28 Temmuz 2008 Pazartesi



saime hanım okula..
nakış ve içgiyim öğretmeni olarak tayin olmuş..
ama önce bazı yetenekli öğrenciler.. Istanbula topkapı sarayı harem dairesi seramiklerindeki desenleri..
kopyalamya gönderilmişler..
saime hanım da aralarında..
trenle ıstanbula gelinip.. maçka kız meslek lisesinde kalıp..
laf aramızda....
ne muhteşem binadır o.. şimdilerde rüştüuzel diye geçiyor..

her gün.. tranvayla taksime ordan da.. saraya giderlermiş..
maçka taksi arasında ne var hı??
bir fransız kız lisesi var..
işte bizim saime..
o karpostal resimdeki kızını.. doğurunca.. doğurursa..
o okulda okutmaya da karar veriyor..

45 günlük çalışma yapılıyor.. desenler topkapıya teslim ediliyor..
bizimkiler tayin yerlerine gidiyorlar..

izmire geldi hanımımız diye..
sanmayın sonunda bir evi oldu..
o zamanlar bekar öğretmenler okulda yatılı kalırlarmış..
eğer aileleri o şehirde değilse..

o yüzden resimlerin çoğu okul bahçesinde..

saime hanım da..
dul bir hanım olan okul müdürü cudiye hanım ve okulun muhasebecisi ya da katibesi..
samahat hanım ile beraber..
okula yerleşmiş..
ve başlamış öğretmenliğe..
kısa süre sonra cemal bey tarafından keşfedilene kadar..

tek çapkınlığı sağ ayak bileğine altın zincir ucunda kalp takıp..
kordonda yürüyüşe çıkması..
diğer öğretmen ve son sınıf öğrencisi hanımlar ile..



çanta ve ayakkabı hastası saime hanım..
77 lira maaş alırken 45 liraya çanta alırmış mesela..
nasılsa ev masrafı yok diye.. =P
italyan ayakkabıları giyermiş..
bu konuda da ona çekmişim..
ayakkabılara düşkünlüğüm ondan gelmiş olsa gerek..

ilk karşılaşmaları karışık..
cemal bey ilk defa sokakta gördüğünü söyler..
saime hanım..
daha önce karşılaşmıştık tranvayda bana yer vermemiştin derdi..
yok öyle bir şey derdi cemal bey..
saime hanım.. hadi ordan.. hatta sinir olmuştum bana yer vermediğin için..
farketmemek için kitap okur numarası yapmıştın =P.. derdi..

ama olan değişmemiş..
cemal bey kolordu komutanının emir subayı..
çok yakışıklı bir adam.. 38 yaşında..
saime hanım 28 ya da dayıma göre..30..
kararlı.. tanışacak saime hanımla.. evlenecek..
bakmış başka yolu yok..
bu hanımı çok beğendi ..
komutanına rica etmiş..
ve..
müdire hanım ile işbirliği yapıp ..
saime hanımla bir tanışma ayarlanmış..
hafif çekişme ortamında anlatılırdı pek bilmem ayrıntıları..
ama fikri sorulunca..
saimeye..
olmaz demiş..istemem ben kimseyi..
neden demişler..
e ben hoca oldum koca istemem demiş..

bakmışlar..
olmayacak..
abilere haber verilmiş.. mektup yazmış..
müdire hanım..
kızınızı isteyen oldu.. ben çok beğendim adayı..
haberiniz olsun.. verdim kızınızı diye =D..
paranoyak abiler doğru izmire..sorguya..
konuştun mu?? hayır..
görüştün mü??
hayır..
nerde gördün..
yahu görmedim derken ..
bozduk nişanı..
ne nişanı yok öyle birşey..
verdik şimdi kızımıza tanışma iznini demişler..
bizimki kendini önce..
nişanlı sonra da..
evli bulmuş..



üstteki emrivaki nişanın fotosu..
en baştaki hanım.. cudiye hanım okul müdürü.. beyaz rusmuş bu hanım.. habire cilt bakımları yaparlarmış.. kız kardeşi ilr.. =P.. değmiş bence..
onun yanında beyaz giysili saime hanım..
bakar mısınız beden diline.. hiç istem yan cebime bir hali var mı..
istememiş işte kadın.. besbelli.. sonra..ortada kolordu komutanı ve sol yanında sayın eşi.. onun yanında.. cemal bey.. ve cemal beyin yanında.. ortanca ağabey.. nam-ı diğer.. pöti feti..
arka sıradakiler sanırım cemal beyin arkadaşları eşleri ve saime hanımın öğretmen arkadaşları olsa gerek..

buraları biraz es geçeceğim daha önceleri anlatmıştım sanırım
=)
ama daha önce okumamış olanlar..
şuralara bakabilir..
http://pnardnmz.blogcu.com/338005/
okumak için yerimden kalkamam diyenlere..
özet..flörtleri olmuş elbet..
şiirler yazılmış..
saat başı.. emirerleri ile gönderilmiş..
saime hanım yeşil sever diye..
izmirin tek yeşil taksisi ile gezdirilmiş hep..
papazın yerinde öğlen yemekleri yenmiş başbaşa.. denize karşı..
kordonun sonundaydı derdi annem.. şimdi kordonun sonu yok..=)
cemal bey öpücük çalmaya çalışmış ağaç altında..
savuşturulmuş.. alından öptürmüş saime hanım kendini..
ben baban mıyım diye bozulmuş..
cemal bey..
saime hanım şu adam gitse de yatsam diye düşüne düşüne..
mehtaplar izlemişler..

bir bu hikayeyi çok severim kısaca özetleyeceğim..aslı burada
http://pnardnmz.blogcu.com/331680/
"istanbuldan askeri kuryeyle gelmiş.. ablaya telgrafla sipariş edilen nişan çukulatası..
sarı plastik kutuda..
modern şeylere meraklıydı cemal bey..
ilk defa italyadan plastik kutular gelmiş..
lebon'a
halam da onlardan sarı olanı seçmiş.. kendisi sarı sevdiği için..
cemal bey ancak o zaman sormuş.. ne renk seversiniz diye..
o zaman duymuş..
her rengi.. ama sarıdan nefret ederim cümlesini =P..
kutu geri gitmiş..
istanbula askeri kurye uçağı ile.. değiştirilmek için..
geri gelmiş aynı kutu aynı uçakla.. halamdan bir not ile..
behey şaşkın ben istanbul kolordu emirsubayı değilim..!!
zaten 3 kutu vardı.. kalmamış başka..
ister ver ister verme ama kendini bana tepelettirme diye.. =P"

işbu hala..
görmeye de gelmiş.. önceden saimeyi..
sipariş verecek müşteri kılığında..
müdür odasına çağırtmış saime hanımı..
hanımlar sipariş vermek ister deyince..
elini göğsüne koyup..
siz beni nasıl bunun için dersten çıkartırsınız..
teneffüsü beklemezsiniz diye diklenmiş saime hanım..
çıkıp gitmiş odadan..

halam babama..
aksi ve huysuz..
hem bizi hem müdürü azarladı..
ama kuğu gibi elleri var demiş =P..

sonunda..
muradına ermiş cemal bey..
kapmış kızı..
da..

evlenmeden önce iyi kötü çeyizler dikilecek alıncaklar var..
bizimki hiç alışverişe çıkmamış daha ömründe tek başına..
ağlar dururmuş yatakhanede..
sonunda muhasebeci samahat hanım anlamış derdini de..
eski günlerde abilerinin yaptığı gibi alıp çarşıya götürmüş bizimkini..



"saime hanım ve samahat hanım.. alışverişte"
saime kumaş seçer.. miktar söylermiş..
samahat öder.. paketletir.. taşırmış okula kadar..
gel başımın belası gel diyerek..
nikah ayrı.. düğün ayrı yapılmış..



"nikah fotoğrafı.."
saime hanımın şahidi cudiye hanım.. cemal beyin şahidi komtan..
kararlılar bunlar işin sonuna kadar gidecekler..=)
şapkalara dikkatinizi çekerim..

gelinliği okulda dikilmiş elbet..
40 metre tülü duvağı varmış.. ben salonun ortasına geldiğimde.. kuyruğum hala kapıdaydı diye anlatır..dı..
yere kadar gümüş teli..
benim şimdilerde en sevdiğim model burnu küçücük açık.. beyaz ayakkabıları..
1947 nin 2 ekiminde evlenmişler..

sonradan çocuklarına cibinlik olmuş.. o ipek tül duvak..
şimdi benim cibinliğim bende.. krem rengi bir bulut gibi..
napıcaksam.. =P duruyor..hala..
hah tel de bende..
onu kullandım yere kadar.. gerçek gümüş.. bilek kalınlığında..
kimbilir..onu da kırmazlar ise..
çekirdek kullanır.. ilerde.. =P..

çocukluk evimde..
gelin damat fotoğrafları asılı idi.. duvarda..
ben küçükken gidip gidip..
javarrı annem dermişim o resme bakıp..
sonunda sormuş..
neden bana zavallı diyorsun diye..
pabuçlarının burnu da delikmiş demişim =P..
neyse ki modeli öyle diye anlatmışlar da acımaktan kurtulmuşum..


balayına izmirden ankara vapuruna binerek istanbul'a gitmişler..
halalarla ilk gerçek karşılaşmalar orda olmuş..
"bir bahar akşamı rastladım size.. şarkısı yeni çıkmış daha.
bizimkiler.. hala tayfası neşeli bir aile..
biri başlamış şarkıya..
diğeri devam bir noktada cemal bey de şarkıya katılınca..
aniden hışımla saime hanım dalıvermiş salona..
noluyor burda diye..
cemal hüüüp .. susmuş.."
=P..
halamdan dinlediğim.. hafif görümcelik kokan..
hiç saime hanıma uymayan.. bir tek balayı anektodu var..
bildiğim.. o da bu...

hiç ev görmemiş..
ne sevdiğini değil..
ne sevmediğini bilen saime hanım..
aile bilmeyen.. sadece abi bilen saime hanım..
pek alışamamış bu evlilik işine..
daha balayı dönüşünde..
tamam bana bu kadar evlilik yeter deyip bavlunu aldığı gibi..
okula dönmeye kalkmış..
ama cemal bey erken dönmüş eve..
kaçamamış.. kalış o kalış..

yemek yapma girişimleri felaket olmuş hep..
okulda yemek dersi gördüyse de..
hiç annesinin mutfağından yemek yemeyen bir kız için zor elbet..bu işler..

bir de..
ölene kadar ..
alışveriş özürlü oldu saime hanım..
bir ekmek bile almadı..
aldıysa da hep olaylı.. en fazla 3-4 kere..
bana kendi seçip..
kendi cebinden parasını ödediği tek bir kahve fincanım var..
o da.. onun en sevdiği evinde datçada duruyor.. onu da biri kırmaz ise elbet =D..
"bunu sana aldım.. üstelik ödedim aldım..
girdim dükkana..
aldım fincanı bu kaç lira dedim.. ödedim!!!!.."
deyişi.. ve gözlerindeki muzip pırıltı..
hala gözlerimin önünde..

güzel şeyleri bildi sadece..
onları istedi..
şanslı idi.. cemal bey de bu konuda pek meraklı idi..
1947 de evlendiler..
o yıl ki..
fuara gelen bir amerikan malı yatak odası takımı aldı cemal bey..
mobilya olarak..fransız .. annemin kelebek koltuk dediği.. markiz berjerler aldı..
modern sehpalar aldı..
halılar aldı..
hepsini kendi seçti aldı..
cemal bey bu işlerde neden çok iyidir..
o da farklı bir öykü..

öldükleri güne kadar o yatak odası takımını kullandılar..

izmirde edindikleri camekanlı vitrin..
içi saime hanımın sevdiği porselenleri bibloları ile dolu ..
taşınma sırasında.. biri deviriverince..
içi boşalmış şıngır mıngır kırılmış herşey..
sonradan gene dolduysa da..
anlatırken hep dudakları titrerdi..
kızı gibi..
onun da her eşyasının bir öyküsü vardı..

o vitrin bende şimdi..
aynı kırılan lamba gibi..
çift kuğu biblosu.. gibi..

sonra gene anlatırım ..
ilk çocuk..


şimdilik bu kadar saime hanım anısı yeter bence..
ataletin acık çapkınlık edesi var.. =)..

annesinin hüzünlü kuzusu modundan çıkası var..

bu arada..
lamba kim vurduya gitti..
kimse kırmamış..
ama kırık..
kimse camları süpürmemiş..
ama yerde parçaları yok..
cinlerle periler..
ya da saimenin kendisi..neye kızdıysa..
bilemem..=D..

açık uçuk pembe opalin lambam.. lambası..
annemin en sevdiği eşyalarından biri idi..

tamam demeyin annen gitmiş lenn..
sen lamba da lamba..

ee daha önce de demiştim..
cam ustayı aşıyor..
emeği..
yapanı..
alanı.. kullananı geleceğe taşıyor..
o kırılgan malzeme..
nesilleri taşıyor..
ama üzgünüm anne..
iletemedim onu bir sonraki kuşağa..

ben de napayım.. öyküsünü anlattım..
dinleyene.. yorum edene.. katkıda bulunana.. teşekkürler..

*****************

daha çok anekdotları var..
saime hanım ile cemal beyin..
cemal beye cemal bile deyemeyişi.. yıllarca yanına gidip.."bakar mısınız" deyişi =P..
oğluşuyla başbaşa geçen izmir günleri..
cemal bey ve mürebbiye =P.. heyecan yapmayın sakinnn..

halalar var sonra..
gerçek istanbullu..
onlar da gelirler bi ara..
konukluğa..
*****************
bir rica....
ben..
aradım taradım..
şu izmir cumhuriyet kız meslek lisesinin resmini bulamadım ..
hadi izmirliler.. yok mu bi bina resmi..
kiliseden bozma..
geniş taş merdivenli..
koca giriş kapılı..
kapısında pembe rozponponlar olan bir okulmuş..
bir resim çekiverin şimdiki halini de olsa görelim..
******************

devam et.. koparma.. sonra noolmuş..
cemal bey kimdir.. anlat ille derseniz.. o da olur..
ben kendi kendime bakıp duruyorum diğer şeylere gugldan =)..
hatta notlar da alıyorum sağa sola iyiyim yani..
tercih okurun.. diyerek iddialı bir son .. koyalım..
******************
jidom uğraşmış.. didinmiş..
bana bir resim göndermiş =) saolsun muahhh diyerek öperim ..
ama belki ad değişiklikleri oldu yılların içinde..
zira..
daha eski manastırımsı bir bina idi saime hanımın anlattığı sanki..
gene de merdivenler ve aydınlık bir görüntü olduğundan ekliyorum.. hemen...

10 yorum :

alpernatif dedi ki...

Şu andan itibaren Cemal bey favorimiz :D
Saime hanım sanki hafiften çektirmiş gibi bir izlenim doğdu ama yaşayan en doğrusunu bilir
Ayşe Kulin tadında okudum,Atalet tadında zevk aldım
Ellerine sağlık doktor civanım

Adsız dedi ki...

sevgili atalet...ben ilk ingilizce bloğundan yola çıkıp dolana dolana sana ulaşmıştm...bu güzelim öykünün bazı bölümlerini okumuştum...inanılmaz bir keyifle okudum bu yazı dizisini de...gerisi de gelmeli bence...içinden geldiği zaman tabii...
her halinle sevdim seni...kafamda belli bir atalet oluşmuştu...girdap(!) öncesini gördüm bende...aynı düşündüğüm gibi...sevgiler...

vivaforever dedi ki...

Sessiz sessiz okuyabaliceğime ben de inanamıyordum ama öylesine güzel seyrediyordu ki yazı dizisi, araya girip abuk subuk bişiler söylerim, Firuze rahat durmaz ve ben alakasız şeyler yazarım bozarım ahengi diye diye korkup durdum..(neyse ki korktuğmu başıma gelmedi.. :)öylesine güzeldi ki..
yazi dizisi sezon finalini yaptığına göre bayramlık ağzımı açabilirim.. :))

saime hanım aracılığıyla "afet-i devran" * ataletimi daha da yakından tanıma fırsatı bulmuş oldum ve bundan dolayı da k..
ne alaka bilmem ama anıları okudukça "anasına bak kızını al" atasözünü anımsayıp durdum.. :))

Cemal Bey serisini de sabırsızlıkla beklediğimi bildirir en ballısından öpücüklerimi bırakırım..
Bi de epeydir söylemedim sanırım; Seviyorum Seni Afet-i Devranım..

* Fotoların orjinalini görmekle kalmadım, çaldım da.. arz ederim.. :))

geçkalmadımki dedi ki...

Devam et, koparma anlat ille diyorum.. ben de okur olduğuma göre tercih benim...
bekliyor, sevgilerimi bırakıyorum kucak dolusu...

Dolphinblue dedi ki...

babanı daha yakından görebileceğim bir resim koymanı isterdim :)

saime hanım o döneme göre çokta erken evlenmemiş aslında...

sen bu yazıyı uzatabildiğin kadar uzat ataletim... ben bıkmadan günlerce okuyabilirim çünkü :)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

hani sen bana arada ruh ikizim dersin ya, kaynağını buldum. Annelerimiz. Benim annem de ayakkabı tutkunuydu. 35 numara ayakkabı giyerdi. Özel bir dolabı vardı onlar için. Bana geçeni mutlaka çantama uyacak. Uymassa kendimi kötü hissederim. Bir de porselen biblolar. Birazını ben aldım birazı da Zuzda. Ama en önemli ortak özellikleri Cumhuriyet kadını oluşları. Ben Saime Hanımı çok sevdim. Ama Cemal Bey de sırasını bekliyor bence. Sen az biraz çapkınlık et ama. Cemal Beyi de anlatmayı sakın ihmal etme. Hani annenin ikinci çocuk istediğindeki konuşmalarını mutlaka herkes okumalı. Ben geçen gün aklıma geldi kızlarıma anlattım hatta. Unuttuysan:))) ben hatırlatırım sana. Öptüm seni ataletimmm

Oya dedi ki...

ataletim..
bugün ben de kırık hissediyorum..
yorumlarımdan da negatif enerji taşsın istemiyorum..
ancak saime hanım ve cemal bey'e de sessiz kalmak istemiyorum..
iyi ki cemal bey inat etmiş,
saime hanım de bir noktadan sonra teslim olmak zorunda kalmış da,
sen olmuşsun..

yazı ortası hamişi: normalde hafta sonları bakma nete.. bir nevi arınma işte.. ancak içime mi doğmuş ne, kahvaltıdan sonra açtım bilgisayarı, tıkladım atalet.blogspot'a ve büyülendim adeta.. dedim ya, iyi ki evlenmişler saime hanım'la cemal bey de, senin gibi bir güzellik gelmiş dünyaya...

kemikler toz olur..
lambalar kırılır..
ama sevgi ve hatıratlar yaşar ataletim..
nasıl hikayesiz bir lamba,
ışıksız demekse..
esas olan hikayedir..
ve sen de o sevgiyi ve hikayeyi
iletiyorsun bir sonraki kuşağa..
lamba olsa da,
olmasa da..

birdemetmavi dedi ki...

BEN DE UĞRAMIŞTIM ATALETİM, BİRKAÇ SATIR YAZMIŞTIM.. KAYBOLDU SANIRIM..
GELİCEM TEKRAR ..

bitti dedi ki...

her güzel şeyin bir sonu olduğuna
en çok da güzel eylerle karşılaşınca üzülüorum
ben de bitmek tükenmek bilmeyen bir güzel sevdası var
hep istiorum ki güzel olan devam etsin bitmesin
bu yazı gibi tipkı
öyle tatlı öyle güzelki off ya biterse iki satır sonra die stressten helak oldum
ve bi önceki yazı için aklımda en çok kalan
ne güzel kadınmış saime hanım
başka bi başkalık varmış o dönem kadınlarının güzel olanlarında
bi kuğu edası
biz kibar olmayı bile beceremezken onlar sanki doğuştan ööleymiş
zor bi kadınmış saime hanım sanki
hani hep başroldeki kadın aktrisler gibi
figüran olmak hiç ona göre değilmiş gibi=)
tıpkı ataletim gibi

sedencik dedi ki...

nişan resmi hakkaten de
''ağlarım giderim''
ya da
''istemem yan cebime''
falan değil...
tam da üzülecekken...
halaya tavrı görünce...
dengelendim :))
çook güzel gidiyor...
ve biliyorsun di mi ben favorimi bekliyorum :))
yok öle ara filan :)

geç kalmışlığın telafisi kocaaamann bir öpücük olur di mi :)

sevgiyle...

Follow my blog with Bloglovin