21 Temmuz 2008 Pazartesi

..





saime hanımın doğum tarihi şaibeli..
biz yıllarca 1921 doğumlu sandık..
ama ölümünden sonra ağabeyi 1919 dedi..
biz geç çıkarttık onun nüfus kağıdını ve ilkokula başlatabilmek için 2 yıl küçük gösterdik yaşını..

saime hanım..
sarışın .. gri mavi gözlü bir kadın..
ufacık tefecik ama şiirdeki gibi bir dev aslında.. gücü inadında prensiplerinde ve ruh korkusuzluğunda..saklı..

sevdiklerini söylemezdi..
sevmediklerini kabullenmeyeceklerini net olarak söylerdi..
bir de kötü anıları..
hep elinin tersi ile iter..silerdi..
o yüzden doğum tarihindeki bu ayrıntıyı da atlamış olabilir..

saime hanıma sorunca ilk çocukluk anıların diye..
birkaç bölük pörçük anı vardı..
ama zaman geçmeden..
o devrin ülke tarihi ve resmi insanın beyninde netleşmeden..
hiç önemi olmayan anılar..şimdi daha iyi oturuyor bazı şeyler aklımda..
ama aralarda kocaman boşluklar var..
gene de bir derleyip toparlayabilirsek..
bir dönem hikayesi çıkar sanırım ortaya..

birinci bahsettiği anı..
yerden tavana kadar yükselen bir ayna idi..
çerçevesi altın varak..büyük bir giriş ya da koridor gibi bir yerde..
orada kendi yansımasını anlatırdı.. beyaz organze elbiseli..

sonra gri bir diz hatırlardı.. altında siyah potinler ve getr ile beyaz ince bir el
ve bir de bu elde..tepesi oymalı gümüşlü baston..
bu görüntüyle eş zamanlı..
ve sadece babaların kızlarına konuşurken çıkardıkları gibi..
yumuşak bir erkek sesi.. ve bir diyalog..

pek de güzelsin pek de zarifsin..
nerelisin sen bakalım.. kimlerdensin ??
dermiş babası..
o da ıstanbulluyum saraylıyım dermiş..

annesini değil ama..
ince zarif uzun elbiseli bir kadın silueti ve
eline tutuşturulan takı bohçasını anlatırdı bir de..
bohçadan da bir tek takıyı.. tavus kuşu şeklinde elmas bir broş..
hani ele alıp sallanınca..
kuyruğu titreyen ve elmasları parlayanından..
bunların hepsi senin diyen..
tuvalet aynası önünde oturan yumuşak kadın sesi..

demek anne hazırlanmakta iken..
oyalansın diye.. kızının önüne elmaslarını açıyormuş..
kendisi takı seçip takarken..
her annenin yaptığı gibi.. ama incik boncuk..
ama değerli taş..
her anne takılarını öyküsünü.. kızı ile paylaşır keyifle..
hem kızlar da.. da uslu duruyurlar.. o zaman..

öykünün sonrasında bir belirsizlik var..
ordan burdan..
değişik toplamalara rağmen..
tam olarak neler olduğu belirsiz..

çok dik başlı çok gururlu ve onurlu idi..
saime hanım..
en ufak bir hatası olsa..
ben kadı kızıyım derdi.. o kadar da hata olur ..
yani..
o gri pantalon.. getr ve baston sahibi baba..
önceleri kadı.. sonraları mustantik imiş..
mustantik zamanımızın sorgu yargıcı..

zengin bir ailenin oğlu..
saime hanımın annesini bulup evlenmiş..


iki kız üç oğlan çocukları olmuş..
ilk defa olacak ama..
hadi beraber hesap yapalım..
1919 doğumlu saime hanım 5 yaşında iken..
15inde bir ablası varmış..
demek ilk çocukları 1909da doğmuş bu çiftin..
sonra 2-3 şer yaş aralıklı olarak..
iki erkek ..
bir ara nasiliçe gitmişler beraber.. saime hanım orada doğmuş..diğerlerini bilmem..
ondan 2-3 yıl sonra da.. bir oğlan daha..

ama olaylar olduğunda.. ayvalıktalar.. baba evinde..

yani 1921-22 gibi bu manzara bozulmaya başlamış..
ayvalıkta bir ahşap konak resmi var.. arkası eski yazılı..
defalarca arandı bulunamadı.. evin şu anki yeri..

o konakta geçse gerek bu anılar..
son erkek çocuk daha kucak bebeği iken..
daha büyüklere sünnet yapılacak..
o nedenle istanbula gidilir.. gemi ile..
o tarihlerde nerden binilir gemiye.. ayvalık istanbul arasından..
gene bandırmamıdır hiç bilmem..
ama yolda fırtına kopar..
gemi çok sallanır.. öyle ki..
kamaralara su basar hatta bebek salıncağa konup..
kameranın tavanına asılır..
ıslanmasın diye..
ama saime hanımın annesi çok ıslanır..
istanbula akraba evine inilir ama hastalanır genç kadın..
zatürre olur..
bir süre sonra da zaten düzelemez ölür..

çocuklar sosyal yaşama sokulmadığından ailenin sonraki öyküsünün de.. göstereceği gibi..
akrabalarla ilişki.. gitmesi gerektiği gibi gitmediğinden..
büyüyünce de araları doldurulamamış anıların..

annesinin ölümünü hatırlamıyor da..
baba yani kadı efendi.. bir intihar girişiminde bulunuyor..
bir kanlar içinde yerde bulunma öyküsü var.. ve ağlamaları..
ama yaralanıp kurtuluyor..
fakat ne oluyor ise oluyor..
saime hanım 5 yaşında..
ablası 15inde iken..
baba da ölüyor..

işte bir sahne daha var saime hanımın aklında..
kocaman büfelerin açık kapakları..
ve seladon ve tabak dizileri görüyor önce..
sonra en alttaki tabağı çekerek..
üstteki diğer tabakların kırılmasına yol açan..
eller görüyor..

mobilyaların altından ipek halıları çeken eller görüyor..
ve sonra ipek halıları ahırda bazı hayvanların üzerinde görüyor..

bir sinirlendiği amcası var..
bize sahip çıkmadı diye..
bir haladan bahsediyor..
beni istemişler biz büyütelim demişler..
ama anneannem vermemiş diye..

hiç görüşmemiş.. hiç tanışmamış..
bu amca ve hala ile sonradan da..

eller..
o kötü eller..
anneannenin diğer çocukları torunlarına ait..
saime hanımın dünyasını kafasına geçiren eller..
öz dayı ve teyzeleri..ve onların çocukları..

amca çocukların mal mülk velayetini alıyor ama..
çocukların bakımını anneanne üstleniyor..
işte o zaman oluyor olanlar..

15lik abla acilen dayı oğullarından biri ile evlendiriliyor..
iki küçük erkek kardeş..
13 ve 11 yaşındalar..
bu işe çok bozuluyorlar..
13lük evden kaçıyor ve
istanbula geliyor orada milli eğitim müdürü ile konuşup..
hem kendini hem erkek kardeşini..
parasız yatılı orta okula kaydettiriyorlar..
devlet babaya sığınıyorlar.. anneanneden kaçıp..

saime hanım 5 (ya da 7) yaşında..
teyzeler dayılar anne anne elinde kalıyor bebek ile beraber..

anneanne çok kızmış olsa gerek..
abilere..
saimeyi de alırlar diye.. onu bir çiftçiye evlatlık veriyor..
saime hanım altın varaklı aynanın önünden..
gri pantalonlu bastonlu yumuşak sesli adamın kucağından..
çiftliğe gidiyor..
kaz güdüyor..kaz çobanı saime..

hep beynini yıkıyorlar..
seni kaçırırlar.. gelirler seni kaçırırlar diye..

kendinden iki yaş büyük kardeşi..
bir kaç yıl sonra geliyor..
dedim ya hesap karışık..
beraberce yapıyoruz..
11 yaşında idi orta okula başlamıştı..
demek diğeri liseye başlamış olsa gerek..
o da orta okulu bitiyor gibi olmalı..
ki bi küçüğü de almaya karar vermişler..

işte çiftlik evinin önünde pusuya yatan bu çocuk..
pşşt saime demesiyle saime hanım kendini bir koşuyla eve atıyor..
ve bir hafta çıkmıyor..
beni kaçıracaklar diye..

ama azimle bir hafta tarlada yatıyor oğlan sonunda konuşmayı başarıyor..
saime hanım ile..
çok benzerlerdi birbirlerine..
pembe beyaz tenli mavi gri gözlü.. sarışındılar..
kandır çeker derler..
inanıyor saime hanım ve kaçıyor abisi ile beraber..
işte o zaman bir nüfus kağıdı çıkartılıyor saime hanıma..
yeni kurulan cumhuriyetten..

burada gene bir boşluk var..
ne yaptılar saime hanım ilkokula giderken nerde kaldılar belirsiz..

sanırım onu da yatılı okula koydular..
ne olsa savaş sonrası çok yetim çok öksüz var zaten..
bir sürü yatılı okuyan çocuk var..

onların bir aile oluşu..
sonradan saime hanım orta okulda iken..

ablaya ne oldu derseniz..
onu reddetmiş saime hanımın abileri..
sorma demişler ablanı..
yok öyle bi ablamız bizim..
unut onu..
o da unutmuş..
öyle unutmuş ki..
bize bile anlatmadı.. taaaa.. ben üniversite yaşına gelene kadar..

devamı gelecek..
***************
durum ... lamba kırıldı.. azıcık daha soldu görüntü..
dört el tutunuyorum ama.. soluyor..bu da beni hüzünlendiriyor..
sepya resimler gibi.. o resimlerdeki hal kalıyor sadece..

saime hanımı eski bloğumdan tanır bazıları..
=)
o benim annem di......
************

11 yorum :

JiDoTaKaFu dedi ki...

:) Tanırım ...

O kadar güzel anlattın ki Atalet...
Reşat Nuri romanı tadında..
Olayla hüzünlü ama merakla bekliyorum sonrasını..

Öperim..

alpernatif dedi ki...

Jido lafı ağzımdan almış
Roman tadında diyecektim
(Şugır olan değil :) )

beyaz gelincik dedi ki...

Ben de tanırım Saime Hanımı
ve sever ve de takdir ederim.
Mekanı cennet olsun,kabri nurla dolsun.
Resmi tarihin dışında yaşananları,
ailelerin yaşadıklarını anlatsalar
ya o yılları yaşayanlar,
kazınsa belleklerine bu ülkede yaşayanların,
Kıymetini bilse onlardan bize kalanların.
Neler yaşanmış bu ülkede diye.
Cumhuriyetin ilk yıllarında...
öksüzler, yetimlerin olağanüstü çabaları varolmak için.
O zaman medeni cesaretleri varmış dayıların,
hem kendilerini hem kızkardeşlerini varetmeye çalışmışlar...
Bekliyorum devamını ataletim,
Saime Hanıma tekrar rahmet diliyorum...

beyaz gelincik dedi ki...

Lamba kırıldı ama,
solmuyor inan,
daha da aydınlanıyor ortalık,
anlattıkça da aydınlanacak...

burdasaklaniyorum dedi ki...

atalet bir roman yazar diye geçti aklımdan okurken. hem yazar, hem satar. ben bu eski öykülere çok meraklıyım. biyografik olanlara özellikle. böyle roman tadında. bu, merakla okuduklarım gibiydi.
saime hanımı, gri mavi gözlerinden tanıdım okurken.
nur içinde yatsın.

uctemmuz dedi ki...

Arada bir ya da iki kuşak olmasına rağmen şimdikine kıyasla ne farklı yaşam öyküleri değil mi?

Ayvalık ha Ataletciğim? Bir de hemşehri mi çıkacağız acaba, ne dersin?
Anneciğin nurlarda uyusun ataletciğim.
Blogların en önemli işlevi bu belki de...Yakın tarihi,hatta bugünü ilk kez harflere döküyoruz. Çocuklarımıza anlattığımız, onların da bir heves dinleyip sonra çabucak unuttuğu anılar olmaktan çıkıyor tarih, yazıya dönüşüyor.
Sevgiler canım...:)

Ece dedi ki...

Bu enfes anlatım, bana bir daha hatırlattı ki; yaşarken ve henüz hafızalar bulanmamışken, çocuklara ve torunlara anlatmalı her şeyi. Bazı hatırlanmak istenilmeyenler bile yazılmalı bir yerlere..
Soy ağacı çıkartmak ve kişilerle ilgili yaşanmışlıkları da kaydetmek, köklerimizi bilmeleri açısından çok önemli bence. Babam hazırlamıştı bizimkileri.
Nur içinde yatsın Saime Hanım.Arkasında önemli bir evlât bıraktığı için, hiç değilse giderken huzurlu gitmiştir.

Sevgiler

geçkalmadımki dedi ki...

evet ben de eceye katılıyorum, Atalet'i ataletimizi bu dünyaya kazandıran ancak Saime Hanım olabilirdi.. Nur içinde yatsın..
Ancak sen O'nun kızı olabilirdin...
Tüm kabarmış duygularımla sevgiler...

sedencik dedi ki...

solmaz merak etme yeri geldiğinde çıkar yeniden üste...
ve...
ne kadar seviyorum biliyorsun değil mi senin anneyi babayı okumayı :)
hatırlıyorum tabi eskiden ama bu yazı ayrıntılı ve çok güzel geldi...
anlatsaydın da aynı keyifle dinlerdim...
ben zaten anlattıklarınla sevmiştim anneyi babayı(+)
bu yazı vesile olsun anneye sevgi,saygı ,gani gani rahmet olsun...
onca zorluk yerini bulmuş ...
huzurludur şimdi...
sevgiyle...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Saime Hanımı tanımazmıyız. Ama bu kadar baştan almamıştın o zamanlar. Şimdi taşlar daha iyi oturuyor . Sen kırdın bi kere lambayı. Şimdi hiç ara vermeden devam etmen gerek. Ben de seviyorum seni Saime hanımı, çekirdeği, 18liği. Bi de öpüyorum tabii

ATALET dedi ki...

jidommmmmmmm..
olsa olsa öykücüyüm ben..
nerde bir roman kurgulayabilme yeteneği bende..
hüzünlü evet..
yaşamda bir hüzün var zaten..
yazacağım ..

alperim..
şugır deyildi zaten hiç öykü de saime hanim de..
olsa olsa bitırsvit..
=P

beyaz gelinciğim..
aslında..
bazen eğlencelik..
bazen aklımızı başımıza getirmek için anlatılan..
bazısı hiç anlatılmayan..
bazısı isteği dışında öğrenildiğinde..
çok kızdığı..
örneğin kaz çobanı bölümü..
saime hanımın çok kızacağından ve ..
yok ööle birşey.. diye reddedeceğinden eminim adım gibi..
ama bir dönem hikayesi..
yazacağım.. devamını..


saklambacım kuzum..
yazaman ben bir roman..
olsa olsa bana anlatılanları nakledebilirim..
biliyorum senin biyografi severliğini..
o gri mavi gözler..
bi ömür beni düzene soktular..
hala bile olmayacak bişey yapacağımda..
ensem ürperir..
o gözleri anımsarım da..
=)

ayvalık kimin ne mekanı ben bir bilsem..
öykünü başında yeri var..
sonra bi daha adı bile geçmiyor..
=)
ama severdim senin hemşerin çıkmayı..

ecem..
onları bizim nasıl dinlediğimiz ortada..
anlatırlarken gereken önemi verememişiz çocuk aklımızla..
gereken soruları soramamışız..
sorularımıza cevap alamayınca ısrar etmemişiz..
o yüzden..
aslında yazmak gerek..
günce iyidir..
bak işte tutuyoruz günceyi..
=)
bi de.. saime hanım pek eksikli bulurdu beni yüzüme karşı..
tüm ömrümde tek kompliman aldım ondan =P..
bilmem finali beğenir miydi...=)

geç kalmayan dostum benim..
nur içinde yatsın.. gözleri gibi ışıklı..
saol..

sedencik..

çıkar di mi..
hem saime bu.. sessiz kalamaz biyerlerde..

hatırlıyorum çok severdin ..
devam etmeye çalışıyorum..
öyle garip ki..
unuttuğum bi sürü ayrıntı geliveriyor aklıma..
=)..
rahmet olsun cümlesine..

lalemm..
şimdi bunları yazıyorum ya..
nasıl kızıyodur..
blogger eğer error verirse..
bilin ki..
saime hanım el atıyor oralardan =)
lambayı ben kırmadım..
bi kere..
o bir tetik oldu..
hala asılı biliyor musun ...
kırık kırık..

devam edeceğim..
eminim öykü bitene kadar..
o lambaya da bir yeni işlev.. kılık.. dekor bişi bulurum..
=D..

Follow my blog with Bloglovin