..
bebeini yere yanına yatırıp.. egzersiz yapardı her sabah..

bense..
bebeğimi yere yatırıp..
iş icabı gereken telefonları eder..
evin işin işlevini sürdürecek şeyleri yapar..
sonra vakit kalırsa..kitabımı okur..
ya da yazımı yazar..dım..
yani öncelikler.. görevden.. entelektüel keyfe kayardı..
o arkadaşım ise..
önce kendi gereksinimlerini yerine getirirdi sonra.. görevleri.. hele de başkaları için olanları..

işte fark bu..

bizim okulda kara tahtada da bu yazardı..lö dövuar avan tu..
herşeyden önce görev..
kmine göre görev..
hastanede bile parfüm sürmek..
kimine göre..
önce işleri bitirip vakit kalıra parfüm sürmek..

ama tabii şanele parüm deyip geçemem..

ha diyeceksiniz ki..
belki de öölesine o şanel..
hediye getirmiştir biri.. o da koymyştur oraya..
olsun benim uçurtma ö yne gitmedi işte..
bu yöne gitti..

belki hepsi yalan..
belki hepsi hayal..
ama o hasta..
ve aksesuarları benim uçurtmayı buraya götürdü işte..

kıskanç mıyım haset miyim nedir..

******************

bu arada gene servise..
kardeş düğününde kuzeninin açtığı ateşten ölümcül yaralanan ..
ölümden kurtulan.. ama felçten kurtulamayan bi hasta yatırdım..
27 yaşında bir kadın..


havaya sıktıklarının sekip gelmesi düğün evini katletmesi bi yana..
bi de.. yükselip yükselip..
sonunda yolu bitirip.. geri geliyorlar..
havadan kurşun yağıyor haberimiz yok..
kapının önünde oynayan çocuğun kafasına..
yolda yürüyen beyaz yakalının tepesine düşüyor..
bir lanet olsa..
bu magandaların attığı kurşunlar.. dönüp geri gelip kendilerini vursa..

bumerang kurşun üreteceksin..
sonra da.. onları düğün kurşunu diye satacaksın........

************
atalet..durum..
sakin ama yoğun..i
geldim sanırım ama her ana mola olabilir..


okur durum.. nedir yani.. bu kadar kargaşa gündem içinde.. bunla mı geldn ??..
bunu mu bekledik yani..

=P..
evet..
budur..
tam da..
budur..

8 yorum :

burdasaklaniyorum dedi ki...

oohhhh
çıkmadan önce bi uğradım ki, ay gelmişsin.
aman ne sevindim.
oruç kafayla, iftar etmiş gibi oldum valla 8))
bi de şu bumerang kurşuna bayıldım.
ah keşkeee dedim içimden.
keşke.
atanı vursa.
ne güzel olmaz mı gerçekten. hem başkası zarar görmez, hem vurula vurula azalır bunlar bi yerde.
hasta bayana gelince:
canlandırdım onu gözümde.
pek sevdim.
kokusunu da.
babam bir yurt dışı seyahatinden gelirken getirmişti anneme. chanel no:5. üniversitedeyim o zaman. bu kokunun methini duymuşum ya, sürdüm bi kaç okula giderken falan.
ama kot üstü askılı tişort altı bot falan..
olmadı ki. uymadı yani.
annem de ne kadar sürdü bilmem ama, hala içinde biraz durur, bekler öyle aynanın önünde.
dediğin doğru.
kokuyu taşımak için önce o psikolojiyi mi taşımalı acaba.
o teyze iyileşir.
canavar gibi olur hem de.
çok öptüm seni.
8)

Ece dedi ki...

Gel de..Neyle,nasil gelirsen gel,bekleniyorsun bunu bil..
Ablamin kokusuydu Sanel 5.Hic vazgecmemisti.Son yillarda hic surmedigini farkettim.Vazgecti..Kendinden vazgectigi gibi..
Saten picamayi birak,penyeyi bile giymeyi hissedemeyerek gecti benim hastahane gunlerim.Once gorev diye bakmaktan.Ne buyuk haksizlik ediyoruz bazen kendimize.
Bir ucurtma ucuruyorsun,kuyruguna takiliyorum devamli.
Seni seviyorum ve cok ozluyorum yoklugunda.

Dolphinblue dedi ki...

bence çok güzel bir yazıyla döndün geriye :)

anlattığın kadına bayıldım...
aslında hayatın her yönünde kendine keyif verebilmesini bilen, kendine bu derece saygı gösterebilen tüm insanlara bayılıyorum ben...

ve neden sana hep böyle renkli kişilikler rastlıyor acaba? mesleğinden mi yoksa blogcu olupta yazacak malzemeleri mıknatıs gibi kendine çektiğinden mi karar veremedim hala :)

çok özledim seni atalett çooook!

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

annem ameliyat oldu. Yoğun bakımdan yatağına alındı. Tırnaklar ojeli, parmaklarında pırlanta yüzükleri ve üstünde kırmızı kadife sabahalık. Ziyaretçiler ameliyat olmadı mı? ne zaman ameliyat dediler. 5,5 saat ameliyatta kalmış ve bir göğsü alınmıştı. Ben doğum yaptım , teyzelerim falan kafama üşüştü , ellerinde allıklar, mücevher kutularım falan. Gidin başımdan len dedim. Çok annem gibi olamadım ama , accık ucundan kıyısından kaptım bişiler.
Hoş geldin ataletim her yazını okumak hep bana bişeyler kattı. Öptüm gittim

alpernatif dedi ki...

Hadi bakalım
Uyandırdın bir merak ki !
İşim yoksa (ki var) gidip chanel 5 li bir bayan bulmam lazım

Blogculaaaaaaar

Var mı?

uctemmuz dedi ki...

Bu muydu filan demedim ben...masal gibi, hikaye gibi okudum sadece.
Biliyor musun atalet, belki bir geziye giderken parfümünü yanına almıyordur bile o hanım...ama hastane başka. Hastanede hayata tutunmak için neden arıyor insan. Ve o parfüm şişesiyle hayata bağlanmış olabilir. Belki hala gencim demek vardır o şişede, ben bakımlı biriyim, ben değerliyim, hastaneden önce de bir hayatım vardı demek istiyordur. Ve en çok da benimle ilgilenin, buradayım, ben bir hasta değil, insanım demeye çalışıyor olabilir.
O kadar mümkün ki.

Yazını şimdi gördüm, çok sevindim...:)

sedencik dedi ki...

hayatı hafifletirken,kendine iyi davranırken...
önce ben sonra görev derken...
bir gün bakıyorsun o ''ben'' e gösterdiğin özen de görev olabilmiş...

işte o saatten sonra sadece br görev duygusudur :)
yenilemek lazımdır :)
sevgiyle...

imbir dedi ki...

yirim ben o teyzeyi miss gibi de koklarım :D
yecin kendi hayatını kurtaranlar listesine cuk die oturur mu?oturur bence :D
insanın kendisine gösterdiği özen ruhuna da yansıo şahsen ben öyle hissediorum :)teyze de öle hissediodur herhalde.

Follow my blog with Bloglovin