28 Ağustos 2008 Perşembe

balkon takıntısı



adanada atatürk eviyle açıyorum.. bu yazıyı..
hanimiş de benim balkonum da .. yokmuş daa =P..

hbaşakım çağlara destek çıkmış da..
ben dam sefalarını biliyorum..
kenarında korkuluk olmayıp da
her yıl.. yaz dönemlerinde.. haberlere konu olan..
hani patır patır insanların düştüğü =)..
bu kadar kolay bi çözümü varken.. neden bu kadar sakatlanma ve ölüm yaşandığını bi türlü aklımın almadığı dam kazaları....

bildiğim.. avlu yaşamı var bi de..
serinde..
yaşam ama..
sokak yaşamı değil işte..
içerlek yaşam..

bu balkon konusu bana ilginç geliyor..
aklıma getirdiklerini yazasım devam edesim var...

bi kere itiraf etmeliyim ki..
benim de pek balkon tecrübem olmadı..
ayrıca yaşadığım evler genellikle sokağa.. yaşama arkasını dönmüştü..

çocukluk evimde balkonum yoktu..
doğrudan bahçeye bağlanan bir yerdi oradaki balkonumuz..
bir apartmanın en alt katında..
yemek odasındaki kapıdan.. üst kattaki balkonlar ebadında korkuluksuz sınırsız bir alana çıkılır..
ordan da bir adımda.. bahçeye geçilirdi..
bahçe bloğunu okuyanlar o bahçenin bahçıvanının babam olduğunu hatırlarlar..

ve..
evin arka tarafında idi bizim daire..
sokağa yüzü yoktu..
tüm pencereleri bahçeye açılırdı..

ama..
=)
evet ama..
üst katta oturan arkadaşımın.. önde ve arkada balkonları vardı..
bütün bakırköy.. evin önünden geçip.. sahile..
ordan da.. evin arkasında yer alan çay bahçesine geçerdi..
eh.. elbet.. gençliğimizde.. önden gelişini takip ettiğim..ettiğimiz .. birileri vardı..
sonra onlar çay bahçesinde oturup bizi keserken ya da hiç farketmezken..
bizim de ..arka balkona koşup..
hiç oralı değil gibi.. davranıp..
göz ucuyla içine düştüğümüz..
ay içimiz içimize sığmayınca..
bi koşu bahçeye inip..
salıncağa binip .. hülya koçyiğit gibi bacaklar önde.. baş ve saçlar arkada..sallanıp..
kahkahalar atarken..
dikkatlerini çekmeye çalışışımız geldi aklıma =D..

hayır bi de aşağısı olmaz..
ille o zamandan kara gözlü..
sürmeli gözlü.. bir üniversite öğrencisi idi benim takip ettiğim..
ohannes..
biz aramızda ona ivıl ay derdik..
öyle karanlık bakışları vardı..=P
bir de hep tepeden tırnağa siyah giyerdi..
ben daha bir ergen..
büyük görünmek için..
tütsü çubuğu yakıp..
sigara içiyomuş gibi davranırdık balkonda..
büyük görünmek için =P..
tabii anneler de salak ya =D.. anlamayacaklar sanki naaptığımızı..
arkadaşımın annesi balkona gelip.. naapıyorsunuz bakiim orda dediğinde..
ikimiz de orta ve işaret parmaklarımızın arasında birer tütsü çubuğu ile ne yaptığımızı açıklamakta zorlanmıştık =D..

olmadı bişi tabii..ohannesle aramda..
elalemin balkonundan ve babamın bahçesinden benden yaşça çok büyük birini baştan çıkarmayı başaramadım elbet..
hatta şimdi beni fark bile etmediğini düşünüyorum..
ama ben o zamanlar pek emindim kendimden..
kırmızı meşin yastıklı ferforje koltuklara elde tütsü..
bacak bacak üstüne atılmış.. konuşlanıp..
3 kat yukardan flu görünen çocuğa göz süzerken =)...

büyüdüm.. ve başka kara ve sürmeli gözlere kaydı aklım gönlüm =P..
balkondan değil ama..

zorunlu hizmete gidince.. 2 sene sekiz ayda..
bir en alt kat..
bir dördüncü kat..
bir de.. lojmanda ikinci katta evlerim oldu..

ilk evde..
arkada bahçe daha aşağıdaydı o yüzden bir balkon vardı ama..
boydan boya demirliydi.. açmadım o demirleri..
ne açıcam..
kapıya ve pencereye dayanan hayranlarımı zor savuştururken =P..
yoo şaka yapmıyorum..
cidden.. önden pencere perdesinin arasından bile bakmaya çalışırlardı =P..

ikincisi..
dördüncü katta.. sokağa bakan..
ev boyunca uzanan.. bir metre genişliğinde bir balkondu..
testi gibi yanyana dizilip oturabilirdik tabii ..
ev arkadaşlarımla..
ama zaten sokak sırf bizim meraklılarla dolu..
millet kafası havada yürüyüp..
pencereye yansıyan siluetime bakarak dedikodu üretirken..
ne işim olacak..
resmi geçit balkonunda..
yere kilim serip.. çekirdek çitlemek..
ben gibi bi buduar kadınıyla pek bağdaşmaz kabul edin..
e vurun kahpeye sahnesine çeyrek kala bi yaşamdı benimki..
ne şarabı.. saç sarmak için bira bile alamazdım bakkaldan ..
şarap içmediğim balkona balkon demem ben..
aşağıda bi romeo da olmayınca..
geçelim bu kullanışsız balkonu da..

son lojmanda
arkasını sağlık ocağına dönmüş..
bu kez.. göle bakan.. yeterince geniş.. ve mutfaktan çıkılan bi balkonum oldu..
müzikçalar.. masa sandalye.. ve bol sohbetli..
hatta civar kasabalardaki erkek arkadaşların..
ceplerine saklayıp getirdikleri şarabı ya da.. konyağı yudumladığımız..
göl kısından su içen inekleri..
biz bağırta bağırta müzikçalarda kuğu gölü çalarken..
bata çıka çamur gagalayan kazların bi noktada müzikle senkron olan dansını izlediğimiz..
komik bi balkondu.. ama kısa sürdü ayrılınca..oralardan..

sonra..
gene ancak iki saksı alacak balkonu olan bir eve geçtim..
üstelik o da.. çocuk odasından çıkılan bi balkondu..ve arkabahçeye bakıyordu..
eh.. emniyet tedbiridir..
hiç kullanmadık desem yeri var..

ama bir sonraki..caddeye sokağa değil de..parka baksa da..
benim yazlık oturma odamdı..
çepçevre saksılar..
masam keten örtülerim.. keten koltuklarım..
müziğim.. hatta bir de şezlongum oldu..
sıcak yaz gecelerinde.. çekirdek uyutmadıkça.. orda sabahladık beraber..
şarapladık.. sohbetlendik.. keyifli oldu..

ordan gene taşınınca..
bu kez 3 teraslı bir evde buldum kendimi.. 7 ay boyunca..
gene sokağı göremiyordum o yükseklikten.. alttaki ev çıkıntısı nedeniyle..
sadece çatılar ve gökyüzü..
martılar ve kargalar..eski dostlar..
gerçi çiçeklere pek rahat vermediler de..gene de iyi geçindik diyebilirim..
mutfaktan çıkılan terası.. çocuk oyun alanı..
diğerlerini de..
birini kendime buduar diğerini.. ortak balkon yaptım..
o zamanlardan başladım sabahın en erken saatlerinde.. balkonu.. açık havayı.. değerlendirmeye..
saksılarla oynayıp..sabah kahvemi orda içip.. dergilere orda bakıp..
kitabımı orda okuyup..
bazen şezlonga uzanıp.. martıları ve bulutları ve yıldızları izlerdim..
bazen çocuklarla yere yatıp..
bulutlara şekiller kondurup.. masallar yazardık..

sonunda anladım ki çocukluk evim..
beni ele geçirmiş..içime kaçmış bi kere bahçe sevdası..
ille de ayağım elim toprakta olacak..
kesmiyor beni.. doyurmuyor.. saksı toprağı..
işte biliyorsunuz işte şimdi.. bir arka bahçem oldu..
daha doğrusu bah..
gene her köşesi yazlık oturma alanı gibi düşündüğüm..
dedikodu köşesi..
uyku köşesi.. yemek köşesini bu mikro mini bahda.. ayırmayı bile becerdim..
gene bir parkla devam ediyor ..
gene benim yaşadığım ev hayata arkası dönük bir ev..

belki de ondan bu sokak üstü balkon saplantım..
nerdeyse hiç sokak üstü balkonum olmadı ki =)....
***************

bezdirdim biliyorum..
ama burada not tutma.. özgürlüğümü kullanarak..
obsesif kişiliğimi de ön plana çıkarıp..
ille de balkon deyip..
devam edeceğim...
eski türk evlerinde toplum yaşamı nedeniyle olmayıp..
şimdilerde her apartmana kondurulan balkonlar ve oralardaki yaşam ile..
o evlerin kadınları arasında.. dolanacak.. aklım.. dolandı hatta..
ama uzadı gene bu yazı.. sündü.. gitti...
hatta abartıp burdan da mutfaklara geçebilirim..
her evdeki mutfağın .. ve yemeğin sözünü edebilirim..
di mi..
özgür bilog burası =D..
***************
durum.. ay sormayın bahçedeyim.. ayaklarım pufta..
fonda duman.. içerim ben bu akşamdan.. sadece koklaacaktıma geçiş yaptı..
sahi bunlar artık yeni albüm yapsın ya..
kadehte şarabım..
şarabımın buğusu yoğunlaştı..
kadehin üzerinde damlacıklar oluştu..
bazıları birleşti.. uzun ince sapından aşağı doğru kaydı..
hatta sehpanın üzerinde bir halka oluşturdu ..
acaip keyifliyim yani =D..

8 yorum :

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

hehhehe ben dün gece burda yattım senin haberin yok. Gece en son sana yorum yazdım gittim yattım. Sabah kalkıp baktım ki yeni yazı gelmiş bile. Fon da duman varsa kadehimi kadehine vurdum çın çın.Ama öyle güzel bir konu yakaladın ki, şimdiye kadar yaşadığımız evleri yazssak ne yazılar çıkar. Ben başlarım taa annemin ben doğduğum da , Zeynep Kamil Hastanesin de yatarken penceresinden penceresi görünen evimize bakıp , ben evimi özledim diye ağladığı evden. Şimdi çay içmem lazım, kaçtım ben, e kaçarken bi öpücük attım da kaçtım

burdasaklaniyorum dedi ki...

uzun yazı,
up uzun yorum yazasım var.
öpüp gittim önce.
gelcem sonra

beyaz gelincik dedi ki...

ben de ,
bir öpüp gideyim,
sonra tekrar geleyim...çünkü
uzun uzun yazasım var...

uctemmuz dedi ki...

bak şimdi acaba ilgili midir ki?
Mesela bizim buralardaki köy evlerinin çevresi duvarla çevrilidir. Kadın ve erkek arasında ciddi anlamda kaç-göç olmamasına rağmen bahçeleri illa çevirirler ki dışarıdan görünmesin. Ama bir Çerkes köyüne gittiğinde geniş avluların sadece çalı çırpıdan bir çitle çevrildiğini görürsün. Duvar ayıp bişeydir.
Belki de dediğin gibi kafesler filan da bunun dedili sanırım kadın- erkek ilişkilerinin düzenlenişi ile ilgili bir durumdur bu.
Küçük şehirlerde yakın zamana kadar bir kadının uzun süre camdan bakması bile dikkat çekerdi.
Şimdiki şehir balkonlarının pen'le kapatılması ile ilgili bir karikatür vardı. Kapatılmış bir balkon içindeki tüp, saksılar ve kullanılmayan eşyalarla beraber firar ediyordu. sokaklardaki insanları önüne katarak kaçıyordu İstanbul sokaklarından. :)))
Ben o balkonların itinayla kapatılmasını biraz komik buluyorum gerçekten.
Valla Ataletim her evimde devasa balkonlarım oldu. Şu anda 8. evimde oturduğumu düşünersek az bir tecrübe değil yani. :)))
Ama bu sefer balkonuma aşığım. Yemek yiyoruz, gece yarılarına kadar kağıt oynuyoruz. akşamüstü ona bir kova su atıvermeyi pek seviyorum.
Biliyor musun ne?
Çok güzel bir mevzuu yazdın yine...İçim açıldı. :)))
Çok öperim, çokkk sevgiler. :)))

burdasaklaniyorum dedi ki...

birden fazla balkon olan evlerde hiç değilse bir tanesi hep ardiye olmuştur bizim evlerde.
illaki oluyor atsan atılmaz, koysan konulmaz bir şeyler. balkon kurtarıcı o zaman.
hem evden çıkartmış oluyorsun gibi, hem evde.
ama o eşyalar ele geçirince balkonu, artık kapısı bile açılmaz oluyor balkonun. bitiyor.
aynı evin farklı farklı balkonları olsun isterim ben.
sokağa bakmayan, bahçeye bakan, sakin bir balkon da olsun, okuma, dinlenme balkonu.
hiç sıkılmayacağın, altından yaşam akan bir balkon da olsun.
küçük samimi bir balkon da olsun isterim.
kocaman bir balkon da.
gömme balkon da isterim kışın kar yağarken oturmak için.
3 yanı demir parmaklıklı, çiçekli bir sokak balkonu da.
aslında pek yüksek olmasın yoldan geçenle konuşabileyim isterim dirseklerimi demire dayayıp.
ama güvenlik korkusu yüzünden isterim ki gece kapısını açık bırakıp uyuyabileceğim kadar da yüksek olsun.
eee..
yine ne istediğimi bilmiyorum galiba.

kumhavuzu dedi ki...

şahsen ben bahçe değilde balkonçocuğuyum sanıyorum:)
ilk hatırladığım balkonumuz..minik çocukluğumda..Tekirdağ'da..merdivenli sokakta köşe kocaman balkon..bi taraf alçak öbür taraf yüksek..hatta öyle alçakki bi taraf. birgün annemler beni evde babama bırakıp gezmeğe gittiklerinde nöbetten gelmiş babam uyku arasında benim ağladığımı duymuyor..komşular duyuyor ve balkondan yatakodasına girip beni alıyorlar.Düşünün işte:)
sonra yine Tdağda..sahilde lojmanda..1.kat köşe daire..balkondan müzeyi gördüğün gibi aynı zamanda anacadde ve sahil manzaralı..yaşanırdı ama bizim balkonlarda:)
sonrası Erzurum..palandöken manzaralı..ama biz sokaktaydık genelde:)Erzurumun en azgın çocuk çetesinin komutanı benden korkarmış:D çok gülmüştüm..
Sonrası..Çorlu..anacaddede kıytırık balkonlu kocaman bi daire..arka balkon büyüktü ama çok eserdi..manzarada yoktu zaten:)

ama bana ait ilk balkonlu ev:)
41metrekarelik ev:)benimde bir oturma ve yatak odam var dediğim evim:)
bahçeye bakardı..küçük bi balkon..2 kişi anca oturur:)ama kısa keyifler yaşandı orada:D
şimdi..burada..annem balkoncu zaten..kahvaltılar balkonda yapılırdı..diğer binayla karşılıklı..nerdeyse komşularla balkondan balkona çay servisi yaparsın:D
bu evdede kapatılmış ne yazıkki..sadece bir aradan masamız orada anacadde görünüyor:D

vay be ne balkonlar varmış bizde..ben geçmişi siliyorum derken neler geldi aklıma:)
blog yazısı gibi oldu bu :P

öpüyorum seni ve gidiyorum

geçkalmadımki dedi ki...

Afiyet olsun :)
o süzülen ve birleşen damlalara parmağınla yardım et ve bir yudum da benim için al olurmu..
Sevgiler sana...

Ece dedi ki...

Bostancidaki canim evimin canim balkonlarinda kaldim ben.Iki buyuk bir kucuk.Buyuklerden biri bahceye digeri caddeye kucuk olani ana caddeye bakardi.Buyukler kuzey ve guneye.Hicbirisi ardiye olmadi.Hep cicekli ve kullanilan.
Balkonsuz evim olmadi hic.En cok da emekli olduktan sonra doyasiya yasadim keyfini.
Ilk genclikteki balkonlardan komsu kosk cocuklariyla kiristirmalar yasandi tabi.Daha sonrakilerde kizlarin kiristirmalari izlendi keyifle.

Simdi sanal balkonda debelenip duruyos iste.

Follow my blog with Bloglovin