9 Temmuz 2008 Çarşamba

..



*************
kitabı okudum ..elbet..
tertemiz bir kafa ile..

ama..
hala masanın üzerinde duruyor..
her gün bi daha önsöze göz atıyorum..
=)

...bu ülkede belli bir konu üzerine..
diyelim yıldızları seyretmek üzerine yazılmış bir kitap çıktığında ..
düzinelerle okul..
kulüp..televizyon programı..
yazardan bu konuda bir konuşma yapmasını rica ederler..
akıllarına gelebilecek son şey..
kitabı okumaktır..
bu durum tuhaf değil normal kabul ediliyor..

demiş mesela..

bu ülkede belki yirmi ya da otuz yıldır onbeş kadar kitap yazmış bir yazarın önündeki eserinden başka bir eserini okumamış olan genç bir eleştirmen ..
bütün yaptıklarından sıkılır.. ya da yazıya acaba kaç not versem diye düşünür gibi..
yazara bir dahaki sefere ne yazması gerektiği konusunda öğütler verebilir..
kimse bunun tuhaf olduğunu düşünmüyor..

demiş mesela..

bu ülkede.. kendilerini sıradan ve okumayan insanlardan..
daha üstün ve iyi eğitimli gören kişiler..
bir yazarı iyi eleştiri aldı diye kutlayabilirler..
oysa adı geçen kitabı okumaya gerek görmez..
ve onları asıl ilgilendiren şeyin başarı olduğunu fark etmezler bile..

demiş mesela..

dün oya ve dünlüğü ;) değinmişti değil mi..
eğitime.. her çocuk bir projedir..
diyen birisi ile yapılan bir röportaja değinerek..
ürkütücü değil mi??

her çocuk bir çok bilinmeyenli denklem..
aslında..
bir gün erişkin olup bir yaşam türü seçene kadar..
ne olacağını bilemediğin..
hayatının hangi anında..
bir u dönüş ya da bir dik açı ile..
bir an öncekinden tamamen farklı bir yöne doğru yol alacağını bilemediğin bir birey..
hoş.. erişkinin seçimleri değişmiyor mu sanki??..

ama eğer erişkin olmanın kurulu düzenine fazla bağımlı hale gelmedi ise..
yapabiliyor ancak bu değişimi..
zaten o da..
çoluğunu çocuğunu işini.. terkeden ve..
dilediğini yapmaya başlayan kişi olarak kabul ediliyor..

ne ekersen onu filan da biçmezsin..
çekirdeğin okul sorunları olduğunda..
görüşmek zorunda kaldım..
yetkililer ile..
öyle komik ve öğrencilikle ilgisiz ayrıntılardan söz ettiler ki bana..

bir anda durun dedim..
bir bana bakın..
bakın..
saçlarımı salladım..
sizce ben ..
içindekini dışa vurmasına engel olacak bir anneye benziyor muyum =)..
morlarıma yeşillerime baktılar..
kişilik testini verdim sonra önlerine..
öğrenebilme yöntemi.. yaratıcılığını destekleyerek olabilecekmiş..

ne oldu tepkileri sizce..
??????
deli kadın kızını da kendisine benzetmiş demişlerdir içlerinden gerçi de..
(çekirdeğin bana hiççççççç benzemediğini de burda özellikle belirteyim de....
fiziksel değil.. karakter olarak..
aman ne güzel sana benziyordur süperdir filan deme gereksini duyma zahmetinden kurtarayım sizi =P)...

dışa vurdukları.. şu oldu..
o zaman bizim okul sistemimize uygun değil..

eğitimcilere bak..
=D..

yılmadım elbet..
dedim bu okulu bitirecek o..
ve bir gün siz onu bir yerlerde.. birşeyler sergilerken göreceksiniz..
ve..
amannn ne zor bir ergendi buuu...
biz biliyoruz diyeceksiniz..

ha derseniz ki.. emin misin atalet..
öyle sergileme filan..

hiç değilim..
hiç..
gayet güzel evde oturup..
televizyon içen.. fal bakan..
kurabiye pişiren..
bir hanım hanımcık kişi de olabilir..
bundan da rahatsız olmam..
çıplak ressam diye bilinen bir hatun vardı..
ya da.. sahnede poposunu gösteren eltın can..

demem o ki..
hepsi..
doğdular meme emdiler emeklediler.. ve çocukluklarının..
sonunda..
pupadan çıktılar..

kimi kelebek kimi piranhaya dönüştüler..
hiç bi garantimiz yok..
hiç bir iyicil etkimiz olduğuna da inanmıyorum..

izleyerek bizde.. onda bunda.. gördükleri..
ve kendi yapılarına uygun..
renkler sesler bilgiler davranışlar ve zevklerden bir kırkyama oluşturacaklar..
biz de izleyeceğiz..
bazen bir parçayı önlerine doğru sürebiliriz.. dikkatlerini çeksin diye..
bazen de bir tanesini.. acık uzağa çekebiliriz.. görmesin diye..
ama her parça..ordadır.. o masanın üzerinde..
uzanabilir en yakındaki süper şeyin üzerinden..
ve iğrennnçç bir yama ekleyebilir diğerlerinin arasına..
nedir bu..
denek faresi mi..

aslında çocuklardan da bahsetmiyorum ..
genelde.. çevremizdeki herkesten söz ediyorum..
bu yaşamın buralarında.. artık tek bildiğim..
bu sistemin.. bu dayatmaların.. bu kalıpların..
benim canımı çok sıktığı..

başarıya endeksli yaşamın beni çok sıktığı..
başarının ne olduğu..
başarının paraya dönüştürülebilirliğinin hesabı..

hadi gene konuya dönersek..
bir satır bile yazmamış insanların..
1 yıl her gün günce bile tutamayan insanların..
ortaya çıkan eserlerle ilgili davranışları..
*o esere yaratan insanın ruhu.. karakteri.. kendisi imiş gibi yaklaşmaları..
*o eser için verilen emek.. süreklilik.. düzenli çalışmayı yok saymaları..
*okumayı trend niyetine takip etmeleri.. son dönemin çok söz edilen kitabını..gucci ayakkabı prada çantanın (taklit de olabilir) aksesuar olarak taşımaları...ucuzlatmaları..

bütün alışılmış..
dekor..
stil..
trendlere bir antipati içindeyim ki..
dalga bile geçemiyorum bunlarla..

**************
resim ?????????? alper için..
temizlikçi atalet..
=P

durum.. anarşist bi tavır..
=)

müzik.. hep ritmik hep ritmik............

9 yorum :

kumhavuzu dedi ki...

rahatladım okuyunca ya
:)bendemi tuhaflık var acaba..

burdasaklaniyorum dedi ki...

alışıldık dekor stil trendler...
ne gıcık, ne soğutucu oluyor.
herkesin elindeki kitapları alıp okumam mesela, çok satanları. önce düşsün reytingi diye beklerim.
bir anda moda oluveren giysiler var üstelik bazıları pek de hoşuma gidiyor, alıp giyemiyorum. ne o öyle koyun gibi diye. saçlarım pek acayipti bi ara. kırmızılı siyahlı. yolda çevirip çevirip sorarlardı. valla, 1 değil, 3 değil yani. sonra baktım saçı renksiz olan insan renkli olandan az. dümdüz tek renk siyah yaptım, rahatladım.
ilkokulda, tüm arkadaşlarım girmişlerdi anadolu lisesi sınavlarına. girmem dedim. girmedim.
ortaokulda fen lisesi sınavları meşhurdu, millet harıl harıl. yok dedim, ben girmem, istemiyorum. girmedim.
düşünüyorum da, manyak bi ailem olsaydı söz hakkım olmayabilirdi. "be bilecek ufacık çocuk" der, zoraki sokarlardı beni o sınav senin, bu sınav benim. "istemiyorsa girmesin" dediler.
ne sınıf birincisi oldum, ne takdirlik öğrenci. ama nedense hep "iyi" oldu imajım. sevildim tembelken bile. ve sevindim tembelken bile.
sen iyi bir annesin, bunu senin çocuks biliyordur zaten. ve bu bile onların hayatta "kazanan" sınıfında olmasına yeter bence.
ay çenem mi düştü ne, onca yoğunluğun üstüne iş bi an duraklayıca bende de bi şaşırma oldu galiba.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

herkesin kazananlardan olmak istediği bu dünyada , peki kim kaybedecek ha! ben mi hiç sanmam)).

Bir gün Gamse okula geç kaldı birlikte gittik, baktım md. yard. sı elinde bi sopa dövmüyor ama dövmekten beter ediyor çocukları. Gidip dedim ki , siz hayatınızda hiç okula geç kalmadınız mı?. Kadın sadece baktı bana şaşkın şaşkın. Bir de Alattin kapıyı açımız var. Bak bu hikaye tam senlik. Anlatıcam bir gün sayfam da.

Çekirdek bir gün o öğretmenlere nanik yapacak.


Not. Bir gün karşılaştığımızda havai fişekler attıracam. Orduya fabrikası kurulmuş kıs, bakkal bile açılsa havai fişek atılıyor)). Getirtirim ordan üç beş tane

uctemmuz dedi ki...

Kendimi tutamayıp bağırmak istiyorum:

ASSLANIMM ATALETTT...

Kendi kendime düşünüp duruyordum, hayat üzerine proje kurulur mu diye...Hayat buna izin verir mi diye...
İyi niyetle çıkarsın yola da ne olacağını önceden kestirmek mümkün mü ki?
Şu cümlede raflar dolusu kitap saklı: Herşeyin hayırlısı...

Kitaplarla ilgili eleştiriler...Çok fazla ses çıkıyor atalet değil mi son zamanlarda? Yani her konuyla ilgili...Aynı olayı inceleyen 5-6 haber kanalı..her yerden "bilgi" akıyor. O onu demiş, bu böyle olmuş...arada kayboluyoruz. Güvendiğimiz bir kaç yön göstericiyle yol bulmaya çalışıyoruz.
Kitaplar ya da filmler de aynı böyle kaynıyor arada. Şanslı görüyorum kendimi. İş olsun diye değil başka türlü yaşayamayadığı için okuyan arkadaş-akraba çevrem var. Aynı kitap bu birbirini çoğunlukla tanımayan insanlar arasında dönüp gidiyor bazen. Sağlamasını da birlikte yapıyoruz sonradan.
Eleştirmenler..Bazı az izleyicili kanallarda..az da olsa sıkı programlar oluyor...Onlardan anlamaya çalışıyorum. O yazarı, bu bilimadamını...
Evimin en değerli yeri kitaplığım. Bir Prada çantam yok,(taklidi de yok) asla da olmayacak. Seçimim bu olduğu için olmayacak.:)


Ben yine çok konuştum... Çok güzel bir yazıydı gerçekten. Yazabildiğimden çok düşündüm, onu söyleyeyim...:)

Benim sayfadaki yorumunun altına da yazdım ama bilmeni isterim: Zerafetin, düşünce yapın ve de dikkkatttt: anaçlığın çok iyi geliyor bana...
Çok sevgiler...

Oya dedi ki...

ataletim..
konuyla ilgili hissiyatım açık aslında..
ve hatta seninle aynı parallelde..
o yüzden şimdi bissürü yazıp yazıp da,
can sıkmayacağım..
bir örnek vereceğim sadece..
biz niçin trend dışı yaşıyoruz onu anlatabilir belki de..

ilkokuldayken ilk karnemi alıp da eve götürdüğümde,
arkadaşlarımdan duymuşum ya "karne hediyesi" diye birşeyi,
babama koşturdum,
pekiyileri gösterip,
"karne hediyesi olarak barbi evi istiyorum" dedim..
baba: "aferim benim kurabiyeme.. ama bil ki sınıfı geçtin diye üstüne bir de hediye verecek değilim.. sınıfını benim için geçmiyorsun ki.."..

bu kadar basit aslında..
bu kadar basit bir örnekle öğretmişti babam "başarının" aslında ne olduğunu..

ne yaparsak ya da yapmazsak kendimiz için aslında..
dediğin gibi bize sunulan fırsatlar var..
değerlendirmek bizim elimizde..
iyi ya da kötü..
sonuçlarına da katlanmak lazım..
başarılı ya da mutlu olmak istediğimiz alanlarda varolacak ya da yok olacaklar da bizleriz..

ve şu trenler meselesi..
popüler olan hiç birşeyi sevmediğim gibi,
trendlere de uyuz oluyorum..

ya da..
bir sevgi yumuşu trendini seviyorum..

sevgi yumuşuuuuu :)

Ece dedi ki...

Hani eski bir yazının yorum altlarında benim nasıl bir kadın olduğum konusunda beni şımartmıştın ya..Bi de 'yetiştirdiği çocuklarından da belli'demiştin. Ben de orada, aslında çocuklarımı yetiştirenin ben olmadığımı, onların kendilerinin, seçerek, süzerek edindikleriyle yetiştiklerini vs.yazmıştım.
Biz(bebek ve ben)O'nlara verebileceklerimizi gösterdik,kendileri istediklerini seçtiler.Okul hayatları da, iş hayatları da mutlu geçti.
Çocukları biz dünyaya getirdik ama bu dünyada nasıl ve ne olarak yaşayacaklarına kendileri karar vermeli.Yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum.Başarıyı herkes kendine göre tarif edebilir. Benim tarifim;insanın özgürlüğünü sonuna kadar savunup kullanabilmesidir.

Bi de,benim kadar çenesini düşürebilmesidir diyor ve hemen kaçıyorum.Öperek tabii..

alpernatif dedi ki...

Anne Parillaud
Teeeeee 90 lardan aşığım hanımefendiye
Tarafıma nasıl doğru bir seçim yaptığını bilemezsin
Hoş resmin sadece bana konduğunu da zannetmiyorum
(Seni azıcık tanıdıysam)
Sisteme karşı çıkan bir kadının,sistem içine alınıp tekrar sistemsizliğe kaçışının,şiddetin görsel bir şov olarak anlatıldığı en güzel filmlerden birisidir Nikita
(Nasıl bir cümle kurduysam)
My fair lady nin cover edilmiş hali
kurallara uyma
uydurmaya çalışsalar da uyma

tavsiye kitap
Ursula K. Le Guin , mülksüzler
anarşizmin,kuralsızlığın en uç hali

birdemetmavi dedi ki...

Belli bir kalıba sokmadan ..
dün Oyacığım'a da dediğim gibi ..
Onlara hedefler belirlemeden ..
Kendi fikirleriyle hareket etmelerini sağlamak doğru olan..
Kendi hallerine bırakmak değil tamamen, fikir vererek ama son kararı kendilerine bırakarak davranmak ..
Seçimlerinde (olumlu ya da olumsuz sonuçlanır)sözsahibi olmalarını sağlamak ..
Her çocuğun iç dünyası, kabiliyet alanı, ilgi duyduğu şeyler farklı ..
Saygıyı sadece ana babalar haketmiyor..
Onlara da gösterilmesi gerekiyor ..

ATALET dedi ki...

kumum havuzum..
yoktur sende bi tuhaflık bence =P..
isyanlar dile dökülünce rahatlamışındır..

saklanbacım..
takdir ettim aileyi..
her zamanki gibi ..=)

ben iyi bi annemiyim blmem..
zaman gösterecek..

lalem...

boş verdim okul bölümünü de..
havai fişek ha..
=)
süpermiş..
=)

üçüm temmuzum ..
harcama sen sloganları bana.. kendine at bence..
=)
bilgi dediğimiz şeye de güvenemeyeceğimiz kadar hızlı akıyor..
şu mayalar yoksa biliyolar mıydı..
globalleşme ve ortak bilinç dönemi gerçek mi yoksa =)
ha bi de..
anaç deme atalete =P..

oyam ..
sevgi yumuşuna benim de itirazım yok
ve bizde de karne hediyesi filan yok
zaten hediyelik karne de yokkk =P

ecemmm..

eh o zaman ben de süper bişiyim..
ben de self servis yapmaktayım..
=P
ortaya karışık çocuk eğitimi..
evdekiler..
iştekler..
hastalar..
hepsi ortaya karışık..

alperim natifim.....
valla haksız değilsin..
aşık olunmayacak gibi değil..
=P
resim ..
gerçekten senin için =P..
temizlikçi atalet deseler ne olurdu derken..
prostelalı cici bişi bulup koymamak..
içimdeki yok edicinin devreye girmesi yüzünden..
kurala sadece hasta tedavisinde uyasım var..
gerisini sallayasım var =P
ha bi de .........
ben onu okudum..
uç doğru söz..
=)

nikitada bir banyo sahnesi vardır..
beni en çok etkileyen..

demet demet mavim..
ııh ben fikri de vermiyorum..
onlar sormadan..
temiz bir sayfaya kendileri karalasınlar istiyorum..
ama elbet.. artık.. hukuk dili ile..
farik ve mümeyyiz herkes bizim evde..

herkeŞe sevgilerimle............

Follow my blog with Bloglovin