dünya büküldü.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya büküldü.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2017 Pazar

Bazi performanslar aynalar bilinenler..

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz derdi..
Saime hanım..
Biliyorum.. ziya paşa demiş ilk..

Biri..
"Geçen bi doktor arkadaşım bi laf etti..
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir dedi.."
Diye sözünü bağladı..
Sonra benim..
" tabii aslında bu lafı şey demiş kim demiş.."
Dememle bazı ulusalcı yazar adları .. peşinden fransız yazarları .. saydırdı..
O mu bu mu..
Ben hatırlayıp herakleitos diyene kadar.. sürdürdü..
Herakleitosu duyunca ilgisi söndü..

Onun gibi değilim yani..
Lafların peşinden gider sahibine bağışlarım onları..

Devamı pek söylenmez..
O mısranın..
"Şahsın görünür rütbe i aklı eserinde.."
Der ziya paşam..

Eh eylem fıkarasıyız..
Laf ustasıyız..
 doğaldır lafın birinci bölümünü yagınlaştırmamız..

Siz insanlar iyi diyerek onları doğru sıfatlandırdığımızı düsünüyor musunuz..
Tek vasfı iyi olmak olan..
Kendi şartları içinde..
Kediye köpeğe kuşa.. kapıya yem koyan.. ama köpek barınağında çalışmaya gitmeyen..
Ya da..
Evdeki çocuğunun torununun giysilerini birilerine veren..
 ama çocuk esirgemeye gitmeyen..
Ya da tacize dur de yürüyüşüne..
Ya da sokakta dayak yiyen çocuğun annesine dur demeyen..
Ya da şiddete uğrayan kadına müdahele etmeyen..

Ne bileyim.. hayatında ağaca zarar vermemiş..
Ama.. bir ağacı kurtarmak için ona kendini zincirlememiş..
Gözünü canını taşağını o uğurda kaybetmemiş...

Cesaret durduk yere sahip olunan bir şey değildir..
Başka seçeneğin kalmadıysa cesur olursun demiş..
Ünlü bir dizi büyüğü..

Siz şartlarını zorlamadan ..
Güvenli alanını terketmeden yaşayan..
Orda durup..
Hiç kötülük etmeyen birine iyi diyebiliyor musunuz..

Çünkü iyilik de.. cesarete dair..
Dünyanın en hızlı yapılan hesabı..
Bundan bana ne zarar gelir hesabı olabilir mi?..
Olabilir..
Yaptım..
Zarar gelebilir de ne ..
Canıma okunur dedim..
Okundu..
Geleceğim o gun değiştı..
İşin tuhafı bu işe yol açan kişiye hiç bişey olmadı..
Ben isimsiz kahraman..
Tarihimi yeniden yazdım..

Bazı durumlar insana ayna tutar.. 
Bazıları zaten bilip düşündüğün gerçeği ortaya koyar..
Sanatın performansın böylesini seviyorum..

Yatıyordu yerde kız.. elindeki koca taşı..
Tam kalbinin üzerine koydu..
Ben buyum dedi..
Fırlamak .. taşı alıvermek istedim..
Nhayıır diye bağırmak..
Kaderin bu değil değiştirelim demek..
Durdum bi an..

Hayır performans sonuçta..
Içine dalmayalım..

Böyle kalıcam dedi..
Hiç kimse yüreğindeki ağırlıkla yalnız kalmamalı..
Ha ağırlıktan kurtulmak için yol arıyorum..
Bi dakka bulucam..
İnime bi çekileyim diyenler ayrı..

Ama tam teslim yerde yapıp..
Böyle kalıcam fiyen biri..
Hele bir küçük kızkardeş..

Fırladım ben.. her zamanki işim..
Önce taşı aldım..
Sonra after effekti aldım..
Sonra baktım taş bende..
Ayh onu ben de bırakıverdim..
Sonra baktım sesi soluğu çıkmıyor..
Elini yanağını okşadım..
Sonunda canı geldi..
Tuttu elimi..
Doğruldu..
Sarıldı başını göğsüne koydu..
Ay başı boynumdaki kulaklığın şeysine mi geldi..
Yok dedi..
Performanstı interaktifti..
Süreleri tepkileri o yönetti..

Ha bir de kadın vardı..
Hayat çogzel deyip durduğu için..
Bizim buralardan olamaz dediğim..
Evetti yabancıydı..
Baktım gelmiş başımıza dikilmiş..
Bekliyor sırasını..
Bi kola da o yapışmamıß..
Çunkü avrupalılık..

Sonra bir erkek vardı..
Ellerini cebinden çıkarmamış ama..
Ama geride de durmamış..
O da dikilmiş yanımızda..

Tam da "üç kız bir ana.. demezler bana..
Ağlarlar yana yana.."

Ve diğerleri..
Yerlerindeler..
Üzüntü hatta endişe ile bakıyorlar..
Ama yerlerindeler..

Onlar iyi insanlar..
Ve çok seviyorum..

82 referandumu geldi aklıma..
Meğer zarflar şeffaf gibiymiş..
Meğer jandarma varmış..
Hiç ayırdında değildim..
Yapmam gereken hayır demekti..
Tek sorunum pazar pazar giyinip oy kullanmaya gitmekti..
Pijamalarımla vedalaşmak pek zor gelmişti..

Sonrasında ..
Ama yıllarca sonrasında..
Hayır dediğim anayasanın değişikliklerine hayır demeye giderken..
Aa ne cesurmuşsun dediler..
Zarflar şeffaf gibiydi..

İşte bak..
Ben de cesur filan değilmişim işte..
Çünkü şartlarımı zorlamamışım..

Yazının ucu kaçtı biraz..
Kimseye hayır deyin filan demiyorum..
Zaten evet ya da hayırın bişey değiştireceğine inanmıyorum..

Ilk düşenleri koşup yerden kaldırdığımız günlerde..
Buralar hep çiçekti..
O zamanlar koşmayıp..
Sadece izleyenlerdir bu gün bizi bu noktaya getirenler..
Ve daha ilerisine taşıyacak olanlar...
O yüzden..
Inan..
O değil derdim..

Derdim ne biliyor musun rebecca..
Ses olmak..
Nefesi içine kaçanın nefesi olmak..
Oralarda buralarda.. şlfacının eli nasıl hafifti demeden..
Kendin şifacı olmak..

Şifanı aramak yerine şifa dağıtırken..
Şifa bulmak..

Bak her şartta evet diyenler değil..
Hayır diyenler de değil..
Bu kişilerin sayısı artarsa ancak o zaman..
Ancak.. o zaman..
Kadının dediği gibi..
Hayat çok güzel bişey..
Yaşamak mükemmel olur..
 ve ayaklar.. yürekler sırtlar ağır ve ağrılı olmaz..

Diyeceksin oralar da güllük değil..
Gülistan değil..
Evet değil..
Şu anda değil..

Saime hanıma çok kızarken ben çocukluğumda..
Bu kadın hep olay çıkarıyor derken..
Ve uzak durup tanımazdan gelirken çocukluğum boyunca..
Saygıyla anıyorum onu..
Nisanın ikisinde.. 

Ruhi su diyorum..
Kuru kütük yanmayınca tüter mi..
Dinleyin evet..
Karacoğlan demiş..

Pese spoiler yoktur düşünmek vardır..
Pese Pera İstanbul'dadır..
Asla yalnız gitmeyinizdir..
Üc bölümdür..
Biri elçi resimleri koleksiyonuna..
Diğeri 
Ölçüler ağırlıklar sergisine..
Üçüncüsü.. 
Müzelik eserlerin sıradanlaştırılmasına ..
Ellenebilirleştirilmesine dairdir..
Genç sanatçılardır..
Harikadır.. ve..
PerformArt çalışmasıdır...

12 Ağustos 2016 Cuma

kafamda deli sorular.. canıtın.. cevap istemiyorum.. sadece soruları bırakıp gidicem..

can yücel'i anma günü..
mezarına anmaya gidenler şarap rakı dökenler ve ailesi ve datçada yaşayanlar filan ..
ne hoş tartışmalarıymış yurdumun..
ama tabii adamcağızın mezarına zarar veren aptalları bu söylemden uzak bırakıyorum..

hiç böyle tartışılmayan zamanlar var mıydı..

yokmuş..
düşündüm bulamadım..

yıldızlar kayıyor her yıl aynı zamanlarda..
eskiden kayar mıydı..
bilmiyorum..
iki yıldır aynı günlere denk geldiğini biliyorum ama..

horasan usulü.. bağdat usulü.. duvarı..
samanla sazla kağıt ya da kumaşla kaplama gibi yapısal incelikleri merak edenler..
eskiden bilgiye nasıl ulaşırdı..
ben pdf dosyalarla ulaştım..
şu an duvarı yapıp..
hemen sıvayabilirim.. o derece..

bir resme bakmak ve çerçeveyi hayal etmek de sanata dair midir..
sanat hayata dahil midir..
doğa hayata dahil midir..
doğa şehirde olunca doğa değil midir..
şehrin ortasında ağaç kesince .. doğa katliamı yapmış olur musun..
insan ilişkileri pat diye yaşanıp gidince daha mı kolay yoksa..
önden düşüne nefes çalışa mı yapılsa..
kavramlar..
bilinmeden yaşamak insan olmaya dahil midir..
ya da..
kavramlar bilinmeden hiç mi doğru soruları soramaz insan..

ya da ille şart mıdır insanlarla olmak ve görüşmek..
besler mi gerçekten..
herhangi bir duyguyu..
yoksa.. ??..

tığ ile her gün bir kare yapabilen insanların da var olduğunu bilmek..
yağmur ormanları ağacından yapılmış hiç bir şeyin satışına izin vermeyeceğini açıklayan bir sosyal demokrat ülke aynı zamanda..
ormanlarında izci kampı niyetine nazi kampı da barındırdığına göre..
kafam karışmasın mı..
insanı yoruyor.. mu..
böyle bilgilerin bir araya geliverişleri..

orta çağdan kalma çamaşırhanesinin hala kullanılır halde olması mı..
yoksa orta çağda bile çamaşırhanelerinin olması mı ..
bazı toplumları farklı kılan..

o toplumların arasında / ülkesinde yaşamaya başlayıp da..
onları taciz etmeye başlayanlar ötekiler midir..
yoksa..
taciz olanlar mı öteki.. zamanında.. bugün kendilerini taciz edenlerin ülkesine el koymuş olanlar olarak..

çoğunluğun dayatmasına karşı çıkanlar mı demokrattır..
çoğunluğa dayatılanı hoş görenler mi..
  
evlilik insanın poligam doğasına aykırı birşeydir..
ve sanırım..
bir arada yaşamak da öyle..

hoşça bakmalıyız mı kendimize..
yoksa toptan bi yok olsak duası mı daha ehven..

her iki kadın da..
cep telefonlarının şifreleri yüzünden dövülerek öldürüldüğüne göre..
cep telefon şifreleri..
kadın sağlığına zararlıdır diyebilir miyiz..

kitap.. doris lessing .. dokuz numaralı oda..
orhan pamuk.. kırmızı saçlı kadın..
leyla erbil.. tezer özlü mektupları..
müzik.. mümkünse sessizlik..
içecek..
karpuz suyu olsun.. depresyon ve anksiyeteyi engelliyormuş..
yer.. mümkünse dağ başı..

geçirdiğimiz on beş günün özeti..

pese..
bir de dayı yeğen ilişkisinin bizim ailede yeniden yorumlaması yaşandı..
kişisel tarihime not olsun diye.. ekliyorum buraya..

bir "istintak ettiniz beni" ile süren altı ay küslük ile..
bir "beni eve sokmuyor .. dişli çıktı aferin" .. arasında git geller..

kuramadığım diyaloglar .. geçmiş
söylemediğim doğrular.. geçmiş
doğru sandığım yanlış çıkarımlarımı temize çekmeler.. geçmiş..


21 Nisan 2016 Perşembe

elena.. dörtleme.. oğlak ve zıplayamayacak kadar iki dünya arasında bir beyin..

bazı kitaplar insanı içine çeker..

sanki gerçekte o kitabın içinde yaşıyormuşsun da..

gerçek yaşamın da kitapmış gibi.. yer değiştirirsin..

elindeki işi bitirip.. 

bir an önce gerçek yaşamına geri dönmek..

yani kitaba geri dönmek istersin..


bazı kitaplar sana ben yazsaydım yazabilseydim dedirtir..

ya da böyle yazamayacaksam..

hiç yazmayayım..


ben oğlak burcuyum ya..

hani omletin tarifini istediklerinde..

önce kümesi.. Organik tavuk yemlerini anlatmaya başlarım..


benim tarzım bu kitaplar gibileri sanırım..

üçleme dörtleme beşleme..

napoli dörtlemesi sonunda bitti..

geç keşfedip.. hemen bitirdim..

sslında üçüncü kitabın biryerlerinde bunaldım..

dördüncünün yüz küsuruncu sayfasında ara verip rebeccayla birlikte toplam 4 kitabı..

hatta bir de başka horror kitabını soktum..

okuma molasına..


kendi hayatımın..

benden önceki kadınlar ..

çevre kadınlar dostlar ve akrabaların öykülerinin birleştirilmiş hali gibiydi..

yordu.. Üzdü.. Mola verdirtti..

karabasandan uyanırsın da hani oh neyse rüyaymış anı gelir sonra..

o rahatlama.. Ama tam da rahat olmayan bir rahatlık..

çünkü o kadar canlıydı ki rüya..

gerçek de olabilirdi..

değilse bile her an olabilir aslında..

işte kitaplar da üzerime oturduğunda..

o uyanma hali istedi ruhum..

bir dur bi bardak su iç dedi aklım..


kadınların çocuklu ve iş çocuk aileleri arasında çekiştirildikleri yerde..

kaçtım..


çünkü gerçek hayat tüm yüküyle tepeme göğsüme çöktü..

anılar vasıtasıyla..


daralttı..

en büyük pranga.. Kendine verdiğin görevler..

kendine görev vermen gerektiğini ..

mikroçiplerine yerleştiren senden öncekiler..

perfeksiyonizm aşkına..

vazgeçmeyişlerin..

içerde göğsünü dövüp..

dışarı çıkıp kaldığın yerden devam edişlerin..

bütün bunları farklı sıkışıklıklarda  yeniden yaşadığım için daraldım..


kitabı önüme koyup paralelinde kendi öykümü yazmak istedim..

onlar napolideki okula gidiyorsa..

ben de cengiz topele..

onların öğretmenine karşı benim saime öğretmenim..

onların nunziasına karşı benim saime hanımım..


gidenin kolayca gitmelerinden.. Kalanın gidemeyişinden..

sineye çekilenlerden..

dönüp dönüp aynı insanlarca yolunun kesilmesinden..

ataletten ve uçma arzusundan..

uçuşların sonunda hep bir suçluluk duyuştan..


analık köpeklik..


kadınlık zor..


özgürlük kanlı terli gözyaşılı..


altmışlardan ikibinlere geldik kitapla..

kadın yaşamları üzerinden her müesseseyi okuduk..

eril düzeni.. O düzene uyanın da uymayanında yorgunluğunu içselleştirdik..

yeni jenerasyonların bizim önünü açtığımız yolda durup..

bizimle dalga geçişini izledik..


binlerce ortak duygu..

binlerce farklı duygu dört cilde girmiş..


iyi ki girmiş..


iki arkadaşın serüveni değil bir dönem belgeseli gibiydi..

bence kızlardan birinin ağzından devam etmeli bugünler de anlatılmalı..

annesinin kitabını eline alan imme olabilir bu ..

ya da dede..


durdukları noktaya gelişlerini ve o jenerasyonun gözünden de anlatılmalı..


dünya büküldü çünkü..

çok değişti..

pineal glandın önemsendiği günlerdeyiz mesela..


bence..

dört cilt sonunda tek cümle yakışır..


kanadı olan kafesi boylar..*

ya da alnının çatında bir toplu iğneyle bir mantar panoyu..


sağlam duracaksın bu hayatta..

kanatmış.. balonmuş uğraşmayacaksın..


Iki ayağın varsa..

yürüyüp ilerleyeceksin..

koşarak kaçacaksın..

güm güm tepineceksin..

hava dolu şeylere güvenmeyeceksin..


kitaplar bittiğinde..

merak..

kim bu elena ferrante??

bir yorgunluk..

tüm hayatım gözümün önünden geçti..

umutsuzluk..

bitmiyor.. eğer naturanda varsa.. köşene çekilemiyorsun..


ve hüzün..

yalnızlık paylaşılmaz..

o zaman aradaki kuru kalabalığa ne gerek var..


okuyun okutun..

Elena.. başka birşey yazmış..

zaten son kitabıyla da  manbooker’a aday olmuş…

alır bence..

*.. finy petra .. kus kadın


Follow my blog with Bloglovin