jane austen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jane austen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2011 Cumartesi

doğum günü mor ve kriatal ve menekşe ve diğerleri..

kaç yıldır kaç kere yazmışımdır bu doğum günü işlerini..
kubilayı
hüzünlü doğum günlerimi..
tepkili doğum günlerimi..
hesap kitap isyankar doğum günlerimi..

daha eski az isyankar olanları

burdaki.. doğum günlerimi..

bu yıl da dingin doğum günü yazısı olsun mu..
olsun..

geçen yıl.. 21lik tarafından ekilmiştim.. =)..
bu yıl da ekildim.. ruh arkadaşımın ruhu bir tek bu konuda.. benim doğumgünüsever.. öenm verir ruh olduğum konusunda anlaşamıyoruz..

kimbilir belki onu da rahat bırakmalıyım..

derken..

dur baştan anlatayım..
şimdi ben ilerde yaşlılığımda.. sadece iki konuda affetmem sizi dedimdi her ikisine de ayrı ayrı..
bir doğum günüm.. çünkü kubilaydan çok çektim daha artık tam teşekküllü istiyorum..
kutlamalarımı...
iki anneler günü.. 365 gün her istediğinizi yapıcam diye geçirmişim yıllardır.... senede iki gün.. beni her iyi programa.. kişiye üstün tutmanızı istiyorum demiştim ..
ama işte çekirdekçiğim.. yengecim ve xxim.. yaptığı programı bana anlatırken birden ayın kaçıncı günü olduğunu anımsayıp..
eve attı kapağı.. =)

ama hain ruhsuz 21 lik.. üstelik sabahtan arabama da el koymuş olarak.. ben gece hem yalnız bıraktı hem de istanbulda sulu kar yağarken taksi bulma telaşına soktu ki.. dondum ve ıslandım ve hırslandım..

=)

eve geldim kızgın..
çb.. sattı seni oğlun sattı seni oğlun.. dedi durdu da uymadım ona..
dedim.. bu iş.. onunla benim aramda..
dahası 21lik bütün gün de bizim evdeydi..
bana gelen postaları pek merak etmiş..
bana hiç mektup gelmiyo demiş..
ben tam da kartımı okur.. ve kitaplığa görünecek şekilde.. ilkinin yanına yerleştirirken..
söyledi bunu..
ben de..
"o önce adam olucak.. insanların gönlünü hoş tutucak.. öyle doğum günlerinde filan ekmeyecek sonra ona kartlar mektuplar gelecek.. öyle kolay değil bu işler.. deyiverdim çb'ye..
sonra güldüm..
işte dedim ben böyle çürüteceğim onu bir yıl boyunca.. budur benim intikamım..

çekirdeğim..
mor bir balık almış bana..
-sana bakılacak yeni bişey aldım dedi..
-haftada bir suyunu değiştir.. her gün yem ver.. ve kediden koru.."

menekşe koydum adını..
biraz hareketsiz mi bu diye endişelendim..
öyleymiş dedi.. dip balığıymış bu..=)
hehe benim balık bana benziyor..
morun her tonu var üzerinde..
bordomsu bizans moru..
parlak indigo moru..
tozlu erik moru..
menevişli.. =)

gündüz..
hakkımda yanılıp..tanıştığımız gün.. " güneşi gördüm sanki diyen " bir blogcu çok sevgili kadın geldi bana.. =)
mor mürekkepli kartlar bembeyaz kuşlar ve en önemlisi.. kendisini getirdi bana..
sordum.. kendini kandırılmış hissediyor musun dedim.. ay tutulmasını güneş sandığın için..
deli dedi.. =)..

uzatmayacağım..
sabah.. kıdemli yengecim ağlattı beni..
=P..
o da ağladı..
dedim ya dip balığıyız biz..

sonra..
dostum .. dahiliyecim.. jane austenin.. pride and prjudice'ini almış bana.. =) adı da uyar dedim... ve sonra çığlık attım.. hokkamın yanına koyarıııım.. güldü.. eh dedi.. zaten onun için aldım.. sen köşeler yapmayı seviyosun bu da jane austen köşesi olsun diye.. =)..

sonra.. saime hanımın oğlu abim idolum .. öcüm.. geldi.. ama ben hasta görmeye gidiyordum başka bir hastaneye.. bekler misin dedim.. olur dedi..
budur en büyük armağanı bence.. hayatımda en hızlı inip çıktığım merdivenler.. ve en hızlı yaptığım konsültasyon oldu bu..
=)

sonra.. işte en önemlisi bu yıl ben hüzünsüzdüm..
sabahki ağlamalarımı unutun o başka bişi..
ama bu yıl..
ne kokinalar..
ne kestane kebap..
ne doğumgünü..
hüzün dolmadı..

=)..

kendimce başka başka nedenlerim de varsa da..
hüzünsüzlük adına..

sevdim galiba ben.. bunu..
hüzün mevsimini kapadım artık birkaç yıldan sonra..

bir aralık ayında ..
yine morlarım ametistlerim.. kitaplarımla.. yine burda olmak dileğiyle ataletim bloğum.. =D

Image Hosted by ImageShack.us

15 Kasım 2011 Salı

oldu en sonunda oldu...



dilek dilerken hangisinin tutacağını bilemiyoruz işte..

ya da bişey isterken..

ama ben bir sırrımı paylaşayım burdan..
bloğun köşesine.. ya da suretimin kitabında bunu istiyorum diye bağırdığımda..
bir şekilde oluyor..

benim meşhur jane austen takıntım..
onun yazı masası..
ve masada duran hokkası
..
evet onları istiyorum..

tuhaf kadınım biliyorum..
istenecek şey mi yok..
tek taş iste..
aşk iste..

yok ben .. merdivenli kitaplık..
efenime söyleyeyim..
jane austenin yazı hokkası..

neyse..

buldum..
neyi..jane austenin hokkasını..
öyle pat diye..



gözlerime inanamadım.. öyle hızlı satın aldım ki..
sanırım görme alma arasında geçen en kısa süre rekoru kırmış olabilirim.. =D..



hokka koleksiyonu yapıyorum gerçi..
ama bunu bulabileceğimi düşünerek değil..
önceleri sadece şeklini sevdiklerimi alıyordum.. baktım sayı arttı..
hokkada seçici olmaya başladım..
artık elimde olmayan modellerin peşindeyim..

ve sonra..
ay neyse..
günün mutluluğu..
budur..



ve burası da bir hokkaya mutlu olan bir şaşkın kadının..
bloğudur..
okuyorum..
yekta kopanın tam fanatiği oldum..
ve minoya ağladım..

sahi siz benim çocukluk aile içi adımın minoma olduğunu bilmezsiniz..
bir babam.. bir de pöti fetinin en küçük oğlu bir de saime hanımın oğlu.. abim.. öyle seslenir gerçi..
ama ben okurken minoyla bir özdeşleşeyim..
bir özdeşleşeyim..
diğer çocuğa ağlamamışken.. niyaziye bir ağlayayım..

başka napıyorum derseniz..
birmilyonbeşyüzaltmışyedibuçuk karedir dağılan buduarı yeniden düzenlemeye uğraşıyorum..
boyanacak ufak tefek başka şeyleri boyuyorum..
e çok merak ediyorsanız.. şu yan taraftaki..

ataletin buduar hallerinden ulaşabilirsiniz...


Image Hosted by ImageShack.us.. dı oldu en sonunda oldu bim bam bom söyleyen ama rak haliyle hedbeng eşliğinde..

14 Ekim 2011 Cuma

bir fincan çay ?? jeyn austen.. ingiltere.. vircinya ve diğerleri


jeyn austen hayatımı mahvetti..
hafif.. bir kitap..
neredeyse dörtte üçü öyle.. yani başladıktan bir süre sonra bıraksaydım.. okumaya başladığımı bile hafızamda tutamayabilirdim..

devam etmemin başlıca nedeni kitabın insana ingiltereye gitme arzusu veriyor olması..
ki ben..bu etkiyle..
ingiliz dönem kadın yazarların müzelerini ve yaşadıkları alanları.. ve hatchard's kitabevini.. içeren bir turun fantezisini kurdum bile..
bunu tek başıma yapmayı düşünüyorum..

elimde yazarların kitapları ile..
fotoğraf makinem ve kocaman spiralli bir defterle..

kitabın son dörtte biri.. baştaki hafifliği alıp götürüyor..
yine düşündürüyor.. zıplatıyor ..
yine trampoline gönderiyor..

hatta sözcükleri farklı kavramı aynı olan..
benim.. " bizi kandırmışlar büyürken.. büyüyünce herşey kontrolümüzde olacak ve bu da iyi olacak sanmamızı sağlamışlar.. oysa hayat zormuş".. deyişimi de bir yerlerde.. kullanıyor.. elbet daha kısa ve anlaşılır cümlelerle..

zaten herkes benden daha kısa ve anlaşılır yazıyor..

kitap sayesinde gugl'anıma biraz danışmam gereken yerler oldu..
bunları not etmem gerek.. hem başka not edecek neresi var ki diye hem de.. size kolaylık olsun diye..

mesela bu bloğun yan tarafında duran bir masa ve sandalye fotoğrafı vardır..
jeyne austenin yazı masasının ve sandalyesinin minyatürüdür bu..
ve üzerinde tüy kalemine hokkasına kadar herşey vardır..

aslı ise budur..

işte.. vircinyamın.. sözünü ettiği.. kadının yazmak için bir odaya ve gelire sahip olmasının şart olması konusu.. buradan kaynaklanıyor..
bir kadının yazmak için yerinin olmaması ve ..
yazmasının yadırganması nedeniyle.. hep ufak kağıtlara yazması..
içeri birisi girdiğinde de hemen elini o kağıdın üzerine koyup saklaması..
bu masa sayesinde.. insanın daha bir gözünün önüne gelebiliyor..
ve bu doğru..
bir çok kadın yazar.. bronteler bile..
böyle çalışmış..

ama.. jeyn austen.. ailesinden çok destek görmüş yazarlığı konusunda..
kız kardeşi şarlotun ressam oluşunun desteklendiği kadar..
ve hatta ilk kitabını babası kendi eliyle yayın evine götürmüş..
ama başarılı olmamış bu girişim.. beğenmemiş basmamışlar..

sonrasında.. erkek kardeşi.. onun meneceri olmuş ve kitapları peşpeşe yayınlanmış..
ama hep anonim.. "bir kadın yazar".. adı altında.. yayınlanmışlar..
yani masada oturup gizli saklı yazmamış.. ama gizli saklı yayınlanmış.. bu da aynı şey hatta daha beter belki..
ayrıca.. insanların nünde yazmayı sevmezmiş.. ve herşeye rağmen küçük kağıtlara.. içeri biri girdiğinde eliyle örtüverdiği kağıtlara yazmış.. özellikle bu benim okuyasım olan "ikna"yı.. ikna için aslında.. bir kendinden esinlenen kitap da denilebilir galiba.. benim şimdilik izlenimim bu.. =).. bir de.. bu son kitabı londrada yazmış.. =).. evinden uzakta..

yine de bu masanın yazmak için çok kısıtlı imkanlar sunduğunu kabul etmek gerek..

işte bu kitap sayesinde varlığını bilmediğim.. bir diğer yazı eşyasının varlığını öğrendim..
fotoğraf bir resmi sitede yer aldığından fotoğrafı değil.. o yüzden bağlantısını veriyorum.. buraya tıklayarak ulaşın bakın..
bu masacık.. yazma tepsisi.. yazı kutusu.. ne derseniz.. içinde kağıtların durduğu üzerindeki eğimli alanda yazının yazıldığı.. köşelerinde de hokkaların durduğu bir sistem..
bu masa.. bir müzede..
üzerinde bir mektubu.. tüykalemi..
yuvarlak masa ise müze olan jeyn austen evinde..

hayalimde üstüste koydurdu bu kitap..
pek de yakıştırdı..

jeyn evlenmemiş..kız kardeşi şarlot da evlenmemiş..diğer kardeşler erkek.. birisi sakat.. nesi var bilmiyoruz.. diğerleri evli..bir tanesinin onbir çocuğu olmuş hatta..
babaları öldükten sonra jeyn .. şarlot ve anneleri..
bu erkek çocukların eline kalmışlar..

onların bakımına muhtaç kalmışlar..
iyi bakılmışlar.. aileye önem veren bir aile oldukları için..
ve dönem dönem.. bu çocukların bakımına yardımcı olmuşlar..
"iyi ki evlenip çocuk sahibi olmamışım.. yeğenlere bakmak bile yeterince zor.. eğer evlenseydim ve kendi çocuklarım olsaydı.. onlara bakmaktan.. yazamazdım" demiş jeyn..

kitaplarını çocuklarının yerine koymuş..

erken ölmüş.. 41inde.. muhtemelen bir bademcik iltihabı sonrası böbrek yetmezliğinden... ve ailesi mezar taşına bir yazar olduğunu değil.. iyi.. yüce gönüllü bir kadın olduğunu yazmayı tercih etmişler.. öldükten sonra iki kitabını daha basmışlar.. bu sonuncu kitap.. ikna.. şu anda okumayı istediğim kitap..

cassandra ressammış..
ailedeki herkesin .. sakat kardeş ve jeyn hariç birer resmi portresi var.. o devirde fotoğraf makinesi olmadığından.. ressamlara poz vererek kendini ölümsüzleştirmek moda imiş.. ya da gerekiyor muş..
ama jeynin tek bir resmi var..
o da kasandranın çizdiği.. karakalenm .. sulu boyası başlanmış ama bitmemiş..
şu sitede.. bir çok sözde - jeyn resminin linki var..
ama tek gerçek resim budur.. gugl'anım bir çok resim var diyorsa da.. esas iki tane.. biri arkadan.. diğeri de bu bitmemiş olan..

şimdi gelelim..
zıplamalara..
bu devirde de kadın çalışmak.. kariyer yapmak için zorlanmıyor mu..
adı var parası var.. arabası var üzerine tapulu evleri var.. segekası var..
ama hep yarım hissetmiyor mu..
çünkü yağmur yağdığında.. evde olup kek yapsaydım çocuklara demiyor mu..
kar yağdığında..
bir kere bile onların okulu kapandığında.. ben de evde kalıp kartopu oynamadım demiyor mu..
hasta çocuğunu.. bakıcıya şuna buna bırakmıyor mu.. koynuna girip ona masal okumak.. ağzına kaşık kaşık.. içine sevgi katılmış tavuk suyuna çorba içiremiyor mu..

kadının yarım pürçük halleri..
yüz yıllardır var.. ve yüzyıllardır sürüyor..

kadın içinden gelen.. gezginlik kaşiflik yazarlık dürtülerini bastırsa.. bi türlü..
annelikten vazgeçse bi türlü..
ikisini de yaparım dese bi türlü..
hakkını verse anneliğin kadın olmanın başka türlü..

kitaptan bir tek alıntı yapacağım.. zaten 252den itibaren başladım kıvırmaya..
bu da oradan.. ve izninizle bir paragraf..
burada bu masada .. austen küllerinden doğan bir anka kuşu gibi hayatının enkazından doğmuştu .. neredeyse romanlarının hepsini.. bu ufak ahşap parçasının üzerinde.. işlek kasaba caddesine bakan bu muhteşem pencerenin önünde yazmış ya da yeniden yazmıştı .. arkasındaki odada aile üyeleri ve hizmetkarlar dolaşıp duruyordu.. austen için muhteşem bir yalnızlık ya da huzurlu bir ıssızlık söz konusu değildi..
tüm bu dikkat dağıtıcılara rağmen.. başyapıtlarını yaratırken kağıt.. kalem.. ve mürekkepten başka hiç bir şey kullanmamıştı.."

kitabın sonunda.. okuma klubünde işlenmesi için öneriler listesi var..
ben çok sevdim bu bölümü..
okuyanlar olursa aranızda.. bunun sohbetini yapmak isterim..
hatta sorulara cevabımı yazar..
sizlerin de.. benim cevaplarıma karşı.. yandaş.. ekleme düşüncelerinizi.. ana yazıya eklerim..
hadi biz de kitap kulübü yapalım nolur.. diye yalvarabilirim bile..
********
pese..
posta kutuma gelen bir mesajda.. şu şehir dışı lüks siteler alanında oturan birinin.. bana yakın fransızca okuma klubü arıyorum diyen meylini buldum acaip kıskandım..
pese iki.. jane austenin içinde bakın bronte kardeşlerin haline.. diye bir cümle vardı..
özel hayatın deşifre edilmesinin.. yazarın eserlerine ön yargı getireceği ile ilgili..
ben bronteleri çalışıcam biraz..

pese3 bence de.. özel yaşam.. özel konularda.. söylemler.. hatta politik söylemler.. reklam kokan davranışlar eserden çok kitapları ve yazarın kesesine düşkünlüğünü getiriryor akla.. ama bu daha pek yüzeysel bir fikir.. derinleştirmeli..

pese4.. kitabın orijinal adı.. "jane austin ruined my life".. yani tam çeviri yapılmış.. =).. hatta bir başka kitabı da.. "mr darcy broke my heart" bay darcy kalbimi kırdı.. =) onu da tez zamanda çevirirler dilerim.. =)

peseson.. kitap ingilterede ve o yüzden hiç durmadan "a cup of tea..??" teklifleriyle dolu.. o yüzden baştan bi çay demleyin derim.. koca bilgisayarda bir çay fotosu bulamadım ya.. bana da.. yuf olsun.. =) neyse ki eski bloglardan birine.. türk çayı eklemişim de.. ordan kapıştırdım.. =D..

pesekesin bu son.. jeyn austen mektup yazmaya çok meraklıymış.. aynı evdeki kızkardeşine bile yazarmış.. hatta "kolayca uzun mektuplar yazan biri.. kötü yazamaz.." demiş.. =) bence süper bi blog yazarı olurdu bu kadın bu devirde yaşasaydı..

Image Hosted by ImageShack.us
Follow my blog with Bloglovin