27 Haziran 2008 Cuma

sevgili 3.. ve son da deriz ama...............

aldatmak sözcüğünü hiç sevmiyorum..
aslında kimin kimi.. yoksa kendini mi aldatması..
ayrı bir sorgulama.. sizlerin de dediği gibi..
farkettiniz mi bu konuyu konuşmaktan bile pek hoşlanmıyor kimse.. siz de..

sanırsın..
mükemmel evlilikler ve sadık eşler beldesinde yaşamaktayız..
ve hatta mükemmel insanlar ve dürüstlük abideleri arasında..
huuu açalım gözleri yok öyle birşey..
insanların çoğu.. hayat bir açık büfedir.. sana servis yapılsın diye beklersen aç kalırsın..
diyor..
hatta yandakinin tabağını da didikliyor.. ucundan..onda var da ben niye tatmayayım diye..

şurası kesin ki..
insanoğlu gereksinimlerini nerde bulursa orda giderir..

hele de erkekler bu konuda..
pek rahattır.. acıkır yer..
susar..içer..
elde su şişesi beklesen bile ..
ruhun duymadan o elinin tersiyle ağzını silerek gelri de onu bile farketmezsin.....

pek zengin ve de pek eğitimli ve de pek zarif bi hatunu anlatmışlardı zamanında..
hanım şapkası güneş gözlükleri..üstü açık arabası.. şifonları ipekleri içinde gezermiş ortalıkta..
fakir ama eğitimli eşi..de ailenin işlerinden birinde yönetici..
herşey süper..
ama bigün eve erken gelince.. mutfakta evin beslemesi ile bulmuş kocasını..
-nedennnnn????
demiş..
-ama sen hiç soğan kokmadın ki demiş.. kocası da...
karısının gözünün içine bakarak.. diye anlatırlardı..

yani mazeret.. bitmez..
istekler bitmez..

tuhaftır.. bu iş..

kimi evde süper vakit geçirir aradığı başka şeydir..
kimi aramadan bulur..
dondurmanın tepesindeki bedava çukulata sos fındık.. niyetine onu da kabullenir..
aslında erkekler çocuklar gibi..
bir yerlerde daha iyi birşeyler oluyor ve ben bunu kaçırıyorum diye bir tedirginlik içinde geçirirler tüm ömürlerini..
ama çaresiz..
işte..
tüm hayatlarını özgür de geçirseler..
o daha iyi birşeylere rastlamadan geçebilir ömürleri..
bunu hesab etmezler..
kendilerine güvenleri ve kendilerine beğenileri tamdır..
bu nedenle evliyken de..
acaba mı bu mudur kaçırdığım çeşni diye denemekte ..
pek tedirgin olmazlar..

şimdi ben doktorum ya.. inanın bana..
birşey bilirim de söylerim..=).. yaşamın içinden bu sözlerim..

kadın bir ilişkiye girince..
evli ya da aşık..
algılarını farkındalığını kapatır..
seçici olur..
ve ilişkiyi korumak onun en önemli hayat hedefi olur..

erkeğin algısı öyle külliyen kapanmaz..
daha açıktır farkındalığı..
daha sizle yeni aşıkken bile yan aynadan kaldırımdaki fıstığa..
gözlüklerinin altından yan şezlongdaki şerın stona bakar.. bakabilir.. kesin bakıyodur..
bunun da sizinle değil kendisiyle ilişkisi vardır..

dürtülerini pek engellenmez..
bu bakmanın kesmenin ileri aşaması.. birlikte olmaksa..
bunun tek seferlik olanına dürtü desek de..
aynı kişi ile bir düzen içinde görüşmeyi..
aldatma olarak isimlendiriyoruz..

işte ben de bu ismi sevmiyorum..
kim kimi aldatıyor.. belirsiz..

her ilişki bir aldatmak..aldatılmak ve aldanmak zira...
birinin dikkat.. ilgi.. sevgi.. zaman..
beceri eksikliğinden faydalanmak..
düşkünlüğünden beslenmek....

erkekte doğasına aykırı birşey yok yani..
ben o yüzden kadını merak etmekteyim..

evet bu işe girişebilen kadın karakterleri..
amazonca ..
davranabilir..
hatta bu tip kadınlar tercihen evli erkek seçer..
çünkü olmadık zamanlarda karşılarına dikilemez..
onların canını sıkamaz..
ve rezillik yapamaz evli erkek sevgili..
seni kendi ailene.. mahallene filan afişe etmez.. edemez..
kendini de eder o zaman çünkü..

evli kadın sevgili de.. aynı durumdadır..
yani bekar bir erkek ya da amazonun..
evli biri ile olmasında bir anlaşılır taraf var..

ama şu bekleyen gruba takıldım ben..
oyanın ve dünlüğünün dün dediği gibi.. bunlar..
bazen de.. evli olduklarını bilmeden ilişkiye giriyorlar.. o kişilerle..
sonra öğreniyorlar..
ve sonra kandırılmaya izin veriyorlar..
ortak gelecek ümidi ile..
bir kısmının maddi çıkarı var bu adamlardan..
hadi onu da anlayabilir insan ..
ama kiminde o da yok..
ilerde beraber olmak ümidi var sadece..

bu bence bir karakter özelliği.. bu tür kadın..
zaten .. sevgilisi evli olmasa da..
bekleyebilecek türde..
onun her hatasına bir mazeret bulup..
anlayış gösterip..
ama beni seviyo da.. sevmeyi öğrenmemiş..
kimse ona benim yaklaştığım gibi yaklaşmamış diye..
bir nevi amatör sevgi terapisti sanıp kendilerini..
uğraşıp duruyorlar..
keçiboynuzu halini alan ..ilişkileri ile..
hayatlarını geçirebiliyorlar..
bunların çocuğu olunca..
çocuklarına da böyle davranırlar zaten..
korumacı kollamacı..
ört ki kimse görmesin.. duymasın..

nice ümitsiz olduğu bilinen aşk böyle sürüp gidiyor..
tek taraflı..
ben işte bunu..
bu karakter yapısını anlamıyorum..
acıya nasıl dayanır insan ..

zira ucundan da olsa..
bunun şüphesini yaşarken..
ne kadar acıttığını .. anladım..
ayrıca..
değil başka biri.. kendi bencilliği nedeniyle bile..
sevdiğin insanın ..
seni yeteri kadar sevmemesinin .. nasıl acıttığını.. bildim..

biliyor musunuz bunu bir süre ben de yaşadım..
yok kimse evli değildi.. üçüncü kişi bile yoktu..
ama sevdiğim aşık olduğum kudurduğum kişinin..
elimi kolumu gözümü gönlümü.. kalbimi..
aklımı da..çekip alamadığım..adamın..
sevmeyi bilmediği..
daha önce hiç kimse tarafından sevilmediği filan gibi bir fikre kapılmıştım nedense..
ailesi de sevmeyi öğretememişti..
o aramazsa ben ararım..dı..
olsun o hediye almasın ben alırım..dı..
o yorulmasın ben yorulurum..du..

yeter ki bir gün beklentisiz olarak onu sevdiğimi idrak etsin ve..
o da sevgisini gösterebilsin diye az uğraşmadım..
ha seviyodu adam yani..
mecbur ya..
ille sevecek.. seviyo yani.. kesin..

sonra bir gün bir cümle etti..
ben ilişkide nefes aldırmıyormuşum ha??
dedi bana..
kim dedi dedim.. eski sevgilim dedi..
bi düşündüm..
amanınn ben yoga nefesleri çalışacak kadar vakit sahibiyim..
demek bu beni sevmiyo..
ve anında öptüm koccamannnnn...hiç öpmediğim gibi..
teşekkür ettim ve yürüdüm gittim..hafif hafif..
oh özgürdüm..
sevmeyi öğretmek zorunda değildim..

oldu canım ufak bi kuyruk acım sonradan..
çıkardım ama acısını..
yok bilinçli değil..
=)anlatırım bi ara..

aslında ondan önce de tuhaf olan..
ben topuklarımı vura vura ohh .. diye ordan gidince..
aaa bu niye yıkılmadı şimdi.. diye meraklanan bu xynin..
iyi birşeydi ve kaçırdım duygusuna kapılıp..
daha önce hiç olmadığı kadar.. bana düşkün olması oldu..
aramalar sormalar hediyeler..
kahveye şaraba davetler..

ama ben tavır olsun diye yapmamıştım..
amacım da bişey elde etmek değildi.. giderken..
rest de değildi..
özgür bırakmıştı beni.. sadece..
o yüzden tutarlı davrandım..
öyle salak geri dönüşler.. bir şans daha verler.. yaşamadık..
ben kendimi amaçsız yerlerde yollarda harcamayı kabul etmem..
ayrılık acısı.. aşk acısından daha kolay olabilir..

tabi herkeste böyle olmuyor..
u dönüşler.. kavşak geçişleri..yine yeni yenidenler..
aşk trafiği karışık birşey..
ama gene de..
nasıl içlerine sindiriyorlar bilmem demeden geçemeyeceğim..

evdekini aldatmayı değil.. ya da açık büfeden servisi.. değil..
o durumları anlıyorum..
benim anlamadığım bu işe alet edilmek.. yalnız hissetmek acı çekmek ve devam etmek..
işte bunu anlamam...........................

var var.. bişey daha var yazmam gereken..
bir sk ile fasulye hikayesi var..

bir de..
nasıl kuyruk acısı dindirdiğim........
ama bi süre sonra.. sıkıldım zira..

***********

durum.. bi ara gidip blogcuya bakiim dedim.. gene kapalı.. hala orda kalmaya kararlı mısınız...................
bakın bu da acı çektiren bir ilişki olmaya başladı..
=D....

11 yorum :

kumhavuzu dedi ki...

bu işe alet edilmek.. yalnız hissetmek acı çekmek ve devam etmek..

evet..bende anlamam..ama hani şu makosen meselesi mi desek..

birdemetmavi dedi ki...

" Hayat geçip gidiyor, dışarısı çıtır kaynıyor .. E benim de yüzüme bakılıyor hala .. " diyen erkekler ..
Hani senin güzel örneğindeki gibi, farklı kokular duymak isteyen erkekler ..
Ya da, başka denizlerde kulaç atmak, farklı bir rüzgarda sürüklenmek isteyen kadınlar ..
Evlilik ya da beraberliğin monotonluğundan sıkılıp değişiklik yaşamak adına ortaya çıkan çoğu zaman içinde çabucak sönüp giden sevgisiz ilişkiler ..
Sevginin yoğun olarak yaşandığı ilişkiler de vardır mutlaka ..
Planlanmadan, hiç hesapta yokken ortaya çıkıveren ..
Karşılıksız, beklentisiz ..
Varlığıyla mutlu olunan ..

Evlilik ya da beraberliğin bitmemesi adına ..
Birbirinin hayatını daha az yaşasa insanlar ..
Karşısındakinin önce tek başına bir birey sonra eşi ya da sevdiği olduğunu düşünerek ..
Önce saygı, sonra sevgiyle yaklaşsa ..
Daha mı az yaşanır acaba bu durumlar ?

Yalanın, düzenin olduğu bir beraberlik ne kadar mutlu eder insanı ?

alpernatif dedi ki...

Daha önce dediğin üzre
Evlilik insan doğasına aykırı
Tek eş kavramı insan ruhuna aykırı
Bunu hadi pantalonlar aşağı,herkes birbirini aldatsın diye yazmıyorum ama;
Hep aldatana kızmadan biraz da anlayışlı olalım yahu :D

Ece dedi ki...

Kurcalama.Karıştırma..Düşündürtme..
İki gün sonra 32 yılı deviriyoruz.Adam domuz gibi görünmeye başladı gözümde.32 yıl kuzu değildi tabii ama öyle işte..
Günaydın!
Sevgiler,
Saygılar,
Şükranlar,
Öpücükler,
sarılmalarla gidiiim ben bişey vuriim kafasına kafasına şimdi..:))

uctemmuz dedi ki...

İnsanı yöneten iki duygu mu var ki? Birisi çocukluktan beri çok da farkına varmadan çizdiğimiz gelecek hayali. O gelecekte yanımızdaki olası eşin sahip olması gereken özellikler. Biraz yoksul bir hayat geçirildiyse iş güç sahibi, maddi durumu iyi birinin hayalini kurmak. Ya da genellikle erkeklerde gördüğüm sarışın, uzun boylu, dil bilen hatun arayışına girmek.
Ama bir de diğer duygu var ona karışamıyoruz.
Aşk kendisi.
Belki anneni ya da babanı andıran birini gördüğünde...
belki...tek bir içten gülüşe...
belki anaçlığa, belki babacanlığa...
Belki de sadece doğru zaman doğru yerde karşılaşıldığı için kalp insanı terk edip gidiyor.
O zaman evdekinin adlandırılamamış eksikleri ortaya çıkıyor.
İnsan bu durumda "hayal değilmiş, aradığım kişi varmış" diyebiliyor belki de.
Ben de bu konuda çok konuşmak istemeyenlerdenim.
Çünkü çok karışık, çok çetrefilli, insana özgü bişey. Evde üzgün birkadın, çocuklar var...Ya da derinden yaralanmış bir koca. Ama bir tarafta da mutluğu yeniden yakalamış bir insan var.
Böyle bir durumu dinlediğimde, okuduğumda anlamaya çalışıyorum. Mümkün olduğunca yargılamadan.

ussuahkâm dedi ki...

merhaba atalet canım kaçak girdim okumadım yazdığını . sorunu cevaplayıp kaçıcam.
alıntılar özen yula'nın öbür dünya bilgisi kitabındandır. sevgimle =)iyilikli zamanlar dilerim

Oya dedi ki...

ataletim..
bu konuda en çok ve boş konuşanlardan biri olarak son bir cümlemi seninle paylaşmak istiyorum:

eğer amazon olmak için bu kaçınılmazsa,
seni kıracağıma kafamı kırarım :)))
herşey amazonlar için..
kendim için birşey istiyorsam nağmerdim.. :p

jidotakafu dedi ki...

Hepimizin bildiği üzere
insan evladı bencil yaratık...
O nedenle bu aldatma konusunda da
"vahh karım/kocam ne hale düşer..
Ahh onu bu konuma nasıl getirdim..
Aman takıldığım hatun/adam
ben boşanmayınca ne yapacak gençliği de gitti .."
gibi şeyler
düşünmesini beklemiyorum..Yine kendini düşünerek hareket eder...Ne bileyim ,mesela sevgilisinden ayrı kaldığında çok acı çekiyordur sürdürür ilişkiyi,kocasından tırsıyıdur sürdürür...Çocuklar nolacak diyodur sürdürür...Ama bunların özünde aslında bence hep kendisini düşünmesi vardır..

İnsanları iki genel sınıfa ayırabiliriz...
Mantık insanları
duygu insanları ...
Mantıklı adam/kadın
muhtemelen ya böyle bir ilişkiyi gizli saklı sürdürmez ufak kaçamaklarla amaç hergün pirinç olmuyo arada bulgur yiyeyimse böyle geçiştirir...
ya da gerçekten çok aşıksa
yetti ulen der boşanır...
Ohh sevdiğiyle sarmaş dolaş hayat sürer...
Duygu insanı
belki aidiyet hissinin ağırlığından,
belki çocuklarına kıyamadığından(ki bencil de olsa insan evlat sevgisine yenik düşer çoğu zaman) ayrılamaz evdekinden
ama çok da aşık olduğunu düşündüğünden öteki taraftakinden de vazgeçek istemeyebilir...
Ne yardan geçerim ne serden diyebiliriz bu duruma
tam olarak :D ...

Sonlandırmak gerekirse...
Hayır efendim
çok üzgünüm ki ben evlilik sürecinde
(ufak kaçamakları
bunun dışında tutuyorum)
uzun soluklu
extra bir ilişkinin hiç kimseye bi hayrı olmadığı gibi
hergeçen gün
iki ucu boklu değneğe dönüştüğünü düşündüğümden ötürü tasvip etmiyorum ..Bi insan niye mutlak çözümü olmasına rağmen kendine ısrarla işkence eder ki ..

Halbuki bu durumdan kurtulmanın bir sürü yolu var...
Başkasına ait olmayı isteyip de her gece bir başkasının soluğunu vücudunda hissetmek
ne kadar kötü birşeydir
düşünmek bile istemiyorum...

Böyle ilişkilerde de
tek kişiye değil bilerek veya bilmeyerek duruma dahil olmuş,
koca,karı,sevgili,çocuk hepsine yazık diyorum...
Zordur çünkü...
Herkes için bir parça zorluğu vardır..
Yansımaya göre...
Di mi ?


Yarın öbürgün
kocamı aldatır mıyım
bunu da bilmiyorum ...
Yapabilirim :)
O zaman ne düşünürüm
onu da kestiremiyorum açıkcası..
Şu anda bekar ve
en çapkın halimle
düşündüklerim bunlar :P

Seni de öpüyorum..

geçkalmadımki dedi ki...

Karışık durumlar, ne kadar anlamaya çalışsam da zorlanıyorum,
tabi ki insanların duyguları değişebilir, anlamaya çalışırım, bu durumda karşı tarafı en az inciterek yeni hayatlar kurulmasını da anlamaya çalışırım da ne yardan, ne serden diyenleri anlamak zor geliyor..

Sevgiler...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

şimdi dünya ikiyemi ayrılıyor , aldatanlar ve aldatılanlar olarak. Ya da fırsat bulamayanlar ve fırsat kollayanlar olarak. Bir punduna getirmeye çalışanlar olarak. Derin mevzu be ataletim. Sen hani diyosun ya huuuu yok öle bişi diye. Diyomki ben de huuuu var bir yerlerde böyleleri de aldatmayan ve aldatılmayanlar . Belki azcık , belki istisnalar kaideyi bozmaz babında.
Ama hani güzel bir kadın görünce , yakışıklı bir erkek görünce başını çevirmek de enayilik tabii. Şimdi buna göz aldatması derdi benim her şeyi bilen anneannem. UUUY en iyisi sen bu konuya beni karıştırma. Çok kötü bi duygu yaw. Öldürür len bu beni, öldürtürrde hee))E bilirsin bizim oranın adetleri meşhurdur cinayetleri))

kayipsimurg dedi ki...

hah sonunda buldum sanırım, yorum burdan yazılıyo...
Şimdi; bu konu insanlığın temel sorunlarından biri ve kainatta cevabı bulunamamış sorulardan da biri. Bi nevi hayatın anlamı nedir gibi bişii bu "İnsan neden aldatır?" sorusu da..
Espiritüel ve aktüel basınımızın bize dayattığına göre; insan tek eşliliğe uygun bir yaradılışta değilmiş, doğası gereği en güçlü olanla çiftleşerek soyunu sürdürmek istermiş. Bu nedenle bizim aldatmak diye tanımladığımız olgu, esasen doğanın bir dayatması olup kötü bişii diilmiş.
Bu, bana kalırsa kadınları duruma alıştırmaya yönelik söylemlerden biri.
Aldatmak dediğimizde de anlaşılan süreli bir ilişkiden söz ediyoruz. Ve bunun eylemsel olması gerekiyor. Düşünsel bazdaki aldatmaları (en azından bu yazı içeriğinde ) aldatmadan saymıyoruz. Ki bana kalırsa burada hata ederiz. Beyinde gerçekleşmediği sürece yada şöyle diyelim, kalıcı izler bırakmadığı sürece evlilik/ birlikteliklerdeki aldatmaların aldatma olamayacağını savunuyorum ben. Bana kalırsa o dediğin gibi yan taraftakinin tabağını tırtıklamaktan öte birşey değil. Sonuçta yine herkes kendi tabağındakinin hesabını ödeyip masadan kalkıyor.
Ben, senin yazındaki, "sevmeyi öğretmek zorunda değildim..
" sözüne takıldım. Acaba sevmeyi öğretmek diye bişii var mı? sevmek öğretilebilir bir eylem mi? Herkes kendi bildiği gibi sevmez mi? Birinin sevgiyi gösterme biçimi diğerine uymadığında hemen yapıştırdığımız yafta olan "sevmeyi bilmiyorsun" aslında eksik bir cümle mi? Cümlenin doğrusu: "benim gibi sevmeyi bilmiyorsun" olabilir mi?.

bloggerdaki ilk yorumum için alkış rica ediyorum:)

Follow my blog with Bloglovin