dünya ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya ağrısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2016 Cuma

kafamda deli sorular.. canıtın.. cevap istemiyorum.. sadece soruları bırakıp gidicem..

can yücel'i anma günü..
mezarına anmaya gidenler şarap rakı dökenler ve ailesi ve datçada yaşayanlar filan ..
ne hoş tartışmalarıymış yurdumun..
ama tabii adamcağızın mezarına zarar veren aptalları bu söylemden uzak bırakıyorum..

hiç böyle tartışılmayan zamanlar var mıydı..

yokmuş..
düşündüm bulamadım..

yıldızlar kayıyor her yıl aynı zamanlarda..
eskiden kayar mıydı..
bilmiyorum..
iki yıldır aynı günlere denk geldiğini biliyorum ama..

horasan usulü.. bağdat usulü.. duvarı..
samanla sazla kağıt ya da kumaşla kaplama gibi yapısal incelikleri merak edenler..
eskiden bilgiye nasıl ulaşırdı..
ben pdf dosyalarla ulaştım..
şu an duvarı yapıp..
hemen sıvayabilirim.. o derece..

bir resme bakmak ve çerçeveyi hayal etmek de sanata dair midir..
sanat hayata dahil midir..
doğa hayata dahil midir..
doğa şehirde olunca doğa değil midir..
şehrin ortasında ağaç kesince .. doğa katliamı yapmış olur musun..
insan ilişkileri pat diye yaşanıp gidince daha mı kolay yoksa..
önden düşüne nefes çalışa mı yapılsa..
kavramlar..
bilinmeden yaşamak insan olmaya dahil midir..
ya da..
kavramlar bilinmeden hiç mi doğru soruları soramaz insan..

ya da ille şart mıdır insanlarla olmak ve görüşmek..
besler mi gerçekten..
herhangi bir duyguyu..
yoksa.. ??..

tığ ile her gün bir kare yapabilen insanların da var olduğunu bilmek..
yağmur ormanları ağacından yapılmış hiç bir şeyin satışına izin vermeyeceğini açıklayan bir sosyal demokrat ülke aynı zamanda..
ormanlarında izci kampı niyetine nazi kampı da barındırdığına göre..
kafam karışmasın mı..
insanı yoruyor.. mu..
böyle bilgilerin bir araya geliverişleri..

orta çağdan kalma çamaşırhanesinin hala kullanılır halde olması mı..
yoksa orta çağda bile çamaşırhanelerinin olması mı ..
bazı toplumları farklı kılan..

o toplumların arasında / ülkesinde yaşamaya başlayıp da..
onları taciz etmeye başlayanlar ötekiler midir..
yoksa..
taciz olanlar mı öteki.. zamanında.. bugün kendilerini taciz edenlerin ülkesine el koymuş olanlar olarak..

çoğunluğun dayatmasına karşı çıkanlar mı demokrattır..
çoğunluğa dayatılanı hoş görenler mi..
  
evlilik insanın poligam doğasına aykırı birşeydir..
ve sanırım..
bir arada yaşamak da öyle..

hoşça bakmalıyız mı kendimize..
yoksa toptan bi yok olsak duası mı daha ehven..

her iki kadın da..
cep telefonlarının şifreleri yüzünden dövülerek öldürüldüğüne göre..
cep telefon şifreleri..
kadın sağlığına zararlıdır diyebilir miyiz..

kitap.. doris lessing .. dokuz numaralı oda..
orhan pamuk.. kırmızı saçlı kadın..
leyla erbil.. tezer özlü mektupları..
müzik.. mümkünse sessizlik..
içecek..
karpuz suyu olsun.. depresyon ve anksiyeteyi engelliyormuş..
yer.. mümkünse dağ başı..

geçirdiğimiz on beş günün özeti..

pese..
bir de dayı yeğen ilişkisinin bizim ailede yeniden yorumlaması yaşandı..
kişisel tarihime not olsun diye.. ekliyorum buraya..

bir "istintak ettiniz beni" ile süren altı ay küslük ile..
bir "beni eve sokmuyor .. dişli çıktı aferin" .. arasında git geller..

kuramadığım diyaloglar .. geçmiş
söylemediğim doğrular.. geçmiş
doğru sandığım yanlış çıkarımlarımı temize çekmeler.. geçmiş..


23 Şubat 2014 Pazar

dünya ağrılarını kaplamak canıtın maharet ister..

dünya ağrısı kaplanıp kütüphanedeki yerine yerleşirken..
selgin GB'nin iğnelerinin imzalı ilk basımı.. kızkardeşi lezzetli öykülerin yanına gitmeden masanın üzerinde bekliyor..
bibliyomanyaklar için yazılacak önce.. fotoğrafı çekilecek..

okunmuşlar okunmamışlar yığınıeşit uzunlukta masamın üzerinde..
hala sürüyor kaplama işim..

ama dünya ağrısı kaplanıp kütüphaneye yerleşirken cümlesi..
bir bataklık gaz balonu gibi yükselip zihnimin karmaşasından .. yüzeye gelince..
onu not etmek istedim..

güzel bir cümle..
"dünya ağrısı kaplanıp kitaplığa yerleşirken"..

işte tam bu noktaya kadar bir işik yoktu bu güzel cümlenin altında..
şu anda aydınlandım..
yaptığımız bu..
dünya ağrılarımızı kaplamak ve yerleştirmek..
onları beceri ve yeterliliklerimize uygun bir kapla güzelleştirip..
düzenli bir şekilde kaldırıyoruz..

ben ambalaj kağıdı üzerine kendi el yazımla yazıyorum..
sıradanlaşıp diğerleriyle aynı üniformaya giriyorlar..
etiket de yapıştırabilirim..
kumaşla kaplayıp su taşlarından püsküler sarkıtıp.. orasına burasına kristaller dikebilir..
ve bir sanat eserine çevirebilirim..
gerek duymuyorum..

elişi kağıtlarıyla kaplayıp neşeli çıkartmalar ile bezeyip içimdeki çocuğa uyduğumu iddia edebilirim..
ama ben çocuksu şeyleri pek sevmiyorum..

dileyen..
kadifeyle kaplayıp..
koyu renklere bezeyip ağırbaşlı hale getirebilir..

hafif soluk renklere kayıp..
eprimiş malzemeler seçip zamanın izlerine teslim olabilir..
ya da.. baslamar oyalar döşeyip etnik dokumuşlarla bezeyebilir..

beyaz sayfa açmak işteyenler beyazla kaplayabilir pekala..

hatta bakınca görünen yerlere bir tablo oluşturacak şekilde deniz manzaraları gökyüzünde asılı ip köprüler ..
ferahlık arayanların hoşuna gidebilir..

ben ambalaj kağıdına sarıp..
üzerine kend el yazımla adını ve yazarını yazıp sıradanlaştıranlardanım..

var bir kaç tane..
farklı desenle kaplı olan..
ama onları da sıradanlaştırsam daha iyi olr..
zira..
farklılık sadece daimi olarak onları hissetmemi sağlıyor..

oysa boyle güzel..
fark edilmesini istediğim dünya ağrılarımı farkedenlerin..
ağrıya bir faydası yok..
fayda dikte edilebilir birşey değil..
aferim canım kendim ve yazıktır canım kendimleri kapalı kapılar arkasında söyleyip..
ağrıları kaplayıp sıradanlaştırmak gerek..
benim için böyle..


Image Hosted by ImageShack.us

26 Ocak 2014 Pazar

kitaplargitmeler kadın budu köfteler beklenen yollar filler hakkında.. canıtın.. seni anladım artık..


öyle çok yapsam iyi olur şey varken..
benim yazasım var..

birçok konu birikince.. 
zor oluyor yazmak..
aslında hepsini unutup.. 
okunmuş kitaplarımı kaplasam da yerleştirsem ne güzel olur..
sonra çalışma masamın üzerinde duranları boşaltsam..
ama hepsi duracak çünkü başım ağır..
göğsümde bir fil var.. yani dün akşam vardı da .. şimdi kuyruğu kalmış göğsümde..

aslında dünya ağrısı yazasım var..
çünkü çok etkiledi beni..

mark twain miydi hemingway mi..
yazarın yazdıkları arasında kendini bulunca kendini akıllı hissedermiş okur..
bilmem akıllı mıyım..
bu konuda çok şüpheliyim..
ama dünya ağrısı hiç de amacı bu değilken benim atalet oluşumu ve canıtının varlığını..
açıklayıverdi bana..
ne ki ben kadınım..
mürşit erkek..

kitabın eleştirisini bibliyomanyaklarda yazacağım için..
bu kadarla bırakıyor..
bir de burdan ayfer tunç'a ellerine aklına .. ruhuna sağlık diyorum..

gece kitap elimde idi.. yatağa erken çekildiğimde..
tam bir okuma mekanı benim buduar..
sessiz..
baş ucu aydınlığım çok iyi..
yastıklarım pofurdak..
derken tabi bu etkilerle ve haftanın sizce bilinmeyen ama benim için..
gerici kasıcı ve burkucu bir hafta olması nedeniyle..
..
şöyle söyleyeyim.. ağustos ayında korkuyla derin bir nefes aldım ve ancak perşembe günü akşam üzeri verdim sanki..
işte böyle bir zaman sürecinin en tepe noktasını aşınca bu  perşembe.. 
haftanın sonu gevşeme zamanı oldu..
ve akşam hiç de uyutucu olmamasına rağmen sızdım.. elde dünya ağrısı..

derken kapı çaldı..
ayamadım kalkamadım ama hareket oldu ya bi kere.. yeniden dalamadım..
birisi kapıdan uğramış..
gereksiz uğramalardır bunlar.. benim gece yarısından evvel uyumamı kollarlar..

ben yeniden kitaba döndüm.. 
bir süre sonra sardı iyice..
aldı beni götürdü başka zamanlara..
duygulara.
anılara...

saat 2 yirmisekizdi bittiğinde..
oturdum önce kitapla ilgili fikrimi yazdım..
sonra  eski yazılarımı filan karıştırdım gitmekle.. kalmakla..
kalanla ilgili..

sonra uyudum..
sabah sekizde köpecik benim pencereye serenada kalkınca..
uyandım..
su içip yeniden yattım..
uyumamıştım çekirdek girip çıktı bi odama..

sonra uyandım demek dalmışım..
kalktım ki gün bitmiş..
bu gece uykusuzluklarının en fena tarafı pazarı bitiriyor olmaları..
kahvemi yaptım ev sessiz..
bir sağa sola bakındım.. 
feys ve twittıra..
ve on dakika önce çekirdeğin attığı tweeti gördüm..
taksimden..

eh ..
koştum yukarı hakkaten yok evde.. =D

meğer herkes yaşamaya başlamış da ben uyurken..
telefonlaştık.. dedim "aa gitmişin ses etmeden" mavv dedi bana..
sonra yatay geçtim hayata..
aklımın bir köşesinde hala dünya ağrısı..

ben ..
şu anda..
saime hanım usulu kadın budu köfte yapıyorum..
öncesinde..
patates püresi yaptım.. 
aklımın bir köşesinde belki 24lük uğrar fikri..
çiçeklerime bakım verdim..
beyaz porselen dolabını düzelttim..
evet öyle bir dolabım var benim..
komik bir kadınım..
bol bol kahve içtim..
kitapseverlerle mesajlaştım..
uzun bir telefon konuşması yaptım..
işte şimdi de yazımı yazdım..
sadece ataletin ataletini kaldırmak ve..
bugünü de not düşmek için...

şimdi biraz foto çekip..
gene entel dantel işlere bulaşacağım..
akşam gelenlerin ve uğrarsa 24lüğün.. karnı garantide nasıl olsa..
keyif de gerek bazen stressizinden..
ve hepimiz biliyoruz dünya aslında bizim mutfaklarda dönüyor..

gitmeden şu iki haberi vermezsem olmaz..
ilki.. bundan sonra kabul eden yazarlarla okuduğumuz ve bahsettiğimiz kitapların yazarlarıyla..
ikicisi..
artık kitap armağan edeceğiz..
bizi takip edenlere..
nasıl olacak kime gidecek.. hepsi bibliyomanyakların sitesinde ve biz yazarların sayfalarında facebookta ve twitterda duyurulacak..
ve elbet leyla hanımın facebook ve twitter sayfalarında o yüzden bence şimdi siz gitmeden şu sayfaları takibe alın..

bibliyomanyaklar sitesi. .http://bibliyomanyaklar.com/ 
facebook adresi.. https://www.facebook.com/bibliyomanyaklar  
twitter adresi.. https://twitter.com/KitapDuskunleri


Image Hosted by ImageShack.us
Follow my blog with Bloglovin