30 Kasım 2008 Pazar

bir ctesi ve pazar.. canlı yayın.....

oluyor işte bazen..
birden karışıveriyor.. geldi mi de yalnız gelmiyor....

dün çok yoğundum hastanede..
servis dolu .. hastanın biri kapamış kendini.. aile panik.. ctesi hele de ..
bul bulabilirsen aklı başında konsültan..da.. işini hallet..
kaç telefon konuşması..
kaç kez acil!!! dedim ben de bilmiyorum..

çok koşturdum sonuçları hızlandıracağım diye..
bi de poliklinik... bi de kontroller..
bi de bonusları ..
derken saat beşti çıktığım.. tek cumartesi var hava kararmadan çıkabildiğim o da.. kaynadı bu hafta..

o arada içeri dışarı incecik kazakla koştururken..
kaptım şifayı..
boğazım yanıyor.. şimdi..

çekirdek kırk yılda bir plan yapmış..
en çok bu zamanlarda nefret ediyorum.. istanbuldan..
bu kadar büyük.. bu kadar ulaşımsız olduğu için..
kurstan /benim hastaneye yakın/ bana geldi.. ve benim onu götürmem gerekirken gideceği yere..
ben hastaya kitlenince..
kendi başının çaresine bakmaya çalışıyor..
zincirlikuyu köprüsünün ordan alalım seni dedi bi arkadaşı..
anam orası pazar yeri.. yoldan kadın alınan nokta....
iki hasta arasında ciyak olmaz dedim..
başkası taksiyle gel dedi..
maslak ormanlarının ortasında biyere gidecek..
ciyak hayır dedim gene..
skyı aradım sonra..
gel ve kızını taşı diye..
olmadı..
yardımcıyı çağırdım evden bana geldi.. çekirdeği aldı..
gideceği yere bırakıp eve dönecek..

böyle zamanlarda.. annelik yapamama duygum ağır basıyor..
şöyle düşünüyorum..
bu yatakta yatıp hem benim hem de yakınlarının hele de evlatlarının ilgisi ile.. bakılanlar var ya..
birgün ben o noktaya geldiğimde..
benimkiler bana bakmayacak..
bizim gereksinimimiz varken sen ya yoktun ya vırvır..
şimdi de senin var.. ama..
hangisini istersin.. vır vır mı edelim.. yok mu olalım??..

hayır zaten bir baktırasım filan yok kendimi..
hep derim şimdi aklım başımdayken söylüyorum.. sakın hayatınızı benim için karıştırmayın..ilerde bunar da sitemlenirsem .. sallamayın..o kortikaatrofiden gerçek ben asla böyle bir şey istemiyor.. diyorum.. ama..
işte böyle zamanlarda bir arabesk çöküyor üzerime..

sonunda eve geldim ben de..
aradım çekirdeği.. sinemaya girmişler..
kaçta alayım dedim..
orman alanından =P..
bilmem dedi daha burdayız..
yatmak istiyorum.. hastayım..
ama dalamam ki..
tik atmadan..
çekirdek alınacak.. alındı tik..

kanapede sefillendim..
teve.. bilog..
sonra bi arkadaşının annesi bırakacak olmuş eve..
ama o arada..
hem benim uyku açıldı.. hem zaten akşam oldu.. yemek faslı.. sohbet.. derken.. geç yattım gene.. kaşmir mafya izledim ve bayıldım..=P....

sabah bu sefer skyı organize ettim.. sen götür kursa diye..
olur dedi..
ama sabah ben yorgun..
çekirdek yorgun.. bi türlü çıkmıyor yataktan..
kerhen gidiyor zaten..
dah .. lamadan asla gidesi yok..
motivasyon sıfırın altı..

sonunda o kalkmadı..
sk bunu akşam üzerine çevirseniz olmaz mı dedi..
ben ciyak günün ortasında hiç olmazlandım..
çekirdek giyiniyor.. kerhen..
sk giyiniyor.. kerhen..
ben artık yatsam da uyuyamam tam uyanık.. homur dedim.. maksat haftada bi gün beni uyutmaktı..
ama başarısız oldu..plan.. uyandım ki.. ben..

birden karıştı ortalık..
sknın xyliği tuttu..
da..
ben.. xy takar mıyım kendim artık hangi cins olduğumu unutmuşken 36 saattir..

sonuç sabahın köründe skya durum bildirisi..

ben evliliğimin 2. gününde.. eğer bişeyi istiyosam..
onu kendimin yapması gerektiğini öğrendim canım..
şu kasap ve minnetli durumu pek amiyane bulsam da..
poposuna güvenen borazancıbaşı
ya da..
kurda sormuşlarla başlayan cümlelerden birini seç..
ben kızı da götürürüm..
salla
dedim..

aa..
hiç etkilenmiyor artık..
hem kindar olmadığımı.. hem sitem etmediğimi..
hem de lafta kalmadığımı biliyor..
buna kesinlikle inanıyorum..
bişey isteyen..
onu alır kendi çabası ile..
nokta..

onun dışında gelenler.. ekstradır.. şefin ikramıdır..
kurumun promosyonudur.. ama karın doyurma değil keyif bağışlamadır... nokta..

bu yüzden bıkbıkbık.. ben yalnızım.. beni düşünen yok bık .. diyenlere kocaman bir HAH diyesim var.. ve hiç de şefkat göstermeyesim...
nokta..

ben giyinirken..
o soyunmaya ve yatağa geri dönmeye hazırlanmakta son hız..
gülünecek bişey yok.. sabahın..köründe..

yalnız yanılıp da.. bana mı sordunuz.. kursa yazılırken..
demeseydi..
o zaman..
devamını söylemezdim belki..

evlilikte hayatın aslında ben sallamasam da.. ortak olması gerektiğini..

karın pek becerikli de olsa..çocuksun sorumluluğunun.. iki kişilik olduğunu..

arabada.. çekirdeğe..
biraz motivasyon dedim.. lütfen..
bak yazık olacak sana..
hadi bi süre daha ben varım.. da..
sonra ne yapacaksın .. bir şekilde yaşamını en az bugünkü gibi götürmek istiyorsan..
biraz daha ilgi ve motivasyon..

onun işi de zor biliyorum..
ergenliği zor ağır..
psikiatra götürmek zorunda kaldığımı biliyor musunuz..

neyse..
dönerken..
dergi.. gazete.. ekmek.. simit.. vırt zırt..
aldım.. türkçesi ne bunun difayıns.. kafa tutma.. burun dikme..
aslında şöyle bir boğazlanmalıydı ama.. hem benim boğaz ağrımada.. hem de kabus.. migren gelmede..
hemen zomigimi arabada sürünen su ile yurup..
geldim işte eve.. benim ev dediğim yere yani..

sofra hazır.. çay demlenmiş..
iki kişilik..

konuştunuz mu arabada dedi..
ben biraz konuştum..
o ne dedi..
birşey dememesi de.. önemli.. savunmaya geçmedi..
naaptı kulaklıkları takıp kafayı öne mi indirdi..
hayır..
ne dedin peki..
senin demeyeceğin şeyler..
kahvaltı ettik sonra..
biliyorum rokfor peynir nası yapılır..,içindeki yeşil şeyler nedir..
kayısı reçeli yapmıştınız hiç yemedik muhabbetinin.. aslında ortam yumuşatma olduğunu..

yok.. bak bu kadarla ne gönül alınır..
ne zaten gönül kırıldı ki.. bu kadardan kırılmasına izin versem..
ohhooooo

ben biliyorum malımı.. mallarımı..
hem benim seçimim bu..
vırvıra ne gerek..

ben biliyorum o gönül nası kendini tamir eder..
çekirdeğimi alır eve getiririm ..
sonra avniye midir leke midir.. onun aşısına gideriz..
sonra..
ben şu morlarımla ilgileneyim biraz..
akşam üzerine doğru..
cumhuriyet..
meyhanesi.. beyoğlu..
çıkışta.. bakarız bakılm.. canımız ne çeker..=).....

burdaki ızlar.. sksız dır.. onlar canıtın ben.. çeşnili xbişiler..
değişken canlı.. baharatlı bişeyler..
bana izin...
si yu 2morov...

var mı gelen......



Image Hosted by ImageShack.us

29 Kasım 2008 Cumartesi

sarmaşıklar gibi....



doğada..
boşluk...
kalmaz......



olmadı daha sanatsal olsun....
her sanatçı fırçasını kendi ruhuna batırır.. ve resimlerinde kendi doğasını çizer..
henri vord biçır evıri..

demiş.............

resim..
yaz başındaki tadilatı hatırlayın..
ustanın unuttuğu fırça.. =P
sarmaşıkla anlaşmış..
kaynaşmış..

resimlerken paparazzi gibi hissettim.......

Image Hosted by ImageShack.us

28 Kasım 2008 Cuma

..


video

arkadaşlarımın annesi.. kem oğlu hem kızı.. oğlu.. sokaklarda kovalama günlerinde.. fakülteden arkadaşım..
kızı sonradan..
evi uzak..
ağrıları var..
ara ara gelir.. bu sefer.. yatıralım sizi dedim.. burda tedavi edelim..

genelde bana güvenir muayene ve tanı için..
ama sonra eşini bırakamaz..
halasını bırakamaz ve eve yakın biyerlerde tedavi olur..
düzelemedi bir türlü..
takılırım ben de.. aman ne kıymetli sizin de eşiniz..
ama o geldi ..
sizi bırakıp..

sormayın der.. düzeldi düzeleli.. evde görmez olduk..
bir yürüyüş.. bir gezme.. =P

bi baktım gelmiş.. bu sefer.. kararlı..elde çanta..
yerleştirdik odasına tedaviye başladı..
aralarda sohbet de ediyoruz..
farklı bi kadın tanıdım yatırınca..
torununun kendinden yaşça çok büyük sevgilisine de anlayışlı..
kızı eğer bunlar evlenecek filan olursa ben gitmem demiş..
ben giderim demiş bizimki.. sen de kaybettiğinle kal..
diyor ki..
her ne yapalarsa yapsınlar.. onları sevip yanlarında olacağımı söylerim her zaman çocuklarıma..
bu kız nasıl böyle yargılayıcı..??
kızına söyledim..
annen senden iyiymiş.. daha çağdaş dedim..
güldü bizimayselgüreldir o dedi..

eşi de benim hastam..
tam ihtiyar delikanlı..
uzun boylu keyifli beyaz gür saçlı parlak sürmeli gözlü biri..=)
muzur çocuk gibi bakar...

hanım karşı odaya yatan beyle pek ahbap oldu..
açıkça flört etmedeler..
sabah kahveleri.. akşam çayları.. sohbet kahkaha..
takılıyorum arada..
kalp ağrılarına bakmam ama diye..
gülüyor genç kız gibi..

sonra dedi ki..birden ciddileşip..
ne yapayım..
çocuklar akşamları yemeğe çağırıyolarmış..
öyle keyifli ki.. öyle heyecanlı.. bekar yaşamdan..
bir kere telefon etmedi akşamları..
bir tedavi sonunda çay içmeye geldim demedi..
ateş almaya gelir gibi. sabah geliyor onbeş dakkada gidiyor..
onbir gündür burdayım..
bir tek kez..
seni özledim..
hanım .. evde yokluğunu hissettim demedi..
ayıp dedi..
kırıldım.. insan bu kadar fütursuz mu olur..
bu benim tek.. ilk.. tek başına tatilim biliyor musunuz.. yıllardır ilk defa.. önüme bana hazır/özel bişeyler geliyor..
küçük şeyler bunlar.. ama hayatı tamamlayan şeyler.. dedi..

düşündüm..gülümsedim sonra..
bu sefer.. kötü biyerlere gitmedi.. düşünce..
en azından anı çilesinden.. çekince gelenlerden bazıları..
eh işte.. yumak yapmaya değer gibi..
değer mi gerçekten.. bilmem..
züğürt tesellisi de denebilir..
gerçi son günlerde kediye sinir oluyorum..
yok anlatmayacağım.. nedenini..

kadına gelince..
bir çiçek alıp gelmemesi..
bir özledim dememesi..
bir sensiz farklı oluyormuş dememesi..
nasıl incitti.. onu farkettim..
yaşı yok bu işin..

sonuç..
o komşu odadaki bey.. hanımı taburcu edince.. pek üzüldü..
kartını vermedi mi dedik.. yok dedi..
avukatmış o da..
hanım gıyabında ..
efeli bi bey dedi.. güzel de sohbet ediliyor..
ne demekse..

demem o ki..
nazik olacaksın..
uzun zaman bile olsa.. yanında geçirdiğin..
hatta eğer uzun zaman geçtiyse.. beraber geçirdiğin..
umursamazlık biyere götürmüyor..
biraz şefkat.. kibarlık..
işte bence ..
seni ayrıcalıklı kılan bu..
***********
fidyo.. centea.be.. bir belçikalı yatırım firması reklamı....

27 Kasım 2008 Perşembe

..

dolfinim bakmak ama farketmemek konusunda bi yazı eklemiş..
kırıcı bişey evet..

hele uzun zaman aynı saç modelini kullanıp..
sonra düşünüp taşınıp da.. kestirdiysen..
farkedilmemek kızdırır insanı..
ben olay çıkarabilirim mesela..

neyse ki.. 18lik var dolfin..
onun farkındalığı yüksek de.. hemen farkediyor..
gündemi o açınca da..
tüm körler görüyor..

gerçi.. beni biliyorsun..
oturup bekleyeceğime..
"baaakkk bu saç..
sen de köör.. " der ve işi bitiririm..
ama..

demişsin ya sonda..
=P..
kırmızı iç çamaşırı olsa farkederler..
aklıma ne getirdin..

saime hanımın bir arkadaşı vardı..
N...hanım..
süper süslü ve bakımlı bir hanım.. fiyonklu N.. derlerdi.. kabartılmış arkada yarım toplanmış saçlarına hep bir kadife fiyonk eklerdi..
öğretmenler konuşuyorlarmış birgün ..
konu..evlerindeki yaşama gelmiş..
biri demiş ki..
ben daima eşimi gecelik sabahlık seksi bişiler giyip öyle karşılarım..

bizim N hanım da..
tamam demiş.. süper fikir..
ben de yapiim..
eve gitmiş..
banyo.. makyaj.. transparan gecelik sabahlık takım..
hayal etmek için..
eski türk filmlerini hatırlayın..
aylaynırı kalın ve kıvrık çeken artistlerin gece kılığı bahsettiğim şey..

başlamış beklemeye..
eli çantalı koca eve geliyor..
kapıyı çalıyor..
N hanım açıp.. salınıyor.. adamın etrafında..
tık yok..
evet diyor.. karşısına dikilip..
ne?? diyor adam..
şekeriiiim diyor içerden en tatlı sesiyle..
ve koca birden görüp.. anlayıp..
hızla yanına gidiyor..
N hanımın kalbi güm güm..
oph tazelendi eski evliliği..
derken..
adam elini uzatıp..
alnına koyuyor..
ateşin mi var senin..
diye..

işte budur..

birlikteliğin.. sonu..

bu olmasın istiyorsan..
bayağı mesai harcaman gerek..
ii gücü bırakıp..
heran her yerde.. her şekilde şaşırtacağım diye kafayı takman gerek..
ki..
bu da.. uzun vadede fayda etmez..

boşuna dememişler..
komşunun tavuğu diye..
birinin dikkatini çekmek istiyorsan..
komşununki olman gerek.. ya da güvenilmez..
ya da takmaz .. sallamaz.. hangisi uyarsa yengeçliğine..=)..
ama kendini vurdurtmadan =P...

************

bu da bööle bi yazı olsun..

ipsiz sapsız tayfasından ..
bu aralar burda yazamayacağım işler peşindeyim..
ondan konusuz kaldım.. yarın fıkra da ekleyebilirim ..
biline..




Image Hosted by ImageShack.us

...

bilim insanları ne buldular.??
hı deyin bakiim ne buldular..
Y kromozomu genlerini kaybetmiş..
bisürüsünü..
hiii....
ya hepsi birden yok olurlarsa??

bir erkeğin y kromozomu taşıması gerekir..
erkek olmak için y gerek..
hadi kapital Y yazalım.. karakter olsun..
ye kromozomuna neden gerek peki..
erkek sperm yapsın diye.. üremeye.. soyun devamına katkı..
yani türün devamlılığı için Y şart..

kısaca hatırlayalım...her hücrede 23 çift kromozom var..
bunların 22 si.. dengeli.. çiftler.. hem kadında hem erkekte.. aynı..
ama 23üncü farklı..
kadında..iki x... erkekte bir x bir y..

Y  neden yalnız?? peki..
eşleşemediği için .. bir çiftin teki olmadığı için sorun yaşamıyor mu??
çekmez mi.. ?? =P ..ama uzun zaman belli etmez.. sahibisi gibi..


doğa işini bilir.. hep yedekli çalışır..
stoklu..
bir hücre her bölündüğünde..
iki kopya yapar.. kendinden..ama her bölünmede..bir gen hatası oluşabilir.. bu risk vardır yani.. 
çift haldeki kromozomların avantajı.. genlerden birinde bi hata varsa eğer..
çiftin diğer tekinde bu genin doğrusunu bulundurabilmesidir..
garantör bi durum vardır yani..

zamanla bu hatalar.. Y kromozomuna da sızdılar..
ama Y kromozomu her yoldan çıktığında..
ama kendini düzeltecek çifti olmadığından..
her bozulmada.. o gen yok oldu..
x ve Y kromozomları biner genle çıktılar yola..
x'in hala 1000 geni var..
ama Y artık sadece 80 taneye sahip...
yakında kaybolmasından korkuluyor...
o zaman da.. cinsellikle üreme mümkün olmayacak..

mutlu çift ve bebekleri fotoları olmayacak yani..

işte bundan klonlama çalışmalarındaki telaş..

mutlu laboratuar çalışanları ve bebekleri fotoları çekebilmek için..

derkenn..

biraz daha inceleyince..

ne bulmuşlar..??

bu Y ler..bir yandan genlerini kaybederken bir yandan da kendini geliştirmeyi başarmış..
bekap yapmış.. kendinden..Y kromozomu.. gizlice meğerse..
ayna görüntüleri yapıp saklamış.. denealarına..

Y nin bu ayna görüntülerinde ilk yarı.. genleri..
diğer yarı.. aynı bilgiyi ama tersinden içermekte imiş...

bu sayede milyonlarca yıldır var olagelmiş..
bu sayede.. sıradan mütasyonlar ile gelen saldırılara dayanmış..
yani ufala ufala yok olup gitmeyecekmiş =)

demek ki neymiş..

uyum sağlamış görünse de.. değişmiş.. görünse de.. bildiğini okurmuş.. o yüzden uğraşmayıp keyfini sürecekmişsin.. sadece.. =)

ben demiyorum.. bilim insanları diyor..

güçlü ve direnişli diyor.. laboratuar bulguları ..

26 Kasım 2008 Çarşamba

pisikolocik... değerlendirme..

hastalık zor şeydir zaten beden için..
e bi de.. ruhu zedeler hasta olma durumu..
bu nedenle de ek sorunları olur hastaların..
katman katman sorun yumağı..
biz de ucundan ucundan çözülmesine.. gayret içindeyiz..
de.. her katmanı birimiz ucundan tutuyor.. iç hastalıkları nörolog.. cerrahlar.. psikolog..
tümünün birden en ucundan ben tutuyorum..

başka hastalıktan dolayı ortaya çıkan ruhsal bozukluklar ayrı ..
başka nedenli ruhsal bozukluklar ayrı ele alınmalıdır..
yani paranoid kişilik yapısı.. bir de kalıcı sakatlık depresyonu ile birleşince başkadır..
mutlu huzurlu kişilik.. birleşince başka..

oysa biz ilk kez bu haliyle tanışıyoruz hastayla..
yani geçmişte var olan bi bozukluk varsa da bilmiyoruz ki..
o yüzden..
hastalara bazı ön formlar " sorun tarama ölçeği" doldurtuluyor..
önceden bir sorunu var mıydı..
yoksa yeni hastalıkla birlikte mi oluştu anlamak için..
ve hastalıkla başa çıkış mekanizmasında yardımcı olmak için..
her yatan hasta bir de bu formlardan dolduruyor..
sonrasında..bir görüşme yapıyor psikologla..
en sonunda da.. terapi gerekiyor mu
psikiatr konsültasyonu kimyasalla tedavi gerekiyor mu anlamak için..

ciddidir bizim iş.. ne kadar güler yüzlü olsak da..
ama bazen işte tutamıyoruz kendimizi..
işimiz ciddi biliyoruz ama..
bazen hem kendimizle.. hem de koşullarla dalga geçmemek mümkün olmuyor..

işte bu sabah..
sorun tarama ölçeği dolduruluşunu izledim.. koptum..
duramadım işte.. aktarmadan..
ön bilgi olarak.. basit ve kolay iyileşecek bir hastalığı var bu hastanın.. o yüzden yazıktır noktasına gerek yok onu belirteyim..

olay sağlık memuru ile hasta ve hasta yakını arasında geçmekte..
ve hasta biraz ağır işitiyor..

sağlık memuru soruları soruyor..
diğerleri el birliği ile cevap veriyorlar..
sağlık memuru sorular anlaşılmayınca da.. açıklamalar örneklemeler getiriyor..kendince..=)
sorular soru değil aslında..
durumu bildiren cümleler halinde.. siz cevap olarak.. hiç bir zaman bazen sıksık her zaman gibi cevaplar vermelisiniz..

mesela ..
hüzünlüyüm..... her zaman ... gibi..
son olarak.. hasta H .. sağlık memuru SM .. hasta yakını da R olarak kısaltıldı tarafımdan..
başlıyorum.. hazır mısınız..

SM- korkuyorum...
H-.......
SM- yok ama ya korkmazsın sen.. yok öyle bi halin....

SM- diğer insanların kafamdaki düşüncelerin farkında olduğunu düşünüyorum
H- bana ne ya başkaları ne düşünmüş.. ne düşünürse düşünsün ben işime bakarım..

SM- beni korkuttukları için belli yerler şeyler ve faaliyetlerden kaçınıyorum..
H- ???
SM= mesela kayağa gidelim desem senle.. şimdi korkar mısın..
H- ???? yoo!!!!
SM- korkmazsın tabi.. cesursun sen..

SM- kendimi diğerlerine göre daha aşağıda hissediyorum
H- s.kt.rsinler.. ne aşağı olacakmışım...

SM- konsansre olmakta güçlük çekiyorum.. / konsantreyi söylemekte zorlanıyor bizim SM..
H ve R ????
SM- konsantre olabiliyo musun bir işe???..
H ve R-????
SM- konsansre.. konsansre..
H- haaa... konsantre.. e sen söyleyemiyorsun konsantreyi.. hehehe.. oluyorum niye olamayım..

SM- birine vurma , incitme isteği geliyor.. bunu derken kendi avcunu yumruklayıp.. sınra da kendi elini ısırıyor..
H- /başını sallayarak.. /yok .. olur mu günah.. yapma sen de..

SM- bir şeyleri kırma veya ezme isteği geliyor...
H- yok olur mu öyle şey parasını ben mi verdim de.. kırayım..

SM- başkalarının duymadığı sesler duyuyorum..
H- ????
SM- başkalarının duymadığı şeyler duyuyor musun.??
H- ???
SM- miyavv miyav.. mesela bunu duyuyor musun..
H- karısına dönerek.. bu biraz manyak galiba !!!!

SM- zihnim birden boşalıyor..
H- efendimmm /bu sefer duyamadı anlamadı değil /
SM - daha yüksek sesle..zihnin birden boşalıyor mu??
H- ??? duyamadım..
SM- yırtınarak.. zihnin boşalıyo muuuuuuuuu...
H- karısına dönerek... duymuyorum ya ne diyo bu?? ....
R- /sağlık memurundan daha yavaş sesle.. / zihnin birden boşalıyor mu?? bomboş oluyor mu..
H- yoo olmuyor..

SM- Ailede başka problemi olan var mı???
H- bizim aile biraz çatlaktır tümden...

***************
demek ki neymiş..
bu memlekette psikologların işi rehabilitasyoncuların işinden zormuşşşşş....



Image Hosted by ImageShack.us

..

Aklın süsü dil,dilin süsü sözdür..
BİLGİ İNSANI KUŞKUDAN,İYİLİK ACI ÇEKMEKTEN,KARARLILIK KORKUDAN KURTARIR.

*************
geçen söyleniyordu bir arkadaşım..
neden diyordu.. bu xyler..
televizyon kumandasını ellerine alınca.. zaplar..
arabayı çalıştırınca.. sürer gider..
de..
ararım deyip aramaz..
bunun da bir süreci başlattığını bilmezler mi..
=P..

bekleme dedim.. çık.. git..

devir de değişti gerçi..
cep teller sayesinde sevdiğinle her an görüşebiliyorsun.. süper bi durum..
ama..
sevmek için yanıp tutuştuğundan beklediğin telefonu da..
beklemeyi zorlaştırıp..
hiç aklından çıkmamasını.. dolayısıyla saplantılaştırmanı sağlıyor..

erkeklerin gücünü arttırırken.. kadının sabrını zorlayıp.. tav oluşunu kolaylaştırıyor..

sen evde işte hiçbiyerde olmasan da aranabiliten ..
o evde işte bi yerde nerde olursa olsun arayabilitesi var artık çünkü..
bahanen yok.. için daha ezik her an ezik..

düşündüm.. dememi beklemeyin boşa..
düşünecek bişey yok..
bu sefer..
her çağda..
bilinmeyenin bekletenin gizemi olacak..
kaçan kovalanacak..
çok çok cebin, telesekretere aktarırsın..
ya da kapatırsın.. varsa cesaretin..

aramadıkça.. aramayan..
saplantıyla araması daha çok beklenecek.. arasa belki dediği gibi....
bi numara olmayacak aranızda.. ama aramadıkça..
gizemi buğusu artacak..

şu ıssız adam var ya..
dün bizim psikologla konuştuk..
herkes aşk bazen nedensiz de biter gibi bir sonuç çıkarmış..
ama ben öyle hissetmedim dedim..
eski bir sevgilimle aynı karakter kusuruna sahip..
herşeyi var.. sorunu yok.. ama bağlanamıyor..
ağlanmayacak ki..
sevinilecek.. bir ayda kurtuldu diye.. kız için..
benim bile anlamam .. kaçmam daha uzun sürmüştü..
güldü.. bilmiş bilmiş..
.. aslında ciddi anlamda.. duygusal handikaplı bir adamın ilişki kuramayışı idi filmde verilen.. bence de dedi.. aşk filan da yoktu zaten.. aşkın olamayışı vardı..

eh tabi meslekler kapıda bırakılmıyor sinema salonlarında..
film karakterine analiz de yapılabiliyor.. aktöre oyuncuya.. tanı koymuşluğum benim de vardır.. bu adamın parkinsonu mu var.. dediğim olmuştur..izlerken..
ya da anılar.. onlar da kapıda kalmıyor.. örtüşü veriyor bazen..
ben daraldım.. mesela..izlerken.. o günlerde daraldığım gibi..

belki de böyle bir bağlanma ve kendini sevgiye duruma ilişkiye bırakma sorunu olan insan olunca hayatımda..
ben farklı gözle izledim filmi..
gözüm filan da yaşarmadı..

*************
burdan sonrası minicik spoylır içermekte..

filmle ve aşkla ve erkeklerle ilgili.. bir gözlem ve yorum da..
dilekönderden..
ben hem güldüm okurken..hem de ortak düşüncelerim var..
"Böyle ilişkiler yaşanıyor ve adam kadını sevmiyor.

Tamam.

Peki kadın adamı seviyor mu?

Onun da cevabı “hayır.”

Sevmek istiyor.

Adam sevmeyince de psikopata bağlıyor." diyor dilek..
yok mu çevrede.. bi düşünün bakalım..
tam başlarken biten.. ve sonra bir türlü akıldan atılamayan..
dibine kadar yaşanamayınca bir türlü kendini eskitemeyen aşk öyküsü..
yıllarca akılda kalan .. yaşanmamışlığın kusursuzluğu içinde saklanan..

"Bir de unutmadan, son sahnede hani 5 yıl sonra karşılaştıklarında Ada’ya dikkat ettiniz herhalde tayyör ve inci kolye falan... Yani daha taş çatlasa 35’inde...

N’oluyorsun yaa....

Gerçek hayatta olsa, adam kesin, “lan yırtmışım! Neydi o öyle?” der. Zaten aklı kalsaydı orada öyle sarılıp bırakmazdı kızı...

Bir yoklardı, hani feng shui’lere devam mı bakalım diye...

Sevdiğinden, unutamadığından falan değil ha, kaçırmayayım, bir daha yapayım diye..."

demiş bi de.. buna da tanıklık ederim ve manitu kurtarmış zamanında..
gözümü açıp da.. derim..
böyle sürüp gideydi.. ben at gözlüklerimle devam edeydim..
yazık olurdu ama bana ya... dediğim olmuştur hani...
"Sevgi bu mudur yani?

Vermektir, fedakârlık etmektir, emektir, paylaşmaktır..."

"Bu ne yapıyor?“Yok ben sıkıya gelmek istemiyom, bir de aklım genelevde biliyon nu?” diyor.
Sıkışınca kaçıyor.
Siz de bu adama ağlıyorsunuz?"... diyor..

bence siz yazıların linkine bi göz atın..
filmle bağlantılı bağlantısız..
ama aşkla bağlantılı ve hayatla..
ve gözlemle..

Sevmek “ıssız adam” değil erkek adam işidir!
ve

bu adam neden ıssız..


hayata .. hele de duygusal olana da.. bazen böyle bakılabilmeli..
katılın ya da katılmayın..
benimseyin ya da benimsemeyin..

derseniz "katı mısın kötü müsün nesin atalet" ..
belki ..
bilmem..
değilim sanırım..
aşkın gücüne de..
insanın aklını başından alışına da tanıklık ederim..
de..

de.. işte..
de..

Image Hosted by ImageShack.us

25 Kasım 2008 Salı

....

Image Hosted by ImageShack.us
video

bilmem neden içimden geliverdi..
=D.....
izleyin ..
biliyosunuz ben pek fidyo filan eklemem..

haklarasaygılıamayasayaaykırıadreshttp://www.youtube.com/watch?v=8eY1ttmLPQs
=P

...

dün akşam..
vinonanın filmini izlediniz mi..

o nasıl bir güzellik ..
bu kadar mı güzel olur kemik yapısı bir insanın..incecik.. naifçecik..
bitl cus da demiştim ..ilk..
ve sonra her seferinde dedim..saydam bi güzellik..
ben erkek olsam sanırım benim aşık olacağım kadın böyle biri olurdu..

ama sabah altıda kalkacakken.. bu saatte oturup.. bloa yazmamın nedeni bu değil..
bunu söylemek değil..
değişik bişey yaptım düşündüm...


akıl hastanesi bir grup kız çocuk mu.. erişkinimsi mi..
ne diyebiliriz..işte öyle insanlar..
biri karar veriyor sonunda iyileşmeye..
"dışarda herkes kaba ve kötü de olsa.. dışarda olmak istiyor" artık..

kaba ve kötü insanlara dayanma gücü mü akıl sağlığını düzeyini oluşturan şey..

"içindekileri yaz.. ya da doktora anlat.."
içinden çıkar diyor..bir hemşire..
bir zamanlar.. bana da sisteminden at demişti biri.. birisini..
sonra.. onları artık göm demişti bir başkası..

sevdiklerimiz için acı çekmemek.. anılarını içimizde canlı tutmamak mı..
onları çöp torbası gibi dışarı koymak mı..
akıl sağlığını korumanın bedeli..

o da yazıyor defterler dolusu..
hiç durmadan ..
sonra o defter.. diğerlerinin.. arkadaşlarının eline geçiyor..
haklarındaki düşüncelerini okuyunca.. önce çok tepki verselerde.. film ya bu..
hepsi hemen etkilenip iyiye doğru kayıveriyorlar..
film ya ondan..

ama esas sondaki söyledikleri..
beni şimdi notpedin başına oturtan..
eğer kendinle konuşuyorsan.. sen de delisin..
eğer büyümek istemiyor.. içindeki çocuğu saklamak istiyorsan..
delisin diyor..

bir çeşit kendinle konuşmak budur işte..
yazmak..
başkaları okusun.. konu hakkında fikrini belirtsin..
ama esas olan.. kapalı açık..
kendinle konuşmak..
ve eğlenmeye devam etmek istemek..
çocuk gibi..

deli miyim o zaman ben de.. ben biliyorum cevabı.. evet..
tam değil ama var bi bordırlayn durum..
ne güzel dedim..

ya siz .. farklı mısınız.. sanki..
yanınızdakilerle konuşmak değil..
yazmak.. burdan havayı hareket ettirmek.. gravyere delik açmak.. benim yaptığım..
ama gerçekte hiçbişeyi ..
değiştirmemek..

değiştirip isteyip istemediğini bilmemek..
değişimin bedelini ödemeye cesaret edememek.. etmemek..
ödetmeye de..
istediklerini kontrol altında tutmak..
tutarmış gibi görünmek..
istediklerine uzanmaya cesaret olmadığı için..
yandan dolanmak ana kapıyı tekmelememek için..
burdan kötü olmak.. demek ama olamamak..onu bile..

kaba dünyaya dayanma gücünü elde tutmaya çabalamak..
bazen yıpranmak erimek. sonra bi hamle ile yamanmak..
yama tutmaz derler.. eskiler.. o nasıl oluyo peki..
bordırlayn sınırı aşınca..

yangın merdiveninden son hız inerken.. gene birden sıcaklığı hissetmek.. ..
ne dersem diyeyim..

değişmeyen tek şey..
bazen bı zıpzıplar eğlenceli de olsa..
bazen çok yorucu..

kendi kendinle konuşuyorsan..
ki yaptığım budur.. ağzım oynamasa da..
parmaklar klavyede dolaştıkça..
ve o çocuğu saklıyorsan arkanda.. arada bir damdan sarkıtan kötü ebeveyn gibi..
sallandırıyorsan da.. deli sayılıyor musun....................
yoksa sadece.. delirebilmek için.. sorumlulukların bitmesi midir beklediğin...............

bu şartlar altında..
olsa olsa sınır bekçisi.........


Image Hosted by ImageShack.us

24 Kasım 2008 Pazartesi

yelpaze devri...

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile (...)

 

demiş..

biliyorum kastettiği buduar kadını olmak değil.. zaten burjuva yaklaşımları onaylamaz..

ama olsun fikri deği.. zikri alırsak.. düş.. güzel şey..

biz de.. sığınıyoruz zaten.. çevre kirliliğinden buralara..

bir terim vardır.. fransızcada .. lö pöti kabine dö küriozite.. tuhaflıklar için küçük sergi alan.. anlamına gelir.. ve günümüz müzesinin dedesidir..

etkilerini onaylayıp benimsemediğimiz kolonileşme .. imparatorluklaşma zamanlarından gelen bir icat.. meraklı gezgin kaşiflerin.. zaten birilerine ait olan yerleri.. ben buldumladıktan sonra..gittikleri yerlerde.. yaşadıkları yerde hiç görmedikleri şeyleri alıp/çalıp/el koyup.. sergilemek ve saklamak için ürettikleri.. küçük çok gözlü çok kapaklı dolaplarla bezeli alan.. şimdilerde.. sahilden orman yürüyüşünden .. sağdan soldan geziden toplandığımız anılarımızı koyuversek bi dolaba.. hani vitrin dediğimiz türden bi dolaba.. olur size.. kabine dö küriozite..

 754px-Musei_Wormiani_Historia

anlamı tuhaf şeyler dolabı.. =)  türleri varmış.. artifisilia.. insan tarafından değiştirilmiş.. üretilmiş..olanlar..  sanat eserleri ve antikiteden kalanlar.. naturalya.. doğal hayattan  cisimler.. özellikle canavarlarla ilgili şeyler.. .. ekzotica.. ekzotik ülkeşerden hayvan ve bitki örnekleri.. siyantifika.. bilimsel araç ve gereçler..

burası da öyle oluyor bazen zıplarken.. atAletica =P....

artık bi de kolay oluyor yanımda zıpzıpla.. elele tutuşup atlıyoruz..

kararlıyım eğlencelik sürecek..

konumuz.. yelpaze..

ay ne çok merak ediyosunuz nerden çıktı diye.. =P

ben hala takvim resmimle uğraşmaktayım.. bir ara acep yelpaze mi kullansam dedim.. de.. ondan çıktı..

vazgeçtim gerçi sonra.. daha muzur fikrim geldi =P...

ama  böylece.. yelpazeyi kullanma yöntemleri de varmış onu öğrendim.. ..

geçmişte bu yelpaze.. sadece yel'lenerek serinlemek için değil.. bir flört ve mesaj panosu gibi de kullanılmış..

güzellik beni gibi..=P

eğer bir kadın yelpazesini dudaklarına değdiriyorsa.. sana güvenmiyorum demekmiş..

eğer yavaş yavaş yelpazeleniyorsa..ilgilenmiyorum demekmiş..

ama eğer hızlı hızlı yapıyorsa bu işi.. sana ateşli bir şekilde aşığım demekmiş...

elini pervanesinin kanatları arasında gezdiriyorsa.. sana bir şey söylemem gerek ..

yelpazeyi kapalı olarak sol elinde taşırsa.. evlilişkim var ya da doluyum =P..

yine kapalı ama sağ elinde taşırsa..  ilişkim olsun istiyorum..

açık duran yelpazeyi.. şak diye kaparsa.. kıskanıyorum..

yelpazeyi düşürse.. seninim..

saçını alnından uçuşturursa.. beni unutma..

elden ele geçiriyorsa.. yelpazeyi.. başka kadınlarla ilgilenirsin ha.. gördüm...

yelpazeyi.. diğer elinin ayasına vuruyorsa.... aşık olduğu kişiye ... sev beni.. diyor demekmiş..

kalbinin üzerine açarsa yelpazesini.. sana hissettiğim aşk.. kalbimi kırıyor..

yüzünün yarısını örtecek şekilde tutuyorsa.. gözetleniyoruz..

yok eğer.. yelpazesi ile başka şeylere vuruyorsa.. sabızsızım.. demekmiş..

çok şirin..

niye artık şifre sistemleri kullanılmıyor anladınız mı??

açık açık konuşurken bile.. bir xy'ye bi şey anlatmak.. ve doğru anlaşılmak  bu kadar  zorken..  bi de bu şifreleri öğretmek.. =P

nerdeyse imkansız..

bazen dilinizle söyleyip.. elinizle gösterip.. üzerine not yazıp.. hatta neon ışıkları ile aydınlatıp.. mesaj atıp.. telefonla hatırlatmanıza rağmen.. yaptıramayabilirken istediklerimizi..

ahaha.. düşünebiliyor musunuz.. bu yöntemle iletişim kurmaya çalıştığımızı..

olacağına bakın.. sanırım yelpaze ile işlenen ilk cinayet benden olurdu..=D..

dahası .. de ki her xx benim kadar sabırsız değil..

bir iletişimi geç.. bir ilişki kurabilmek ya da bir teklif elde etmek..

aman ne el .. ne kol ne de yelpazelenmekten.. saç baş makyaj kalırdı =P fırtınadan çıkmış gibi dolanır.. ama hala yalnız olabilirdi bir çok kadın..

 

neyse ki bence.. bu sadece göz öününde kullanılan dil.. eminim kapı arkasında.. yatak odasında .. parklar ve bahçelerde kuytularda başka diller kullanılabiliyordu..

yoksa soyu tükenirdi ki.. insanoğlunun..

=)

yazan.......... bbg atalet......yelpazeavatar

*************

resim.. vikipediden..=P

*************

23 Kasım 2008 Pazar

...

alperimin ve dolfinin son yazılarına naziredir..

**************

dolfin sormuş..

dök eteğindeki taşı atalet demiş.. ay pardon..göster çantanın içindekileri demiş..

buyrun çantam..

ve içindekiler...

1-....

 

 

mor polis düdüğü..

evde işte her yerde.. herkesin aklını başına getirmek ..patronun kim olduğunu hatırlatmak için..

ama özellikle ve her zaman ve  heryerde  sknın aklını başına getirmek  için..

2-

product_1872

mor kelepçe..

beni kızdıranın elini ayağını bağlamak için..

ama özellikle ve her zaman skyı sabitlemek  için..

3-...

sürme ...güzel gözlerim..

ama en çok da  .. illa ki ellerini bağlayınca..   sknın gözlerini sürmelemek için =P

4-

 

mor tüy..

tuz taşımak pratik olmuyo da..  dökülüyo çantanın içine..

kahkaha attırarak pişmanlık getirtmek için..

5-

kırbaç..

uyarıları.. düdüğü ve kahkaha işkencesini dikkate almayanlar için..

en çok da sk için.. zaten onun hediyesi.. =P..

önceki aileden kalma idi.. elimde paralandı.. mecburen o da yenisini armağan etmek zorunda kaldı... e ne olsa.. onun tepesinde paralandı..

6-....

 

mor cımbız..

mükemmel kaş kavislerim ama en çok da.. kırbaçtan uslanmayanların etlerini ve karakterlerini yumuşatmak için..

ne olsa.. marine etmek pahalıya geliyor her seferinde.. mekanik yöntem daha kolay.. biraz acılı ama olur o kadar..

7...

tıbbi malzeme..ne işe yarayacak..? elbet doğruyu öğrenmek için..

sk gugl mı her sorduuma cevap versin.. işte böyle zamanlarda çok işe yarar.. gerçeklik serumu..

8.....

favori parfümüm.. =P..

bu uygulamalardan sonra ortalığı tazelemek için.. =P

9....

son olarak.. bi de bööle bi işaret var.. çantamda hep bulundurduğum..  bazen yatak odasının.. bazen evin kapısında asılı durur.. ama uzun bi süre için.. bloa asılacak..

nosk diyorum ..

*****************

umarım yeterince cevap verebilmişimdir..

=P..

*****************

şaka bi yana..

bu bloun.. pek ailesel .. bi blog olması değildi istediğim.. hala da değil..

ihtiyac duyduğum.. bağlantısız.. ipsiz sapsız olabilmek..

herhangi biri.. olmak.. ve beynimin düşüncemin zıpzıplarını serbest dolanıma bırakmak.. idi..

hayat zor biliyosunuz değil mi.. =P.. burda zorluk olmasın istedim.. hırçın asabi.. küfürbaz çok bilmiş.. kötü.. ters.. ukala da oliim bazen.. istedim.. hatta bazen sadece gayya kuyusu olsun istedim.. ben bağırayım o yutsun.. istedim.. ama yerin kulağı.. kuyunun da ağzı var.. işte bazıları bu anlamsız sesleri duydu .. dinledi.. anlamlandırdı ve bir iletişim başladı.. aslında duyanın dinleyenin de kuyuya bağıranın da bir misyonu yoktu..

ama oluverdi.. sağolun.. da..

gene de burda kalsın derim ben..

biliyorum atalet  kadar mülemmel bir kadının .. nasıl bir xy ile hayat geçirdiği merak edilecek bi konu da.. ben bi kere gaza gelip yazdım.. sk rendım bir xydir diye.. onu sk yapan atalettir diye.. hatta kendisi bile itiraf eder bunu.. bazen.. de.. ben gene de meraka dizgin vurun derim..

yoksa.. köşeye.. örgüler.. boyalar.. el işleri.. hatta abartıp yemek tarifleri eklemeye başlarım ki..

bu tip bloglardan yeterince var..

bence bırakalım.. atalet başka olsun.. şarap.. peynir..kahve .. muzurluk..  buğu ..ille de buğu olsun..

bu noktada soruyorum ataleti sevmiyo musunuz diye..

ve eğer cevap evetse..

ben buldum diye baırıyorum burda.. pınar beyazdaki okan sesiyle.. e ilham kaynakları kurumamalı.. atalet hayal.. efsane arası bişi olmalı..

e demekki naapmicez..

kendi aramızda.. familyal işlerden hele de sk dan..bahsetmicez..

kocaman sımsıkı sarılır öper atalet..

bak işte bunu sanalda da gerçekte de yapar =P..

**************

resimlerin alıntılandığı yer için.... üstlerine tıklayınn...

bir devir...

 

ondokuzuncu yüzyıldan önce..

gemiler kıyıya yanaşmazdı..

sandalcılar taşırdı yolcuları açıkta demir atan gemiye..

 

bindokuzyüzlerin başında..  şirketihayriyye..

gemilere yolcu ve yüklerin sandallarla taşınmasından kurtulmak için..

iskeleler inşa etti..

ancak 1914den sonra.. bu iskelelerin yanı başına da.. yolcuların beklemesi için binalar.. yapıldı..

karşı tarafta oturan halalarıma gitmek için her hafta kullanırdık.. bu iskeleyi..

eminönüne uğrayan vapur kaçırıldıysa.. köprüden yürüyerek geçip karaköy iskelesinden biniş.. benim yoruldum mızıldamalarım..

yeşil deri kanapeler.. pirinç kül tablaları.. ahşap kollara gömülmüş.. inen çıkan illa ki.. sıkışmış pencereler.. azıcık araladığında.. illa ki itiraz eden teyzelerr...amcalar..

babamın hovardalık günlerinde.. lüks mevkide.. tek kişilik koltuklar ve sehpalar olan oturma grupları.. bizoteli kristal çcamlı kapıları.. garsonları.. türk kahvesi..

güzel havalarda.. dışarda oturmalar..  ayaklar geminin kenarındaki demir tutamaklara değsin diye kayarak oturmalar.. nihayet değdiğinde.. bir büyümüşlük duygusu.. indir çocuum ayaklarını.. ne ayıp şey denildiğindeki.. bozum olmalar.. daha yeni kavuşmuştuk...

geri dönüş yolunda.. benim uykumun gelişi..

mızırdadığım zamanlarda.. babamın beni omuzlarına alıp.. eminönündeki tren istasyonuna kadar taşıyışı..

babamvayla götürürüm ben kızımı deyişi..

büyüdükçe.. iskeleye gemiyi bağlayan halatlar yeni bağlanmakta.. çımacılar daha tek tarafı tutma yerli yaya iskelelerini gemiyle vapur iskelesi arasına atmadan havalı bir şekilde.. atlanıverildi.. iskeleden vapura..

kocaman lastiklerin arasından.. suyun köpürüşü yeşil mavi beyaz... helezonlanışı havaya saçılan tuz iyot kokusu.. yüze vuran sprey gibi tuzlu su nemliliği..

beynimde.. burnumda..

martılar bi de..illaki..

aşk öyküm yok..

bir iki vapurla sınırlı bakışma kesişme.. eminönüne kadar takip edilmem var.. laf atılarak.. önemsiz..

vapurda.. ama çok anım var..

istanbullu olmak demek..

şirketihayriye ile flört demek..illaki..

bu battı.. haydarpaşa kapatıldı.. artık beşyıldızlıotel olacak.. denizle kara bağlantısı kesildi.. anadoludan.. eminönü bağlantısı dul kaldı.. eski siyahbeyaz filmler.. belgesel oldu gitti.. elde tahta bavulla.. gelen.. anadolulu fakir delikanlı ..artık bir belgesel yıldızı..

hepsi yok olmadan.. ruhsuz proforma .. biletçi.. kontrolör ..insan ruhu olmayan geçiş mekanları yerleşip.. biz de unutmadan.. burada da bir zaman kapsülü olsun..

ey yolcular.. deyin bakayım siz de .. vapur.. iskele anılarınızı..

22 Kasım 2008 Cumartesi

....=D

eklemesem olmazdı..

mannnnyak diyecekseniz.. serbesttir.. demek..

sabah meylde gelen bi öyküydü o cümleyi düşündüren ... şimdi de.. gene bi meyl..

alıntılamasam.. size ataletin inip çıkabilme ihtimalini sevmenin ne olduğunu .. hatırlatmış olmazdım =D....

sağlıklı delilik dozunu korumak için ....

1-öğle yemeği saatinde..yolun kenarına parkedip.. arabanızda oturun.. güneş gözlüklerinizi takın..ve gelen geçen arabalara.. saç kurutma makinesi ile ateş eder gibi yapın..
yavaşlayan var mı bakın ...

2- sizden bişey istendiğinde..ne istenirse istensin..kim isterse istesin.. mutlaka.. yanında kızarmış patates de olsun mu diye sorun..

3- kahve makinesine dekafeine kahve koyun.. üç hafta sonra herkes kafein alışkanlığından kurtulduğunda.. ESPRESSO koymaya başlayın ...

4-dışarda yemek yediğiniz her yerde.. ciddi bir yüzle.. DİYET SU sipariş edin..

5- parti daveti aldığınızda.. daha beş gün bile varsa partiye.. BAŞIM AĞRIYOR diyerek reddedin..

6- ATM den para çekerken.. KAZANDIM.. KAZANDIM... diye bağırın...

7- hayvanat bahçesinden çıkıp.. otoparka ilerken.. koşmaya başlayın.. ve CANINI SEVEN KAÇSIN diye bağırın..

8- eczaneden prezervatif alın.. kasaya gidin ve DENEME ODASInın nerede olduğunu sorun..

buna terapi diyoruz..

*******

iyi bir hafta sonu geçirmeye kararlı atalet.....

Image Hosted by ImageShack.us

..

savaşan insanlar değil... devletlerdir..

öyleyse insan insanlığını devletletince devletleşince ya da devletlenince.. mi yitirmiştir...??


Image Hosted by ImageShack.us

21 Kasım 2008 Cuma

budua-litika


tarih mi bilmiyoruz..??

yoksa.. hafızamız mı kısa..??

bi anda bölündük gene..

cehape naaptıysa iyi mi yapar..?? yoksa.. elindekini de mi yitirir..??

değere sahip çıkan bi oydu son kale düştü mü.. ??yoksa aman sathımüdafaa dururken bezle vakit kaybetmeyelim mi..??

bunlar eskiiiii ... politikalar..

politika zatennn eskiiiii...

o çuvaldan.. bu fıçıya hep aynı hep aynı..

ama mızrak da çuvala sığmaz..

birleşelim zaten.. bölünüyoruz .. parçalanıyoruz da diyenler ..

e ne diim ben.. he ne diim...

daha kısa bi süre önce.. suçlanmıyo muydu.. ihlleri de zaten başımıza açandır.. k.e.lerini kapatan da.. odur.. diye..bugünlerin ilk temeller o zaman atılmıştır diye..

zamanında söylenmiş.. solunbinyıldayapamadığınısağbirgecede yapar demiş bu partinin lideri.. her zaman korkuları bu yönde olmuş.. elliden önce söylemiş.. cumhuriyetin ilk çeyreğinde ..

dindersleri konulsun..ihlleraçılsın diye bu parti teklif vermiş.. zira biz düşünmeyiz.. ya karadır ya aktır her zaman.. biz burada ulusun her bir kesim ve bireyidir.. ve.. bu yüzden .. dönersek yüzseksen derece döneiz.. öyle otuz elii hadi bilemedin yüz derece dönüş kesmez bizi..

sayım yapıyoruz arkadaşlar  bindokuzyüzelliden önce..

-türkçe isteyenler??

-burda

-otur seni dindüşmanıkafir..kaldın milletin sınıfında..

özdilinde isteyenler??

-burda..

-ha şööle basayım sizi sineimillete.. olur diye korkmuşlar da..

ne tarafız ne karşı hakkında konuşacağız demişler.. bu partinintemsilcileri.. elliden önce..

bu nedenle.. dışlanmamak için.. verelim bari bu teklifi derler ve pek bir çalışırlar dindersi konsun..ihaleler kurulsun teyteytey diye..   .. ama noolur..?? ha sorarım size noolur???

bu fikri veren.. en çok çalışan ve teklifi geçiren iki mv.leri.. bunun günaltayı var bi de adını unuttuğum şimdi.. seçimlerden hemen önce geçiverir partinin en demokratına..   180 dereceye.. havalarını  alırlar seçimden .. ve işte teö'den sonra bozuldu denilen bozulma o zaman başlaaaaaaaaarr... sürerrrrrrrrrr... gider.....gülebilir miyim lütfen burda ağlanacak halimize..

neyse bence aynı tastır aynı hamamdır..

ne seçmen değişir.. ne parti ne zihniyet.. ne salaklık..

olan samimi duyguları olan insanlara olur..

iyi etti bastı bağrına bak bi birleşme adımıdır.. diyenlere burdan selammm edeyim.. değildir.. bir bağır da yoktur.. sevgi ortamı da değildir..ha zaten birleşilecekse eğer.. birleşilmesi gereken esas başka sorunlu alanlardır..

bir politikacı en doğru olarak ne derse inanırım bilir misiniz..

"anamı kesen ben.. babamı doğrayan ben.. hiyaaaaaaa"

karıştırıyorum bilerek cümleleri.. kendimi değil sizin için var olan buduara....sözcükarayıp yine de yol bulup gelen olursa.. tadı kaçmasın diye..

selam olsun.. ben genelde tüm insanlığa ümidini kaybetmiş... sadece gençler  / maks. 29/ ve xx lere güveni olan biriyim.. benim görüşüm sayılmaz..

alper çağlar gergin yec.. bi de onlara güvenirim o kadar =P..

şimdi erzurumdan bi telefon gelmiş yeni parti kaydının mühür mürekkebi kurumadan.. ve yakalardaki rozetler çıkarılmadan..

evla mıdır hatunları sahnelere filan çıkardınız olmaz yani.. demiş ailenin babası.. e naapsın beton çimento işleri uzmanı yeni hizmet adayı.. düşünmüş mecburen.. doğru demiş haklı kayınpederim .. ve beyan etmiş.. ben artık yolumda yalnız devam edeceğim xxleriimmm bana evden canıyürekten katılacaklar.. cisme gerek yok..

aha bu bezi nası silkeleyeceğiz onu düşünün.. bu xylerin kafasındaki bezi..

bu bezi silkeleyemeyeni aldılar bastılar bağırlarına.. şimdi napıcaklar ben onu meraktayım.. varsay ki ihraç ettiler listeden.. =P kimse şaşırmayacak yanar dönerliklerine .. o denli güven kaybettiler.. artık ne yapsalar kazanamayacak kadar hayal kırıklığı yarattılar ki..

seçim boyunca bu konuşulacak.. teyle başlayan iki ye ve e ile biten sözcükten yaptılar diye söylenilecek.....ki söylenilir.. yeridir..uymasa da.. ne gam ...olsun.. emin abimden tam destek de aldılar..acık da onlar oynasın.. dedi.. fikri budur....hem alıcı hem verici denilecek.. doğru yaptı yanlış yaptı.. hah işte bak bir adım attı.. denecek.. yok mudur daha mühim konuşulacak..

ha bi de tabi bu cepheyi de ele geçirmek ve kalanı da kaçırmak için bir girişim de olabilir bu yurdumun eziciçoğunluk partisince.. paranoya mı doğrudur..paranoyaksın anne sen diyolar zaten bana.. e vardır bi bildikleri.. genç onlar.. güvenirim..

 

utanmıyorlar..

ne bölerken.. ne yönetemezken.. ne ideal ve prensiplerini unuturken.. ne yüzseksen derece dönerken.. ne kemik sızlatır.. kadın ahı alırken..

utanmıyorlar..

özetle..

sevinmeyin de üzülmeyin de.. taraf da olmayın.. tartışmayında..

herşey vatan için değil.. bir oy için.. sonra gene aynı tas aynı hamam.. tırmandırılmış beze de.. birleşmeye de katkısı olmadı olmayacak.. bir dönemdir var olursak gene yaşanırken çekirdekle onsekizlik yaa ikibinler de yapmış bunlar bööle bişi.. hatırlarız anne babalarımız diye.. anlatacak....

zekanın sosyal ve analitik olanını seveyim.. deneyimle birlikte sentezlenip kullanılanını seveyim..

ya bi rahat bırakın ve ülkemi seveyim...

öffff... 

kötü yanı.. ikide iki kadın gazetecinin.. tintintin..iyi oldu.. bu bez işi hallolur çabucak.. tintintin.. demesi.. artık sizlere de güvenemeyeceğimm ey ben nasıl bie zeka belirleyici sıfat kullanayım da.. hakarete girmesin bilemediğim xxler..eyyy...

ama sirmene burdan en yaldızlı en kocaman en sıkı sarılarak .. veriyorum öpücüğümü.. sadece tarih neden tekrarlar ille de .. bi onu anlatmadı.. gerisini bir bir hatırladı.. hatırlattı varolsun..

biline .... bugün kimse dokunmasın öpücüğe hepsi sirmene...

 

atalet.. yeni bir zıpzıp oyuncağı var.. 30 akîl kuştan geldi.. kanat sesleri gül yaprakları ve sevgi sıcaklığı ile.. hem de ben sana kıyamam dedi bana ya.. bakar mısınız şirinliğe..

yok bakamıyosunuz.. az soora bakıcaksınız.. =P


saat 11.59 tamam işte geldiiii..zıpzıpla tanışın ..


20 Kasım 2008 Perşembe

tamam tamam konuşabilecek hale geldim..

of of çivi gibi..

ben bebeklerle oynamazdım..çocukken..

nedeni bir çocukluk travması olabilir..

daha üç yaşındayken bir ankara bebeği getirmişti.. annem.. bana.. 40 gün gittiği ankara kursundan dönerken.. bez bebek büyük.. iki sahne var aklımda..

biri ben sedirin üzerinde ayakta duruyorum.. elimde bebek.. nerdeyse ben kadar.. ordan bırakıyorum bebeği boylu boyunca düşüyor.. alıp tekrar bırakıyorum.. gene yüz aşağı sedire kapanıyor.. alnında altın paralerı.. başından boynunun etrafından çaprazlanıp arkaya bağlanmış kırmızı yemenisi var.. kenarları pullu...

şıkırdıyor paralar.. bebek düştükçe.. zaten boyu bana yakın sayılır.. yumuşak değil bişey değil.. anca paraları pulları şıkırdıyor..

zaten kırk günlük ayrılığın.. hiç tanımadığım halalrın .. diyarbakırdan istanbula göçü hazırlayan ev tutan.. eşya yerleştiren babamı da görmemenin karşılığında verilmiş bi bebek bu .. yükü ağır yani...

S3700080

ikinci anı.. babam evde.. ben öğlen uykusuna yatıyorum.. ilkbahar.. annem okulda.. bebek koynumda.. uyandığımda bebek yok.. babam bir sandalyenin üzerinde.. elinde bebeğimin kafası.. benim uyuduğum odadaki soba deliğine tıkıyor.. bebeğin kafasını.. mevsimi gelmiş.. soba kaldırmanın.. daha uygun bişey bulamamış.. deliği tıkayacak.. xy pratikliği.. korkuşumu korkudan yataktan çıkmadan sessiz ağlayışımı hatırlıyorum.. bir cinayete tanık olmuştum.. annemin gelip olayı duyduğu zaman.. e be cemal e be cemal.. hiç mi düşünemezsin böyle şeyleri deyişini.. bi dahada bebek filan istemedim.. ta ki..

ama dur arada ben neyle oynadım onu anlatayım...

benim favori oyuncağım.. ayı.. eski ayılar hafif tüylü bi kumaştan dikilmiş.. içi saman dolu.. gözleri cam.. ağızları kalın siyah iplikle üç iri  dikişten oluşan.. ne yumuşak ne sıcak şeylerdi..ama insan sevdiyse.. bi kere gözü görmez hiç bişey..

boyunları sabitti başları filan dönmezdi....

kol ve bacakları ayrı parçalardı.... ve dipleri kalın mukavva ile sertleştirilmiş.. sonra gövdeye dikilmişti.. kısmen oynardı.. genelde otuur biçimde ve elleri hafif öne uzanmıştı..

S3700077

ilk ayımın adı naci.. sonra naci iki ve üç..

naci küçük eniştem.. çok sevdiğim.. yakışıklı bi adam.. bi de açıklamışım ona dört yaşımın çekiciliği ve utanmazlığı  ile..

bak bu naci.. çünkü seni çok seviyorum.. bi seni bi de onu seviyorum..onun için senin adını verdim demişim..

gülerek anlatırlardı..

bu kadar ayrıntısı ile anatomisini nerden biliyorum.. şurdan sevgili abim benden on yaş büyük.. baba gibi abime bırakırlardı beni.. bazı geceler.. dışarı çıkarlarken.. ve biz de bazen.. onunla birlikte.. oturur minicik kumaş parçalarından bir kare iki orta boy dikdörtgen.. iki ufak dikdörtgen keser.. ve yelek dikerdik..

kare parça arkası.. iki orta dikdötgen ön parçaları.. iki ufak dikdörtgen de.. askıları olurdu yeleğin..

ama sonra bi gün abim kirlenmiş naci diyerek yıkadı..

ve kış olduğu için.. samanları kurumadığından naci çürüdü..

çürümeden önce de zaten.. kol ve bacaklarının dibindeki mukavvalar yamulduğu için.. zaten talidomid kurbanlarına benzemişti..

benim paniğim karşısında annem anlatmıştı neler oldu ayıma.. nacime.. hatırlamıyorum tepkimi.. neler olduğunu.. ama bir diğer naciyle devam ettim sanırım..

bir daha yıkanmadılar ama daha kötü bişey oldu..

bir gün bahçede oynuyorum.. altı yedi yaşlarındayım..

kapıcı gelip naciyi alıp.. gözümün önünde.. çöpe attı.. babam söylemiş.. benim korku ve üzüntüden ateşim çıkmıştı..onu hatırlıyorum.. hasta yatmıştım birkaç gün.. var evet tıpta böyle bir hastalık psikojenik pireksi..

gene annemin e be cemal.. e be cemal.. ben yenisini alıp.. o uyurken değiştirecektim.. diye söylenişini..

sanırım bu olayla hiçbir oyuncağın.. kontrolüm altında olmadığını.. koruyamadığımı.. ayı ya da bebek farketmediğini anlamışım ki.. o sıralar amerikaya giden /meb müfettişi dayım nam-ı diğer pöti feti bana ne istersin dediğinde.. bebek demişim..

benim erkeklerimin sıradanı düzü yok..

dayı tutmuş bana dokuz yaşında kız çocuğu boyunda bir bebek getirmişti.. karasaçlı mavi gözlü.. ben öğlen uykusuna yatırıldığımda gene.. uyandığında dayın gelmiş olacak deyip yatırmışlardı o gün.. ve ankarada yaşayan dayımın üç oğlu ve eşi de bizde misafir olduklarından.. annemin yatağında uyutulmuştum.. uyandığımda ayak ucumda dikine tabut gibi bişi duruyodu.. gözlerimi ovuşturup salona gitmiştim.. kutuyu kendim açamamıştım o kadar büyük.. içinden ... bu koca çocuk çıkmıştı..

sağ eli yukarı doğru çekilince.. belli bir açıda yaklaşık 160 derecede filan sabitleniyor ve basit bir mekanizma sayesinde.. sol bacak ileri atılıyor.. sonra hafif yana eğdiğinde sağ bacak öne atılıyor.. sarkaç gibi..  yürüyen bebek..

erişkinler elinden tuttu ve yürüttüler.. ben??? hayır.. zira benim boyum bebekten kısaydı.. yani o kolu yukarı kadırıp sabitleyemiyordum.. olsa olsa.. o beni elimden tutup yürütürdü.. ben değil..

o bebek de oturamıyordu.. üzerinde kocaman dikkat oturtmayın yazıyomuş kutunun.. mekanizma kırılır bi daha yürümezmiş..

gene bir abimle evde kaldığım gün..

ben bunun dayısı isem.. bu bebek oturacak dedi.. abim.. etme yapma desem de ayırdı bebeğim iki bacağını.. oturttu..

oturuş o oturuş.. kaldırdığımızda bi daha dik duramadı.. kalçalarında öne doğru eğik.. yerde cüzdan arayan bir bebek..

elimin yetişmediği kol ayarlaması işlemine bi de.. kalçalara arkadan destek olma işi bindi..

hiç şansım kalmadı.. geçiverdi gönlüm..

bu bebeğin sonu ilerde ayrııııbir öykü..

ayıların da...

nerden aklına geldi atalet..

delici kesici cisimlerden buraya neden geçtin..

bir meyl geldi dün..

"ikinci hayatımda eğer hayvan olarak gelirsem.. ayı olmak istiyorum diye yazılmıştı ve nedenleri şöyleydi..

*ayılar kış uykusuna yatan hayvanlardr.. yaklaşık altı ay uyurlar.. bana uyar..

*ayılar uykuya yatmadan önce ayı gibi yerler .. şişmanlarlar.. bana uyar..

*ayılaruykuda iken golf topu büyüklüğünde bebeklerini doğrururlar.. bana uyar..

*ayılar uyandıklarında baya büyümüş oldukça yeterlilik kazanmış duruma gelmiş olur yavruları.. bana uyar..

*tüm dünya bilir ki.. ayılar çocuklarına zarar vermeye kakan kişi tepelerler.. bana uyar..

*çocukları da eğer sınırı zorlarlarsa.. çocukları da bi güzel tepelerler.. bana uyar..

böyle diyordu .. posta.. güldüm ve onayladım.. bana da uyar dedim.. gülerek..

sonra sabah çivi gibi çivi gibi.. çak çak çak çak.. durumu peydah oldu..

sakinleşmek için orda burda dolanırken..

bir başka ayıydı beni karşılayan..

abedede yangın vardı hafta sonu sahil kesiminde duydunuz belki.. vir oralı blogcu yangını ve korkularını anlatmış ve bu resmi eklemişti..

fi17

 

altında da.. bu ayıcık kurtuldu..  ev sahini annesi ikinci dünya savaşında yıldırım hava saldırıları sırasında onu kuluçka gibi saklamış..

diye yazıyordu.. ve ben de..

ordan kendi ayılarıma / ikinci dünya savaşından değil ama bizim evdekilerden koruyamadığım oyuncaklarıma geçiş yaptım..

ve iki sonuca vardım

1- ben ayı olmak istiyorum.. mümkünse hemen.. bi dahaki hayatı beklemesem süper olabilir..

2-rehabilitasyon uzmanı oluşumun ve hastalarımı böyle bağrıma basışımın nedeni.. çocukluğumda saklıymış.. bak farkedememişim..

************

resim.. bir..http://blog.liverpoolmuseums.org.uk/graphics/steiff_teddy_bear.jpg

iki.. bebek bulamadım ama geleneksel ankara giysisinin başı gerçekten hatırladığım gibi.. http://www.2023bilgitoplumu.com/resimler/geleneksel-.bmp

üç..e verdik ya bağlantıyı yukarda.. tıklayıverin bi zahmet..

*************

bu arada resim ararken.. kitre bebeklerin artık yok olmaya başladığını..

el yapımı bez bebeklerimizin avrupayı sarstığını.. ve batmanda hiç oyuncağı olmadan yaşayan bir çocuğun büyüyünce nasıl kırık bebek parçalarında süper bebekler ürettiğini ve bunların sanat eseri olarak kabul edildiklerini.. öğrendim..

seviyorum seni gugl.....

***********

yazıyı aktarmadan önce bloa.. birden aklıma bu kendi resimlerim geldi acayip eskiler zaten.. ama bi de benim kötü bir teknikle dijital ortama atışımla iyice flu.. gene de bir fikir veriyorlar diye ekledim..

... hala..

resimler... gugl görsel arama....

... devam

 

 

 

resimler.. gugl görsel arama...

...................

 

resimler.. gugl arama motoru

19 Kasım 2008 Çarşamba

dediler ki..

 

vakti zamanında.. hayvanlar bir balo düzenlemişler..

her hayvan en şık olmak için uğraşmakta imiş..

tavus kuşu kendisiyle gurur duyarmış.. güzelliğinden .. asaletinden ağır başlı yürüyüşünden.. ve o güzel sesinden..

evet o zamanlar tavus kuşlarının da çok güzel sesleri varmış.. bülbülden güzel şakırlarmış..

benim yılan derisi çoraplarım olmalı bu güzelliğe uygun diye düşünmüş.. bir şekilde bir kaç engereği tuzağa düşürüp öldürmüş.. derilerini soyup çorap gibi giymiş ayağına..

kurum kurum baloya gitmiş..

gece ilerledikçe engerekler çorapları farketmişler.. ve onların engerek derisi olup olmadığını anlamaya çalışmışlar.. tavus kuşu dansetmiş bütün gece engerekler ayaklarını tam göremesinler diye.. ama sonunda yorulmuş ayıbını gizlemekten..

engerekler de görüp tanımışlar soydaşlarının derilerini.. bir anda sadırmışlar.. tavuskuşuna.. ısırmışlar.. ısırmışlar.. ayaklarını kardeşlerinin intikamı için..

öyle yanmış ki canı kendini sulara atmış..

ayaklarını suya batırmış.. ama geçmemiş ne acısı ve yanması.. bağırıp ağlamaktan sesi de kısılmış.. neyin var ne oldu diyene.. ayak ayak dermiş sadece çatlak bi sesle..

işte böyle edinmiş o yandan çarklı yürüyüşü ve çatlak sesi.. ve aklından ayaklarının acısı hiç çıkmamış..

o günden beridir.. ayak dermiş başka bişey demezmiş..

***********

ay takviminde bu ay..

mavi fırtına yılının beşinci ayı...

ima /üstükapalılık ayı.. /ovırton ayı: arkada yatan anlam.. tek başına bişey ifade etmeyen ..esas müzik temasının arka planındaki armonik ses müzik.. boyalı yüzeyin yansıttığı ışık/ .. 15 kasım.. 12 aralık arası..

totem hayvanı.. tavuskuşu

odaklanılması gereken sözcükler..

güç : yetki vermek..

hareket : yönetmek

öz : ışıma

hareket yol göstericisi  : kendimi nasıl yetkin kılabilirim..

ima ayı.. öz güvenle güzelliğini sergileyen tavuskuşunun ışımasını getirir

merkeze giden ışınları temsil eder.. kendi merkezimizi anlamamıza yöneliktir.. kendi merkezimiz evrenin merkezidir aslında.. onu anlayıp yetkilendirince.. ışınlar bu kez.. hayatımızın her alanında güçlenmemizi sağlayarak.. yansır ve gerçek doğamız ortaya çıkar..

merkez çekirdeğimizdir..sükunettir.. masumiyettir..cesarettir..güçtür.. berrak görüşlülüktür.. ve sevgidir.. oraya ulaşıp yetki verdiğimizde.. şefkate.. bilgeliğe ve neşeye giden bir yolu açmış oluruz..

kendi doğal ışımamızı anlamak ve ifade edebilmek için.. kendi özümüzle ilişkiye girebilmek için.. ne yapabiliriz..

başkalarıyla ilişkilerimizi iyi bir düzeye getirebilmek için..

önce kendi özümüzle ilişkimize öncelik vermeliyiz.. kendimize duyarlı davranmalıyız.

bu dönem..

komutayı alma zamanıdır..

kendi rüyamızın kaptanı olma zamanıdır..

tutkularımızı canlandırma..

ideallerimize güç verme.. zamanıdır..

bu büyük bilinmezlik zamanlarında.. bu quantum geriliminde..ve hızlanmış değişim zamanında..

macera tutkusu da yaşasak.. inanç sıçramaları da.. yaşadıklarımızın çizgisel değil.. kendi sınırlarımızın ötesine yayılıp .. ışıyıp gitmelerini hedeflemeliyiz..

*********************

kend ovırton'unuza kulak verin.. arkadaki sese..

dediler..=)

18 Kasım 2008 Salı

fikrim geldi..

 

aslında simurgun yazdığı mini teori.. başlattı.. düşünürken elbet insanlara ve eh tabii ordan da nereye olcak kadınlara kayıverdi.. ama o yazının harekete has.. düşünce konusu duruyo kenarda .. o da ayrıca yazılacak..

oyun parklarını düşünün..okul kantinlerini.. hatta üniversiteleri.. hatta şu kocaman binaları gökturmalayanları..  çocukların belli gruplarda oynadıkları.. herkesin bi en sevdiği.. en çaktırmadan beğendiği..iç çekip göz süzdüğü.. bu devirde.. evet hala.. ve bir de mecburen oynadıkları vardır.. ya da konuştukları..içten dışa çemberlerdir bunlar.. ve içten dışa sırlar yaşam sevgiler paylaşılır... bu çemberler arasında..

aynı apartmanda oturduğunuz arkadaşınız.. yazın en iyi arkadaşınızdır.. devamlı beraber olabildiğiniz..

okul zamanı onun da sizin de.. okuldadır en iyi arkadaşlarınız..

ama ne olursa .. okuldaki en iyi arkadaşın... yazın apartman arkadaşınızı ziyaret ettiği zaman olur..

hevesle oynamaya çıkarsınız bahçeye.. ya da hevesle ararsınız hadi gel diye.. o "yok" der.. "benim arkadaşım var bugün gelmem".. sen ne isen arkadaş değilsen eğer..

"sen de gel".. demez.. çocuklar sahtekarlık bilmez.. sosyal cila sahibi değildir.. o yüzden eğer annesi duyup da "aaa.. ne ayıp arkadaşını da çağır beraber oynayın" demezse.. siz poponuza baka baka uzaklaşırsınız..

ha dese nolucak anne.. siz orada konu mankeni bile olmazsınız.. sevilmediğinizi istenmediğinizi biliyorsunuz artık.. yanlışlıkla bir bakışsalar.. bi fısıldaşsalar bile alınganlık yapıp ağlayarak evin yolunu tutarsınız.. ki  yanlışlıkla değildir.. bu fısıldaşmalar.. onu da bilirsiniz..

en kötüsü gelmişti başıma.. apartman arkadaşımla yürüyüşe çıkmıştık.. 13-14 filandık.. o zamanlar piyasa denirdi sanırım buna.. hala deniyor mu bilmiyorum.. işte vara yoğa gülerek saçma sapan konuşarak yürürken arkadaşım koşmaya başladı bi anda.. ve biz yaş bir kıza sarıldı.. okuldaki en iyi arkadaşı onlara gelmiş.. annesi de.. bizim olduğumuz yeri tarif edip göndermiş yanımıza.. yanlarına gittim yavaşça.. bi süre dikildim.. kıkırdaşırken beni görmediler bile.. hatta tanıştırmadı bile.. sadece bana dönüp biz gidiyoruz dedi.. ve ben orda öylece kalakaldım.. sanki tüm çevre bana bakıyordu.. diktim çenemi havaya.. sanki ayrılıp giden benmişim .. sanki gideceğim ve acele yetişeceğim bir yer varmış gibi.. saatime bakıp.. hızlanarak.. ordan uzaklaştım.. eve arka yollardan döndüm.. onur bu.. kolay mı.. koruyacaksın.. sen korumazsan kimse korumaz..

ertesi gün hadi oynayalım diye geldi.. yok dedim benim işim var biraz.. bir iki gün öyle hem onu hem kendimi cezalandırdım.. ama yaz uzun.. sıkıntı ağır bastı bi süre sonra.. gene oynamaya başladık..

üniversiteye yeni başlamışız.. aynı apartman arkadaşı.. iki fıstık.. aynı plajda gün geçirmekteyiz.. yeşilyurtta çınar otelinden denize girilir o zamanlar.. biz de giriyoruz.. spor ya da güneşlenmek değil tabii derdimiz.. bir de grubumuz var.. biri bizden büyük.. evi de yakın ona gidiyoruz.. öğlen yemeği yapıyor bize.. laf aramızda hala yaparım ondan öğrendiğim kaşarlı yumurtayı.. bir de grubun.. fırlaması var yakışıklısı.. bir de onun kuzini.. ve bir de sessiz ve sakin olanı.. ben sessiz olanla hafif flört halinde.. diğer herkes fırlamanın peşinde.. zengin çocukları.. rahat tipler.. bizi alfasıyla eve de bırakıyor bazen.. bazen plaj sonrası kafede oturuyoruz.. fırlamanın kuzini herkesin en arkadaş olmak istediği kız.. benim değil.. fırlama bana göre fazla saldırgan..

birgün annem su koydu.. yeter artık nedir bu sefahat hayatı otur kitaplarını düzenle okul açılıcak /ilkokuldayım ya =P/ bak bakalım neler var bu sene filan dedi..

eh annelerle itişmemek gerek.. o günü evde geçirdim ben..

akşam üzeri kapı.. benim ap. arkadaşı.. "kuzin geldi" dedi.. "ehliyet almış.. babası da araba almış.. bize bi tur attırıcak".. "ben gelemem" dedim.. "ben gidiyorum" dedi.. "sen bilirsin"..

17 yaşında nasıl bir meydan okumadır bu da diğer taraf direkt tehdit altında hisseder .. ve hemen sahip olmak bile istemediği şeyi korumak için karşı hamleye geçer.. bilmem ama öyle oluverdi işte.. anneme gittim "ben de gitmek istiyorum" diye..annem nasılsa izin vermez diye babana sor dedi/izin vermeme nedeni.. ben hiç babamdan izin almazdım da.. annene sor der diye düşünmüş olsa gerek annem/ ama yanıldı.. babam kendisine kaldıysa karar.. "e giiiit" dedi.. hala gözümün önünde.. şaşkın bakışı..

fırladım ben.. fıss.. duymadım bile.. annemin "ataletttttttt! " diye çığlığı basışını.. ve 20 dakika sonra takla atan arabanın içinden çıkmaya çabalıyorduk.. üç gün sonra o kız arkadaş.. geçmiş olsun ziyareti alıyodu fırlama oğlandan.. ben bi burkuk kol ve bi sürü fırça dışında bişey yazamamıştım kar hanesine..üstelik tam yasak çıktığından sonrasında hüzünlü bakışlı sessiz çocuğu da göremez oldum..

fakültede.. sac ayağı grubum oldu.. birimiz hepimiz için.. bir de kızlardan birisinin aşık olduğu çocuğun da içinde olduğu..  bi erkek grubu var.. bir şekilde tanışılıdı.. şekil de şu.. o erkek grubundan bi şaşkın da bana aşıkmış.. en iyi kız arkadaşını ben de tanıyorum ..onun aracılığı ile tanışıldı.. ben saf "of istemem ben bu şaşkını" diyene kadar.. benim sacayaklar beni kurban edivermişlerdi bile.. o erkek grubu ile tanışılmasının tek olanağı bu.. bizden büyükler.. kala kala başları dönmüş.. ben gene nadan.. yanıma gelip oturduklarında ortadan kaybolmayı beceriyorum ama..grupken mecbur onlarla beraber olmakta.. şaşkının hayranlığına tahammül etmek zorunda kalıyorum.. bir film var.. gitmek istediğimiz.. sacayaklarla beraber..laboratuar grubum ayrı onlardan.. çıktım geldim kantine .. yoklar..öbür kantine bakmak için caddeye çıktım.. arabaya binmekteler.. hoo nereye dedim.. biz sinemaya gidiyoruz dediler.. ya dedim.. iyi eğlenceler.. sonra bir takside idim.. eve dönmek üzere.. ertesi gün.. sacayaklarla da.. o grupla da tanışmamıştım ki zaten..

onur bu korunması gerek.. başkasının korumasına bırakılmaz..

e sonuçta salak değilim elbet.. üç kez yedik.. farklı modellerini.. bi daha yersek aptalız demek.. ki zeka da onur gibi.. korunmalı..=)

bir daha pek sacayağı modeli seçmedim arkadaşlıklarda.. kimseye yaramaz bence.. kalabalık gruplar daha renklidir.. ama genel etkisi ne oldu derseniz..

temkinli oldum ben..

birden dost da olmam.. birden red de etmem.. kişi az sabırla kendini belli eder zaten.. yaaa şaşırın elbet.. burdan ööle herkeslere öpücük.. sevgi.. kucak.. aa atalet bizi kandırıyosun sen..

hayır.. aslında hemen belli eder kişi kendini.. bir süre geçip.. belli edemiyorsa.. o daha fena..aman uzak durmalı..

çok belli ediyosa..  çok anlatıyosa.. çok herşeyden anlıyor .. çok herşeye yetişiyorsa.. çok beğeniyorsa.. gene öyle.. amman ha.. derim ben..

korkaklık mı.. bilmem.. keyif zor elde edilen bişey.. korunmaları gerek.. onur gibi.. ve doğanın yasaları var.. ve yasalarla oynayınca sonuçlar iyi olmuyor.. bakınız nükleer bomba.. basitçik elektron oynamalarından.. çekirdek patlatmaya.. kısa bi adım.. unutulmaz etki.. doğanın denge yasaları da korunmalı.. onur gibi..

halkalar dedik değil mi.. oyun halkaları.. insan  halkaları.. o halkalar dıştan bakıldığı gibi değildir.. kadınların bulunması ile.. halkalarda hep hareket vardır.. atomlar gibi.. elementler habire enerjik yer değiştirir.. dış etkenlerin etkisi altında.. fizikte bunun sonucu bir enerji oluşmasıdır..  titreşirler .. ya da  kendi etrafında döner ..  bir de halka atlayanlar var..  hepsi de bi şekilde çevreyi etkiler..

demem o ki.. atomlar öyle kağıt üzerinde durduğu gibi durmaz.. iki atom bi molekül yapar da o da pek uslu durmaz.. genelde bunlar içinde  habire elektron oynamaları vardır.. işte bunu.. kadın gruplarına uygula..

kadın ilişkileri de böyledir.. hareketlerin nedeni o halkaların oluşturduğu grubun değil.. sadece bir kadının bir hedefi seçmesi olabilir.. ya da sadece hareket istemesi.. ya da daha hoş görünen bi halkaya geçme arzusu ama bi kıpraşır.. mecbur tüm elektronlar şööle bi hareketlenir..

bazen de başka bir şey olur.. bir elektron fırlar.. yerinden..kopar gider.. ona ne deniyor çağlar.. o ne oluyo?? peki.. elektronu yerinde tutan çekirdek çekimi mi.. =D.. biri gidince.. geride kalanlarda etki ne oluyo.. peki ya elektronlar arasına bi tane pat diye dalınca.. onun etkisi nedir.. çağlarrr.. çalışıyorum işim var dinlemem .. cevap isterim..

deyip deyip diyemediğim.. o ki..

ben genelde bu elektron harketlerinden pek hazzetmem.. ben sabit bişeyim.. beni itiştirip yerimi değiştirmeye kalkanlara da pek takmam.. başkasını itiştirip ısı enerjisine yol açana da.. sonuçta kendi sınırımda bi elektronum..en fazla hedbeng severim.. hadi oyanın hatrına pogo da olur.. ama rak barda =P.. günlük  hayatta.. hafif bi heyecan yaratsa da.. sonucu belirsiz bi kere.. amaca yönelik değil..

aman ya.. işte bi garip elektron değil miyim ben.. fırlayıp gitsem de.. orda sabit dursam da değişen bişi olmaz.. benim için.. derim..

peki  ben ne anlattım ki..

bilmiyorum..=D..

hayır bi de fizik sevmem.. zaten bi olasılık hepsini karıştırmışımdır.. =P..

kıyaslama devam..


ben yeşilköy yazacaktım di mi..
nerdeyse unutacağım.. izlenimleri..
bu yeşilköy meyhane grubum.. eski işyerimden..
ben çok vefasızımdır.. arama sorma konusunda.. ha merak ederim endişelenirim ayrı .. ama arayayım sorayım .. ay bak 15 gün oldu bi ses çıkarayım demem..
meyl ile yaparım.. ama bu grup meylleşmeye sıcak bakmıyor.. bu nedenle aradılar aradılar sonunda e patla dediler belli.. haklılar da..
birkaç kere ziyaretime geldiler zamanında  iş yerinde.. ama sonra mekke mi burası vazgeçtiler.. haklı olarak.. neyse geçenlerde bir meyl geldi..
telefonu arızalanmış dataları kaybetmiş telefon numaralarımı soruyodu..ben de cevap ettim.. ve artık bi görüşsek dedim ve hemen ertesi güne organize olduk..
kadın isterse =D..
süper oldu.. birini 2 diğerini 4  yıldır görmemişim..
yuh bana..
bazen bir düzgün gidesi geliyor işlerin .. şişliden ataköye 22 dakikada gittim desem.. inanan istanbullu çıkar mı?? hem de saat altıda desem.. =P.. ama gittim.. ordan beraber yeşilköy.. bu sefer mekan bildiğin sakin balık lokantası minik.. liman modeli.. eski.. babadan oğula devir.. topikli filan mezeleri.. zurnası dansözü yok.. müziği dikkat çekmeyecek kadar.. yunanla türk müziği arasında.. sohbeti aksatmıyor...
yerleştik.. siparişlendik..
önce özetler geçildi.. uzun sürdü elbet..sonra gene got çocuklar.. geçer geçer tesellisi.. nedense geçmesini ister gibi bi izlenim bırakıyorum demek.. dedim ben rahatsız değilim.. herkes neler oluyo büyürken.. sonra mecbur değişiyo.. sadece uzun süredir görmeyenlere uyarı diye söylüyorum.. diyalog genellikle şöyle seyrediyor..
-çekirdek nasıl....
-got oldu.. pembe dönemini tamamladı..siyah dönemini sürmekte..
-18lik..??
-o siyah dönemini bitirdi.. artık gri tonlarını da kabul ediyor..
-sk nasıl??
-her zamanki gibi.. izini belli etmeden yaşıyor..
-sen nasılsın ??
-süperim.. bomba gibiyim..
budur verdiğim cevaplar..
ama niyeyse hemen teselliye başlıyo millet.. geçer geçer.. ergen hal diye.. bak bizim yeğen komşy filan da öyle olmuştu düzeldi.. diyolar.. sanki hastalık.. geçmesi gereken..
sonra efendim.. esas gecenin sürpriz konusunu konuştuk.. masada yemek yerken.. hem de kayınbiraderin evinde.. eşinin bir lafı üzerine.. bence sen artık git deyivermiş benim arkadaşlardan biri.. git ve geri gelme..
gitmiş adamcağız da.. denemiş bi iki geri dönmyi.. biraz da rest filan çekmiş.. yazlık ve kışlık neyi varsa aldırıp evden.. ama yememiş hatun.. ben ama sen onu çok severdin.. toz  kondurmazdın.. başkalarına tersleniyo ama sana terslenmiyo diye miydi.. dedim..
öyleymiş dedi.. beni hedef seçince.. 3 ay dayanabildim dedi gülümseyerek..
güzel içtik.. ama araba kullanacak kadar.. ve çok keyif aldık.. her ay tekrarlamaya karar verdik.. ve ben tabii bolca fırça da yedim.. aramayan olarak.. ben de tamam ya dedim.. kötüydüm.. ama acaba artık iyi olabilir miyim diye bakıcaz mı?? bakmıyacak mıyız.. ona karar verelim..
e hadi madem bakalım dediler =)
bu sefer yağmur yoktu.. kimseyle rekabet kıyaslama da yoktu zaten etrafa sadece.. ben müsaitim varsa değerlendireyim diye kocaman gülümseyerek.. bakan sksını kovalayan vardı .. bi de.. çıtır konusu vardı.. herkes bi ara çıtırdamaı.. konusu gündemde idi.. ve kesin karar orta yaşa yaklaşan hatunların bu çıtır işini hiç de ters anlamamaları idi.. kendileri için elbet.. ama çıtır yaşı konusunda ortak karar yok.. =P benim favorim 28 hadi bilemedin 29dur bilirsiniz.. ama   onlar daha ileri düşünmekte.. de.. o yaşta da işi çok olur .. hedefi olur.. makam derdine düşer.. dedimse de.. toplantısı olur.. vakti az olur her istediğinde görüşmeyi beceremezsin .. dediysem de.. yok ikna edemedim..
birinin kocası da çok kıskançlaşıvermiş birden.. her dakika olay çıkarıyormuş.. güzel kadındır zaten.. çekici ve sıcaktır..ama hafif yaramaz erkek çocuğu gibidir beden dili..öyle yatak odası gözlü flörtçü bi kadın değildir.. ama gene de engel olamıyormuş..  hatta geçenlerde 12 yaşındaki kızları bile.. bundan etkilendiğini belli eden bişi söylemiş.. yok anne babam kızıyor deyivermiş.. etkilenmiş kadın..
bu kız çocuk farklı bişi.. onun bi söylediği ile.. kadın birden sadece kendi hayatını değil.. kızının da rol modeli olarak onun da hayatını etkilediğini farkediyor ve.. birden gözünün önüne kızının senin yaşındaki hali beliriyor.... senin gibi davrandığını hayallemeye başlıyorsun .. eğer keyif veriyorsa bu hayal devam olduğun gibi olmaya.. yok için daralıveriyorsa.. e hadi hemen değişmelisin demek.. hem kendin hem de kızın için.. bir taşla iki xx kaderi değişiyor..
bir de.. gecenin çözülemeyen konusu.. neden sadece benim sigaramı yakmaya koşuyodu garson.. onlara hiç gelmiyodu ..
yemek bitiminde.. kolkola girdik ve birlikte yürüdük.. ve arabalara binmeden sıkı sıkı sarıldık.. ayrılmadan..
bu sefer.. ayrılınca.. başka biryere gitsem de içkiye cila yapsam .. geceleri uzatsam.. istmedim.. doygunduk..
bu sefer.. kadınlarla olmanın keyfiydi yaşadığım.. keyifliydik..
bu sefer kedi kadınlarca değişik bir yem  gibi koklanmadım ..  bağıra basıldım..
bu sefer..kadınlığını sorgulayanların hüznü değil.. hayatını demir bilek yöneten .. rasyonel kararlarını kendi isteklerince tam da zamanında.. şüphe duymadan veriveren.. ve kadın olmanın keyfini de gereğince sürüveren kadınlarla olmanın cilalı duygusu vardı.. o da hüzün değildi zaten.. "gözlem ve farkı farketmek" di..
farkı farkedince yolu ayrımanın gerektiği kararını vermeme lüksüm var benim..
ilişkilerimi dilediğimce götürme  lüksüm var..
ve hatta kötü kadınlıktan vazgeçiyim iyi oliim.. var mı izin deyince.. kocaman gülümseyebilen.. xxlerim de var..
süper di mi =P...

17 Kasım 2008 Pazartesi

konu mankenleri.. bülbül yuvası.. ya da eskiler..

eski dostlar haftası gibiydi.. geçen hafta..

hızlı geçti..

bir yandan takvimle ilgili gelen resimlerle ilgilendim.. diğer yandan işler buhran görmemiş durumda.. her yer dolu.. her an dolu ..

buna vinziplenmiş gribim de eklenince../hergün üçgünlük peryodlarından birini bir günde  yaşayıp yedi on gün yerine üç günde geçtiği için bu adı taktım/..gezmeler de araya sıkışınca..oturup düşünemedim bile..

oysa atalet naapar..düşünür..=)

dün akşam işte biraz düşündüm.. şarabımı yudumlarken..

ilki nişantaşı meyhanesinde bir yaşgünü kutlaması.. lise arkadaşları arasında.. sırf xxler.. grek müzik.. bu yerler ihtiyaca yönelik açılıyor.. o kadarcık grek müzik bilgisine.. o kadarcık yunan yemeği bilgisi katıp.. açıveriyorlar yerleri.. mavı boyalı sandalye beyaz örtü sızma zeytinyağı sarmısak.. oldu işte.. kuul taverna.. sevmiyorum ben .. özenti gibi..ama gitmek gerek.. bazı topluluklara .. yere değil.. kişilere bakılarak katılınmalı.. bu da öyle işte..

iki üç diyalog var aklıma kazılan..o geceden..

biri öykü yazmaya saran bir arkadaşımla ilgili.. aslında öykülerinde gizlenen kadınla ilgili en ufak bir ipucu vermez..

yaşamında.. pat pat konuşur.. inatçıdır.. her daim haklıdır..inanır buna.. okulda da şimdi de çok yakınım değil.. hep grup içinde.. ama öykü yazmaya başlayınca şaşırttı beni..

eh yazar eserinde kahramanında gizlidir di mi.. "madam bovari benim.." demiş kocaman klasik erkek yazar bile.. ben mi reddedeceğim..

bir öyküsü bir yoğun bakım hemşiresi.. bir kronik bakım hastası.. ve hastanın ailesinin.. uzun bir dönemini anlatıyor..

tanık olduklarıma çok benzer detayları var.. çok gerçekçi ..

sorguladım.. kişiyi nasıl yazıyorsun.. öykü an be an mı gelişiyor..  yoksa önden mi kurgulu.. etraftan..senden bişeyler var mı.. eğitimini aldın mı.. çoğuna  hayır dedi.. anlık.. yaşamımdan yok.. o zaman dedim ki..

öyleyse.. bu öyküdeki hemşire gibi yufka ve sıcak birisin sen.. bu meslekten olsan böyle biri olurdun.. öyle mi?? tuhaf.. her ne kadar cadı görünsen de.. demek sevecen birisin.. birden dondu..

dedim ben seni tanımıyorum.. sadece buralarda görüyorum.. birebir yaşamını bilmem.. ama bu ortamda cadısın sen.. güldü sonra..

bana cadı dedin dedi.. diğerleri de donmuştu.. bana onu cadı anlatanlar =P.. ama dedim ben cadıyı pek kötü anlamda kullanmadım.. aslında.. senin konuların üstünü kapamamana.. karşı tarafa tüm savlarını anlatana kadar.. konuşmayı  sürdürmene.. boş vermemelerine sıcak bakıyorum.. =)

öyküye döndük gene.. ben dedim ressamı eleştiren çizmeci gibi yapmayacağım.. çizmeden yukarı çıkıp diğer öykülere birşey demeyeceğim.. ama bu öykü ile seni değerlendirebilirim.. bence.. iyi bir öykücüsün sen.. hele de yaşamını katmıyorsan..

katmıyorum dedi.. sadece çok okuyorum.. yazmak için okumalısın.. çok okumalısın.. =)

sevdim bunu.. bir yandan kazana biraz daha bakarat katan.. bir yandan iksirlerini etrafa sunan cadı imajına tam oturdu bence..

ikinci gözlem gene o geceden..

ağırlıklı olarak kadın böyle şık yerler.. masalarca kadın var.. tek tük çift.. eser miktarda erkek görüyorum..

nerdeler dedim erkekler..yanımdaki arkadaşa..

ben de kocama sordum dedi.. geçenlerde.. onlar kebapçıdalar dedi bana .. ne işleri varmış erkeklerin çıtır meyhanemside ya da kafede =P

gülüştük.. o arada yan masadan bir hatun.. orta yaşlarda.. güzel vücutlu.. seksi bir giysisi olan ve sarışın elbet.. inanılmaz güzel sirtaki oynamakta.. yedi sekiz kişilik bir kadın grubundan biri.. diğerleri oturmakta.. bir bu hatun bir de onun yanında oturan gene onun gibi güzel danseden biri.. ama bu hatunun giysisi o kadar güzel ki.. o kadar dikkat çekici ki sırt ve ön dekoltesi.. hele de.. uçuçböceği kanadı gibi bacaklarının arasından yukarı yükselen ve uyluklarını her adımda ortaya koyan bacak dekoltesi.. gözleri oraya çekiyor ve orda da kalıyorsun.. yani ben kaldım siz de kalırdınız =P..

modacılar ne derse desin.. birden fazla dekolte de güzeldir..=P ve güzel bir beden ve güzel bir dekolte ve uyumlu beden hareketleri birleşince.. güz alıcı olur..

beden hekimi olarak bir de ayrıca.. bedeninin bu hareketten ne kadar keyif aldığını.. her adımın tadını.. keyfini nasıl aldığını ve ayrıca bu nedenle dansının daha bir özgün olduğunu da eklemeliyim..

bizimkiler oynamaz.. ben de =P ama farklı nedenlerle..onlar hiç oynamaz.. ben bu ritmle =)

gecenin bitiminde çıkışta.. kapı önünde.. beni şoka soktular..

o hiç pistle ilgilenmeyen.. ciğerci kedileri..meğer ha bir izlermiş.. o nasıl bi dansmış.. o nasıl bir kılık ve nasıl bir kadınmış..

biri şık pantalonunun üzerindeki pahalı gri uzun kaşmir yılın modasına uygun.. hırkasını çekiştirip.. bir onun kıyafetine baktım.. bir kendime... iyi ki M.. yoktu.. o da bir ona bakacaktı bir bana .. diyip kıyaslamalı ruh sıkıntısını..

az daha dekolte ama pek ağırbaşlı olan diğeri .. güzeldi ama biraz ucuzdu diyerek sınıfsal sıkıntısını..

biri kendinize gelin .. bakıp öğrendiniz mi.. diyerek .. kendinden ümitsizliğini..

kimi de.. beyaz gömlek yakalarını.. iri yüzüklü manikürlü elleriyle çekiştirip.. bi de halimize bak sınıftan çıkmış gibiyiz diye kendilerine yönelik pişmanlığının eleştirisinin yerine daha iyi olabilirdim ama böyle olmayı seçtim duygusunu  dile getirmekte..

biri daha açık sözlü.. ben de böyle olmak istiyorum.. diye açık açık ifade edecek cesarette gerçi..=)

gruba yakın duran ve aracını bekleyen yalnız uzun boylu ve yakışıklı biz yaşlarda.. gri saçlı .. bu nedenle aslında benim ilgi alanım olmayan.. =P.. ama grubun konuşmalarını duydukça bastırmaya çalıştığı gülümsemesi gözlerinden fırlayan .. bu nedenle.. benimle ortak bir özelliği olan .. xy.. dayanamıyarak uzaklaştı birkaç adım..

tam o anda ben de.. utanıyorum sizden dedim.. ümitsiz vakasınız.. okul çıkışı gibi yaptınız.. burayı.. o zamanlar öğrenmediyseniz daha önce öğrenmediyseniz.. şimdi hiç öğrenemezsiniz.. hadi bakiim sarılın hırkalarınıza.. ancak kozalarınıza kocalarınıza gönersinz bu kafayla.. dedim..

ben mi.. herzamanki gibi.. siyahlarımdan yüksek topuklarımdan bir seçmece giyinmiştim.. ve ben artık beyaz yakanın.. gömleğin ya da.. giysinin kadını kadın yapmadığını.. sadece tablonun çerçevesi olduklarını biliyorum..

tablo neresi mi.. gözlerinden görünen beynin..

sonra yağmur yağmaya başladı usul usul..

haydi ben biraz yürüyeceğim dedim..yağmur çok güzel çok uyarıcı..  gece yarısını biraz geçe nişantaşı bulvarından yukarı..bizle gel bizim arabaya gel.. bizim taksiye gel nidalarından omzumun üzerinden el sallayarak  uzaklaşıp.. yakışıklı uzun boylu hala arabası gelmeyen xy nin önünden.. gülümseyerek ve başımı sallayarak geçip.. yüksek topuklarımın tepesinde.. yağmurun altında.. henüz ıslanıp rengi koyulaşmakta olan parketaşı kaldırımların üzerinden parlak vitrinlerin önünden .. şemsiyesiz.. yürüdüm..

çok güzeldi.. uzasın istedim daha.. aslında.. uzun uzun yürüyeyim..ordan devam etsin gece..ıslanıp çocuklar gibi bir bara gireyim üşümüş.. bir yerlerde bir kadeh şarabın önüne bir tezgahın arkasına oturayım.. bu düşündüklerimi anlatayım .. birine.. kıkırdayayım.. ama iş günü ertesi gün.. arabamı aldım..eve yollandım..

bu kadınlar benim arkadaşlarım belki.. ama .. hayat biçimim değiller.. fazla adanmış.. fazla korunmuş.. fazla kalıpçı.. fazla alışılmış .. fazla düzgün.. haklarını vermeliyim .. süperler..kadın eş anne olma konularında süperler bazıları iş yaşamında ..  ama farklı kulvarlardayız..

onu düşündüm.. kadın dostlarımı..

bazılarının yanımda olmalarını seviyorum.. kökler.. eskiler.. çocukluğumun tanıkları onlar.. ama ilerdeki hayatıma pek birşey katamıyorlar.. katmayacaklar..dostlukları biraz kuralcı o yüzden .. bana karşı biraz meraklı kediler gibiler.. koklayıp.. burun kırıştırıyorlar.. sorularını diyorum canım.. ve o gece.. got kızımın resmine cep telefonumdan  bakarken.. gizlemeyi başardılarsa da.. eleştirilerini.. iç kapakta kıyıp da silemediğini görüverince.. bu ne dememeyi başaramadılar.. o gece ıslanıp gitmeyi hayal ettiğim o barda karşımda onlar olsun istemezdim.. biliyorum.. ama sanırım sizlerden herhangi biri olabilirdi.. bu da çok keyifli bir duygu..

ben mi.. ben biraz üzülüyorum... kuş yuvalarının güvenliğine fazla kısıtlanmış .. fazla sınırlanmış.. bu kadınları.. kuş yuvası derken.. ruhlarını kastediyorum .. kendilerine ruhlarında oluşturdukları bülbül yuvalarını..

bülbül yuvası tam kapalıdır biliyosunuz değil mi.. bir minicik delik dışında.. mideye benzer.. yumurtaları korusun diye.. kartal yuvası gibi de değildir.. martı yuvası gibi de.. açıkta da değildir.. yüksekte de.. birilerinin evinin saçağında  ve dört tarafı kapalı..

uzadı biraz..

iyisi mi ben devamını..  yeşilköyü yarına anlatayım..

resim: paris atelier

ister eski kadın dostlar deyin ister tozlu konu mankenleri..



Image Hosted by ImageShack.us

Follow my blog with Bloglovin